Anahtar kelimeler: Davatalepdavacı Huzurdaki Fiilden İlçesinde Tarafsızasliye Kaybının Kazada Mutlak Araçta İlgilendirmesi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız-----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın, trafik kazası sonucu davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğunu; tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeyi ilgilendirmesi nedeniyle davanın mutlak ticari dava niteliğinde bulunduğunu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını,-----tarihinde ---- ilçesinde meydana gelen kazada, müvekkile ait -------- plakalı aracın sürücüsünün kusursuz olduğunu, davalıya ait ---- plakalı araç sürücüsünün %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğunun kaza tespit tutanağı ve --- kayıtları ile sabit bulunduğunu, kaza sonucu davacıya ait -----marka araçta hasar meydana geldiğini, aracın yetkili serviste onarıldığını ve ----- tutarında onarım faturası düzenlendiğini; ancak onarım yapılmış olmasına rağmen aracın ikinci el piyasa değerinde düşüş meydana geldiğini, bu durumun gerçek zarar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, araçta oluşan değer kaybının; aracın rayiç değeri, hasar boyutu, değişen parçalar, kilometresi ve kullanım özellikleri dikkate alınarak bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi uyarınca işleten ve araç malikinin meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu; kazaya %100 kusuruyla sebebiyet veren davalı araç malikinin değer kaybından sorumlu bulunduğunu, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari iş niteliği taşıması nedeniyle, kaza tarihi olan -----tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, bu kapsamda belirsiz alacak davası olarak HMK m.107 uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik --- değer kaybı tazminatının, kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini; yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP /TALEP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ----- araç satım ve kiralama faaliyetinde bulunan sektöründe öncü bir şirket olduğunu; dava konusu kazaya karışan --- plakalı aracın müvekkil tarafından uzun dönem kiralama sözleşmesi ile -------kiralandığını, bu nedenle kazanın meydana geldiği tarihte araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanmanın kiracı şirkete ait olduğunu, davalının “işleten” sıfatının bulunmadığını ve kendisine husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, öncelikle görev itirazında bulunarak, uyuşmazlığın haksız fiile dayandığını ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu; ayrıca davacının dava öncesinde sigorta şirketine usulüne uygun ve tam başvuru yapma dava şartını yerine getirmediğini, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını; ayrıca değer kaybı alacağının belirlenebilir nitelikte olması nedeniyle belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, bu sebeple hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak; müvekkilin işleten sıfatı bulunmadığından sorumlu tutulamayacağını; işleten sıfatının kiracı şirkete geçtiğini, bu hususun kira sözleşmesi ve ticari kayıtlarla sabit olduğunu; aksi kanaat oluşması halinde ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, kusur tespit tutanağında belirlenen kusur oranlarını kabul etmediklerini; kazanın oluş şeklinin uzman bilirkişi marifetiyle yeniden incelenmesi gerektiğini; davacının kusursuz olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını; müterafik kusur araştırması yapılması gerektiğini, kazanın meydana geldiği yerde yol ve işaretleme eksikliği bulunup bulunmadığının araştırılması, ---- belediyenin sorumluluğunun tespiti halinde ilgili idareye ihbarda bulunulması gerektiğini, davacının araçta değer kaybı oluştuğu iddiasının somut ve yeterli delille ispatlanmadığını; aracın geçmiş hasar kayıtları, TRAMER kayıtları ve önceki kazalarının incelenmesi gerektiğini; değer kaybı hesabının ----- ekindeki formüle göre yapılması gerektiğini; Borçlar Kanunu hükümlerine göre hesaplama yapılamayacağını, kazaya karışan araç hakkında hem -------bulunduğunu; davacının öncelikle sigorta şirketine başvurması gerektiğini; hükmedilecek bir tazminat olması halinde öncelikle sigorta teminat limitleri kapsamında değerlendirme yapılması gerektiğini, davacının kaza tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi talebinin hukuka aykırı olduğunu; temerrüt koşullarının oluşmadığını; kabul anlamına gelmemek kaydıyla ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini; her hâlükârda pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden, aksi kanaatte olunması halinde esastan reddini; ayrıca ilgili kiracı şirkete, sigorta şirketine ve sürücüye ihbar yapılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini beyan ve talep etmiştir.DELİLLER
: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, -----Trafik Tescil kayıtları, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Ekspertiz Raporu, Fatura, Kazalı Araç fotoğrafları, -------Hasar dosyası ve Poliçe, Uzun Dönem Araç Kiralama Sözleşmesi, Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler.İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, maddi hasarlı trafik kazası sonucunda davacının maliki/işleteni olduğu hususi nitelikteki motorlu aracında meydana gelen hasara bağlı olarak oluşan değer kaybı zararının ; TBK'nin 49 vd ile 2918 Sayılı KTK'nin 85/1, son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince zarar veren aracın malik/işleteni olan davalı tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken HMK'nin 114. maddesinde sayılan dava şartları incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Ne var ki davalı vekilinin savunmasına ve delillere göre işbu davada resen gözetilmesi gereken taraf sıfatı (pasif husumet ehliyeti) hususunda sorun bulunduğu tespit edilerek usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek ön inceleme duruşması tamamlanmadan aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştırBilindiği üzere işleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahibinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de; bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devredilmesi halinde, artık üzerinde fiili hakimiyetin kalmadığı ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının da kalktığı durumlarda o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Yasada ve öğretide, işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçütler söz konusudur. Bunlardan şekli ölçüt, satışa esas olan tescil belgesinde, trafik belgesinde, sigorta poliçesi ve vergi kaydında yazılı olmayı; maddi ölçüt ise, araçtan yararlanmayı ve araç üzerindeki eylemli egemenliği ifade etmektedir.-------- Yüksek Mahkeme de uzun süreli araç kiralamanın söz konusu olduğu uyuşmazlıklarda maddi ölçüte öncelik vermekte; araç üzerinde fiili hakimiyeti sağlayan ve iktisaden yararlanan tarafı, işleten kabul etmektedir.Yukarıda açıklanan hususlar, gösterilen yasal düzenlemeler ve yargısal uygulamaya göre somut olaya gelince ; ----davalı şirketin malik işleteni olduğu ----plaka sayılı aracın davacı şirketin malik-işleteni olduğu ---------- plaka sayılı araların karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği açık olup davacı taraf kazaya sürücüsünün kusuru nedeniyle davalı aracın sebebiyet verdiğinden bahisle ortaya çıkan hasara bağlı olarak araçta oluşan değer kaybı zararının tazminini istenmektedir. Ne var ki davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde aracın kaza tarihinde uzun dönem kiralandığını ileri sürmek suretiyle uzun dönem araç kiralama sözleşmesi başlıklı sözleşme örneği sunmuştur. Bu sözleşmeye göre zarar verdiği ileri sürülen davalıya ait ---- plakalı aracın davalı şirket tarafından ---- tarihli uzun süreli kira sözleşmesi ile ---------- şirkete kiralandığı davaya esas kazanında bu süre içinde gerçekleştiği tespit edilmiştir. Anlaşılan odur ki, bu durum işbu davanın ve vekillerinde kabulündedir. Bu tespitlere göre hemen ifade edilmelidir ki bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne girilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Sıfat, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de teşkil etmediğinden davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur. ----------- Binaenaleyh, davalı şirketin kaza tarihinde araçtan yararlanmayı ve araç üzerindeki eylemli egemenliğini (maddi ölçüt) uzun süreli kira sözleşmesi nedeniyle kiralanan şirkete devretmiş olduğundan davada davalı taraf sıfatı bulunmadığı sonuç ve kanaatiyle; 2918 sayılı KTK'nin 3 ve 85/1 maddeleri kapsamında taraf/işleten sıfatı (pasif husumet ehliyeti) bulunmadığından davanın esastan reddine karar verilmiştir.6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamından aleyhinde hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ----- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-)Davalının 2918 sayılı KTK'nin 3 ve 85/1 maddeleri kapsamında taraf/işleten sıfatı (pasif husumet ehliyeti) bulunmadığından davanın esastan reddine,2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. maddeleri ile AÜT uyarınca ------- bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,5-)Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 7/2,13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 100,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ;6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle--------------Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026