Anahtar kelimeler: Konumumunda Caddeyi Refüjde Takla Direğine Hızını Atması Yönüne Takiben Kaybedip

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ---- sıralarında davalı sürücü --- sevk ve idaresindeki ----plakalı otomobil ile 34. caddeyi takiben ---- istikametinden ------yönüne doğru seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybedip sol taraftaki orta refüjde bulunan ağaç ve aydınlatma direğine çarparak takla atması neticesinde otomobilde yolcu olarak bulunan müteveffa ----- ölümüne ilişkin dava konusu trafik kazası meydana geldiği, davacının otomobilde yolcu konumumunda bulunan kızı ---- vefat ettiği, söz konusu kazada ----plakalı araç sürücüsü ------- (aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş,yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) maddelerihi ihlal ettiğinden %100 oranında asli kusurlu olduğu tespit edildiği beyan edilmekle, fazlaya ilişkin talep vâi dava hakkımız saklı kalmak ve ıslaha tabi olmak üzere; Müvekkili ------ vefatı sonucu destekten yoksun kalması nedeniyle davalı ---- davalı asiller ------- yönünden müştereken ve müteselsilen, 100,00 TL Destekten Yoksun Kalma Nedeniyte Maddi Tazminatın (sigorta şirketi yönünden 'başvuru tarihini müteakip temerrüdün oluştuğu tarih itibariyle; davatı asiller yönünden ise olay tarihi 17.08.20 itibariyle) işletilecek yasal faizi, yargılama giderleri ve vekâlet ücretiyle birlikte müşterek müteselsil davalılardan alınarak davacıya ödetilmesine, destekten yoksun kalma nedeniyle uğranılan karşılık davalı asiller yönünden müştereken ve müteselsilen 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işletilecek yasal faizi, yargılama giderleri ve vekâlet ücretiyle birlikte alınarak davalılardan davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:Davalı---- dilekçesinde özetle; --------- iş yerinin sahibi olduğ,u kendisi araç kiralama işi yaptığı,---- plakalı aracını kabis girişi yaparak 3 günlüğüne ------ adlı şahsa kiraladığı, müvekkilinin araç kiralama işi ile ilgili yapması gereken bütün prosedürü yerine getirdiği işini özenle yaptığı, müvekkili ile aralarındaki kira sözleşmesi gereğince aracını ---- adlı şahsa teslim ettiği, kiralanan bu araç----- idaresinde iken yaralanmalı ve maddi hasarlı kazaya karıştığı, yaşanan trafik kazasında sürücü ---- yaralandığı akabinde ----- vefat ettiği, her ne kadar davacı tarafından müvekkili aleyhine de dava açmış ise de davanın nedensellik bağının kopması ve husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesini, kaza anını gösteren kamera görüntüleri, tanık beyanları, açılan soruşturma dosyası, bilirkişi raporu ve diğer tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin bir kusurunun olmadığı, olayın kendisinin rızası dışında meydana geldiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.------- cevap dilekçesinde özetle; davacının müracaatı üzerine, müvekkili şirket tarafından destekten yoksun kalma tazminatı ödendiği, Davacı ile yapılan protokol, sulh, feragatname ve ibraname ile; müvekkili şirket tarafından, müteveffanın babası ... hakkında yapılan hesaplama üzerinden %20 müterafik %20 hatır taşıması indirimi tenzil edilerek karşılıklı olarak mutabık kalınmış olup davacı vekili ------ ödenmiş bulunulduğu, işbu ödeme davacının da kabulünde olduğu beyan edildiği, diğer taraftan bizzat başvuranın vekili tarafından ibra edildikten sonra bakiye destekten yoksun kalma tazminatı iddiası ile müvekkili şirket aleyhine dava açması da yersiz olduğu, müvekkili şirket tarafından yapılan ödeme ile başvuranın zararı giderildiği ve başkaca bir sorumluluğu kalmadığından davanın esastan reddini, kusur oranlarının belirlenmesi için dosyanın kusur bilirkişisine tevdini, her durumda destek tazminatı hesabının -----maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılması, her halükarda müteveffanın hayatta olan annesinin payı ayrılarak hesaplama yapılması, somut olayda müteveffanın sigortalı araçta yolcu konumunda bulunmasından dolayı %20 hatır taşıması indirimi yapılması, yine müteveffanın alkollü olduğunu bildiği sürücünün kullanmış olduğu araca binmesinden dolayı %20 müterafik kusur indirimi yapılması, her durumda muaccel bir alacak oluşmadığı için müvekkili şirketin temerrüde düşmediği dikkate alınarak yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasını beyan etmiştir. Davalı------- dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisiz olduğu, davaya konu talepler, davalı müvekkilinö yönlendirilmekte yasal sürelerden sonra ileri sürüldüğü, davacının davasının reddinin gerektiği, ayrıca açılmış bir arabuluculuk işlemi bulunmadığı, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini, toplanacak delillerden de anlaşılacağı üzere, eldeki elim olayda, tarafların alkollü oldukları, üstelik de müteveffanında çok ciddi biçimde 2,25 promil alkollü olduğu görüleceği, davalı müvekkilinde tespit edilen alkol ise sadece 1,65 promil seviyesinde olduğu, Ceza dosyasında ifadesine başvurulan bilgi sahibi ----fadelerinde somut biçimde yer aldığı üzere, müteveffa ---- aracın kiracısı olduğu sabit olan davadışı ---- de defalarca arabayı istediği, Müteveffanın alkollü olmasından dolayı da ----- aracı kendisine vermediğinin sabit olduğu,---- sıcak zamanlarından olan ------ayının tam ortasında olunması sebebiyle, aracın klimasını açıp, içinde sadece oturacaklarını beyan eden müteveffa ---- ve davalı müvekkilinin araçta oturur iken, müteveffanın daha önceden ------- defalarca istediği arabayı, davalı müvekkilini zorlayarak davalı müvekkilime sürdürdüğü açık olduğu beyan edilmekle, arabuluculuk işleminin usulsüzlüğü nedeniyle reddine, dava zamanaşımı nedeniyle reddine, yetkisiz oluşu nedeniyle-------- Mahkemelerine gönderilmesine, davanın esasında davacının vefat eden kızının etkisi/katkısı nedeniyle öncelikle tümden reddine, kabul görmez ise ciddi oranlı biçimde indirimler uygulanmasına, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava, davalı destekten yoksun kalma nedeniyle maddi manevi tazminat davası olduğu görüldü.Dosyanın kusur raporu alınması hususunda ---- gönderildiği, ----------- tarihli raporunda özetle; Kaza tespit tutanağı ve ekindeki kroki tetkik edildiğinde, olay mahallinin yerleşim yeri içi, cadde, bölünmüş yol, viraj ve eğimli, şerit sayısının 2 ve genişliğinin 3.5 metre, yol platform genişliğinin 10 metre, azami hız limitinin 70 km/s, zemini asfalt kaplama, yol yüzeyinin kuru, havanın açık, vaktin gece, aydınlatma olduğu, fren izi tespitinin olmadığı, sürücünün sürücü belgesiz olduğu belirtilmiş olup laboratuvar tetkik sonuçlarında sürücü -----1.65 promil alkollü olduğu, yolcu ---- prombil alkollü olduğu belirtildiği, ---- tarihli ------ sunulan bilirkişi raporunda, kazada sürücü ---- asli %100 oranında kusurlu olduğu kanaati belirtilmiştir. ------ Mahkemesine sunmuş olduğu müşterek raporunda, kazada sürücü ---- asli kusurlu olduğu, müteveffa yolcu --------- kendi ölümünde alt düzeyde tali kusurlu olduğu kanaati belirtilmiştir. Müterafik (Birlikte) kusur kavramını belirten; TBK Borçlar Kanunu'nun 52. Maddesine göre; 'zarar gören... zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş, yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise; Hakim, tazminatı indirebilir ya da tamamen kaldırabilir' olarak düzenlenmiştir. --------- sayılı ilamı) dava konusu kazada müterafik kusurun bulunup bulunmadığı ve değerlendirilmesinin takdiri sayın mahkemeye bırakılmış, müterafik kusur dikkate alınmadan kazanın oluşumundaki kusur durumları gözetilerek kaza irdelenmiştir. üm dosya kapsamı, tüm beyanlar, kaza tespit tutanağı ve ekli krokisi, ------- Mahkemesine sunmuş olduğu müşterek raporu, bilirkişi raporu incelendiğinde; kazanın yukarıda olay bölümünde açıklandığı biçimde gerçekleştiği anlaşılmış olup aşağıdaki kanaate varılmış ve kusur gerekçeleri belirtilmiştir. Mevcut verilere göre;-Davalı sürücü------- sevk ve idaresindeki otomobil ile yerleşim yeri içi, caddede seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde, seyrini aracının teknik özellikleri ile mevcut yol ve zemin durumlarının gerektirdiği şartlara göre ayarlamadığı, yola gereken dikkatini vermediği, aracının seyrini kaplama üzerinde tutamayıp sevk ve idare hatasıyla direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle sol taraftan yol dışı kaldığı kazada, Davalı sürücü ---- %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapor sunulduğu görülmüştür. Dosya aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişinin raporunda; bakiye ömür hesabına ilişkin:------ sayılı ilamı incelendiğinde; “gerek öğretide ve gerekse uygulamada tazminat hesabında bir yıl 360 olarak kabul edildiği, davacıların gerçek maddi zararının, 360 gün üzerinden hesaplama yapılarak belirlenmesi gerekirken, mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda, 365 gün üzerinden hesaplama yapılarak zarar belirlendiği, mahkemece, tazminat hukuku ilkelerine, hesaplama yöntem ve tekniğine aykırı şekilde 365 gün esas alınarak yapılan hesaplama ile belirlenen zarar miktarının benimsenerek karar verilmiş olması doğru görülmediği” denildiği, bakiye ömür tespitine ilişkin tablolarda malulün ya da müteveffanın tam yaşı göz önüne alınarak muhtemel yaşam süreleri bulunabildiği, bu sebeple, örneğin; olay tarihinde 45,3 olan yaş, aşağı ya da yukarı yuvarlanarak tablolarda yer alan tam yaş karşılığı bakiye ömürlere ulaşılabildiği, bu husus bazı durumlarda bakiye ömür hesabında aylara denk gelen sapmalara neden olabildiği, oysaki ------- örneğin; olay tarihinde 45,3 olan yaşın tam karşılığı bakiye ömür hesaplanabilmektedir. Tarafınca bakiye ömür hesaplamalarında ----- Yöntemi kullanılacağı, Dosya kapsamındaki tüm iddia, bilgi, belgeler dikkate alınarak, yukarıda arz edilen nedenlerle davacı dava dışı anne ve davacı baba için olay tarihinde cari TBK m. 53/3 uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanacaktır. -------- Sayılı İlamında; “Mahkemece yapılması gereken, bu hususların dikkate alınması suretiyle ek rapor almak ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Somut olayda, vefat tarihi itibariyle evli olmayan ve çocuğu da bulunmayan desteğin, öncelikle -------- verilerine göre ilk evlenme yaşının belirlenmesi ve sonrasında desteğin davacı anne ve babaya destekliğinin belirlenebilmesi için tüm bu ilkelere uygun, denetime elverişli aktüer raporu alınıp
sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, desteğin hemen evleneceğinin kabulü ile yanlış pay ayrılarak yapılan tazminat hesabının hükme esas alınması, bozmayı gerektirmiştir.” Denilmekle; çocuksuz durumda vefat eden müteveffanın muhtemelen evleneceği ve 2 çocuk sahibi olacağı varsayılarak pay hesabının yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Müteveffanın ----- ilinde ikamet ettiği bilgisine dayanarak olay tarihi olan ---- istatistiklerine göre ---- olduğu, ---- kararları doğrultusunda muhtemel evlenme tarihi olan --- evleneceği, --- 1. çocuk (Kız) sahibi olacağı, ---’da 2. Çocuk (Erkek) sahibi olacağı varsayılarak müteveffanın geliri aşağıdaki dönemler dâhilinde hak sahipleri arasında paylaştırılacağı, Somut olayda; mahkemece, davalı ödemesinin güncellenmiş bedelinin sigorta teminat limitinden (hatalı biçimde) düşülmesiyle belirlenen tutar üzerinden, davalı sorumluluğuna yol açan araç sürücüsünün kusur oranı olan % 40'a denk gelen bedelin belirlendiği; daha sonra da % 20 müterafik kusur indiriminin yapıldığı görülmektedir ki bu belirleme zarar ve tazminatın saptanmasına ilişkin sıraya aykırıdır. Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında mahkemece; davacının maluliyeti nedeniyle tam kusur üzerinden bilirkişi tarafından hesap edilen 264.013,38 TL.tazminattan davalı % 40 kusuruna denk gelen tutarın belirlenmesi; belirlenen bu bedelden davalının davadan önce ödediği tazminatın güncellenmiş değeri olan----düşülmesi; elde edilecek tutardan da, şartlarının oluştuğu (yukarıda 2 nolu bentte) açıklanan biçimde) saptandığı takdirde % 20 müterafik kusur indiriminin yapılması ile sonuç tazminatın belirlenmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.” Denilmektedir. Davalı---- tarihinde paydaş baba ---
maddi tazminat ödemesi yapıldığı görülmüş olup ilgili tutarın güncellenmiş hali davacı paydaşın günümüz rapor/hesap tarihi itibariyle hesaplanan Destekten Yoksunluk Zararından tenzil edilecektir. Diğer paydaş anne------ ödeme yapılıp yapılmadığa nadir dosya kapsamında herhangi bir belge mevcut olmadığı belirtilmiştir. Raporun sonuç kısmında; Davalı ----- tarafından yapılan ödemenin yerindeliğinin tespiti açısından ödeme tarihi esas alınarak yapılan hesaplamada, poliçe başlangıç tarihinin ---- ve o dönemki genel şartların yürürlüğe girdiği ---- tarihinden SONRA fakat ödemenin de ------ Hesaplamalara Esas Alınan Maddelerini İPTAL kararından SONRA gerçekleştiği, ödeme yapıldığı tarihte ---- yürürlük tarihli ZMMS Genel Şartlarının yürürlükte olmadığı dikkate alınarak-------göre hesaplama yapıldığı, Günümüz rapor/hesap tarihine göre yapılan hesaplamada, Karayolları Trafik Kanunu ‘nun bazı maddelerinde değişiklik yapan, ----- tarihinde ---- yayınlanan kanunun yürütmesi ile ilgili “Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu” tarafından---- tarihinde ---- yayınlanarak yürürlüğe giren ----kararı ile iptal edildiği de dikkate alınarak, Rapor/Hesap tarihi esas alınarak yapılan hesaplamada en güncel yüksek yargı kararlarından olan ---- Sayılı ve benzer kararları da dikkate alınarak yaşam tablosu olarak ----Yöntemine göre hesaplama yapıldığı, dosya kapsamında dava dışı ----tarafından paydaşlara rücuya tabi ödeme yapıldığına dair herhangi bir bilgi ve belge tespit edilememiş olup, paydaşların hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından bu açıdan
herhangi bir tenzil yapılmadığı, Davacı----- bakiye teminat limiti dahilinde günümüz rapor tarihi itibariyle hesaplanan bakiye giderlerinin 22. sayfada tablo şeklide gösterildiği görülmüştür. Davacı vekili bedel artırım dilekçesi sunduğu, bedel artırım dilekçesinde, ---- destekten yoksun kalma kaynaklı maddi tazminatın davalı------açısından bakiye poliçe teminat sorumluluğunda kalan ---- sınırlı kalmak kaydıyla kaza tarihi olan ---- tarihinden itibaren yürütülecek ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ---- manevi tazminatın kaza tarihi olan --- tarihinden itibaren yürütülecek ticari avans faizi ile birlikte davalılar ----- tespit edilecek mirasçılarından müştereken ve müteselsilen tahsiline, vekalet ücreti, yargılama giderleri (tarafımızdan karşılanan---- yevmiye nolu mirasçılık belgesine ait ---- masrafının ayrıca yargılama giderine eklenmesini ve zorunlu arabuluculuk ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
---- mirasın hükmen reddi davasının reddedildiği, istinafa başvurulduğu, dosyanın henüz kesinleşmediğinin bildirildiği görüldü. Mahkememiz ----- tarihli celsede, davalı---- yönünden tefrik edildiği ve yeni bir esasa kaydedildiği görülmüştür.
2918 sayılı Yasanın 85 ve devam maddeleri gereğince bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir ----------. 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiş olup, bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Anılan yasal hükümlerden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.İşletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkindir.6098 sayılı Yasanın 49 ve devam maddeleri gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.Ölüm halinde uğranılan zararlar özellikle cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemiş ise tedavi giderleri ile çalışma gücünün kaybı veya azalmasından doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalanların bu sebeple uğradıkları kayıplardır. Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Öte yandan ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır, Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse uğradığı zararın ödettirilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Yasasında sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir ----- Diğer taraftan, ------ sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu"hususu vurgulanmış; ------- sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır kî, destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir---------- yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan işleten üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.Eş, çocuk, anne–baba her halükarda destek tarafından destekleneceği kabul edildiğinden bu kişilerin desteklendiklerini ispat etmelerine gerek bulunmamaktadır. Ancak bu kişilerinde gelirden varsayımsal bir pay değil de daha yüksek bir pay aldığını iddia ediyorlarsa bunu ispat etmeleri gerekir. Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında davacılar vekilince gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Yukarıda bahsedilen açıklamalar, yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde bilirkişi raporundaki belirlemelerin ve hesap yönteminin oluşa, yerleşmiş uygulamalara uygun denetime elverir gerekçeler içerdiği, müteveffanın vefatı ile davacının destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandığı anlaşıldığından davanın maddi tazminat talebi yönünden kabulü yolunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davalı sigortanın --- tarihinde davacılara ödeme yaptığı anlaşıldığından davalı sigorta yönünden ödeme tarihi olan ---- tarihinden itibaren, diğer davalı yönünden ise haksız fiil tarihi olan kaza tarihinden itibaren davalı sigortanın sigortalısının aracının hususi araç olduğu dikkate alınarak maddi tazminata yasal faiz işletilmiştir.TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedirBu açıklamalar doğrultusunda, tüm dosya kapsamı ile ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi göz önünde bulundurularak, davacıların manevi tazminat istemlerinin davaya konu kazada davacının desteği olan kızının vefat ettiği, davacının kızını kaybetmesi nedeniyle duyduğu elem ve üzüntü dikkate alınarak davacının talebinin kabulüne ----- manevi tazminatın kaza tarihi olan ----- tarihinden itibaren yürütülecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ---- alınarak davacıya verilmesine dair karar vermek gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
HÜKÜM
: (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)
Davanın KABULÜ İLE,
1---- destekten yoksun kalma kaynaklı maddi tazminatın davalı ----açısından bakiye poliçe teminat sorumluluğunda kalan --- sınırlı kalmak kaydıyla temerrüt tarihi olan ---- tarihinden itibaren, davalı --- yönünden kaza tarihi olan------ tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılardan MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN alınarak davacıya verilmesine,
2- ---- manevi tazminatın kaza tarihi olan --- tarihinden itibaren yürütülecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ------ alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu Uyarınca alınması gereken 72.797,20 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 683,10-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan bakiye 72.114,1 TL harcın (... mirasçıları dışında) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL başvurma harcı, 683,10-TL peşin nispi harç olmak üzere toplam 763,8-TL harcın (... mirasçıları dışında) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Adli yardım kararından önce davacı tarafından yapılan 750,00-TL tebligat ve müzekkere giderinin ------ davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Adli yardım kabul edildiğinden suç üstü ödeneğinden karşılanan 225,00 TL e tebligat masrafı, 1.470,00 TL normal tebligat masrafı, 5.000,00 TL bilirkişi reddiyatı ile ----- fatura bedeli olan 3.375,00 TL toplamı ------ davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Maddi tazminat yönünden, davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 135.853,32-TL nispi vekalet ücretinin------ davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9-Manevi tazminat yönünden davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin------- alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
11-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------ bütçesinden ödenen 4.600.00-TL arabuluculuk ücretinin----- mirasçıları dışında) davalılardan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı (e-duruşma) davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!