Anahtar kelimeler: Güttüğünü Kardeş Devirlerin Babalarının Bağışladığını Zedelendiğini Denkleştirme Pek Kaçırma Öğrendiğini
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının kardeş olduğunu, muris babalarının 36... , 55... parsel sayılı taşınmazlarını davalıya bağışladığını ve sonradan daha pek çok taşınmazı davalıya devrettiğini öğrendiğini, bu işlemler sebebiyle müvekkilinin miras hakkının zedelendiğini, bu devirlerin mal kaçırma amacı güttüğünü ileri sürerek dava konusu taşınmazların denkleştirme ve saklı pay hisse oranları hesap edilerek bu oranda davalı üzerindeki taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tescilini, aksi hâlde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla 50.000,00 TL denkleştirme alacağının tahsilini veya saklı payına yapılan tecavüz nispetinde tenkis bedelinin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, tüm mirasçı taraflar arasında düzenleme şeklinde miras taksim sözleşmesi yapıldığını, ayrıca denkleştirme alacağının zamanaşımına uğradığını ve hak düşürücü sürenin de dolduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında özetle; davacının miras taksim sözleşmesinin düzenlendiği esnada noterde hazır bulunup imza attığı, buna göre davacının ancak 09.07.2008 tarihine kadar denkleştirme talebinde bulunabileceği, bu nedenle davacının denkleştirme talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, davaya konu edilen 60 parsel sayılı taşınmazın devrinin 1982 yılında yapıldığı, davacının öğrenmeden itibaren 1 yıllık süre içerisinde dava hakkını kullanmadığı, 09.07.1998 tarihinde miras sözleşmesinin yapıldığı, bu tarihin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra işbu davanın açıldığı gerekçeleriyle davacının denkleştirme talebinin zamanaşımı nedeniyle, tenkis talebinin ise hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 07.05.2024 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 07.05.2024 tarihli kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce verilen 09.01.2025 tarihli kararda özetle; tarafların murisi olan ... ... 27.03.1997 tarihinde öldüğünden somut olayda 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin uygulanacağı konusunda şüphe bulunmadığı, tenkis süresinin hukuki niteliğinin; 743 sayılı Kanun'un 513. maddesinde zamanaşımı, 4721 sayılı TMK'nın 571. maddesinde ise hak düşürücü süre olarak belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararında tenkis süresinin hukuki niteliğine dair yapılan değerlendirme doğru ise de gerekçe değiştirildiği halde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b(2) hükmü gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi ile yetinilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesinin başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; açılan davanın tenkis ve denkleştirme taleplerine ilişkin olduğu, mirasbırakan ... ...’nin 27.03.1997 tarihinde öldüğü, mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle 743 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, buna göre yapılan değerlendirme neticesinde tenkis talebinin süresinde olmadığının anlaşıldığı, denkleştirme talebi yönünden de talebin Medeni Kanun'un 669. maddesine dayalı mirasta iade istemi olduğu, bu tür davalarda hak düşürücü süre değil, zamanaşımı süresinin söz konusu olduğu, zamanaşımı süresinin ise Medeni Kanun'un 5. maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunun 125. maddesi gereğince taksimden itibaren ve taksim sözleşmesi yapılmış ise taksim sözleşmesinin yapıldığı tarihten itibaren on yıl olduğu, buna göre, somut olayda mirasbırakan ... ...'nin tüm mirasçılarının katılımı ile 09.07.1998 tarihli Düzenleme Şeklinde Miras Taksim Sözleşmesinin düzenlendiği ve davalının süresi içerisinde hem denkleştirme talebi yönünden hem de tenkis talebi yönünden zamanaşımı itirazında bulunduğu, davaya konu her iki talebin süre yönünden ayrı ayrı zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafça tenkis talebine ilişkin olarak zamanaşımı itirazında bulunulmadığını, hak düşürücü süre itirazında bulunulduğunu, hak düşürücü süre itirazının zamanaşımı itirazı olarak değerlendirilemeyeceğini, bu nedenle tenkis talebi yönünden Mahkemece davanın esasına girilerek hüküm kurulması gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; mirasta denkleştirme, ikinci kademede tenkis istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
08.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!