Anahtar kelimeler: Cbs Elmalı Cismani Mevkiinde Çarpması Kazada Araca Sürücü Plakalı Ölüm

T.C.
ANTALYA4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde, davalılardan ...'e ait ... plakalı araç, davalı ...'ın sevk ve idaresinde iken ... ili, ... - ... yolu ... Mevkiinde karşı şeridre tecavüzü ile sürücü ... .... sevk ve idaresinde olan ... plakalı araca çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre kazada davalı ...'ın kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ... plakalı araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun olmadığının belirlendiğini, kaza nedeniyle Elmalı CBS ... /... soruşturma dosyasının açıldığını, ayrıca kaza nedeniyle ... plakalı araç içerisinde sürücü olarak bulunan ... ... ... tarihinde yaşam mücadelesini kaybettiğini belirterek maddi ve manevi zarara uğrayan davacı müvekkilinin mağduriyetinin önlenmesi amacıyla trafik kazası nedeniyle meydana gelen destekten yoksun kalma tazminatı tutarlarının şimdilik ... TL maddi tazminatın davalı gerçek kişilerden olay tarihinden; davalı sigorta şirketi yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme olarak davalılardan alınarak davacıya verilmesine; müvekkilinin uğramış olduğu elem ve ıstırabın bir nebze olsun gidermek için manevi zararına karşılık ... TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek yasal faiziyle ortaklaşa ve zincirleme davalılar ... ve ...'den tahsiline, davalılar adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar üzerine tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; trafik kazasına dayalı tazminat taleplerinde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu beyanla; esas yönünden her ne kadar kaza tespit tutanağında davalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu kanısına varılmışsa da kusur tespitine ilişkin rapor alınmadan araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, öncelikle rapor alınması gerektiğini, ayrıca müteveffanın kaza anında vefat etmediğini, kronik rahatsızlığının olduğunun herkes tarafından bilindiğini belirterek öncelikle davanın usulden reddine, maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememiz ... /... Esas sayılı dosyasının tefriki ile dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, trafik kazasından kaynaklı, sürücü ve işletene karşı açılan manevi tazminat istemine ilişkindir.Eldeki dava mahkememizin tefrik kararı öncesinde davalılar yanında destekten yoksun kalma tazminatı istemiyle aynı zamanda dava dışı sigorta şirketine karşı açılmış, mahkememizin ... /... esas sayılı sırasına kaydı yapılarak yargılamaya başlanmış, davacı vekilinin ... tarihli beyan dilekçesi ile maddi tazminat istemi yönünden 3 davalıya karşı olan davalarından feragat edilmesi nedeniyle; işbu dava tefrik edilerek maddi tazminat istemi yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, manevi tazminata ilişkin sürücü ve işletene karşı ileri sürülen manevi tazminat istemi tefrik edilmiş ve mahkememizin ... /... esas sırasına kaydı yapılmıştır.Davalı taraf tefrik sonrası görev ve yetki itirazında bulunmuştur. Mahkememizce önce görev hususu değerlendirilmiştir.Bir davanın ticari dava olup olmadığı TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmektedir.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1-a bendi uyarınca; tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK'da düzenlenen hususlardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca nisbi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın ticari işletmelerinden doğması gerekir. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Türk Ticaret Kanunu'nun 3.maddesinde; "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir.Ticaret hayatının temel öznesi olan "tacir" de yine işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi"ye tacir deneceği TTK'nın 12/1.maddesinde belirtilmiştir.Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1. maddesinde düzenlenmiştir.6102 sayılı Kanun'un 12. maddesine göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Aynı Kanun'un 15. maddesine göre ise ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. 5362 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde, esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.Somut olayımıza gelince; dava TTK.nun 4/1-a-f bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan (tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın) değildir. Taraflar gerçek kişi olup, trafik kazasından kaynaklı manevi tazminat talep edilmiş olup, davanın da hukuki niteliği itibariyle ticari dava olmadığı, uyuşmazlığın mahkememiz görev alanına girmediği anlaşılmıştır. Davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı gözetilerek Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmıştır. Görev, 6100 Sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. Bu durumda, öncelikle görev hususu değerlendirilerek; davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,2-Karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,3-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin gerekçeli kararın tebliği ile ihtarına,4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,5-Dosyanın gönderilmesi için süresi içinde başvuru yapılmadığı takdirde, HMK'nun 20/1 ve 331/2 maddeleri gereğince yapılacak işlemin mahkememizce dosya ele alınarak değerlendirilmesine,Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ...E-imzalıHakim ...E-imzalı