Anahtar kelimeler: Defaatle Şifahen Ödenememesi Satımdan Ödememesi Ödememe Satışların Fakat Emri İlişki

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı alacaklı ... Şirketi ile davalı borçlu ... Şirketinin ticari ilişki çerçevesinde davacı Şirket tarafından yapılan davalı borçlu Şirket yapılan tüm satışların faturalandırıldığı ve tarafların ticari defterlerine kaydedildiği, davalı borçlu Şirketin dava konusu olan faturaların bedellerini ödememesi üzerine şifahen defaatle ödememe talebinde bulunulduğu fakat herhangi bir ödeme yapılmadığı, borcun ödenememesi üzerine davalı borçlu Şirket hakkında ... İcra Müdürlüğü’nde ...Esas nolu dosyada İcra Takibi başlatıldığı ve borçlu Şirkete ... Ödeme Emri tebliğ edildiği ve davalı borçlu tarafın bu Ödeme emrine kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, hukuki uyuşmazlıklarda dava şartı olarak Arabuluculuğa müracaat şartı yerine getirildiği fakat anlaşma sağlanamadığı, Mahkeme tarafından faturalar değerlendirildiğinde, davacı alacaklı Şirket ve davalı borçlu Şirket Defterleri ve Cari Hesap Tabloları bilirkişi tarafından tetkik edildiğinde davalı borçlu Şirketin borçlu olduğunun görüleceğini ve bu nedenle dava açılması zarureti hasıl olduğu belirtilerek davanın kabulü ile davalı borçlunun ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas nolu İcra Takibi alacağı olan 16.800 TL’sine vaki itirazın iptaline ve takip tarihinden itibaren cari ticari faizleri ile birlikte tahsiline, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla Takibin devamına, davalı borçlunun, takip konusu asıl alacağını %20’inden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket aleyhine haksız ve hukuka aykırı dava açıldığı dava dilekçesinde belirtilen hususlarla alakalı olarak müvekkil şirketin davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığı ve İcra takibine itirazda bulunduklarını ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, ayrıca huzurdaki davanın yetkisiz mahkemeler olan İstanbul Ticaret Mahkemelerinde başlatıldığı ve yetkili Mahkemelerin ... Ticaret mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın haksız kazanç elde etmek maksadıyla fatura keserek fatura bedelini müvekkil şirketten tahsil etmeye çalıştığı, müvekkil şirket ile davacı/alacaklı şirket arasında konveyör imalatı için anlaşma sağlandığı, anlaşmaya mail ve whatsapp yazışmalarının dilekçe ekinde Mahkemenize sunulduğu, davacı yanın müvekkilinin istediği nitelikte ürünü imal etmediği ve kurulumunu yaptığı bant konveyör makinasının birkaç gün içinde bozulduğunu ve iş göremez hale geldiğini ve davacı yana durumun bildirilmesine karşılık banttaki eksiklik ve noksanlıkların giderilmediğini faturayla tevsik ederek haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, yazışmalarda ürünün anlaşmaya uygun kurulmadığı ve teslim edilmediği ve üründe ayıpların ve kusurların mevcut olduğunun beyan edildiği, dava dilekçesi ekinde sunulan cari hesap raporundan davacı yanın alacak iddiasını hangi faturaya dayandırdıklarının görüldüğünü ve bunun hukuka uymayan bir işlem olduğunu ve ... Nolu faturaya ... 14. Noterliği ... yevmiye nolu İhtarnameyle itiraz edildiğini ve haksız ve hukuksuz eylemlerin devam etmesi nedeniyle tekrar ... tarihli ve ... 14. Noterliği ... Yevmiye nolu İhtarname gönderildiği, Cari Hesap Raporu incelendiğinde ... Nolu faturaya dayandığının görüleceğini bu faturayı İcra dosyasına ve huzurdaki davaya sunmadığını, oysa itirazın iptali davalarının takip ile sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve bu nedenle davanın usulden reddini davacı yanın söz konusu cari hesap alacağı iddiasını yazılı sözleşme ile ispat etmesi gerektiğini, icra takip dosyasında davayla ilgili bir delil sunulmadığı, mesnetsiz ve delilsiz olarak açılan davanın reddedilmesi gerektiği ve davanın soyut ve gerçek dışı olduğunu davacı tarafın eylemlerinin Türk Medeni Kanunu’nun 2. Maddesine aykırı olduğunu, huzurdaki dosyada davacı tarafın dosyaya ne bir fatura ve ne de davasını ispat edecek bir delil sunmadığını faturaların tesliminin tek başına delil olmaya yeterli bir kanıt olmadığını ve davacı yanın kötü niyetli oluşu sebebiyle davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek fazlaya dair tüm talep, takip ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle dosyada yetkisizlik kararı verilmesine, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın usulden reddine, bu talepleri kabul görmez ise ... İcra Dairesi ... Esas nolu dosyasında başlatılan İcra Takibinin ve huzurdaki haksız, kötü niyetli ve mesnetsiz davanın tümüyle reddine ve %20’den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya UYAP sureti, vergi kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.
... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 17.309,18 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşıldı.
Dosya SMMM, Makina Mühendisi ve Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2025 tarihli raporda; taraflar arasında akdedilen bir sözleşme olmadığı ve whatshapp ve mail yazışmaları ile teknik özelikleri faturalarda belirtildiği şekilde bir yazışma yapıldığı ve konveyör bantı satın alınması ve montajı işlemleri yapılması ve karşılığında KDV Hariç 14.000 TL ödeme yapılması taahhüdü olduğu, davacı ve davalı Şirketlerin karşılıklı olarak taahhüt ettikleri konveyör bandı satım/alımı işinde davacı tarafın davalı Şirketin işyerinde ölçüm ve montaj safhasına katıldığı, bandın montajını yaparak konveyörü devreye alındığı ve sistemin çalışmasında olumsuz çalışma şartları, yüksek ısı/hararet, fazla ve şekilsiz demir ve çelik malzemelerin ağırlıkları , makinası üzerine konveyör tesis edilmesi, çalışma şartlarına uygun bant seçilmemesi vb şartların bandın eskimesine/deformasyonuna sebep olabileceğini ve bu durumda konveyör bandının ayıplı olduğuna dair yeterli ve emare tespit edilemediğine, davalı borçlu Şirketin bant arızasının meydana gelmesinde kusurlu olduğu, işletmenin çalışma şartlarına göre konveyör bandı seçimi yapamadığı, “Garanti Şartları ve Garanti Süresi” ile ilgili Sözleşmede maddesi/mail ve whatsapp yazışmalarında herhangi bir hüküm bulunmadığı ve bu nedenle Garanti kapsamında olup olmadığı hususunda bir tespit yapılamadığı, Konveyör bandının onarımını mümkün olmadığı ve bandın yenilenebileceği ve bedelinin de faturada belirtilen satış bedeli olabileceği, Mali İnceleme ile tarafların incelenen ticari defter kayıtlarında, taraflar arasındaki ihtilaf konusu 16.800 TL bedelli faturanın her iki taraf defterlerinde de kayıtlı olduğu, Teknik inceleme sonucunda ihtilaf konusu Konveyör Bant bedeli olan 16.800 TL tutarında davalının davacıya borçlu olduğunun kabulü gerektiği ve takip öncesi 550.82 TL İşlemiş faiz talep edilebileceği, İşlemiş faiz yönünden fazla talebin yerinde olmadığı, Takip 25.03.2024 tarihinden itibaren 16.800 TL asıl alacak için TTK.1530 maddesine uygun olarak % 48 temerrüt faiz talep edilebileceği, tarafların diğer talepleri Mahkemenin takdirlerinde olduğu belirtilmiştir.
Dosya Mahkememiz 24.03.2025 tarihli ara kararı uyarınca inceleme yapılması için yeniden bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2026 tarihli ek raporda; “davacı taraf vekilinin itiraz dilekçesinde kök bilirkişi heyeti raporunda davalı ... Şirketi’nin müvekkil şirkete borçlu olduğunun davacı yan ile davalı yanın ticari defterlerinin, faturalarının ve cari hesap tablolarının tetkiki sonucunda müvekkile borçlu olduğunun açıkça tespit edildiğini, bilirkişi raporu’nda davalının davaya konu ürünler hakkında ayıplı olduğu iddiasına ilişkin olarak “Davacı ve davalı Şirketlerin karşılıklı olarak taahhüt ettikleri konveyör bandı satımı/alımı işinde davacı tarafın davalı şirketin işyerinde ölçüm ve montaj safhasına katıldığı, bandın montajını yaparak konveyörün devreye alındığı ve sistemin çalışmasında olumsuz çalışma şartları, yüksek ısı/hararet, fazla ve şekilsiz demir ve çelik malzemelerin ağırlıkları, makine üzerine konveyör tesis edilmesi, çalışma şartlarına uygun bant seçilmesi vb şartların bandın eskimesine/deformasyonuna sebep olabileceğini ve bu durumda konveyör bandının ayıplı olduğuna dair yeterli delil ve emare tespit edilemediğine” şeklinde görüş belirterek davalı yanın iddialarını aksine herhangi bir kusur ve sorumluluğunun olmadığı, konveyör bandının ayıplı olmadığını ve davacı yanın çalışma şartlarına uygun bant seçememesi nedeniyle kusurdan kendisinin sorumlu olduğunun ve her iki tarafın ticari defterlerinde müvekkil alacağının sabit olduğunun tespit edildiğini” belirtiği ve kök bilirkişi heyeti Raporu kapsamında işlem tesis edilmesini istediğine, davacı bantlı konveyör üretimi yapan... Şirketi’nin davalı yan davalı ... Şirketi’nin işyerinde ölçüm ve montaj işlerine katıldığı ve bandın montajını yaparak devreye aldığı gerekçesiyle imalatçı firmaya kusur izafe edilemeyeceği, zira makinaya ihtiyacı olup satın alan firmanın işyerindeki makinanın montajı yapılacak yeri davalı firma yetkilisinin gösterdiği ve uygun model, tip ve teknik özellikleri seçen tarafın davalı firma ... Şirketi olduğu ve bantlı konveyör makinasını alan firmanın basiretli bir tüccar gibi davranarak uygun marka, model, tip ve ebatlarda vb teknik özelliklerde makine seçmesi gerektiği ve davacı firmaya gerekli ikaz ve uyarıları yapması görevinin davalı firmada olduğuna, Mahkeme hakimliği ara kararı doğrultusunda kök raporda yapılan tespitlere ilaveten dava konusu konveyör bant kurulumuna ilişkin olarak TTK 471/1-TTK 472/3 maddesi uyarınca çalışma şartlarına uygun bant seçilmesi hususunda ve olumsuz çalışma şartları hususunda, konveyörün kurulu bulunduğu alana uygun ve çalışılan malzemelere uygun konveyör seçiminde davacı yüklenicinin özen borcu kapsamında kusurlu bulunup bulunmadığı hususunda uygun olan tercihlerin seçiminin bantlı konveyör makinasın alan firma olan ...Şirketi olduğu ve işyerinin konumu, üretim /hizmet yapılan saha metrajı, üretim organizasyonu, malzeme tedariki ve üretimde kullanma aşamaları, işyerindeki makinaların yerleşim planı ve makinaların üretimi safhasında verebilecekleri olumsuz etkiler vb tüm etkenlerin değerlendirilmesinin davacı/bantlı konveyör üretimi ve montajı yapan firmadan beklenemeyeceği ve muhtemel olumsuz etkilerin ağırlıklı olarak kusurlu olduğunun davalı olan ...Şirketi tarafından değerlendirilmesi gerektiğine ve bu yükümlülüğün ağırlıklı olarak davacı/üretici bant konveyör makinası yüklenicisi olan ... Şirketi’nin uhdesinde olmadığının değerlendirildiğine, tarafların kusur oranlarının ise %75 oranında davalı olan ... Şirketi’nde ve %25 nispetinde ... Şirketi’nin mesuliyetinde olduğuna, bantlı konveyörün işyerinde uygun bir yere naklinden sonra makine kullanma talimatına uyulması, bantın yenilenmesi vb diğer mevcut haliyle eksiklikler giderildikten ve onarımlarının yapılmasından sonraki süreçte kullanılabileceğine, bantlı konveyör arızasının makinanın yerleşimi ve kullanımdan kaynaklanan sorunlar nedeniyle indirim yapılması ve iade edilmesi gerekmediğine ve tarafların kusur oranlarına göre zarara katlanma yükümlülükleri olduğuna kanaat getirildiği belirtilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki ticari nitelikteki alım-satım sözleşmesi (eser sözleşmesi) kapsamında itirazın iptali davasıdır.
Yapılan yargılama, tarafların iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davaya konu Konveyör Bant Makinasının davacı tarafından davalıya teslim ve montajının yapıldığı hususunda ihtilaf olmadığı, ancak makinenin montajı sonrasında arızalanması ve ayıplı olduğu iddia edilerek fatura bedelinin davalı tarafından ödenmediği ve karşı iade faturasının düzenlendiği, tarafların 16.800 TL bedelli faturayı karşılıklı olarak birkaç kez iade faturası şeklinde düzenlendiği ve işbu davanın taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davacı tarafça söz konusu fatura alacağının tahsiline ilişkin başlatılan takibe vaki itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır.
Öncelikle davalı tarafça süresi dahilinde yapılan zamanaşımı definin taraflar arasında düzenlenen ticari satım akdi olduğu, somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken TBK 146, 231 maddesi ayrıca somut uyuşmazlıkta eser sözleşmesine dair hükümlerine uygulanması ihtimali olması dikkate alınarak TBK 147/5.mad uyarınca eser sözleşmelerinden kaynaklanan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olması, ticari satıma konusu faturaların 2024 tarihli olduğu, davalı tarafça 29.04.2024 tarihli ihtarname ile eserin kabul edilmediğinin/faturaya itiraz edildiğin beyan edildiği, 17.04.2024 tarihinde arabuluculuk sürecinin başladığı, 01.07.2024 tarihinde dava açıldığı keza davalı tarafça cevap dilekçesinde zamanaşımı defi yönünden somut olaya ilişkin açıklama yapılmamış olduğu da dikkate alınarak zamanaşımı definin reddine,
HMK'nın 6. maddesi uyarınca, davalının ikametgahı ve Gaziosmanpaşa İcra Dairesi'ne yapılan itiraz üzerine açılan işbu itirazın iptali davasının Mahkememiz yargı alanı içerisinde kaldığı anlaşılmakla davalının yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
TBK 473/f.1 hükmüne göre
: “Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkaran gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, iş sahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir.” Genellikle TBK M. 473/f.1 (BK m. 358/1) hükmünün henüz iş görme sürecinde iken yüklenciyi temerrüde düşürmeyi sağladığı belirtilmektedir. Buna göre hükmün amacı ileride zaten temerrüde düşeceğini belli etmiş bulunan yükleniciye karşı iş sahibine borçlu temerrüdündeki hakları vadeden önce tanımaktır. Böylece, TBK M. 473/f.1 hükmü TBK m. 123-125 hükümlerinde düzenlenen temerrüt sonuçlarını, bazı şartlarla, henüz eser borcunun muaccel olmadığı bir zamana taşımış sayılacaktır. Buna göre şartlar oluştuğunda, iş sahibi vadeyi beklemeksizin önce TBK m. 123 uyarınca yükleniciye uygun bir ek süre verecek (şayet TBK m. 124 şartları varsa süre vermesi gerekmeyecek), ardından TBK m. 125 uyarınca, hala ifa ve gecikme tazminatı istemek, ifadan vazgeçip olumlu zararının tazminini istemek ve sözleşmeden dönerek olumsuz zararının tazminini istemek şeklindeki seçimlik haklarını kullanabilecektir.
TBK m. 473/f.1’de sayılan dönme sebepleri, yüklenicinin kusuru olmadan ortaya çıksa dahi, iş sahibi sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Şu halde, işe hiç başlanmaması veya çalışmaların gereğinden yavaş yürümesi ya da vade tespit edilmişse işin vadede bitmeyeceğinin anlaşılması halinde, iş sahibi, bu durum yüklenicinin kusuru olmaksızın ortaya çıkmış olsa bile sözleşmeden dönme hakkına başvurabilecektir. Ancak bu dönme sebeplerinin yüklenicinin
sözleşmeye aykırı tutumu ile uygun nedensellik bağı içinde bulunmaları gerekir.
Şu halde bütünüyle yüklenicinin iradesi dışında gerçekleşen ve öngörülmesi mümkün olmayan sebeplerle işe başlanmaması, işin ertelenmesi ve vadeye yetişmeyeceğinin anlaşılması durumlarında, iş sahibi sözleşmeden dönemeyecektir.
Keza, eğer gecikmeler iş sahibine yüklenmesi mümkün sebeplerle olmuyorsa, gene yüklenici işe başlama ve sürdürme yükümünü ihlal etmiş olmaz ve sözleşmeden dönme hakkı kullanılamaz. İş sahibinin dönme hakkını sınırlayan bu durum madde metninde sadece eserin vadeye yetişmeyeceğinin anlaşılması hali için belirtilmiştir. Fakat öğretide haklı olarak belirtildiği gibi, işe hiç başlanmaması ve işin tehir edilmesi hallerinde de bu koşul aranacaktır.
İş sahibinin üzerine düşen herhangi bir yükümü yerine getirmemesi üzerine TBK m. 473/1’deki durumlar ortaya çıkmışsa, yüklenici işe başlama ve sürdürme yükümünü ihlal etmiş olmaz.
Örneğin kullanılacak malzemeyi sağlamayı üstlenen iş sahibinin bunu yeterince sağlayamaması, sözleşme gereği proje ve talimatları vermesi gereken iş sahibinin bunu yeterince sağlayamaması sebebiyle işin durması veya yavaşlaması böyledir. Yeter ki yüklenici bu sebeplerin gerektirdiğinden daha uzun bir süre işi durdurmuş veya yavaşlatmış olmasın. TBK m 473/1 metninde sözleşmeden dönme hakkı veren durumlar için her ne kadar “iş sahibine
yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme” sözü geçmekteyse de, burada işin mutlaka iş sahibinin kusuru yüzünden gecikmesinin değil, ona atfedilebilecek (onun faaliyet alanında gerçekleşen) herhangi bir nedenle gecikmesinin de sözleşmeden dönmeyi önleyeceği kabul edilmektedir. Örneğin, iş sahibi yapılacak inşaatın projelerini anlaştığı mimar mühendis kendisine teslim etmediği için yükleniciye veremiyorsa, gene de dönme hakkını kullanamamalıdır.
Buna karşılık, iş sahibi işin başlamasına veya görülmesine bizzat engel olsa bile buna yüklenicinin tehlike yaratan veya hukuka aykırı bir davranışını önlemek için başvurmak zorunda kalmışsa, bu yüzden doğal gecikmeler karşısında gene de sözleşmeden dönme hakkı kullanılabilmelidir. Zira söz konusu durumlarda her ne kadar çalışmaları iş sahibi durduruyor veya yavaşlatıyor görünse de, bu gecikmeye asıl sebep yüklenicinin özen borcuna aykırı tutumudur.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK'nun 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.
Eser sözleşmesi ilişkilerinde 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler gereğince gerek açık gerek gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilmektedir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün,... E... K. sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları).
Eserde ortaya çıkan ayıp, iş sahibinin eseri kullanamayacağı ve hakkaniyet kurallarına göre kabule zorlanamayacağı derecede ağır bir ayıp ise, iş sahibi eseri kabulden kaçınma hakkına sahip olup, sözleşmeden dönebileceği gibi, ayıbın ağırlığının bu derecede önemli olmadığı durumlarda iş sahibi, bu tür ayıplardan dolayı, eserdeki ayıbın büyüklüğüne göre, ücretten indirim veya büyük masrafı gerektirmemek kaydıyla eserin onarımını talep edebilecektir.
Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ile mali inceleme yönünden tarafların 2024 yıllarına ilişkin ticari defterlerin, mevzuata ve usule uygun olarak tasdiklerinin zamanında yaptırıldığı, ticari defter kayıtları ile muavin kayıtlar birbirleri ile uyumlu olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin olarak davacı tarafından davalı adına düzenlenen 30.01.2024 tarih 16.800 TL bedelli faturanın, davalı ticari defterlerinde 0.01.T09 nolu borçlu cari hesaba kaydedildiği, davalı işbu faturaya karşılık, söz konusu faturanın davalı tarafından kabul edilmediği ve aynı tutarda olmak üzere 25.03.2024 tarihli KDV dahil 16.800 TL bedelli iade faturası düzenlenerek davacıya gönderildiği, taraflar arasında akdedilen bir sözleşme olmadığı ve whatsapp ve mail yazışmaları ile teknik özelikleri faturalarda belirtildiği şekilde bir yazışma yapıldığı ve konveyör bantı satın alınması ve montajı işlemleri yapılması ve karşılığında KDV Hariç 14.000 TL ödeme yapılması taahhüdü olduğu, taraflar arasında davaya konu Konveyör Bant makinesinin davacı tarafından davalıya teslim ve montajının yapıldığı hususunda ihtilaf olmadığı, ancak makinenin montajı sonrasında arızalanması ve ayıplı olduğu iddia edilerek fatura bedelinin davalı tarafından ödenmediği ve karşı iade faturasının düzenlendiği, teknik inceleme sonucuna göre ise; davacı ve davalı şirketlerin karşılıklı olarak taahhüt ettikleri konveyör bandı satım/alımı işinde davacı tarafın davalı şirketin işyerinde ölçüm ve montaj safhasına katıldığı, bandın montajını yaparak konveyörü devreye alındığı ve sistemin çalışmasında olumsuz çalışma şartları, yüksek ısı/hararet, fazla ve şekilsiz demir ve çelik malzemelerin ağırlıkları , makinası üzerine konveyör tesis edilmesi, çalışma şartlarına uygun bant seçilmemesi vb şartların bandın eskimesine/deformasyonuna sebep olabileceğini ve bu durumda konveyör bandının ayıplı olduğuna dair yeterli ve emare tespit edilemediği, davalı borçlu şirketin bant arızasının meydana gelmesinde kusurlu olduğu, işletmenin çalışma şartlarına göre konveyör bandı seçimi yapamadığı, “Garanti Şartları ve Garanti Süresi” ile ilgili Sözleşmede maddesi/mail ve whatsapp yazışmalarında herhangi bir hüküm bulunmadığı ve bu nedenle Garanti kapsamında olup olmadığı hususunda bir tespit yapılamadığı, konveyör bandının onarımını mümkün olmadığı ve bandın yenilenebileceği ve bedelinin de faturada belirtilen satış bedeli olabileceği, dava konusu konveyör bant kurulumuna ilişkin olarak TTK 471/1-TTK 472/3 maddesi uyarınca çalışma şartlarına uygun bant seçilmesi hususunda ve olumsuz çalışma şartları hususunda, konveyörün kurulu bulunduğu alana uygun ve çalışılan malzemelere uygun konveyör seçiminde davacı yüklenicinin özen borcu kapsamında kusurlu bulunup bulunmadığı hususunda uygun olan tercihlerin seçiminin bantlı konveyör makinasın alan firma olan .. Şirketi olduğu ve işyerinin konumu, üretim /hizmet yapılan saha metrajı, üretim organizasyonu, malzeme tedariki ve üretimde kullanma aşamaları, işyerindeki makinaların yerleşim planı ve makinaların üretimi safhasında verebilecekleri olumsuz etkiler vb tüm etkenlerin değerlendirilmesinin davacı/bantlı konveyör üretimi ve montajı yapan firmadan beklenemeyeceği ve muhtemel olumsuz etkilerin ağırlıklı olarak kusurlu olduğunun davalı olan ...Şirketi tarafından değerlendirilmesi gerektiğine ve bu yükümlülüğün ağırlıklı olarak davacı/üretici bant konveyör makinası yüklenicisi olan ... Şirketi’nin uhdesinde olmadığının değerlendirildiğine, tarafların kusur oranlarının ise %75 oranında davalı olan ...Şirketi’inde ve %25 nispetinde ... Şirketi’nin mesuliyetinde olduğuna, tarafların kusur oranına göre buna katlanma yükümlülüklerinin tespiti, bantlı konveyörün işyerinde uygun bir yere naklinden sonra makine kullanma talimatına uyulması, bantın yenilenmesi vb diğer mevcut haliyle eksiklikler giderildikten ve onarımlarının yapılmasından sonraki süreçte kullanılabileceğine, bantlı konveyör arızasının makinanın yerleşimi ve kullanımdan kaynaklanan sorunlar nedeniyle indirim yapılması ve iade edilmesi gerekmediğine ve tarafların kusur oranlarına göre zarara katlanma yükümlülükleri olduğuna ilişkin tespitler yapılmış olup, Mahkememizce somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporunda yapılan tespitlere itibar edilerek neticeten davanın kısmen kabulü ile, ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 12.600,00-TL (14.000,00-TL asıl alacak üzerinden % 25 oranında indirim yapılarak 10.500,00-TL + 2.100,00-TL % 20 oranında KDV dahil toplam 12.600,00-TL) asıl alacak üzerinden takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, işlemiş faiz yönünden harçlandırılan tutar olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-)... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 12.600,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, işlemiş faiz yönünden harçlandırılan tutar olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
2-)Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-)Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 860,71 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 433,11 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne (13/2) göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 12.600,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davacıya verilmesine,
5-)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti red miktarını geçemeyeceğinden 4.200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine,
6-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL peşin/nisbi harcı, 6.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 1.425,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 7.852,60 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak; 5.889,45 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına
7-)Davalı tarafından yapılan 9.000,00 TL bilirkişi ücretinin kabul red oranı dikkate alınarak 2.250 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-)6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranı dikkate alınarak 2.700 TL'sinin davalıdan, 900,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazine adına gelir kaydına,
9-)Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı okunup usulüne uygun anlatıldı. █████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!