Anahtar kelimeler: Kablo Toplamda Satım Akdedildiğini Anadolu Alım Çek Birleşen Şartı Eksiklikleri

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████KararHÜKÜM
: Esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddiİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVA1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; taraflar arasında 04.12.2015 tarihli kablo alım satım sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında davalıya toplamda 1.888.610,00 TL tutarında 15 adet çek verdiğini, çek bedellerinden 319.956,83 TL’nin davalı tarafından tahsil edildiğini, davalının tahsilatın karşılığı olarak teslim etmesi gereken kabloları teslim etmediğini, bundan dolayı müvekkilinin maddi zarara uğradığını, kablo metraj fiyatlarının değişmesine bağlı olarak iadesi istenen çeklerin iade edilmediğini, davalıya sözleşmenin feshedildiğine ilişkin 29.06.2016 tarihli ihtarname gönderildiğini, davalıya kayyım atandığının öğrenildiğini, çeklerin tahsili halinde müvekkilinin ağır derecede zarara uğrayacağını ileri sürerek kalan ürünler bakımından sözleşmenin feshi ile müvekkilinin, davalıya sözleşme dolayısıyla borçlu olmadığının tespitine; müvekkilinin davalıya sözleşme kapsamından verdiği ancak iade edilmeyen ... Bankasının ... no.lu 100.000,00 TL bedelli, ... no.lu 100.000,00 TL bedelli, ... no.lu 120.000,00 TL bedelli, ... no.lu 120.000,00 TL bedelli, ... Bankasının ... no.lu 123.210,00 TL bedelli 5 adet çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine; bu çekler için ödeme yapılması halinde 563.210,00 TL’nin faiziyle davalıdan tahsiline; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşme kapsamındaki çekler ile bedeli ödenen ancak davalı tarafça teslimi yapılmayan ürünlere ilişkin yapılan 319.956,83 TL ödemenin faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki iddialarını yineleyerek, asıl davanın açılmasından sonra asıl dava davalısının çekleri sözleşmeye aykırı olarak birleşen dava davalısına verdiğini, davalının çekleri icraya koyduğunu, her iki davalı şirket arasında muvazaa bulunduğunu, bu durum nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek davalının elinde bulunan çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve davalıya ödeme yapılması halinde çek bedellerinin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin ekinde düzenlenen 4 adet sipariş formu ile siparişin konusunu oluşturan ürünlerin, bu ürünlerin teslim tarihinin ve siparişe konu ürünlerin toplam tutarının (1.888.610,64 TL) olarak belirlendiğini, davacının siparişe karşılık vadeli düzenlenen 15 adet çek verdiğini, bu çeklerden 4 tanesinin siparişler teslim edildikten sonra teslim edilmek üzere davacıda bırakıldığını, süreç içinde müvekkili tarafından yapılan sipariş teslimatının karşılığı olarak iki adet çekin teslim edildiğini, davacıdan teslim alınamayan 25.05.2016 tarihli 320.000,00 TL bedelli ve 25.06.2016 tarihli 320.000,00 TL bedelli çeklerin bulunduğunu, sözleşmeye göre sipariş formunda bulunan kablolardaki metraj değişikliğinin alıcı tarafından satıcıya en geç teslim tarihine 20 gün kala bildirilmesi gerektiğini, sözleşmedeki bu hükmün alıcı tarafından yerine getirilmemesi halinde satıcının üretimini yaptığı kabloları almak zorunda olduğunu, müvekkili tarafından sözleşmeye konu kabloların üretilip davacıya teslim edildiğini, anılan siparişlere ilişkin faturaların ve sevk irsaliyelerinin dosyaya sunulduğunu, dava konusu edilen 03.06.2016 tarihli 319.956,83 TL bedelli sipariş formunda bahsi geçen ürünlerin müvekkili tarafından üretildiğini, söz konusu ürünlerin davacı tarafından sözleşmede değişiklik yapıldığı iddiaları ile bir kısmının iade, diğer bir kısmının ise teslim alınmaktan imtina edildiğini, davacının tesliminden imtina edilen malzemelerin yerine başka ürünlerin teslim edilmesini istediğini, sözleşme ilişkisi içerisinde davacının talep ettiği hususların müvekkilince yerine getirildiğini, davacının vadesi gelen çeklerle ilgili erteleme taleplerinin dahi müvekkili tarafından karşılandığını savunarak davanın reddini istemiştir.2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davacının, davaya konu çeklerin lehtarına karşı haklı olup olmamasının iyiniyetli müvekkili bakımından bir öneminin bulunmadığını, davacının lehtara karşı ileri sürebileceği şahsi defileri müvekkiline karşı ileri süremeyeceğni, muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını, çeklerin ticari alışveriş ilişkisi içerisinde müvekkiline teslim edildiğini, söz konusu durumun ticari defter, fatura ve diğer sair belgeler ile tespit edilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 26.12.2018 tarihli kararla iflasına karar verildiği, iflas işlemlerinin basit tasfiye usulüne göre yürütüldüğü, asıl davada 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 194/1 hükmü uyarınca işlem yapılması gerekmediği, satım sözleşmesinin 4. maddesine göre ifa gününü sipariş tarihinden itibaren 20 gün sonrası olarak kabul edilmesi gerektiği, hem 22.06.2016 tarihi itibariyle, hem de feshin gerçekleştiği 29.06.2016 tarihi itibariyle henüz muaccel hale gelmemiş bir alacak için alacaklıya temerrüt için bir hak da vermediği, dolayısıyla temerrüdün gerçekleşmediği, aksi halde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 117/2 hükmünde yer alan durumlardan biri gerçekleşmediğinden davalının temerrüdünden bahsedilebilmesi için davacı tarafından ihtar edilmesi gerektiği, temerrüt ihtarı bulunmadığı, davacının davalıya verdiği çeklerin iadesi için huzurdaki davayı ikame etmekle sözleşmeden dönme seçimlik hakkının sonucu olan ifa ettiği edimi durdurmayı (borçlu olmadığının tespitini) veya ödemek zorunda kalırsa geri iadesini istediği, sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığının kabul edilebilmesi için TBK’nın 125. maddesinde belirtildiği üzere, sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığının hemen borçluya (davalıya) bildirilmesi gerektiği, dosya kapsamında bu şartın gerçekleşmediği, sözleşmenin yürürlükte olduğu kanaatine varıldığı, keza davalının, davacıya 04.07.2016 tarihinde ihtar göndererek “sözleşme konusu ürünleri teslime hazır olduğunu, ürünlerin depoda beklediğini” ihtar ettiği, davalının bu beyanının “içerik olarak davacının feshine karşılık, bir itiraz ile malın teslimine hazır olunduğunun bildirilmesi” olduğu, davacının gönderilen malları teslim almaktan imtina ettiğine dair de bir belge olmaması nedeniyle, artık davacının temerrüdünden de bahsedilemeyeceği, davalı tarafından gönderilen bu ihtarnamenin temerrüt ihtarı olarak kabul edilmesi halinde ise, davalının borcundan kendiliğinden kurtulamadığı, masrafları kendisine ait olmak üzere tevdi talep etmediği, davacı, usulüne uygun olarak davalı tarafa temerrüt ihtarı ve dönme beyanı göndermediği için sözleşmenin ayakta kaldığı, davacının, dönme beyanında bulunmadan dönmeden kaynaklanan tazminat isteyemeyeceği, davacının dava dilekçesinde tazminat talebi de bulunmadığı, kambiyo hukukunda muvazaadan değil, gizli tahsil cirosundan söz edilebileceği, davacının sözleşmeyle üstlendiği borç için çek vermesinin ifa uğruna eda olduğu, davacının, davalıyla imzaladığı satım sözleşmesinin karşılığında çek düzenleyip teslim ederek borcundan kurtulmayacağı, çek bedelinin ödenmesiyle borcundan kurtulmuş olacağı, davacının muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 03.06.2016 tarihli sipariş formunda, ürünlerin teslim süresi 2-3 hafta olarak belirtildiği, 3 hafta üzerinden yapılan hesaplamaya göre teslim süresinin 24.06.2016 Cuma günü olduğu, fakat davacının, asıl dava davalısına gönderdiği 22.06.2016 tarihli e-postada, 03.06.2016 tarihli sipariş formununda değişikliğe gittiği, fesih ihbarında, 03.06.2016 tarihli siparişin süresinde teslim edilmediğinden sözleşmenin fesh edildiğinin belirtildiği, ne var ki asıl dava davalısı şirketin söz konusu siparişi teslim süresi dolmadan, davacının sözleşmeyi feshinin haksız olduğu ancak davacı alıcının temerrüdüne düşmesine rağmen, davalı satıcının edimi yani taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamındaki 03.06.2016 tarihli siparişteki ürünleri teslim yükümlülüğünün devam ettiği, 04.02.2021 tarihli ikinci bilirkişi heyeti kök raporunda, satıma konu kabloların özel bir amaçla imal edilmeyip başka şahsılara da satılabilecek kablolardan olduğundan kabloların davalının elinde kalmasının söz konusu olmayacağının belirtildiği, bu nedenle sattığı ürünlerin bedelini almış ancak malı mütemerrit davacıya teslim edememiş olan davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23/1 (b) hükmüne göre, malların satışı için mahkemeden izin istemek ve TBK’nın 236/2 hükmü uyarınca satım bedeli ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararını istemek durumunda olduğu, fakat davalının bu işlemleri yapmadığı, ürünleri daha düşük bedelle satıldığından bahisle zararını ispatlayamadığı, ürünler de davacı için özel üretilmediğinden, ürünlerin bedelini ve bu kapsamda aldığı çekleri davacıya iade etmesi gerektiği, Mahkemece davanın reddine ilişkin gerekçesi doğru bulunmadığı, nitekim davalının davacıya avans olarak verdiği 319.956,83 TL çekin bedelini ödediği, bunun karşılığında malları teslim almadığında ihtilaf bulunmadığı, buna göre davalıya ödenen ve karşılığından mal alınamayan bedel olan 319.956,83 TL’ye, takibe konulmuş ... no.lu 100.000,00 TL ile ... no.lu 120.000,00 TL bedelli çekler için takipte davacı adına ciro nedeniyle birleşen davada davalıya ödenmiş 220.000,00 TL’nin eklenmesiyle toplam 539.956,83 TL asıl alacak bakımından davacının talebinde haklı görüldüğü, davacı, alacak talep ettiği tutarların faiziyle tahsilini istediği, ancak faizin nevini belirtmediği, söz konusu alacaklara yasal faiz uygulanmasına karar verildiği, birleşen davada yönünden Mahkeme kararı yerinde görüldüğü gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl davanın kabulüne; 655.122,60 TL’nin davalı müflis iflas masasına kayıt ve kabulüne, ... Bankası ... Şubesine ait ... no.lu, 27.05.2016 keşide tarihli ve 120.000,00 TL tutarlı, ... Bankası ... Şubesine ait ... no.lu 26.06.2016 keşide tarihli ve 100.000,00 TL tutarlı, ... ... Şubesine ait ... no.lu 30.06.2016 keşide tarihli ve 123.210,00 TL tutarlı çekler nedeniyle, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeAsıl dava, ticari satım sözleşmesinin feshi, sözleşme kapsamında verilmiş çeklerin ve fazla yapıldığı iddia edilen ödemelerin iadesi; birleşen dava, kambiyo takibinden dolayı menfi tespit istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 14.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.