Anahtar kelimeler: Harcırahı Değişkenlik Dolar Tır Şoförü Sefer Ülkelere Akdini Ayda Feshettiğini

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işverenlik bünyesinde 04.07.2011 tarihinde uluslararası tır şoförü olarak işe başladığını, 24.06.2020 tarihinde iş akdini haklı nedenle feshettiğini, müvekkilinin asgari ücret ve gittiği ülkelere göre değişkenlik gösteren sefer harcırahı ( USD olarak ) aldığını, yani 2.520,00 TL ücret + ortalama 650 Dolar sefer harcırahı olmak üzere ayda ortalama net 7.000,00 TL maaş aldığını, müvekkilinin aldığı ücretin asgari kısmı ... Bankası hesabına yatırılırken sefer harcırahlarının elden ödendiğini, bu elden ödemeler karşılığında müvekkiline makbuzlar imzalatıldığını, müvekkilinin sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden ödendiğini, müvekkilinin çalıştığı dönem boyunca ayda 2 veya 3 kez olmak üzere Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan'a sefere gönderildiğini, müvekkiline yapılan ödemelerin bir kısmının harcırah adı altında yapıldığını, harcırahların ücretin ayrılmaz bir unsuru olduğunu, prim ödemeleri hesaplanırken harcırahların da dikkate alınması gerektiğini, ayrıca yurt içi ve yurt dışında yapılan gümrük, park, geçiş vb. masrafları ile araca yakıt alınmasına dair masrafların da işverence karşılandığını, yani müvekkiline ücret olarak yapılan bütün ödemelerin, prim ve ikramiyelerin prime esas kazanca dahil edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı işverenlik bünyesinde çalışma süresi boyunca 28-29 günü yollarda ve araç başında olacak şekilde çalıştığını, hafta tatili izinlerinin kullandırılmadığını, müvekkilinin onayı alınmaksızın resmi ve dini bayram dönemlerinde yoğun biçimde çalıştırıldığını, davalı işverenlikçe prime esas kazancının düşük gösterilmesinden dolayı müvekkilinin mağdur olduğunu ve yaşlılık aylığının düşük olduğunu, yaşanılan bu hak ihlalinin giderilerek, Kurum kayıtlarının düzeltilmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu ... İl Müdürlüğüne 07.12.2020 tarihli dilekçe ile başvurulduğunu ancak talebin reddine karar verildiğini belirterek müvekkilinin alacaklarının tahsil tarihindeki dolar kuru üzerinden hesaplanarak tahsiline karar verilmesini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davalı Kurum kayıtlarında 2011 yılı primlerinin aylık brüt 2.439,00 TL, 2012 yılı primlerinin aylık brüt 2.661,00 TL, 2013 yılı primlerinin aylık brüt 2.851,00 TL, 2014 yılı primlerinin aylık brüt 3.228,00 TL, 2015 yılı primlerinin aylık brüt 3.872,00 TL, 2016 yılı primlerinin aylık brüt 4.564,00 TL, 2017 yılı primlerinin aylık brüt 5.274,00 TL, 2018 yılı primlerinin aylık brüt 6.616,00 TL, 2019 yılı primlerinin aylık brüt 8.407,00 TL, 2020 yılı primlerinin aylık brüt 9.793,00 TL olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili özetle, usule ilişkin itirazlarının bulunduğunu, Kuruma ödenmesi gereken primlerin hesabında esas alınan ücretin farklı olduğu iddiasında bulunan davacı tarafın bu iddiasını senetle ispat kuralı gereğince ancak yazılı delil ile ispat edebileceğini, çalışma hayatında her ne kadar harcırah ve sefer primi aynı anlamda kullanılsa da bu iki kavramın birbirinden çok farklı olduğunu, harcırahın işçinin sefer sırasında yapacağı ek ödemeler için, yolluk adı altında, işçiye verilen ücret olduğunu, primin ise işçiye kimi zaman sabit ücretinin dışında ve hatta sabit ücreti yerine geçen bir ücret olup niteliği bakımından kıdem tazminatının ve prime esas ücretlerin hesaplanmasında dikkate alındığını, davacıya harcırah adı altında ödenen kalemlerin görev yolluğu olduğunu ve prime esas kazanca dahil edilmediğini, ayrıca davacı tarafça harcırah içerisinde bulunan görev yolluğu kavramı ile yol yardımı kavramının da iç içe sokulup çarpıtılmaya çalışıldığını, müvekkili firmaca verilen harcırah miktarının davacı tarafın iddia ettiği gibi olmadığını, ayrıca, uluslararası tır şoförlerinin kendi araç kullanma saat sınırlamasına tabi bulunmaları ve kendi çalışma saatlerini kendilerinin belirlemeleri nedenleriyle fazla çalışma yapmalarının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,"Uluslararası nakliyat faaliyetini yürüten işverenlere ait işyerlerinde hizmet akdine tabi şoför olarak çalışanlara yurt dışı görevlendirmelerde “sefer primi”, “sefer yolluğu”, “harcırah” adı altında işverenlerce gerçekleştirilen ödemeler, 506 sayılı Kanun'un 77. maddesinde yer alan “yolluk” veya 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesindeki “görev yolluğu” ibareleriyle teknik ve somut olarak tam anlamıyla örtüşmediğinden, bu tür uyuşmazlıklar yönünden maddelerdeki kavramlar, yalnızca araca bağlı zorunlu giderler şeklinde anlaşılmalı, başka anlatımla, sigortalılara söz konusu adlar altında yapılan ödemeler içerisinden yalnızca araca bağlı zorunlu harcamalar ayrıştırılıp geri kalan tutar sigorta primine esas kazanca dahil edilmeli, iddianın kanıtlanması konusunda 6100 sayılı Kanun hükümleri uygulanmalıdır. Buna göre inceleme konusu davada dosyada yer alan yazılı belgeler, ait olduğu çalışma dönemi bakımından yazılı delil niteliğindedir. Ayrıca şirket kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ve tanık beyanlarına göre yapılan ödemeler içerisinden araca bağlı zorunlu harcamalar ayrıştırılamamıştır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi yerindedir." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili özetle,1.Şirket kayıtlarında yapılan inceleme sonucu ödemelerin ayrıştırılamamasının müvekkili aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceğini,2.Yurt dışı taşımacılığı yapan tır şoförleri maaş + sefer harcırahı/primi almalarına ve bu şekilde çalışmalarına rağmen bu işçilerin SGK primlerinin maalesef asgari ücret üzerinden ödendiğini ve bu işçilerin yıllardır bu konuda çok ciddi mağduriyet yaşadıklarını, Yargıtay kararlarında, dosya kapsamındaki meslek örgütleri tarafından yollanan cevabi yazılarda, tanık beyanlarında aynı sonuca ulaşıldığı gibi hayatın olağan akışına göre bir uluslararası tır şoförünün asgari ücretle çalıştığının düşünülemeyeceğini,3. Bilirkişinin sadece davalının ticari defterlerini inceleyerek ayrıma gidilemediğini beyan ettiğini, yerel mahkemenin de bilirkişi raporunu kararına esas alarak davanın reddine karar verdiğini; davalı şirket yol ve sefer harcırah primlerinin hesabını ayrı biçimde tutmuş olsaydı, bu hesap usulünü gerçeğe uygun biçimde kayıtlara işleseydi bu sorunun yaşanmayacağını, bilirkişi tarafından sadece davalı yan ticari defterlerinin incelenerek rapor oluşturulmasının ve bu rapora dayanılarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gibi hakkaniyete de aykırı olduğunu,4.Bilirkişi davalı defter ve kayıtlarına göre bir sonuca varamasa bile, kaldırma ilamı kapsamında tanık beyanları ile meslek kuruluşlarından gelen cevapların birlikte değerlendirmesi ve gerekirse şoför esnafından deneyimli bir şoförden görüş alınması ve bu deliller doğrultusunda davacının prime esas kazancının tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, prime esas kazancın tespitine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.