Anahtar kelimeler: İhk Zmss Malul Tahkim Yolcu Çift Heyeti Taraflı Karıştığı Araçta

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ D. İş, ████████ K.SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİSAYISI
: İHK-██████████SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİSAYISI
: K-███████████İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi bulunmayan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası neticesinde zorunlu trafik sigortası bulunmayan araçta yolcu olan davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talebini 297.608,00 TL'ye yükseltmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların uzlaşması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı kuruma usulüne uygun maluliyet raporu ile başvuru yapılmadığını, başvuru şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının zorunlu trafik sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti oranında sorumlu olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemi esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, davacının müterafik kusuru ve hatır taşıması nedeniyle indirim uygulanması gerektiğini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen vekalet ücretinin 1/5'i kadar olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARIUyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ceza mahkemesinde zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan araç sürücüsü ile davacının 12.02.2019 tarihinde kendi aralarında uzlaştıkları ve düzenlenen uzlaşma raporunu dosyaya sundukları gerekçesiyle davanın düşmesine karar verildiği ve tarafların uzlaşması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (CMK) ██████. maddesi gereğince davacının tazminat isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İTİRAZUyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 12.02.2019 tarihli uzlaşma tutanağı incelendiğinde söz konusu uzlaşma tutanağının, yasanın aradığı anlam ve nitelikte bir uzlaşma kapsamında bulunmadığı, diğer bir ifadeyle davacının şartlarını ve sonuçlarını tam olarak kavrar bir biçimde özgür iradesiyle yaptığı bir anlaşma niteliği taşımadığı gibi, davacının uğramış olduğu zararının giderilmesine ilişkin bir belge niteliğinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazları yerinde görülerek işin esasının incelenmesine geçildiği ve yapılan inceleme sonucunda, davacının maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata uygun olarak belirlendiği, ceza dosyasında alınan kusur raporunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi bulunmayan araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat tutarının belirlendiği, aktüer bilirkişi raporunun ve kusur raporunun denetime ve hüküm tesisine elverişli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis edilerek davanın kabulü ile 297.608,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 30.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.V. TEMYİZA.Temyiz sebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; tarafların uzlaşması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıya yapılan ödeme ile davalının sorumluluğunun sona erdiğini, tarafların kusur oranı belirlenmeden hüküm tesis edilmiş olmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmadığını, teknik faiz işletilmeden tazminat tutarının belirlenmesinin hatalı olduğunu, hatır taşıması ve davacının müterafik kusuru nedeniyle indirim uygulanması gerektiğini, davalının temerrütünün söz konusu olmadığını ve davacı lehine takdir edilen vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, özellikle 18.10.2023 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 26.07.2023 tarih ve ███████ Esas -████████ Karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile “04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşma sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; …” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiğinden, ceza yargılaması sırasındaki uzlaşmanın eldeki tazminat davasına etki etmeyecek olmasına, tazminatı Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun biçimde ve usulünce hesap eden aktüer raporunun karara esas alınmış olmasına, temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;a-) Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.Somut olayda dosya kapsamında, davacıda oluşan maluliyet oranının tespitine yönelik olarak usulüne uygun şekilde alınmış rapor bulunmamaktadır. Dosyaya sunulan ve .. Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan 14.06.2022 tarihli maluliyet raporu ile davacının maluliyet oranı % 13,5 olarak belirlenmiş ve İtiraz Hakem Heyetince söz konusu maluliyet raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.Her ne kadar .. Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan 14.06.2022 tarihli maluliyet raporu kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş ise de davacının maluliyetinin bir kısmı ''hipertrofik skar ve keloid'' arızasından kaynaklanmasına rağmen söz konusu rapor, heyette plastik cerrahi uzmanı olmadan düzenlenmiş olup bu rapor karar vermeye elverişli değildir.Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacıda oluşan arazlar ve yara nedbesinin (skar) keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı hususlarına da dikkat edilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde içerisinde plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu davacının yerleşim yerine en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalından, yeni bir rapor alınarak (ve temyiz edenin sıfatına göre usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.b-)6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.Somut olayda, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi bulunmayan motorsiklet sürücüsü ...'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda yer alan 47/c ''Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara uymak'' kuralını ihlal ettiği, karşı araç sürücüsünün aynı kanunun 52/b maddesinde yer alan ''aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak'' kuralını ihlal ettiğinin tespit edildiği, Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında trafik polis memuru bilirkişiden alınan 24.10.2018 tarihli kusur raporunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi bulunmayan motorsiklet sürücüsünün tamamen kusurlu olduğu, karşı araç sürücüsünün ise kusurunun bulunmadığının belirlendiği, hakem heyetince trafik kazasında tarafların kusur oranları uzman bilirkişi raporu ile belirlenmeden davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve % 100 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamaya itibar edildiği anlaşılmaktadır.Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin ceza dosyası da dosya arasına alınarak dosyada mevcut tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için uzman bilirkişi heyetinden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.c-) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87. maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51. maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir.Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir.Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Davacının, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası bulunmayan motorsiklette yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalının süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51. maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken poliçe teminat limiti gözetilerek hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmasına gerek bulunmadığı yönündeki yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.d-)6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.Somut olayda; davacının motorsiklet sürücüsü olan arkadaşı ile birlikte alkol aldıktan sonra kazanın meydana geldiği, motorsiklet sürücüsünün 1,18 promil alkollü olduğu ve motorsiklet sürücüsünün, sürücü belgesinin bulunmadığı hususu dosya kapsamı ile sabittir. Bu durumda davacının motorsiklet sürücüsünün alkollü olduğunu ve arkadaşı olan sürücünün sürücü belgesinin bulunmadığını bildiği hâlde bu araca kendi isteğiyle bindiği, kazanın oluşumunda alkollü ve sürücü belgesi bulunmayan sürücünün kusurlu bulunduğu, yaralama ile neticelenen kazanın meydana gelmesine, dolayısıyla muhtemel zararı doğuran fiile razı olduğu anlaşılmaktadır.Bu itibarla TBK’nın 52. maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.e-)Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak;5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in █████. ve AAÜT’nin 17/2. maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.VI. KARAR1- Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,2.Yukarıda 2 (a), (b), (c), (d) ve (e) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.