Anahtar kelimeler: Karaman İklim Şehircilik Öğrenilmesi Mera Tapuda Çevre Vasfı İli İlçesi
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Karaman ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ve 6 78... parsel sayılı taşınmazın 27.02.1980 tarihinde yapılan kadastro tespiti ile mera vasfı ile .... Belediyesi adına tapuda tescil edildiğini, bu tescil işleminin müvekkili olan İdare tarafından öğrenilmesi üzerine Karaman Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bilgi verilerek inceleme başlatıldığını, Bakanlıkça düzenlenen 03.04.2017 tarihli inceleme raporunda taşınmazın mera vasıflı olarak Kamu Orta Malları Siciline kaydedilmesi gerektiğinin belirtildiğini, davalı adına yapılan tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek 6 78... parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile taşınmazın mera vasfı ile Kamu Orta Malları siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 27.02.1980 tarihinde tapuda davalı adına tescil edildiğini, 4342 sayılı Mera Kanunu ise 28.02.1998 tarihinde yürürlüğe girdiğinden tescil tarihinden daha sonra yürürlüğe giren yasa esas alınarak taşınmazın tescil işleminin usulsüz olduğu iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, taşınmaz adına tescil edilirken tescil zamanındaki mevzuatın göz önüne alındığını, taşınmazın Hazineye iadesinin mümkün olmadığını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek öncelikle hak düşürücü süre yönünden davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararıyla; dava konusu edilen taşınmazın evveliyatında kadastro tespiti ile mera vasfı ile davalı ... Belediyesi adına tescil edildiği, 03.05.2005 tarihi itibariyle belediye sınırları içerisinde, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içerisinde kaldığı, imar planında arkeolojik sit alanı olarak işgal edildiği, taşınmazın mera vasfı özelliğini yitirmediği, teknik açıdan mera olarak kullanımının mümkün olduğu, dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarında mera olarak kullanıldığının belirttildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline, taşınmazın mera vasfı ile sınırlandırılarak özel sicile kaydedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dosya içeriği ve toplanan delillere göre kamu malı iddiasıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı gözetildiğinde mahkemece taşınmazın imar planı ve yerleşim alanı dışında olduğu mera vasfının devam ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı yön görülmemiştir.Ancak , 3402 sayılı yasanın 16/B maddesi uyarınca tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılması yönünde karar verilmesi gerekirken orta malı özel siciline tescili ile yetinilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, kamu düzenine ilişkin nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırılan kararın yerine yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davalı adına kayıtlı tapunun iptali ile mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kamu hizmeti kapsamında kullanılan bir alan olduğunu, harman yeri veya mera vasfına sahip olmadığını, zira 01.01.2003 tarihinden önce yürürlükte bulunan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı dahilinde yer alan, 01.01.2003 tarihinden önce de yerleşim amaçlı inşa edilmiş birçok bina ile çevrili bir saha üzerinde bulunan ve de 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında "Arkeolojik Sit Alanı" vasfı taşıyan taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesi kapsamında kaldığnın açık olduğunu, kanunda öngörülen koşuları barındıran taşınmazların belediye mülkiyetinde kalmaya devam edeceğini ve bu taşınmazlara dair tapu iptal davası açılamayacağını vurgulayan bu hukuki düzenleme ve fiili gerçek karşısında, dava konusu taşınmazın tapuda davacı adına tescil edilmesinin hukuken mümkün omadığını, Bununla birlikte, arkeolojik saha olması sebebiyle, uzun senelerden beri mevcut halini muhafaza eden ve arkeolojik kazı çalışmaları haricinde, üzerinde tarımsal veya inşai nitelikte herhangi bir faaliyet yürütülemeyecek nitelikte bulunan taşınmazın mera vasfı taşımadığı ve de 2863 sayılı Kanun gereği mera olarak da kullanılamayacağının da açık olduğunu, bu bakımdan dava konusu taşınmazın mera vasfıyla Kamu Orta Malları Siciline kaydedilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, ayrıca taşınmazın evveliyatında da mera olarak kullanıldığının ispat edilediğini, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını, 10 yıllık hak düşürücü sürenin davacıya uygulanamayacağını iddia etmenin hukuki bir dayanağı bulunmadığını, yine Bölge Adliye Mahkemesinin, kamu malı iddiasıyla açılacak davalarda hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı yönündeki gerekçesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapu iptali ile mera vasfı ile sınırlandırılarak özel sicile kaydedilmesi istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!