Anahtar kelimeler: Olursa Adlî Olsun İhlali Beş Görüşü Ret İstemlerinin Yeri Suçlar
2. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
:Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
SUÇLAR
: Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
HÜKÜMLER
: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, onama
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 25.05.2022 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararının sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;
1-Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a. maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
2- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin, ''geçmiş sabıkası nedeniyle hakkında mahkûmiyet kararı verildiğine, verilen kararın somut delillerden yoksun olduğuna, hiçbir bulgu, belge veya tanık beyanı olmaksızın suçlu ilân edildiğine, dosya kapsamındaki eksiklik ve usulsüzlükler tespit edilerek kararın bozulmasına ve hakkında beraat kararı verilmesine'', sanık müdafiinin temyiz isteminin ise; ''iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan sevk maddesi olmamasına rağmen teşdiden 2 yıl ceza tayininin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıklara zarar giderimi kapsamında bir iradeleri olup olmadığının sorulmadığına, katılana da toplam zararları sorulmaksızın sanıkların TCK'nın 168. maddesinden yararlanmalarının engellendiğine, sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasının hakkaniyete aykırı olduğuna, katılanın görgüye dayalı bir beyanı ve sanığa yönelik bir teşhisi olmadığına, olay yerinde sanığa ait parmak izi veya biyolojik hiçbir buluntuya rastlanılmadığına, dosyada teşdide gidilebilecek makul bir sebebin bulunmadığına, Mahkemece nedensiz ve gerekçesiz olarak alt sınırdan uzaklaşıldığına, soruşturmanın başından itibaren asılsız kolluk evrakınının “tutarlı ve samimi” nitelendirilemeyeceğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve verilen cezanın toplum vicdanına aykırı olduğundan bozulmasına ve sanığın beraatine karar verilmesine'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen aynı Kanun'un 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli, ███████ E., ████████ K. sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca atanan zorunlu müdafii huzurunda savunması alınmayarak aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Bakırköy 35. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!