Anahtar kelimeler: İlkinin Duyulduğunu Cebri Diğerinin Tescile Bunlardan Hanesinde İnfazda Tereddüt İhtiyaç

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; 102 65... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 4. kat 19 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının beyanlar hanesinde iki adet tescil kararı bulunduğunu, bunlardan ilkinin müvekkilleri lehine kesinleşmiş mahkeme kararı olduğunu, diğerinin ise davalı ... lehine kesinleşmiş icra tescil kararı (cebri icra) olduğunu, tescile yönelik iki farklı karar olduğundan infazda tereddüt oluştuğunu, mahkeme kararına ihtiyaç duyulduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı ...'a satışına ilişkin beyanlar hanesindeki haciz ve icrai satış şerhinin terkin edilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı beyan dilekçesinde; iyiniyetli ihale alıcısı olduğunu, ihalenin usulüne uygun yapıldığını, davacı tarafın davaya konu ettiği uyuşmazlık hususlarının ihalenin feshi davasında değerlendirildiğini ve davanın reddine karar verildiğini, bunun neticesinde usulüne uygun tescil kararı aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesi ilk kararında özetle; davacıların açtığı tapu iptali ve tescil davasında haczin kaldırılması yönünde verilmiş bir karar bulunmadığı, 20.11.2013 tarihli tedbir kararının ise hacizlerinin durdurulmasına dair bir tedbir olmadığı, tedbir kararı haciz şerhinden önce konulsa da tescil kararının tapuya şerhinin haciz şerhinden sonra olduğu, tedbir kararının haciz şerhinden önce konulmasının haciz şerhini usulsüz hâle getirmeyeceği, tedbir kararının 3. kişilere devir ve temliki önlemek için verildiği, icra takip dosyasında tedbir olması durumunda haciz şerhinin konulamayacağı, taşınmazdaki tedbir kararının dosyanın tarafları ile ilgili olduğu, icra takip dosyasının alacaklısı ile alakalı olmadığı, haciz şerhinin konulduğu tarihte tapuda malik olarak icra takip borçlusu gözüktüğünden tapu iptali ve tescil kararı şerhi tapuda gözükmediğinden yapılan haczin usulüne uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesi 02.05.2024 tarihli kararında; davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma KararıDairemizin 13.01.2025 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilâmında özetle; davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, tapu iptali ve tescil kararının 30.06.2016 tarihinde kesinleştiği, buna rağmen önceki malikin borcu nedeniyle davalıya cebri ihale ile satış yapılmış olmasının davalıya davacılara karşı ileri sürebileceği bir mülkiyet hakkı bahşetmeyeceğini, davacıların mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.B. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlâmına Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, bozma ilâmına uyarak davanın kabulüne karar vermiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı temyiz dilekçesinde; davacıların lehine tapu iptali ve tescil kararının kesinleşmesinin üzerinden yaklaşık 15 ay geçtikten sonra bu kararı tapuya şerh ettirdiklerini, borçlunun ihale sonrası davacıların yanında yer alarak ihalenin feshini talep ettiği, davacıların ve borçlunun kötüniyetli bir amaçla hareket ettiklerini, hacizden sonra yapılan sulh anlaşmasının icra yoluyla satış işlemini hükümsüz kılmaya yönelik olduğunu, davacıların tescilsiz bir mahkeme kararına dayanan mülkiyet iddiasının, tapu siciline güven ilkesinin koruması altındaki kazanıma üstün tutulamayacağını, hükmün bozulması gerektiğini belirtmiştir.B.Değerlendirme ve GerekçeDava, şerhin terkini istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle davalının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve Kanun'a uygun olan kararın ONANMASINA,Onama harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O YDavacıların talebi, dava konusu 19 No.lu bağımsız bölümün tapu kaydı üzerinde yer alan taşınmazın davalı adına satışına ilişkin şerhin kaldırılmasıdır. Davacıların bir tescil talebi bulunmamakla birlikte; taşınmazın tapu kaydı üzerinde, İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı kararı ile davacılar adına tesciline ilişkin şerh de bulunmaktadır. Davacıların talebinin kabul edilmesi halinde, taşınmazın, davacılar adına tescili gerçekleşmiş olacaktır.Davalı dava konusu taşınmazı, .... İcra Dairesinin 18.12.2017 tarihli ve █████████ Esas sayılı kesinleşmiş ihale kararı ile edinmiştir. İhalenin feshi talebi ise,.... İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararı ile red edilmiştir. Davacılar ise taşınmazı, İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile edinmişlerdir. Bu davada asıl davacılar, ... ve ... olup, davalılardan birisi ise, davalının taşınmazı icradan satış yoluyla edindiği.... İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı dosyasının borçlusu olan ... ve .... Tic. Ltd. Şti'dir. İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında Dairemizin █████/20 25... /33 98... /221 Karar sayılı ilamına dayanılmıştır. Ancak, bozma öncesinde Mahkemenin gerekçeli kararında; "(...) Yargılama devam ederken, taraflar sulh olmuş ve sulh sözleşmesini mahkememize ibraz ederek sulh uyarınca karar verilmesini talep etmişlerdir.." denilmek suretiyle, davanın sulh yoluyla çözümlendiği belirtilmiştir. Bu kararın hüküm fıkrasından, sulh protokolünün tarihinin 04.04.2016 olduğu anlaşılmaktadır.Dairemizin 13.01.2025 tarihli bozma kararında: "(...) 4. Görüldüğü gibi TMK m. 705 gereğince mahkeme kararı ve cebri icra tescilsiz iktisap hallerinden olup somut olayda hangi tarafın mülkiyet hakkına üstünlük tanınması gerektiği hususu çözümlenmelidir.Bu bağlamda yukarıda açıklandığı üzere davacılar lehine tapu kaydında ihtiyadi tedbir şerhi tesis edildikten sonra haciz şerhi tesis edildiği gibi davacılar lehine olan İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının 30.06.2016 tarihinde kesinleştiği, 30.06.2016 tarihinde davacıların TMK m. 705 gereği tescilsiz iktisap ile dava konusu taşınmaza maliki oldukları mülkiyet hakkını kazandıkları kuşkusuzdur.Buna rağmen önceki malikin borcu nedeniyle davalıya cebri ihale ile satış yapılmış olması davalıya davacılara karşı ileri sürebileceği bir mülkiyet hakkı bahşetmeyecektir.Başka bir ifade ile; davacıların lehine olan İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen tapu iptali ve tescil kararının kesinleşmesi ile davacılar mülkiyet hakkına sahip olduğundan, davacıların mülkiyet hakkına üstünlük tanınması ve davalı lehine tesis edilmiş cebri icraya ilişkin şerhin terkinine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir." şeklindeki gerekçe ile bozma kararı verilmiş ise de, .... İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı dosyasının borçlusu olan ... ve .... Tic. Ltd. Şti., İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında da davalıdır. Yukarıda da değinildiği gibi, bu dosya sulh ile sonuçlanmıştır. Taşınmaz üzerindeki haczin 28.09.2015 tarihinde konulduğu dikkate alındığında, borçlu şirket, hakkında icra takibi başlatıldıktan sonra, 04.04.2016 tarihinde kayden maliki bulunduğu bir taşınmaz için davacılar ile yaptığı sulh sözleşmesine (bu dava yönünden) değer verilemez. Şirket sulh anlaşması yaptığında taşınmaz hacizlidir. Bu durumda davacıların, TMK'nın 705. maddesi gereğince mülkiyeti tescil kararı ile kazandıkları da kabul edilemeyeceği gibi, davalıya göre üstün bir hakka sahip oldukları da düşünülemez.Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması, tüm dosya kapsamına göre hukuka aykırıdır. Kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, onanması yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz.