Anahtar kelimeler: Hacmine Çağlayan Mağazacılığı Önde Cirolar Mobilya Adliyesi Satımdan Satımı Sektörün

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ... A.Ş. ... Vergi Dairesinin ... sicil numarasına kayıtlı olup "..." adresinde mobilya alımı-satımı, mobilya mağazacılığı, internet üzerinden satış, servis hizmeti vb. konularda faaliyet gösteren "..." markası ile tanınmış mobilya sektörün yüksek işlem hacmine sahip yine yüksek cirolar yapan ülkemizin önde gelen şirketlerinden biri olduğunu, davalı ... "..." adresinde faaliyet gösteren müvekkil şirketin tedarikçisi olduğunu, davacının şirketin talebi, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan para alacağı olduğunu, davacı şirketin yukarıda yazılı adresi İstanbul Adliyesi (Çağlayan) adli sınırları içinde kaldığından davanın davaya bakmaya yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesinden yaptıklarını, Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, davacı ile davacı şirket ticari ilişkiye girmişler, davacı, bu ticari ilişki kapsamında doğan alacaklarını tahsil amacıyla müvekkil şirket aleyhine ... 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 25.11.2023 tarihinde yasal takibin başlatıldığını, d avacı şirketin icra dosyasından tebliğ edilen ödeme emrine itiraz süresini kaçırmış ve hakkında başlanan takibin kesinleştiğini, takibin kesinleşmesi üzerine cebri icra tehdidi altında müvekkilim şirket icra dosya borcuna karşılık haricen davacı asile 1.338.292,07-TL (adet banka dekontu) davacının vekiline de 662.745,24-TL banka dekontu) ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalının 25.11.2023 tarihinde müvekkil aleyhine başlattığı takipte takip tarihi itibari ile Ana Para Alacağı Olarak: 1.338.292,07-TL , Takip Öncesi Faiz Olarak: 401.487,62-TL olmak üzere toplaml 1.739.779,69-TL (Bu tutar takip çıktısı tutar olup bu tutara tahsil aşamasında ayrıca icra harç ve masrafları, takip sonrası faiz, vekalet ücreti ve tahsil harcı eklenmiştir.) olduğunu, oysa davacı şirketin takip tarihi olan 25.11.2023 tarihi itibari ile davalı şirkete borcunun 1.159.845,00-TL olduğunu, davalının 25.11.2023 tarihi itibari ile yasal takibe konu yapması gereken tutar 1.159.845,00-TL olması gerektiğini, davacı şirketin kayıtları incelendiğinde, davalıya fazla ödeme yapıldığı anlaşılmış ve fazla ödemeye ilişkin alacağımız davalıdan geri talep edildiğini, talepleri üzerine davalının bir kısım para iadesi yapmış fakat bakiye 68.561,00-TL tutarındaki alacağımız halen iade etmediğini / ödemediğini, halen davalı nezdinde müvekkilim şirketin; Takip sonrası faiz olarak: 44.000,00-TL, Avukatlık ücreti olarak: 19.510,00-TL, Tahsil harcı olarak: 5.051,00-TL olmak üzere toplam: 68.561,00-TL olduğunu, fazla ödemeden kaynaklanan alacağının bulunduğunu, alacağın ödenmemesi üzerine dava şartı arabuluculuk kurumuna başvurulmuş fakat yapılan görüşmelerden olumlu sonuç alınamadığını, bunun üzerine huzurdaki Sebepsiz Zenginleşme Davasını açma zaruretinin hasıl olduğunu, davacı şirket tarafından 11.12.2023 tarihinde yapılan fazla ödeme her ne kadar en son ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içinde İcra İflas Kanununda düzenlenen İstirdat Davası açılarak talep edilebileceği gibi son ödeme tarihinden sonra 1 yıl içinde İstirdat Davası ile alacak talep edilmemişse bu defa yine son ödeme tarihinden başlamak üzere 2. Yıl içerisinde Borçlar Kanunu Genel Hükümleri içinde düzenlenen Sebepsiz Zenginleşme hükümlerine dayanılarak talep edilebileceğinden, Sebepsiz Zenginleşme hükümlerine göre alacağımızın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini belirterek sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak açtıkları davanın kabulü ile alacağın tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6100 sayılı HMK-Genel yetkili mahkeme-MADDE 6-(1) "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü gereğince, davalı-müvekkilinin resmi kaydının bulunduğu -... Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenle , eldeki davada, -HMK.m.6- ve -İİK.m.50- hükmü gereğince, "Yetkisizlik Kararı" verilerek, davanın, davalı-müvekkilimin yerleşim yerinin bulunduğu .... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, davacı şirketin HMK.m.29 hükmüyle kendisine yüklenmiş olan "Dürüst davranma ve doğruyu söyleme" yükümlülüğüne uymamakta olup; eldeki davaya eksik ve yanıltıcı bilgi vermeye çalıştığını, zira; aşağıda arz etmiş olduğumuz Yüksek Yargıtay ve BAM kararlarından da açıkça anlaşılabileceği üzere; eldeki dava; "Sebepsiz Zenginleşmeye Dayalı Alacak Davası" değil; HMK.m.72/6.f."Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir." hükmünden kaynaklanan istirdat davası olduğunu, davacının, eldeki davanın da konusu etmeye çalıştığı, aynı 68.561,00-TL için açmış olduğu "İstirdat Davası"nın, İİK.m.72/7.f.sı hükmündeki kesin sonuç doğuran 1 yıllık hak düşürücü süreye uyulmamasından dolayı, reddine karar verilmesi ve iddia edilen alacak hakkının kesin olarak düşmesi nedeniyle, davacının artık sebepsiz zenginleşme davasını açma hakkının bulunamayacağı ve borçlu olunmadığı halde ödendiği ileri sürülen paranın tahsili için açılan davanın, niteliği itibariyle, "sebepsiz zenginleşme" değil, "istirdat davası" olduğu Yüksek Yargıtay ve Yüksek Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından açıkça kabul edilmekte olduğunu, eldeki davanın icra takibinden kaynaklanan "istirdat davası" olması nedeniyle; İİK-Madde 72/7.f. hükmünün açık düzenlemesine göre; davacı-şirketin, eldeki haksız İstirdat Davasını, davalı-müvekkilime en son ödeme yaptığı tarih olan █████/2023 tarihinden itibaren 1 senelik yasal hak düşürücü süresi içinde; yani, █████/2024 tarihine kadar açması gerektiğini, ancak davacının ortada kesin hüküm bulunan aynı konudaki eldeki haksız davasını, █████/2025 tarihinde tekrar açtığının anlaşıldığını, eldeki davanın değeri olan 68.561,00-TL olup; 2025 yılı için kabul edilmiş olan 33.751,585-TL tutarındaki "tanıkla ispat yasağı" sınırının üzerinde olduğundan dolayı, davacının eldeki davada tanık dinletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, öncelikle işin esasına girilmeden; "dava şartı yokluğundan (kesin hüküm), hak düşürücü süreden ve usulden reddine" karar verilmesini talep ettiklerini, davacı şirketin tedarikçisi olan ve davacı-şirketten yüklü miktarda alacakları bulunan davalı-müvekkilimin alacaklarının tahsili amacıyla, taraflarından ... 30. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasından kendisine gönderilmiş olan 7 Örn. Ödeme Emrini içeren tebligat mazbatasını davacı, █████/2023 tarihinde E-Tebligat yöntemiyle tebliğ aldığını, davacı-şirketin eldeki davanın konusu etmeye çalıştığı icra takip dosyası borcuna mahsuben, -hiçbir ihtirazi kayıt ve şart koymaksızın, -ifa amacıyla-, █████/2023 tarihinde haricen ödemiş olduğu 1.338.292,07-TLyi ve aynı şekilde, ihtirazi kayıt ve şart koymaksızın, -ifa amacıyla- alacaklı-vekili ...nın ... Bankası-İBAN: ... nolu hesabına, █████/2023 tarihinde, haricen, dosya borcuna mahsuben ödemiş olduğu 662.745,24-TL olmak üzere; ödediği toplam 2.001.037,31-TLyi -bizzat kendi serbest iradesiyle ve -borcunu İFA AMACIYLA-, basiretli tacir olarak bizzat kendisinin ödediğini, görüldüğü gibi, 6102 sayılı TTK. m.18 hükmüne göre basiretli tacir olmasının gereği olarak, dosya borcunun kendisi tarafından hesaplanması neticesinde, ... 30. İcra Dairesinin... E. sayılı dosyasındaki borcunu, niza konusu etmeden, kendiliğinden ve hiçbir ihtirazi kayıt-şart koymaksızın, banka hesaplarına, haricen ödemesi, hiçbir baskı altında kalmadan takip borcunu ifa amacıyla ödediğini, arz edilmiş olan hususlara rağmen, davacı-şirketin; ... 30. İcra Dairesinin... E. sayılı takip dosyasıyla, 1.338.292,07-TL asıl alacak üzerinden icraya konulan takipten kaynaklanan asıl alacağın sözde 1.159.845,00-TL olduğu yönündeki haksız iddialarla; Asıl Alacak: 44.000,00-TL, Avukatlık ücreti: 19.510,00-TL, Tahsil harcı: 5.051,00-TL olmak üzere toplamda 68.561,00-TLyi sözde fazladan ödediği şeklindeki haksız iddialarından kaynaklı olarak, eldeki davayı açmasının mümkün olamayacağı, dava dilekçesinin ve dava dosyasının içeriğinden açıkça anlaşıldığını, eldeki haksız istirdat davasını ispat külfeti davacı-şirkette olup; her ne kadar davalı-müvekkilim, davacı-şirketin kendisine ödeme yaptığı -... 30. İcra Dairesinin... E. sayılı dosyasıyla takibin başlatıldığı █████/2023 tarihinde, davacıdan, takip çıkış miktarı olan; 1.338.292,07-TL Asıl alacak, 401.487,62-TL İşlemiş faiz olmak üzere 1.739.779,69-TL Toplam alacaklarının (ve ferilerinin) bulunduğunu, ticari defter ve kayıtlarıyla ispat gücüne sahip ve alacakları, gerek -miktar yönünden gerekse -diğer tüm yönlerden haklı olmakla birlikte; davacının, hiçbir şekilde ihtirazi kayıt ve şart koymadan, kendi serbest iradesiyle ve ifa amacıyla- ödediği borcu -sükut ettiğinden dolayı eldeki davada alacak konusu yapabilmesi -yasal olarak, -süre hükümlerine ve -Yüksek Mahkemenin kararlarına göre mümkün olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla: eldeki dava konusu 68.561,00-TL ile ilgili davacı tarafından açılmış olan istirdat Davasının REDDİ hakkındaki, -.... 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E.... K. sayılı ve █████/2025 tarihli kesinleşmiş kararının davalı-müvekkilimin lehine KESİN HÜKÜM teşkil ettiğinin resen gözetilmesine, ·HMK.m.114/1.f.i)-"Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması" hükmüyle, -usul, -hak düşürücü süre ve -esasa uygun olmayan, haksız ve yersiz davanın REDDİNE, haksız dava açmasından ve takip miktarının bilinebilir-likit olmasından dolayı, dava konusu edilen miktar olan 68.561,00-TLnin %20si olan 13.712,20-TLden az olmamak üzere davacı-şirket tarafından davalı-müvekkilime tazminat olarak ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı-şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya, ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya ve ... 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP suretleri, vergi kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.
Somut olayda, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı tarafından davacı borçlu aleyhine ... 30.İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile yapılan takipte asıl alacak 1.338.292,07-TL işlemiş faiz alacağı 401.487,62-TL olmak üzere toplam 1.739.779,69-TL talep edildiği, davacı borçlu tarafından cebri icra tehdidi altında haricen banka kanalı ile davalı asile 08.12.2023 tarihinde 1.338.292,07-TL, davalının vekiline de 11.12.2023 tarihinde 662.745,24-TL ödendiği, davacının takip tarihi itibari ile davalı yana borcunun 1.159.845,00-TL olduğu ve davalının takibe konu etmesi gereken asıl alacak tutarının 1.159.845,00-TL olması gerektiği, davalı yana fazla ödeme yapıldığının anlaşılması üzerine davacı tarafça davalı yan aleyhine ... 33.İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile 551.175,00-TL'lik takip başlatıldığı, söz konusu takip kapsamında davalı tarafından yapılan kısmi ödemeler düşüldükten sonra davacı yanın ... 30.İcra Müdürlüğü'nün ...E sayılı dosyasında takip sonrası faiz olarak 44.000,00-TL, avukatlık ücreti olarak 19.510,00-TL ve tahsil harcı olarak 5.051,00-TL olmak üzere toplam 68.561,00-TL'nin fazladan tahsil edildiği iddiası ile yapılan fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında iadesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın açıklanmasında yarar bulunmaktadır.
Türk Hukuk Lûgatında istirdat (geri alma) davası;
“1-Haklı bir neden olmaksızın mal ediniminden doğan ve bu yolla edinilen malın geri alınmasını içeren dava (TBK m. 77-82, TMK m. 122),
2- Hakkında yapılan ilamsız icra takibine süresinde itiraz etmediği ya da itirazın kaldırılması nedeniyle gerçekte borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kalan borçlunun ödediğini geri almak amacıyla açtığı dava. " şeklinde tanımlanmaktadır: (İİK m.72)” (Türk Hukuk Lûgatı, Cilt I, Ankara 2021, s. 414).
Lûgatta istirdat davası başlığı altında yapılan ilk tanım Borçlar Hukuku'nda yerini bulan sebepsiz zenginleşme davasına karşılık gelmekte olup bu davanın ikinci tanımda açıklanan ve icra iflas hukukuna özgü bir eda davası olan istirdat davası ile benzer yönleri bulunmaktadır.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/1. maddesi “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü içermektedir. Aynı maddenin 7. Fık- rasında ise “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tama- men ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir” düzenlemesi mevcuttur.
Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da itirazının icra mahkeme- since kaldırılmış olması nedeniyle kesinleşen icra takibine rağmen, borçlu olmadığı kanısında bulu- nabilir. Böyle bir borçlu, borçlu olmadığını tespit ettirmek için menfi tespit davası açabilir ve bu davada hiç değilse icra dairesinin banka hesabına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alarak (İİK m. 72/III/2.c.) aleyhine yapılmakta olan icra takibinin durdurulmasını ve davayı kazanınca da takibin iptalini sağlayabilir.
Borçlu, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için istirdat davası açabilir (İİK m. 72/VII). Borç- lunun menfi tespit davası açmış olması hâlinde, menfi tespit davası sonuçlanmadan önce borcun öden- mesi üzerine de menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmelidir (İİK m. 72/VI).
İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. Yalnız, davanın şartı icra hukukuna dayanmaktadır: Borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması(Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/ Hanağası, Emel: İcra İflas Hukuku, Ankara 2018, 4. Baskı,)
İcra ve İflas Kanunu’nda yerini bulan istirdat davasından sonra sebepsiz zenginleşme kavramına ilişkin açıklama yapmak yerinde olacaktır.
Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 61 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Benzer hükümler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 ve devamı maddelerinde de yer almaktadır. BK’nın 61. maddesi; “Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır” hükmünü haizdir.
Haklı bir neden olmaksızın başkasının mal varlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK 77). Bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan ya da gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir nedene dayanması durumunda doğmuş olur. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlakî bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Hukuka ya da ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez (Türk Hukuk Lûgatı, s. 962).
Buna göre borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun neden- sellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir.
Sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için diğer şartların yanında en önemlisi zenginleşenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Zira zenginleşmeyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Nitekim BK’nın 61. maddesinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verilmiş ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayılmıştır. Bu durumda kazandırmaya (edime) dayanan sebepsiz zenginleşme; “geçerli olmayan sebebe” veya “gerçekleşmemiş sebebe” veyahut “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşebilir.
Sebepsiz zenginleşme hâlinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu mal varlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. Sebepsiz zenginleşmede sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur.
Görüldüğü gibi, sebepsiz zenginleşme, ikincil (talî) niteliktedir ve mal varlığındaki azalmanın başka aslî nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Başka bir anlatımla aynı olayda, aynî haktan (istihkak davası), zilyetlikten, sözleşmeden, sözleşme benzeri hukukî ilişkiden veya haksız fiilden kaynaklanan bir talebin ileri sürülmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulamayacaktır.
Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulu'nun 09.12.2021 tarihli ve .... E., ... K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı ... tarafından davacı borçlu Vivense aleyhine ... 30.İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile yapılan takipte asıl alacak 1.338.292,07-TL işlemiş faiz alacağı 401.487,62-TL olmak üzere toplam 1.739.779,69-TL talep edildiği, davacı borçlu tarafından cebri icra tehdidi altında haricen banka kanalı ile davalı asile 08.12.2023 tarihinde 1.338.292,07-TL, davalının vekiline de 11.12.2023 tarihinde 662.745,24-TL ödendiği, davacının takip tarihi itibari ile davalı yana borcunun 1.159.845,00-TL olduğu ve davalının takibe konu etmesi gereken asıl alacak tutarının 1.159.845,00-TL olması gerektiği dolayısı ile davalıya fazla para ödendiği iddiası kapsamında bu defa davacı tarafça davalı yan aleyhine ... 33.İcra Müdürlüğü'nün ...E sayılı dosyası ile 551.175,00-TL'lik takip başlatıldığı, davalı tarafça takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davası açıldığı, ... 4.ATM'nin 06.05.2025 tarih,... E ... K sayılı kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olduğu, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine 18.07.2025 tarihinde kesinleştiği, işbu davanın ise ... 30.İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasında takip sonrası faiz olarak 44.000,00-TL, avukatlık ücreti olarak 19.510,00-TL ve tahsil harcı olarak 5.051,00-TL olmak üzere toplam 68.561,00-TL'nin fazladan tahsil edildiği iddiası ile yapılan fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında iadesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında görülen .... 4ATM'nin...E ... K sayılı dosyasında verilen 06.05.2025 tarihli kararın gerekçesinde " Dava, davacının borçlusu olarak göründüğü ... 30. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu fazla ödeme nedeni ile açtığı istirdat davasıdır.
... 30. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısı davalı Rasim Uzun, borçlusunun davacı ...Tic. A.Ş. olduğu, cari hesaptan kaynaklı alacak nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibi olduğu, takibin kesinleşmesi ile alacaklıya ödeme yapıldığı görülmüştür. Davacı yanca fazla ödenene bedelin istirdadı istenmiş, davalı yanca davaya karşı itiraz edildiği görülmüştür.
Davalı yanca yetki itirazında bulunulmuştur. Taraflar arasındaki ihtilaf aralarında akdedilen sözleşmeden kaynaklanmayıp, ödenen bedelin istirdadına ilişkindir. Bu sebeple yetkili icra dairesi ve yetkili Mahkeme'nin belirlenmesinde İİK'nın 50/1 maddesi uyarınca HMK'nın yetkiye dair hükümleri uygulanacaktır. Bunun yanında İİK'nın 72/son maddesi uyarınca menfi tespit ve istirdat davaları takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer Mahkemesi'nde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri Mahkemesi'nde de açılabileceğinden davalının yetki itirazının reddi gerekmiştir.
Takip nedeniyle borç davacı tarafından █████/2023 ve █████/2023 tarihli banka havaleleri ile davalı yana ödendiği banka kayıtlarından anlaşıldığı ve bu hususta ihtilaf olmadığı görülmektedir.
İstirdat davasında önemle vurgulanması gerekli bir husus vardır ki, o da; borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğidir. (İİK.m.72/Vll). Dolayısıyla, borçlunun parayı doğrudan alacaklıya veya icra dairesine ödediği veya borçlunun haczedilen mallarının satılıp, bedelin icra dairesine ödendiği tarihte 1 yıllık istirdat davası açma süresi başlar. Paranın icra dairesince alacaklıya ödendiği an, 1 yıllık istirdat davası açma süresinin başlaması bakımından önemli değildir. Borcun ödenmesi takside bağlanmışsa, 1 yıllık dava açma süresi son taksidin ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Kanunda öngörülen süre, hak düşürücü süre olduğundan; taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece re'sen gözönüne alınır. Mahkemenin yargılamanın her aşamasında hak düşürücü süreyi kendiliğinden dikkate alması ve İİK'nun m.72/Vll'de öngörülen bir yıllık dava açma süresini geçiren borçlunun açtığı istirdat davasını reddetmesi gerekir (HGK ... E, ...K, 11.04.2007 gün).
Somut olayda; davacı yanca █████/2023 ve █████/2023 tarihli banka havaleleri ile davalı yana ödenen fazla bedelin istirdadı istenmekle fazla ödenen paranın son ödendiği tarihten itibaren 1 (bir) yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir. Dolayısıyla, borçlunun bu parayı alacaklıya ödediği tarihten itibaren 1 yıllık istirdat davası açma süresi başlar. Davacının icra dosyasına borcu █████/2023 ve █████/2023 tarihlerinde ödediği, eldeki davanın █████/2025 tarihinde açıldığı, hak düşürücü sürelerde zamanaşımındaki gibi sürelerin durması ya da kesilmesi söz konusu olmadığı da göz önüne alındığında hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE,..." şeklinde karar verildiği, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine 18.07.2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Gelinen noktada, icra takibinin davacı şirket adına yapılış olması, başka bir deyişle davacının icra dosyasının borçlusu konumunda bulunması davanın istirdat davası olması yönünden ayırıcıdır. Çünkü yukarıda da izah edildiği üzere, istirdat davalarında icra takibinin borçlusu, borçlu olmadığını düşündüğü bir parayı mallarının muhafaza altına alınmasını engellemek adına dosya borcunu ödemek durumunda kalmıştır. O hâlde, eldeki davanın istirdat davası olduğu kabul edilmelidir.
İşbu davadan önce, davacı tarafından aynı vakıalara, aynı hukuki gerekçelere ve neticeten aynı miktar alacağına ilişkin ... 4ATM'nin ...E ... K sayılı dosyasında dava açılmıştır. Anılan dosyada davanın istirdat davası olduğu nitelendirmesi yapılarak hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından açılan .... 4ATM'nin ... E...K sayılı dosyası ile mahkememiz dosyasının incelenmesinde, her iki dosyanın da konusunun, taraflarının ve dava sebeplerinin aynı olduğu, sonradan aynı iddialarla yine mahkememizde açılan işbu davanın sebepsiz zenginleşme iddiasına bağlı olarak görülemeyeceği kaldı ki davacının önceki kararı da bu yönden istinaf incelemesine taşımadığı anlaşılmış olup, HMK.114/i maddesi uyarınca kesin hüküm bulunmaması dava şartı olduğu anlaşıldığından, HMKnun 114/ı mad uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK 114/1 i, 115/2 maddesi uyarınca davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞU SEBEBİYLE USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 1.170,86 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 438,86 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne (madde 7/1-2) göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!