Anahtar kelimeler: Fasılasız Aralıksız Düzeyinin Yılda Mayıs Ayı Şube Maaş Almadığını Ücrete
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait şirkette 05.06.2002-12.11.2012 tarihleri arasında aralıksız ve fasılasız şube sorumlusu olarak son aylık 4.120,87 TL brüt ücret, ücrete ek olarak aylık 235 TL değerinde yemek ticketi ve yılda 1,5 maaş ikramiye yardımı ile çalıştığını, müvekkilinin yaptığı işin nitelikleri nedeniyle hiçbir zaman asgari ücret ve asgari ücretin az üzerinde ücret almadığını, müvekkilinin gerçek ücret düzeyinin davalı işverence Mayıs 2012 ayı itibariyle Kuruma bildirilmeye başlandığını, müvekkilinin 2002'de iş yerinde optik pazarlamacısı olarak asgari ücretle çalışmaya başaldığını, 14.02.2004 tarihinde ... Şube Sorumluluğuna geçirildiğini, verilen sorumlulukla beraber ücretinin net 1.250 TL’ye çıkarıldığını ancak müvekkiline ücretin elden verildiğini ve Kuruma asgari ücret seviyesinde bildirilmeye devam edildiğini, Nisan 2011 ayında yabancı bir şirket olan ... şirketinin ...’i almak istediğini, ... şirketi ...’ten şirketi alım öncesi kayıt dışı herhangi bir işlem kalmamasını talep etmesi üzerine sigorta primlerinin davalı tarafından 01.05.2011 tarihinden itibaren Kuruma tam olarak bildirilmeye başlandığını, müvekkilinin ücreti Nisan 2011 tarihinde brüt 1.000 TL bildirilmekte iken Mayıs 2011'de 3.492,10 TL üzerinden bildirilmeye başlandığını, müvekkilinin davalı ... A.Ş.’de 14.02.2004-31.12.2004 tarihleri arasında 1.250 TL net, 01.01.2005-31.12.2005 tarihleri arasında 1.500 TL net, 01.01.2006-31.12.2007 tarihleri arasında 1.750.TL net, 01.01.2008-31.12.2010 tarihleri arasında 2.000 TL net, 01.01.2011-31.03.2012 tarihleri arasında 2.500 TL net ücretle çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının 05.06.2002-12.11.2012 tarihleri arasında Kuruma bildirilmeyen prim alacaklarının tahsilini tahakkuk tarihinden tam 15 yıl sonra talep ettiğini, iş gördüğü sürede bu duruma müdahale hakkı bulunan, şube müdürü olduğu için bordroları gören ve diğer işçilere imzalattıran davacının aradan yıllar geçtikten sonra böyle bir dava açmasının her şeyden önce iyi niyetle bağdaşmadığını, davacı tarafından bizzat imzalanmış ücret bordrolarının varlığı karşısında ücreti tartışmaya açmanın Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, Kuruma bildirilmeyen veya eksik yatan sigorta prim borcu olmadığını, davacının geçmiş dönem bordrolarının önemli bir bölümünü imzaladığını, asıl ücretin bir kısmının elden ödenmesinin söz konusu olmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, sigorta hukukundan kaynaklanan taleplerin 5 yıllık hak düşürücü süre zarfında talep edilmek zorunda olduğunu, dava konusu taleplerin bu yönüyle hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davalı yanında fer’i müdahil olarak davaya katılmayı talep ettiklerini, sigorta primine esas kazançların eksik bildirildiği iddiasının yazılı belgelerle ispatlanması gerektiğini, davacının 5510 sayılı Kanun'un 80/1-e maddesinde belirtildiği şekilde çalışıp çalışmadığının, ödenen ücretin içinde b bendinde tahdidi olarak sayılan prime dahil olmayan kazançları olup olmadığının da araştırılması, ücretin banka hesabına ödenmiş olması halinde dava konusu döneme ilişkin hesap ekstresinin ve işverence tutulması zorunlu olan ve sigortalılar tarafından imzalanan ücret ödeme bordrolarının celbedilerek imzalı olan bordrolarındaki kazançlar yönünden davacının talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2021 tarihli kararı ile dosyaya sunulan ücret hesap pusulalarının örnekleme incelemesinde, Kurum kayıtlarında yer alan prime esas kazanç tutarları ile ücret pusulasında yer alan miktarların birbiri ile tamamen mutabık olduğu saptandığından; davacının sigorta primine esas kazançlarının Sosyal Güvenlik Kurumuna eksik bildirildiğine dair tespit isteminin benimsenmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 21.11.2023 tarihli kararı ile davacı vekilinin ... 1. İş Mahkemesinin 16.02.2021 tarih, ████████ Esas ve ███████ Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2021 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Dosya kapsamında davalı şirket yetkilisinin imzası ile şirketin kaşesini taşıyan, "İlgili Makama" başlıklı, 10.05.2010 düzenleme tarihli ve davacının aylık net ücretinin 2.000,00 TL olduğunu, 18.01.2011 düzenleme tarihli ve davacının aylık net ücretinin 2.500,00 TL olduğunu belirtir belgelerin ibraz olunduğu, anılan belgelerin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilip edilemeyeceğine gelince; uygulamada bu tür belgelerin işverenlerce genellikle kredi çekmek veya borç altına girmek isteyen çalışanlarına sıkıntı yaşamamaları için ve aldıkları gerçek ücretin üzerinde ücret aldığı belirtilerek verildiği bilinmektedir. Diğer taraftan bu tür belgelerin her zaman için düzenlenmesinin mümkün bulunması, tahakkuk ettirilecek fark prim borcunu zaten ödeme gücü bulunmayan işverenlerce, işçinin daha fazla yaşlılık aylığı almasını sağlamak amacıyla kötü niyetli olarak tanzim edilmesinin ihtimal dahilinde olması, işverenin, Kuruma bildirdiği ücretin aslında gerçek olmadığını gösteren dolayısıyla kendisini hukuki ve cezai yönlerden sorumluluk altına sokabilecek belge düzenlemesinin hayatın olağan akışına aykırı bulunması gibi hususlar da hep birlikte değerlendirildiğinde anılan belgenin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, ancak başka delillerle desteklenebileceği, davacı tarafça dosyaya sunulan 28.04.2010 tarihli mail çıktısında da davacının 2.250-TL.+%11-250-TL. = 2.500-TL. ücretinin belirtilmesi karşısında "İlgili Makama" başlıklı yazıların delil niteliğinin buna göre değerlendirilmesi gerektiği hususu dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmelidir.
3. Diğer taraftan davacının bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasına ilişkin kesinleşen ... 2. İş Mahkemesinin 06.02.2019 tarih ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı ilamı gözetildiğinde, tarafların kabulüne davacının son ücretinin brüt 4.120,87 TL olarak dikkate alındığı ve buna göre hesaplama yapıldığı, Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatları ile brüt 9.340,48 TL yıllık izin alacağı, brüt 10.134,06 TL fazla çalışma alacağı yönünden kabul ile hüküm kurulduğu, kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 01.04.2021 tarihli onama ilamı ile kesinleştiği anlaşılmıştır.
4. Mahkemece yapılması gereken iş, yargı kararı ile hak kazanılan ücret ve ikramiye alacaklarının, ödenmeleri koşuluyla, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdinin daha önceki bir tarihte sona ermiş olması halinde ise, yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi mümkün olmakla, bu kapsamında yapılacak değerlendirme ve hesaplama sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 3...1 sigorta sicil, 1 58...68 TC kimlik numaralı davacı ...’ın; 05.06.2002-13.11.2012 tarihleri arasında Kurumda 118770 035 sicil sayılı dosyada işlem gören ... Tic. A.Ş. ünvanlı iş yerinde geçen çalışma döneminde; 2010 yılında; ███████-02-03-04-05-06. aylarda, aylık 1.812,25 TL, ███████-08. aylarda, aylık
1.732,25 TL, ███████-10-11-12. aylarda, aylık 1.762,25 TL prime esas kazancın Sosyal Güvenlik Kurumuna
eksik bildirildiğinin;
2011 yılında; ███████-02-03-04. aylarda, aylık 2.327,81 TL prime esas kazancın Sosyal Güvenlik
Kurumuna eksik bildirildiğinin ayrı ayrı tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1- Davacı vekili temyiz dilekçesinde; en önemli yazılı kesin delillerinin davalı şirketin el değiştirme safhasında Kuruma bir gün içinde Nisan 2011 tarihinde brüt 1.000 TL bildirilmekte iken Mayıs 2011 tarihinde 3.492,10 TL üzerinden davacının primlerinin bildirilmeye başlanması durumu olduğunu, diğer delilleri ile yazılı ispat koşulunun sağlandığını beyan etmektedir.
2- Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; dosyaya ibraz olunan imzalı ücret bordrolarının aksinin ancak eş değerde delillerle kanıtlanabileceğini, davacının dayandığı belgelerin yazılı delil başlangıcı vasfına haiz olmadıklarını, şube müdürü olarak çalıştığını beyan eden davacının kendi sigorta primine müdahale edememesi ve bu davayı açmak için yıllarca beklemesi hususlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan etmektedir.
3- Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; karara esas alınan bilirkişi raporunun davacının davasını kanıtlayamaya yeterli olmadığını, davacının sigorta primine esas borçlarının eksik bildirilmesi hususunda Kuruma kusur izafesinin mümkün olmadığını, eksik araştırma ve inceleme sonucu karar verildiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının prime esas kazancının tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!