Anahtar kelimeler: Şimdiye Alçı Sıva Ustası Elden Şantiyelerinde Ücretten Usd Projesindeki Bankadan
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 4. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının yurt dışında ... projesindeki inşaat şantiyelerinde 01.06.2009-10.05.2019 tarihleri arasında alçı sıva ustası olarak çalıştığını, son ücretinin net 1.800,00 USD olduğunu, ücretlerin bir kısmının bankadan bir kısmının ise elden ödendiğini, elden ödenmesi gereken ücretten toplam 6.400,00 USD ücretin şimdiye kadar ödenmediğini, aylık ücret dışında ayrıca barınma ve yemek giderlerinin davalı tarafından karşılandığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kısmi alacak davası şeklinde kıdem, ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, belirsiz alacak davası şeklinde fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yabancı mahkemelerin yetkisi nedeniyle yetki itirazında bulunduklarını, Mahkeme aksi görüşteyse davacının çalıştığı yer mevzuatının mevcut davaya uygulanması gerektiğini, davaya uygulanması gereken mevzuatın yabancı mevzuat olduğunu, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının müvekkili Şirket nezdinde kaydına rastlanmadığını, davacının iddia ettiği ücretin fahiş olduğunu, iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının sözleşme bulunmayan dönem çalışma süreleri dikkate alınarak mutad işyeri hukukunun ... hukuku olması nedeniyle tüm çalışma dönemine ... hukukunun uygulanması gerektiği, 10.04.2019 tarihinde iş sözleşmesi feshedilen davacının 05.08.2019 tarihinde 1 yıl içinde dava açtığı, davacının davalı nezdinde 23.06.2017-10.04.2019 tarihleri arasında 1 yıl 9 ay 17 gün süre ile 1.961,38 USD giydirilmiş brüt ücretle çalıştığı dönem dışındaki çalışmaların, ... İş Kanunu'na göre zamanaşımına uğradığı, anılan son dönem çalışması için Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda ... hukukuna göre karar verilmesi gerektiği, iş sözleşmesi davalı tarafından iş bitimi sebebiyle sona erdirildiğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, karşılığı ödenmeyen yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile eksik ödenen ücret alacaklarının hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan incelemede; tüm dosya kapsamından ücret tespitinin yerinde olduğu, davalı tarafından feshin haklı nedenle yapıldığının ispatlanamadığı, kıdem ve ihbar tazminatlarının kabulünün yerinde olduğu, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil çalışmalarının tanık anlatımları ile ispatlandığı, bu alacaklarda %30 oranında indirim yapılmasının yerinde olduğu, davalının istinaf itirazlarının reddi gerektiği, davacının uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanmasına dair itirazlarının Dairece verilen ilk kaldırma kararında detaylı olarak karşılandığı ve bu kararda yeniden tartışılmasında hukuki yarar bulunmadığı, bununla birlikte davacının yabancı hukuk uygulanmasına dair istinaf talebinin yargılama giderleri ve vekâlet ücreti açısından değerlendirmesinde; eldeki davada, hüküm altına alınan alacaklardan, kıdem tazminatı miktarındaki azalmanın davacının hizmet süresinin tespiti nedeniyle yapıldığı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücretlerinin ... hukukuna göre yapılan hesaplamada çok daha yüksek miktarlarda çıktığı ve taleple bağlı kalınarak ıslah edilen miktarlar kadar hükmedildiği, ücret alacağının her iki hesaplamada da 6.400,00 USD tespit edildiği, başka bir deyişle işçiye daha yüksek standartta koruma sağlayan hukukun ... hukuku olduğu, davacının alacaklarını ispat noktasında dinlettiği tanığın davacı ile beraber çalışmasının 23.06.2017-10.04.2019 tarihleri arasında olduğu hem Türk hem de ... hukukuna göre yapılan hesaplamaların bu tarihten başlatıldığı, dolayısıyla yabancı hukuk uygulanması nedeniyle davacının alacaklarından mahrum kaldığının kabul edilemeyeceği, hâl böyle olunca davacının yargılama giderleri hususundaki istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. ... İş Kanunu’na göre alacakların zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı nedeniyle davanın tümden reddi gerektiğini,
b. Davacının müvekkili Şirket nezdinde çalışmadığını, husumet itirazının bulunduğunu, ayrıca hizmet süresinin hatalı belirlendiğini,
c. Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan davacının iş bitimi nedeniyle iş sözleşmesi sona erdiğinden kıdem, ihbar tazminatına hak kazanamayacağını,
ç. Ücret tespitinin iş sözleşmesi ve bordrolara göre yapılması gerektiğini, tüm dönem için aynı ücretin esas alınamayacağını, yurt dışında çalışan davacının ücretinin brüte çevrilemeyeceğini, zaten yabancı mevzuata göre yapılacak hesaplamalarda ücretin giydirilmesi yahut brütleştirmesinin söz konusu olmadığını,
d. Kıdem tazminatının döviz olarak talep edilemeyeceğini, ... iş mevzuatına göre kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti hesaplamalarının kabul edilemeyeceğini,
e. Fazla çalışma hesabına esas alınan tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, imzalı bordrolar ve ibraname varken tanık beyanının esas alınamayacağını, tanıkların husumetli olduğunu,
f. Ulusal bayram ve genel tatil ücreti kabulünün hatalı olduğunu, genel tatil günlerinde çalışılmadığını,
g. Davacının fazla çalışma iddialarını yazılı delil veya husumetsiz tanık beyanıyla ispatlaması gerektiğini, davacının iddiasını ispat edemediğini, davacı tanıklarının beyanlarına değer verilmesi hâlinde dahi davacı ile çalışılan sürelerle sınırlı olarak itibar edileceğini,
h. Davacının ödenmemiş alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür.
2. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde;
a. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda somut uyuşmazlığın çözümünde Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
b. İşçiye daha yüksek standartta koruma sağlayan ve daha sıkı ilişkili olan hukukun Türk hukuku olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, husumet, hizmet süresi, ücret miktarı, ücretin brütleştirilmesi, davacı tanıklarının davacı ile menfaat birliği içinde olup olmadıkları ve beyanlarının esas alınıp alınamayacağı, davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ile alacakların ispatı hususlarında uyuşmazlık bulunmaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalı işveren yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde; davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde, sözleşme bulunan dönem için ... hukuku, sözleşme bulunmayan döneme ilişkin çalışma süreleri içinse mutad işyeri hukuku olan ... hukukunun uygulanması suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek yargılama sonuçlandırılmıştır.
Davacının davalı işyerinde; 03.05.2010 - 23.03.2011, 13.05.2012 - 09.12.2012, 06.04.2013 - 19.01.2014, 19.04.2014 - 07.12.2014, 28.03.2015 - 11.04.20 16... .06.2017 - 10.04.2019 tarihleri arasında çalışması bulunmaktadır.
Yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmede hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.
Dosyada mevcut iş sözleşmesine göre taraflar arasında 23.06.2017-23.12.2017 dönemine ilişkin hukuk seçimi anlaşmasının bulunduğu,bu çalışmanın kesintiye uğramadan 10.04.2019 tarihine kadar devam ettiği anlaşılmakla 23.06.2017-10.04.2019 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından ... hukukunun uygulanması yerinde ise de 03.05.2010 - 23.03.2011, 13.05.2012 - 09.12.2012, 06.04.2013 - 19.01.2014, 19.04.2014 - 07.12.20 14... .03.2015 - 11.04.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; davacının 03.05.2010 - 23.03.2011, 13.05.2012 - 09.12.2012, 06.04.2013 - 19.01.2014, 19.04.2014 - 07.12.20 14... .03.2015 - 11.04.2016 tarihleri arasındaki çalışmalarının ...'da geçtiği uyuşmazlık dışı olup mutad işyeri hukuku ... hukukudur. Bununla birlikte bu çalışma dönemleri bakımından ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, 03.05.2010 - 23.03.2011, 13.05.2012 - 09.12.2012, 06.04.2013 - 19.01.2014, 19.04.2014 - 07.12.20 14... .03.2015 - 11.04.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından, bu dönemler birleştirilerek uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
3. ... Federasyonu İş Kanunu'nun uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 392. maddesi; “
Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.
Çalışan, ücretlerin ve diğer ödemelerin ödenmemesi veya eksik ödenmesine ilişkin bireysel işçi ihtilaflarının çözümü için, işten çıkarılma nedeniyle ödenmesi gereken ücretlerin ve diğer ödemelerin yapılmaması veya eksik ödenmesi de dahil olmak üzere, bu tutarların ödenmesi için belirlenen tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. (03.07.2016 tarihli Kanun ile değişiklik yürürlüğe girmiştir)
İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir.
Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir.” şeklindedir.
Davacının 23.06.2017-10.04.2019 tarihleri arasında ... hukukuna tâbi çalışmalarının sona erdiği tarihte yürürlükte olan ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca uygulanması gereken zamanaşımı süresi bir yıldır. Buna göre talep edilen alacaklar bakımından 392. madde çerçevesinde değerlendirme yapılarak bir yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı belirlenmelidir.
Öncelikle iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olmayan ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ve hafta tatili alacakları belirsiz alacak davası şeklinde talep edilmiş olup bu alacaklar bakımından zamanaşımı süresi her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıldır. Dosya kapsamından iş sözleşmesinin 10.04.2019 tarihinde sona erdiği, davanın ise 05.08.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunmuş, Mahkemece davacının 23.06.2017-10.04.2019 tarihleri arasında çalıştığı dönem dışındaki çalışmaların ... İş Kanunu'na göre zamanaşımına uğradığı dikkate alınarak karar verilmiştir. Ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatili ücretlerinin her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıllık (pandemi ve arabuluculukta duran süreler de dikkate alınarak) sürenin geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları yönünden ise dava, kısmi dava şeklinde açılmıştır. Davacı vekili, 01.02.2022 tarihli dilekçesi ile söz konusu taleplerini ıslah etmiş; davalı vekili yasal süresi içerisinde ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Buna göre, kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin alacakları yönünden dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolmamış ise de ıslah tarihi olan 01.02.2022 tarihi itibarıyla bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşılmaktadır. Şu hâlde davalı tarafın ıslaha karşı zamanaşımı def'ine değer verilerek ıslaha tâbi alacak miktarlarının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekli iken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Ücret alacağı talebi de kısmi dava şeklinde açılmış olup davacı işçinin son bir yıllık süre içinde ödendiği ispatlanamayan ücret alacağı hüküm altına alınmıştır. Bu talep yönünden de ıslah tarihi olan 01.02.2022 tarihi itibarıyla bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşılmaktadır. O hâlde davalı tarafın ıslaha karşı zamanaşımı def'ine değer verilerek ıslaha tâbi alacak miktarının zamanaşımı nedeniyle reddi gerekmektedir.
Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!