Anahtar kelimeler: Mega Kyazim Devremülk Devremülkün Kent İktisab Satımının Mevkii Batı Vaadi

T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
Ankara Batı
1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
HAKİM
:
KATİP
:
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
:
DAVA
: Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
K.YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. arasında █████/2013 tarihinde ...ili .... ilçesi ... Mevkii ... ada ... parselde yer alan .... Mega Kent projesine ilişkin olarak devremülk satış vaadi sözleşmesinin imzalandığını, söz konusu sözleşme kapsamında.... numaralı bağımsız bölümün müvekkiline satımının kararlaştırıldığını, anılan sözleşmede devremülkün imza tarihinden itibaren 30 ay içerisinde teslim edileceği düzenlendiğini, müvekkili sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirerek toplam 12.990 TL ödemeyi süresinde yaptığını, buna karşın davalı şirket taşınmazın inşaatına dahi başlamadığı gibi yapılan ödemeleri de iade etmediğini, ayrıca inşaatına dahi başlanmayan bir taşınmaza ilişkin olarak müvekkilinin aidat borcu altına sokulmaya çalışıldığını, davalı şirkete █████/2025 tarihinde noter aracılığıyla ihtarname gönderildiğini ancak ihtara rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle dava yoluna başvurulduğunu, Beypazarı ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas ve █████/2025 tarihli davasında; taraflar arasında düzenlenen devremülk satış vaadi sözleşmesinin resmi şekle tabi olmasına rağmen adi yazılı şekilde yapılmış olması nedeniyle hukuken geçersiz olduğunu, bu nedenle müvekkil tarafından yapılan ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesinin gerektiği ileri sürüldüğünü, bu kapsamda müvekkilinin 2013 yılında ödediği 12.990 TL’nin, denkleştirici adalet ilkesi gereği yalnızca nominal tutarıyla değil, ödeme tarihinden itibaren oluşan değer kaybı ve enflasyon etkisi dikkate alınarak güncellenmiş değeri üzerinden davalıdan tahsilini talep ettiğini, bu dava ile talep edilen alacak; ilk davada talep konusu yapılmayan ve bilirkişi raporu ile ilk kez ortaya çıkan fark alacağa ilişkin olduğunu, davanın açıldığı tarih itibarıyla mevcut bilgi ve belgeler çerçevesinde belirlenebilen alacak miktarı esas alınarak açıldığını, süregelen davada alınan █████/2025 tarihli bilirkişi raporu ile alacağın gerçek ve güncel tutarı 215.798,37 TL olarak hesaplandığını, bu nedenle bilirkişi raporu ile belirlenen ve ilk davada talep edilemeyen 40.798,37 TL'lik alacak kısmı yönünden ek dava açılmasının zorunluluğu doğduğunu, Beypazarı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasıyla görülmekte bulunan dava kapsamında alınan bilirkişi raporu ile belirlenen toplam alacak miktarı olan 215.798,37 TL'nin ilk davada talep edilen 170.000,00 TL'lik miktarı aşan kısmı yönünden ek davanın kabulüne, bilirkişi raporu ile ortaya çıkan ve ilk davada talep edilmemiş olan 40.798,37 TL tutarındaki fark alacağa sözleşme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiz işletilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE
:
Dava; devre mülk sözleşmesinin geçersiz olduğundan yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme kapsamında tahsili talebine ilişkindir.
Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği █████/2012 tarihinden sonra, █████/2021 tarihinde açılmıştır. Burada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık, kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açıkça bozmayı gerektiren bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır.
Somut olayda davacı ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. arasında █████/2013 tarihinde ... ili ... ilçesi.... ada ... parselde yer alan ....l Mega Kent projesine ilişkin olarak devremülk satış vaadi sözleşmesinin imzalandığı Beypazarı ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... esas ve █████/2025 tarihli davasında; taraflar arasında düzenlenen devremülk satış vaadi sözleşmesinin resmi şekle tabi olmasına rağmen adi yazılı şekilde yapılmış olması nedeniyle hukuken geçersiz olduğu bu kapsamda Beypazarı Asliye Hukuk Mahkemesi ile talep edilmeyen bakiye alacağın tahsil talebinin dava konusu uyuşmazlık ve bundan kaynaklı alacağın bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiği temel ilişkinin görevli mahkemeyi belirlediği uyuşmazlığın kambiyo senedinden kaynaklanmadığı bu kapsamda Dosyadaki bilgi ve belgelere göre taraflar tacir olmadığı gibi, davada Türk Ticaret Kanununda düzenlenen mutlak ticari davalardan değildir. Hal böyle olunca, davayı görmeye Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli kabul edilerek görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Beypazarı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,
4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere (kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, istinaf incelemesinin Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi tarafından yapılacağı) karar verildi. █████/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ...¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!