Anahtar kelimeler: Ediş Ödememesi Aşye Ödemeyen Sözkonusu İnşaatı Firma Eser Borcunu İşi

T.C.
İSTANBUL2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesi ile; ... tarafından 18.07.2006 tarih ve ... sayılı kararı doğrultusunda ... İnşaatı Sözleşmesi ile müvekkilimiz ...A.Ş.’ye ihale edildiğini, sözkonusu işi teslim alan müvekkil firma işi tamamlayarak teslim ettiğini, kesinleşen hak ediş raporu gereği davalı idarenin borcunu ödememesi ve tüm sulh taleplerine olumsuz cevap alınması üzerine 21.03.2012 tarihli dilekçemiz ile ... ilişkin alacağımızın ödenmesi talep edildiğini, buna karşın halen borcunu ödemeyen davalı borçlu aleyhine ... 5.İcra Müdürlüğünün’nün ... E. sayılı dosyasıyla takip yapılmış borçlu tarafından alacağın var olmadığı konusunda itiraz ve inkar edildiğini, ... 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı dosyasıyla itirazın iptali ve alacağın tahsili amacıyla açılan davada yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde hakkediş alacağının tahsiline karar verildiğini, söz konusu karar davalı tarafça temyiz edilmiş ve Yargıtay bozma kararları neticesinde dosya önce ... E. Sayılı dosyasında görülmüş verilen kararın temyiz edilmesi ile bozma kararı sonrası ... 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı dosyası ile müvekkile ait SGK ve sair ödemeler mahsup edildikten sonra tespit edilen net 1.123.580,71.-TL hakediş alacağının takip tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini, kararın Yargıtay tarafından onanması üzerine itirazın iptaline karar verilen ... 5.İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyasında hakediş alacağı faizi ile birlikte toplam mahkeme masrafı ve vekalet ücreti hariç 2.227.498,76.-TL olarak hesaplanarak icra dosyasına yatırıldığını, harçları vs düşüldükten sonra müvekkil tarafından 01.07.2022 tarihinde icradan tahsil edildiğini, 31.05.2010 tarihinde geçici kabulü yapılan ve 31.05.2011 tarihinde kesinleşen kesin hakedişe rağmen davalı tarafın ödemediği borcu uzun süren yargılama neticesinde faizi ile birlikte müvekkile ödenmiş ise de; müvekkil ciddi miktarda zarara uğradığını, kesinleşen hakkediş alacağının ödenmesi gereken gün itibariyle karşılığı ile ödemenin yapıldığı günkü gerecek karşılığı arasında milyonlarca lira fark bulunduğunu, yerleşik yargı uygulamalarına göre benzer durumlarda enflasyon oranları, döviz kurları, emtea ve işçilik fiyatlarındaki artış ve sair çeşitli parametrelerin ortalaması alınarak munzam zarar hesaplaması yapılabileceğini öngördüğünü, nitekim davalı tarafın müvekkile borcunu zamanında ödememekte direnerek verdiği zararın alacak miktarından çok daha fazla olduğu yapılacak objektif bir inceleme ve değerlendirme ile açıkça anlaşılacağını, bu nedenle icra dosyası ve mahkeme dosyasının celbi ile uzman bilirkişilere hesaplama yaptırılarak zararın tespiti ve tahsilini talep ettiğini, munzam zarardan doğmuş ve doğacak ,fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 2.000.000,00-TL tazminatın, 28.06.2022 tarihinden itibaren, en yüksek banka ticari faizi, yargılama masrafları ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde yazılı tüm taleplere karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın zamanaşımı bakımından da reddine karar verilmesini talep ettiklerini, idarenin dava konusu ile ilgili işlemleri yürürlükteki kanun, ilgili mevzuat, yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu, kamunun hak ve menfaatleri gözetilerek belirtilen hükümler çerçevesinde uygulama yapıldığını, dava konusu munzam zarar talepli ihtilafla ilgili Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre, davacının munzam zararla ilgili tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumunda olduğunun belirtilmekte olduğunu, bu kapsamda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamayacağını, davacının, dava dilekçesi ile bankaya yatırdığı parayı mahkeme kararı ve icra dosyası vasıtasıyla geç tahsil etmesi nedeniyle paranın enflasyon karşısında eridiğini ileri sürdüğünü, somut bir maddi zarara uğradığını ileri sürmediğini, parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığını ispat edemediğini, mezkur emsal kararda belirtildiği üzere, dava konusu aşkın zarar iddiasına ilişkin delillerin, 6100 Sayılı Kanun'un 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulması gerektiğini, dava dilekçesinde aşkın zarar iddiası soyut ve genel olarak ileri sürüldüğünü, somut olay ve delil ileri sürülmediğini, dava konusu olayla ilgili İdare işlemlerinin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere, yürürlükteki mevzuata ve hukuka uygun olduğunu, davacı tarafın dava konusu iddiaları ve talepleri hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın ve tüm davacı istemlerinin öncelikle zaman aşımı, dava şartları yokluğu yönünden olmak üzere, usul ve esasa göre tümüyle reddine, davacıya ait faiz miktarı, faiz oranı, faiz başlangıç tarihi itirazlarımızın dikkate alınarak faize ilişkin istemin tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın geç ödenen para sebebiyle davacının zararının doğduğunun somutlaştırılan delillerle anlaşılır olup olmadığı, var ise kaç TL tutarında davacının zararının olduğu noktasında toplandığı, borçlunun temerüdünün olduğu, mahkeme kararı ile hükmedilen miktarın ise icra takibi sunulduğunda ödendiği, temerrüt ile ödeme yapıldığı tarih arasındaki ekonomik endekslerde değişimin var olduğu, zaten davacının da bu endekslerdeki değişim nedeniyle uğramış olduğu zararın tazminini talep etmiştir.Davanın konusu faiz ile karşılanmayan munzam zarar talebidir. Davalının ilk itirazlarından olan zaman aşımı itirazını değerlendirmek gerekir. Munzam zararın tazmini davası TBK 146.maddesi uyarıca 10 senelik zaman aşımı süresine tabi olup, zaman aşımı başlangıç tarihi alacaklının alacağının tamamını tahsil ettiği tarihtir. Dosyamızda icra yolu ile yapılan tahsilat ile (█████/2022) ile dava tarihi arasında 10 yıllık süre geçmediğinden zaman aşımı itirazı kabul edilmemiştir.Munzam zarar şartları TBK 122. maddesinde düzenlenmiştir. Munzam zarar yani aşkın zarar genel olarak para borcunun geç ödenmesi nedeniyle alacaklının uğradığı toplam zararın temerrüt faizi ile karşılanamayan kısmıdır. Munzam zararın şartları vardır. Munzam zararın talep edilebilmesi için ;a)Borcun bir para borcu olması,b)Borçlunun asıl borcu ödemede temerrüte düşmesic)Borclunun temerrüt faizini aşan oranda maddi zarara uğramasıd)Borçlunun kusurlu hafif veya ağır kusurlu olması yani temerrüde düşmede bilerek ve isteyerek hareket etmiş olması,e)Borçlunun temerrüdü ile alacaklının zarara uğraması arasında illiyet bağı (nedensellik) olmasıf)Alacaklının bu zararı talep etmesi şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.Dosyamıza konu dava incelendiğinde borcun bir para borcu olduğu, borçlunun icra takibi ile temerrüde düştüğü, borçlunun bu durumu bilerek ve isteyerek yaptığı, illiyet bağının mevcut olduğu, alacaklının işbu dava ile munzam zararı talep ettiği açıktır. Bu durumda geriye kalan tek şart olan munzam zarar olup olmadığı yani bilirkişi hesaplaması kalmıştır.Bilirkişi hesabından önce munzam zarar (aşkın zarar) hesabının yapılabilmesi için temerrüt tarihinden itibaren tüm yıllara ait, enflasyon artış oranları (TEFE, TÜFE) TÜİK'ten, asgari ücret artış oranları ve miktarları TÜİK'ten, mevduat ve devlet tahvillerine ödenen faiz oranları ..., ..., ..., ... ve ...'tan Türk Lirası cinsinden döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri Merkez Bankasından istenmiştir.Deliller toplandıktan sonra, borçlunun temürrüde düştüğü tarihten ... 9. ATM'nin kararının icra müdürlüğünce tümünün tahsil edildiği tarihe kadar oluşan toptan zarardan ödenen toplam temerrüt faizinin mahsubu sonucu bulunacak munzam zarar (aşkın zararın) hesaplaması için dosyamız 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.Bilirkişiler, tarihsiz bilirkişi ilk raporlarında ÜFE, TÜFE, ALTIN, Devlet Tahvili, Mevduat Faizi, Asgari Ücret, Dövizden oluşan sepet ile munzam zararı hesaplamışlardır. Buna göre bilirkişiler :" Nihai Zarar Tutarları – Özet TablosuAşağıdaki tabloda, her ekonomik göstergeye göre yapılan hesaplamalar sonucunda ulaş ı lan nihai zarar tutarları yer almaktadır. Tüm hesaplamalar, 13.12.2013 tarihli 1.123.580,71 TL ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ... E. tutar üzerinden baş latılmış, 28.06.2022 tarihinde yapılan 2.395.451,18 TL ödeme mahsup edilmiştir. ¸Oortalama Hesaplamalar Aşağıda, nihai zarar tutarlarının aritmetik ortalamaları güncellenmiş biçimiyle sunulmuştur:Yukarıda ki verilere göre 28.06.2022 tarihi itibari ile ortalama zararın; 42.387.186,39/ 7 = 6.055.312,34 TL olduğu hesaplanmıştır. NETİCE KANAAT Hukuki takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemenize ait olmak üzere Davacı ... A.Ş. tarafından davalı ...(...) Genel Müdürlüğü aleyhine açılan iş bu davada, tahsiline karar verilen 1.123.580,71 TL asıl alacağın, 13.12.2013 tarihli temerrüt tarihinden 28.06.2022 tarihli ödeme tarihine kadar olan sürede farklı ekonomik göstergeler (TÜFE, ÜFE, USD kuru, gram altın, devlet tahvili faiz oranı, mevduat faizi, asgari ücret) esas alınarak yapılan hesaplamalarda; ödenen temerrüt faizi ile karşılanamayan zararın yani munzam zararın 28.06.2022 tarihi itibariyle 6.055.312,34 TL olduğu belirlenmiştir." demişlerdir.Yani bilirkişiler kök raporlarında munzam zararı █████/2022 tarihi itibariyle 6.055.313,34-TL olarak belirlemişlerdir. Tarafların yazılı beyanları ve itirazları üzerine ek rapor alınmış olup bilirkişiler kök rapordaki beyanları ile bağlı kalmışlardır.Anayasa Mahkemesinin █████/2017 tarih █████████ başvuru nolu içtihadının değerlendirilmesi gerekir. Bu içtihada göre munzam zarar için enflasyon farkı yeterli iken yargıtayın bir kısım kararında davacının somut zararının ispatını aramaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde davacının somut zarara uğradığını beyan etmiş ise de bunu ispatlayan belge ve deliller sunmamıştır. Yargıtay 11. H.D. █████/2021 tarih ...Esas ... Karar sayılı kararında yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu █████/2021 tarih ... Esas ... Karar sayılı içtihadında somut zararın ispatını aramaktadır.Davacının enflasyon ve ekonomik verilerin, temerrüt faizine göre daha fazla artması nedeniyle munzam zararı var ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve İstanbul BAM içtihatları gereğince bu temerrütten dolayı davacının enflasyon farkı zararı dışında yargıtay içtihatlarının aradığı türden bir zarara uğradığına ilişkin somut olarak zarara uğradığına dair somut deliller ve ispata dair deliller ortaya konmadığından tek başına enflasyon farkı için munzam zarar davasının kabulü mümkün olmadığına ilişkin yargı içtihatları gereğince davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş aşağıda hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Yukarıda yazılı nedenlerle;1-Davacının davasının Reddine,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının başlangıçta yatırılan 34.155,00-TL peşin harç, 69.255,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 103.410,00 TL harçtan mahsubu ile artan 102.678,00 -TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 760.424,99-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle yapılan bilirkişi ücreti 15.000,00-TL masrafın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,7-Karar kesinleştiğinde bakiye avansın yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026Başkan Üye Üye Katip