Anahtar kelimeler: Tlkdv İhalesi İntifa Yatırım Tesisler Yevmiye Konya Yaptırma Kesinlik İnşaat

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Konya 7. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkiline ait dava konusu taşınmaz üzerinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleri uyarınca .. .. .. İntifa Hakkı Karşılığı İnşaat ve İşletmesinin ihalesi yapılarak, davalı ile ... yevmiye nolu tesis yaptırma sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği söz konusu taşınmaz üzerinde 80.000.000,00TL+KDV yatırım bedeli karşılığı yazılı tesisler yapılarak 30 yıl süre ile işletilmesinin kararlaştırıldığını, 11.12.2007 tarihli sözleşmesi ve ilave avan projesine göre öngörülen 136.5 67... 'lik alan için yıllık 4.510.00,00 TL kira ödeneceğinin belirlendiğini ancak sonradan inşaat alanının yüksek bir oranda artırıldığının fakat işletme bedeli hususunda bir artış yapılmadığının tespit edildiğini, yapılan tespitlere göre ilavelerin en az 130.209, 00... 'lik inşaat alanına kavuştuğunu, tesis yaptırma sözleşmesi ve onaylı avan projelerine aykırı olarak fazla olan yapılaşmaların, nedensiz zenginleşme aracı haline geldiğinden ve taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin, müvekkili yönünden eksik gelir/kamu zararı haline geldiğini, bu nedenle yıllık kullanım işletme bedelinin günün rayicine uygun olacak şekilde yeniden belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, yıllık işletme hakkı bedelinin 01.01.2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere günün rayicine uygun olacak şekilde (KDV dahil) yeniden tespitine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; ileri sürülen metrekare artışlarının kira bedelinin yeniden tespit edilerek artırılması için bir sebep teşkil etmeyeceğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince kira bedelinin her yıl enflasyon oranında artırılarak tespit edileceğinin kararlaştırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında, “... Kompleksi İntifa Hakkı Karşılığı İnşaat ve İşletme İhalesi” işi kapsamında 11.12.2007 tarihli tesis yaptırma sözleşmesi imzalandığı, sözleşme gereği yapılacak işin “AVM + Akvaryum + Otel” kompleksinden oluşan üç kısımdan ibaret olduğu, sözleşme konusu yerlerinin tam ve bütün olarak 2015 yılında faaliyete geçtiği, sözleşmede yıllık kira ödemesinin kararlaştırıldığı ancak daha sonra belirlenen inşaat alanından daha fazlasının yapıldığının Sayıştay raporlarıyla tespit edildiği, bu kapsamda alınan bilirkişi raporunda belirlendiği üzere yazılı sözleşmesinin davalıya 30 yıl işletme hakkı tanıdığı gerekçesiyle, davalının yaptığı harcamalar, kendisine tanınan işletme süresi ve mevcut ekonomik koşullarla birlikte değerlendirildiğinde davanın kısmen kabulü ile taşınmazın 2016 yılından itibaren yıllık kira bedelinin 6.043.743,71 TL olarak tespitine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu sözleşmeden sonra, davalı tarafından inşaat alanının 88.4 19... arttırması nedeniyle bu kısım yönünden yeni bir sözleşme yapılmadığı, davacının ilk sözleşmeye dayanarak daha sonra ilave edilen inşaat alanlarını da kapsar şekilde kira bedelinin yeni duruma göre belirlenmesini talep ettiği, davacının yap-işlet-devret kapsamında intifa hakkı karşılığı inşaat ve işletme sözleşmesine göre, davalı tarafından daha sonra yapılan inşaat alanı yönünden davalının sebepsiz zenginleştiğini belirterek kira bedelinin belirlenmesini talep ettiği, ancak taraflar arasında yapılan sözleşmedeki kısım yönünden devam eden yıllarda enflasyona göre artış şartının bulunduğu, bu yönde uyuşmazlık da bulunmadığı, davalının inşaat alanını genişletmesinin yeni bir kira sözleşmesinin konusunu oluşturabileceği, duruma göre sözleşme dışı alanın kullanımına ilişkin haksız işgal tazminatı talebinin söz konusu olabileceği, davalının genişlettiği inşaat alanı nedeniyle kira artışına ilişkin şartların ve 6098 satılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 138. maddesi kapsamında uyarlama şartlarının da oluşmadığı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle; davacının istinaf talebinin reddine, davalının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; imzalanan sözleşmesi uyarınca 136.567 m² inşaat alanı ve yıllık 4.510.000,00 TL işletme bedeli öngörülmüşken, davalının talebiyle AVM, sinema, otel ve otopark alanlarında sözleşme ve projelere aykırı biçimde yaklaşık 130.209 m² ilave ve gelir getirici yapılaşma yapıldığını ancak ödenen kira bedelinin bu oranda artırılmadığını, bu durumun davalı lehine nedensiz zenginleşmeye, müvekkili aleyhine ise kamu zararına neden olduğunu, Sayıştay tespitleri, hakkaniyet ve kamu yararı gereği güncel rayice uygun şekilde işletme bedelinin yeniden belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Gerekçe ve Değerlendirme1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, kira bedelinin yeniden belirlenmesi istemine ilişkindir.Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, kiralanan alan dışında fazla alan kullanımının söz konusu olması halinde kiraya verenin talep haklarının sınırlı olmasına, genişletilen inşaat alanı nedeniyle 6098 sayılı Kanunun 344. maddesi kapsamında kira bedelinin yeniden belirlenmesi ve 138. maddesi kapsamında uyarlama şartlarının oluşmadığının anlaşılmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin 14.12.2001 tarihinde 9 yaşındayken davalının gözetim ve denetiminde bulunan elektrik dağıtım merkezi trafosunun arka kısmında logar kablo kanalının üzerinin açık ve logar kapağının olmaması nedeniyle üç arkadaşı ile birlikte trafonun üst kısmına kadar çıktıklarını, dışarıdan gelen sesten korkan müvekkilinin trafodan çıkmak isterken elektriğe kapılarak ciddi şekilde yaralandığını, Konya 5.Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında sorumluların mahkumiyetine karar verildiğini, müvekkilinin davalı aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açtığını, yapılan yargılama sonucunda Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davada alınan Adli Tıp Kurumu raporuyla müvekkilinin maluliyet oranının %21,2 olarak tespit edildiğini, ancak müvekkilinin bu davadan sonra elliden fazla ameliyat geçirdiğini, çocuk yaşta yaralanmış olması nedeniyle vücudunda büyümeye bağlı olarak yanık bölgelerde kasılmaların ve ağrılarının arttığını, görme kaybının ilerlediğini, boyun ve bacak kaslarında kasılmalar ile ağrılar meydana geldiğini, maluliyetindeki artış nedeniyle ortaya çıkan işgücü kaybı dolayısıyla yeniden tazminat davası açmasının zorunlu hale geldiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, yargılamada belirlendiğinde belirlendiğinde arttırmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 22.02.2024 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat talebini 919.531,76 TL’ye yükseltmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının dilekçesinde maluliyetinin hangi sebepten ötürü ve ne zaman arttığına ilişkin açıklama yapmadığını, zamanaşımının belirlenmesi için maluliyet artışının ne zaman olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili ile ... arasında imzalanan 24.07.2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi gereğince husumetin bu şirkete yöneltilmesi gerektiğini, 30.10.2009 tarihinde Türkiye Başbakanlık Özelleştirme İdaresi ile imzalanan hisse satış sözleşmesi ile ...’ın müvekkili şirketteki %100 hissesinin ...Enerji Dağıtım ve Parakende Satış Hizmetleri Anonim Şirketine satılarak özelleştirildiğini, 24.07.2006 tarihli sözleşmenin (7.6,.) maddesinde sözleşmenin imza tarihinden önce dağıtım tesisleri ile dağıtım tesislerinin işletilmesinden kaynaklanan her türlü hukuki ve cezai sorumluluğun ...’a ait olduğunun, bu dönemde yürütülmüş faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğunu icra takibi ve davaların ... tarafından yürütülüp sonuçlandırılacağının ve bu takip ve davalar nedeniyle her türlü mali yükümlülüğün ... tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, özelleştirmeden önce yapılan bu sözleşme dolayısıyla davanın ...’a yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilinin davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının kusuru ve ebeveynlerinin ihmali nedeniyle olayın meydana geldiğini, iddia ettiği maluliyet artışının kaza ile illiyet bağının olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, artan maluliyete ilişkin taleplerde faizin olay tarihinden değil maluliyetin artış gösterdiği tarihten itibaren işletilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince 31.05.2023 tarihinde davanın zamanaşımından reddine dair verilen ilk kararın Bölge Adliye Mahkemesinin 01.11.2023 tarihli kararıyla kaldırılmasından sonra, ilam başlığında tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; 14.12.2001 tarihinde meydana gelen elektrik çarpması neticesinde davacının yaralandığı, işbu kaza sebebiyle Konya 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile açılan dava sonunda davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedildiği ancak davacının maluliyetinin bu karardan sonra arttığı, bu artış oranının alınan raporlarla %58,8 olarak tespit edildiği, daha önce kesinleşen Mahkeme ilamı ile kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin %80 kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının artan maluliyetinden doğan zararı talep edebileceği, davacının maluliyetinde gelişen bir durum olduğundan alacağının zamanşımına uğramadığı, bu doğrultudan alınan hesap bilirkişi raporunda sürekli iş göremezlik zararının 919.531,76 TL olarak tespit edildiği, davacının geçirmiş olduğu tıbbi müdahaleler, bu sürecin davacı üzerinde yaratacağı travma ve psikolojik etki, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile paranın satın alma gücü de bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı lehine takdir edilecek 50.000,00 TL manevi tazminatın davacı için zenginleşme ve davalı için de yıkım olmayacağı gerekçesiyle; davanın kabulüne, geçici iş göremezlik zararı 919.531,76 TL’den 250.000,00 TL geçici ödeme düşüldükten sonra kalan 669.531,76 TL ile 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğüne uygun olarak alınan raporda, davacının maluliyetinin %80 olduğu, Konya 2.Asliye Hukuk mahkemesinin dosyasında aynı daireden alınan 25.02.2008 tarihli raporda maluliyetin %21,2 olarak belirlendiği, her iki kalıcı sakatlık arasında %58,8 oranıdaki farkın sakatlık artış oranı olarak kabulü ile önceki rapor alınan hesap bilirkişisinden %58,8 sakatlık artış oranı dikkate alınarak önceki rapor tarihi olan █████/2022 tarihinde ki veriler kullanılarak (usuli müktesep hak korunarak) PMF 1931 yaşam tablosu kullanılarak rapor alınmasının yerinde olduğu, Konya 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E -████████ K sayılı kararıyla davalının kusur ve pasif husumet durumunun kesinleştiği, haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayıldığından zarar görenin gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahip olduğu, Yargıtay 17. ve 4 Hukuk Dairelerinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması yapılmasının yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacı vekili; müvekkilinin ..’de formen olarak çalıştığının sabit olduğunu, bu kurumun müzekkere cevabında müvekkilin Eylül 2021 maaşının 4.197,73 TL olduğunun bildirildiğini, bu tutarın o dönemin asgari ücreti olan 2.825,90 TL'nin üzerinde olmasına ve gerçek kazanç tespit edilmiş olmasına rağmen hesap raporunda müvekkilin aldığı maaşı alınmaksızın asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, rapora itirazlarının karşılanmadığını, kazanç yönünden müktesep hak oluşmayacağını, ayrıca bilirkişi raporunda bazı dönemlerin asgari ücret miktarlarının da eksik hesaplandığını ve asgari ücret artışlarının gözetilmediğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.2.Davalı vekili; Özelleşme öncesinde ... ile müvekkili arasında imzalanan 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin "Üçüncü Kişilerin Hak İddiaları" başlıklı (7.) maddesinde sözleşmenin imzalanmasından önceki bir tarihte dağıtım tesislerinin işletilmesinden kaynaklı her türlü davanın ...'a yöneltileceğinin kararlaştırılmış olması nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın ...’a yöneltilmesi gerektiğini, davacının 2008 yılında alınan maluliyet raporunda %21,2 oranında malul olduğunun belirlendiğini, işbu yargılamada ise alınan maluliyet raporlarının birinde maluliyet oranı %71 olarak tespit edilmişken diğerinde %80 olarak belirlendiğini, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacının 2001 yılında kaza geçirdiğini, %21,2 oranında malul olduğunun tespit edildiği raporun ise bundan 7 yıl sonra 2008 yılında düzenlendiğini, diğer bir ifadeyle davacının önceki davada alınan maluliyet raporunun zaten olayın üzerinden uzunca bir vakit geçtikten sonra alınmış olduğunu, bu tarihten sonra maluliyet oranının artmasındaki etkenin gerekçesinin açıklanması gerektiğini, olayın gerçekleşmesindeki tüm kusurun davacı ve ebeveynlerine ait olduğunu, hem olaya hem de maluliyetin artmasına yönelik olarak kusur değerlendirmesi yapılması gerektiğini, davacının 25.02.2008 tarihli rapora göre maluliyet oranının %21,2 olduğunu bu oranın o tarihten sonra arttığı ve %80 olduğu kabul edilse dahi 14.12.2001 tarihinden itibaren hesap yapılamayacağını kaza tarihinde %80 oranında maluliyet olmadığına göre maluliyetin arttığı tarihten ya da en azından 25.02.2008 tarihinden itibaren hesaplama yapılması gerektiğini, aynı şekilde sonradan oluşan maluliyet açısından 14.12.2001 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de hatalı olduğunu, maluliyetin arttığı tarihin tespit edilememesi halinde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini hem Yargıtay kararlarında hem de doktrinde hakkın uzun süre ileri sürülmemesinin haklı nedene dayanmadıkça müterafik kusur sayılacağının kabul edildiğini, davacının kazanın üzerinden 20 yıl geçtikten sonra davayı açtığından müterafik kusurlu kabul edilmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin tamamen kabul edilmesinin doğru olmadığını, davacının daha evvel tazminata hak kazandığı tarihteki rahatsızlıklarından farklı bir durum gelişmediğinden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, miktarın yüksek olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini belirterek kararı temyiz etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, trafodan elektrik çarpması sonucu meydana gelen bedensel zarar nedeniyle açılan ve kabul kararı verilen tazminat davasından sonra, maluliyet oranının arttığı iddiasına dayanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.1.Temyiz edilen karardaki gerekçeye, işgöremezlik oranındaki her artışın yeni bir olgu olup artan maluliyet için ayrıca maddi ve manevi tazminat talep edilebilir olmasına, Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında davacının işgöremezlik oranı Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu tarafından %21,2 olarak belirlenmişken, işbu davada aynı Kurumdan alınan raporda sürekli işgöremezlik oranın olay tarihinde yürürlükte olan ███████ sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerine göre %80 olarak tespit edilmiş olmasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerinin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.2. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının kaza tarihindeki gelirine ilişkin herhangi bir belge veya bilginin bulunmaması sebebiyle asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmış ise de sürekli iş göremezlik hesabının gerçek kazanç esas alınarak yapılması gerekir. Davacının maaş bodrosu dosya arasına alınmış olmasına rağmen, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılan bilirkişi raporunun hükme esas alınması hatalı olup, davacının bu yöndeki temyiz talebinin kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.3. Davacı; olay tarihinde 9 yaşında olduğunu davadan sonra elliden fazla ameliyat geçirdiğini, büyümesiyle beraber vücudundaki yanık bölgelerde boyun ve bacak kaslarında kasılmaların ve ağrıların arttığını, görme kaybının ilerlediğini iddia etmiştir. Davacının gelişen durumunun yeni bir olgu olması nedeniyle, ne zaman meydana geldiği tespit edilerek buna göre zarar hesabının yapılması ve belirlenen maddi tazminat ile manevi tazminata bu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek olay tarihinden itibaren hesaplama yapılması ve tazminat tutarlarına bu tarihten itibaren faiz işletilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Tarafların sair temyiz sebeplerinin REDDİNE,2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi gereği ORTADAN KALDIRILMASINA,3.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca taraflar yararına BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.