Anahtar kelimeler: Qar Borucu Riyali Katar Formeni Isınma Öğün Barınma Şantiyelerinde Erdirildiğini

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 19. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1990-2011 yılları arasında davalı Şirketin yurt dışında bulunan şantiyelerinde borucu formeni olarak çalıştığını, son ücretinin net 7.500,00 Katar riyali (QAR) olduğunu, üç öğün yemek, barınma ve ısınma giderlerinin işveren tarafından karşılandığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından sona erdirildiğini ancak kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; iddia olunan çalışma süresinin gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkili Şirket nezdinde fasılalı çalıştığını ve tüm alacaklarının banka kanalıyla veya elden ödendiğini, bakiye alacağı bulunmayan davacının haksız olarak dava açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası yargılamaya devam edildiği, toplanan tüm bilgi ve belgelerden tasfiye edilen dönemler dışlanmak suretiyle davacının kıdem tazminatına esas hizmet süresinin 14.09.1994-05.05.1995 tarihleri arasında 7 ay 22 gün, 19.05.1995-08.08.1995 tarihleri arasında 2 ay 20 gün olduğu, 13.06.2002-31.07.2003 tarihleri arasında 1 yıl 1 ay 19 gün, 15.09.2003-19.11.2008 tarihleri arasında 5 yıl 2 ay 5 gün, 09.04.2009-01.05.2010 tarihleri arasında 1 yıl 23 gün olmak üzere toplam 8 yıl 2 ay 29 gün olduğu, ihbar tazminatına esas hizmet süresinin 14.09.1994-05.05.1995 tarihleri arasında 7 ay 22 gün, 19.05.1995-08.08.1995 tarihleri arasında 2 ay 20 gün, 04.08.2000-06.05.2002 tarihleri arasında 1 yıl 9 ay 3 gün, 13.06.2002-31.07.2003 tarihleri arasında 1 yıl 1 ay 19 gün, 15.09.2003-19.11.2008 tarihleri arasında 5 yıl 2 ay 5 gün, 09.04.2009-01.05.2010 tarihleri arasında 1 yıl 23 gün olmak üzere toplam 10... gün olduğu, çalışma döneminin sona ermesinden sonra on yıllık zamanaşımı süresi dolmadan aynı işyerinde çalışmaya başladığından tasfiye edilmeyen tüm çalışma dönemlerinin kıdem ve ihbar tazminatı hesabında dikkate alındığı, ücretinin yurt dışı çalışma olgusu gözetilmek suretiyle belirlenerek yemek ve barınma ücreti dâhil brüt 8.044,74 QAR olduğunun kabul edildiği, bilirkişi rapor ve ek raporunun somut olaya uygun ve denetime açık olduğundan hükme dayanak tutulduğu, davalı vekilince dosyaya yabancı dilde hazırlanmış ibranameler, yine yabancı dilde hazırlanmış imzalı makbuzlar sunularak ibranamelerin üzerinde yazılı miktarda kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinin ödendiğinin savunulduğu, davacı asılın isticvap edilmiş olup belgelerin içeriğini bilmeden imzaladığını beyan ettiği, bu hâliyle ibranamelerin yabancı dilde hazırlanmış olması sebebiyle davacı işçi tarafından içeriğinin anlaşılması mümkün olmadığından içeriğine itibar edilmediği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde bir itirazı bulunmadığından, somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, yabancı dilde hazırlanmış ödeme belgeleri ve ibraname sunulduğu, emsal yargı kararları ile de vurgulandığı üzere bu belgelerin yabancı dilde hazırlandıkları ve davacı işçi tarafından içeriğinin anlaşılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle değer verilmemesinde isabetsizlik bulunmadığı, ödeme belgeleri ile ilgili olarak davacı asılın isticvap olunduğu, şeklinde beyanda bulunulmuş olmasına göre de matbu nitelik arz eden ve her bir çalışma dönemi yönünden fesih tarihinden sonra düzenlendiği açıkça anlaşılamayan bu ibranamelere işçi lehine yorum ilkesi de göz önünde bulundurulduğunda itibar edilmemesinin yerinde görüldüğü, dosya kapsamından yemek ve barınmanın işverence sağlandığı tespit edildiğinden, emsal dosyalara göre üç öğün yemek ve barınma yardımı olarak 150,00 QAR sosyal yardım bedelinin giydirilmiş ücrete dâhil edilmesinde de isabetsizlik görülmediği, ücret tutarının doğru belirlenerek yurt dışı çalışma olgusu da gözetilerek brütleştirmenin kanuna uygun biçimde yapıldığının anlaşıldığı, yabancı para borcuna uygulanacak faiz bakımından yapılan değerlendirmenin de yerinde olduğu gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının isticvabının usule uygun olmadığını, davacıya hangi belgelerin gösterilerek beyanının alındığının anlaşılamadığını, kaldırma kararı uyarınca aksi şekilde beyan verdiği takdirde davayı kaybetme tehdidi altında olduğu ve yeminli ifade de vermediği düşünüldüğünde isticvap beyanına bir delil niteliği atfedilemeyeceğini, kaldı ki davacının açıkça imza inkarında da bulunmadığını, aksi düşünülse dahi davacının irade fesadı iddiasını bir yıllık hak düşürücü sürede ileri sürmediğini,2. Dosyada mübrez ibranamelerin düzenlendiği dönemde banka kanalı ile ödeme zorunluluğunun bulunmadığını, ödemelerin bankaya yapılmamasının ibranameyi geçersiz kılmadığı dönemlerde yapılan ödemelerin bu gerekçelerle kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu,3. Davacının mutad işyerinin yurt dışında olduğunu ve uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, davacı ile Arap ve Katar Şirketi ile müvekkili arasında imzalanan muhtelif İŞKUR yurt dışı iş sözleşmelerinin ilgili maddelerinde taraflar arasında çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağının kararlaştırıldığını,4. Tazminat hesabına esas alınan hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, 14.09.1994-05.05.19 95... .05.1995-08.08.1995 şeklinde eklenen çalışma dönemlerinin 17.09.1994-11.07.19 95... .07.1995-02.08.1995 şeklinde iki ayrı çalışma dönemi olduğunun tespit edilmiş olup dönemlere ilişkin yeni ödeme belgeleri sunulmasına rağmen dikkate alınmadığını,5. Kıdem tazminatı alacağının yabancı para olarak hesaplanamayacağını ve Türk lirası üzerinden hüküm altına alınması gerektiğini,6. Giydirilmiş ücret hesabının eksik incelemeye dayalı ve hatalı olduğunu, herhangi bir somut veriye dayanmaksızın tahmini olarak hesaplanan tutarın fahiş olduğunu, kaldı ki müvekkili Şirketin hiçbir sigorta yükümlülüğü bulunmamakla %5 genel sağlık sigortası primi ilavesinin hatalı olduğunu ve hesaplama yapılırken de maddi hata yapıldığını,7. Tümüyle tasfiye edilmeyen dönemler yönünden davacıya yapılan kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerinin hesaplamalardan faiziyle mahsup edilmesi gerektiğini beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuka ilişkindir.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 90/son hükmü şöyledir:“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (5718 sayılı Kanun) "Kapsam" başlıklı 1. maddesi şu şekildedir:"(1) Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizi bu Kanunla düzenlenmiştir.(2) Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır."01.04.1986 tarihinde Doha'da imzalanan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca Temsil Edilen Türkiye Cumhuriyeti İle Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığınca Temsil Edilen Katar Devleti Arasında İşgücü İstihdamının Tanzimine Dair Anlaşma'nın (Anlaşma) 8. maddesi ise şöyledir:" Katar’daki Türk işçilerinin çalışma şartları örneği ekte bulunan ve yalnızca iki Hükümetin karşılıklı rızasıyla değiştirilebilecek olan, işçi ve işveren arasında imzalanacak ferdi iş sözleşmeleri ile belirlenir.Bu sözleşmede, haklar ve yükümlülükler de dahil olmak üzere, temel çalışma şartları da bu Anlaşma hükümlerine ve Katar İş Kanunu hükümlerine aykırı düşmeyecek şekilde açıkça belirtilir."Anayasa'nın 90/son hükmünde usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir. 5718 sayılı Kanun'un 1/2 hükmünde ise yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk bakımından Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerinin saklı tutulduğu belirtilmiştir. Buna göre yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesine ilişkin uyuşmazlığın çözümü konusunda, 5718 sayılı Kanun karşısında uluslararası sözleşmenin uygulanma önceliği bulunmaktadır. Dolayısıyla belli bir ülke hukukunun uygulanmasını öngören uluslararası anlaşmanın varlığı durumunda 5718 sayılı Kanun'un 24. maddesi çerçevesinde hukuk seçimine değer verilmesi mümkün olmadığı gibi aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca iş sözleşmesine uygulanacak hukuka yönelik bir değerlendirme yapılması da mümkün değildir. Buna göre davalının esasa cevap dilekçesinde yabancı hukuk itirazı ileri sürüp sürmemesinin de sonuca etkisi bulunmamaktadır.Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut uyuşmazlıkta, Ülkemiz ile Katar Devleti arasında yapılan Anlaşma hükümlerinin gözetilmesi gerekir. Sözü edilen Anlaşma'nın 8. maddesi hükmü uyarınca işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın çalışılan ülke hukukuna göre çözümleneceğinin kararlaştırıldığı görülmekle uyuşmazlığa, çalışılan ülke olan Katar hukuku uygulanmalıdır.Hâl böyle olunca, davacının Katar ülkesinde geçen çalışmaları bakımından gerekirse uzman bir bilirkişiden denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.