Anahtar kelimeler: Çıkamamış Kaçıracağını Alamazsın Benden Talebimiz Demek Problemi Yaratacağını Gelmiştir Şantiyede

T.C.

KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025 ARA KARAR
ESAS NO
: █████████
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Yapılan inceleme sonunda derdest işbu davada davacı taraf dava dilekçesiyle: "...2.İHTİYATİ HACİZ TALEBİMİZ
Davalı, sözleşmesel yükümlülüğünden doğan sorumluluğunu yerine getirmeyerek şantiyede çalıştırdığı işçilerine sahip çıkamamış, işçiler hiçbir çalışmanın olmadığı yerde bulunmaktayken bu kaza meydana gelmiştir. Buna rağmen davalı kötü niyetli şekilde sorumluluğunu reddetmekte ve müvekkilimize de "benden hiçbir şey alamazsın" demek sureti ile açıkça malvarlığını kaçıracağını ve tahsilat problemi yaratacağını belirtmektedir. Davalı sözleşme uyarınca kendisine ödenecek ücretinin tamamını almasına rağmen sorumluluklarını dışlamaktadır. Böyle bir durumda ise işbu dava lehe sonuçlansa dahi müvekkilimizin davalıdan tahsilat yapamamak gibi bir tehlikesi bulunmaktadır. İşbu tehlikeyi bertaraf etmek amacı ile teminatsız şekilde, eğer mahkemeniz aksi kanaatte ise uygun bir teminat karşılığında dava değeri üzerinden davalı hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmekteyiz.
HUKUKİ NEDENLER
: İş Kanunu, TBK, TTK, ve sair yasal Mevzuat
HUKUKİ DELİLLER
: Müvekkil Firma İle ... Arasında İmzalanan Sözleşme,
Müvekkil Firma ile Dava Dışı... Arasında İmzalanan Sözleşme, Kayseri 9. İş Mahkemesinin ███████ E. Sayılı dosyası (celbini talep ederiz), Sulh Protokolü, Çek suretleri, Ödeme Dekontları (ilgili bankalardan celbini talep ederiz), Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası, Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ E. Sayılı dosyası, ... nolu Arabuluculuk dosyası, Hastane kayıtları, tanık, bilirkişi incelemesi, yemin, isticvap ve sair yasal her türlü delil.
NETİCE VE TALEP
: Yukarıda açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle,
Müvekkil firma tarafından dava konusu olaya ilişkin yapılan Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile davalı hakkında en az %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, takibin kaldığı yerden devamına,
İhtiyati haciz talebimizin kabulüne," karar verilmesini verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafça istenen ihtiyati haciz yönünden mahkemesince █████/2025 tarihli gerekçeli ara kararıyla :
"...GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İİK'nun 257. maddesinin 1. fıkrası uyarınca "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını haczettirebilir."Bu hükme göre, bir para alacağının vadesi gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.
İİK'nun 257. maddesinin 2. fıkrası uyarınca "vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1- Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2- Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa." Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.
İİK'nun 258. maddesinin 1. fıkrası uyarınca "... Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur..." Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağın vadesi gelmemişse, İİK'nun 257/2. maddesi hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla, sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir.
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilen bir seçenektir. İİK'nun 257/2. maddesindeki hususlar, bir vakıaya veya üçüncü kişilerle yapılan işlemlere dayandığından, bu konuda mahkemeye kanaat verilmesi için gerekli her türlü delilden yararlanmak mümkündür. Özellikle resmi makamlar tarafından düzenlenen ve bu konudaki tespitleri içeren resmi belgelerin dikkate alınması olanaklıdır.
Dilekçe ekinde sunulan belgeler incelendiğinde, ihtiyati haciz talep edenin, aleyhine talep ettiği kişiden alacağının mevcut olduğunu ve miktarını gösterir, daha geniş bir anlatımla İİK'nun 257. maddesinde sayılan yasal koşulların bulunduğu ispat etmeye elverişli, mahkemeye yaklaşık ölçüde kanaat verici delil bulunmaması, alacağın yargılamayı gerektirmesi ve davanın esasını çözümler mahiyette haciz kararı verilemeyecek olması nedeniyle talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,
2-Kararın bir suretinin taraflara tebliğine, tebligat giderinin davacının yatırdığı gider avansından karşılanmasına,
Dair, iş bu kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda ..." karar verilmiştir.
Davacı vekili işbu ara kararını süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde : "..1. İHTİYATİ HACİZ İSTEME SEBEPLERİMİZE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ:
1.1. Müvekkil ... ile dava dışı... arasında 02.05.2019 tarihli sözleşme uyarınca Kayseri ili ... ilçesi ...Mahallesi (... Ada ... Pafta ... Parsel) de bulunan ..., ... ve ... bloklardan oluşan projede elektrik tesisatı işinin yapılması hususunda anlaşılmıştır. Müvekkil, anılan sözleşme kapsamında tedarikçi konumunda olup işin işçilik kısmını üstlenmemiştir. Akabinde 09.01.2020 tarihinde müvekkil firma ile davalı ... arasında imzalanan sözleşme ile dava dışı...’a ait projelerin elektrik tesisatı işlerinin anahtar teslim şekilde davalı ... tarafından yapılması kararlaştırılmıştır. Bu sözleşme uyarınca tüm işçilik, işçi sağlığı ve iş güvenliği yükümlülükleri açık ve tartışmasız biçimde davalı ...'a ait olmak üzere kararlaştırılmıştır.
09.10.2021 tarihinde, dava dışı...'e ait proje kapsamında, elektrik tesisatı döşeme işi ile görevli ve dava dışı...'in sigortalısı olan ... hiçbir işi olmayan ve çalışma yapılmayan alana yine işi olmayan bir arkadaşını da yanında getirip bu alana girerek, burada 4,5 metre yükseklikten yere düşmüş, tedavi sürecinden sonra kurtarılamayarak vefat etmiştir. Müteveffa, müvekkil tarafından çalıştırılan bir işçi olmayıp davalı tarafından getirilen ve davalının sevk ve idaresinde bulunan işçidir. Söz konusu kaza nedeniyle Kayseri 9. İş Mahkemesi’nin ███████ Esas sayılı dosyasında müvekkil aleyhine de dava açılmış, mahkemece müvekkil alt işveren kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karar uyarınca müvekkil tarafından, dava dışı... ile birlikte sulh protokolü çerçevesinde toplam 1.073.446,47 TL ödeme yapılmıştır. Müvekkil tarafından yapılan bu ödeme, hukuki ve fiili sorumluluğu bulunmamasına rağmen gerçekleştirilmiş olup tamamen davalının sözleşmesel ve yasal yükümlülüklerini ihlal etmesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle eldeki dava, davalıya rücu amacıyla açılmış olup davalının menkul ve gayrimenkul mallarına, üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacaklar üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etme zorunluluğumuz hasıl olmuştur.
1.2. Davaya konu alacak; miktarı belirli, ödenmiş ve rücuen talep edilebilir nitelikte bir para alacağıdır. İhtiyati haciz talebimiz, İİK’nın 257/1. maddesi kapsamında vadesi gelmiş bir para alacağına dayanmaktadır. İlk derece mahkemesi tarafından, alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddedilmesi, ihtiyati haczin hukuki niteliği ile bağdaşmamaktadır. Zira, ihtiyati haciz kararında aranması gereken şart, kesin ispat değil, alacağın varlığına ve muacceliyetine ilişkin yaklaşık ispatın sağlanmasıdır. Somut olayda; anahtar teslim sözleşme hükümleri, iş kazası dosyası, mahkeme ilamı, sulh protokolü ve ödeme belgeleri birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilin rücu alacağının varlığı konusunda güçlü bir kanaat oluşturması için yeterlidir.
1.3. İhtiyati haciz, ilgili kişinin alacağını ya da hakkını koruma altına alan niteliği itibariyle geçici hukuki korumalardır. Uzun süren davalar, icra takipleri sonucu borçluların bu süre içindeki mal kaçırma ihtimalini artırabilir. İhtiyati haciz ve ihtiyari tedbir gibi müesseseler bu gibi konuların önüne geçebilmek için kanunlarımızda yer alan hukuki korumalardır. Somut olayda da müvekkilin aracını kullanamamasından ötürü yat bedeli müvekkile ödenmemiş olup tedbiren davalının tüm menkul, gayrimenkul malları ve üçüncü kişilerdeki mal ve alacakları üzerine tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz konularak yaşanacak hak ihlalinin önüne geçilmelidir. Muaccel bir borç/alacak için ihtiyati haciz istenebilme şartları İİK md. 257 uyarınca; “Borçlunun yerleşim yerinin bulunmaması veya borçlunun takiplerden kurtulma maksadıyla kaçması, mal kaçırması veya bunlara hazırlık içinde olması gibi alacaklının zararına hileli işlem veya teşebbüslerde bulunmasıdır.” şeklinde ifade edilmiştir. Somut olayda yeterli ve gerekli araştırma yapılmamış olup verilen karar hukuka aykırıdır. Zira, ihtiyati haciz kararı için İİK m.257 gereği oluşması gereken tüm şartlar gerçekleşmiştir. Müvekkil alacağını tahsil edememe tehlikesi altındadır. İşbu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından verilen ihtiyati haciz istemimizin reddi kararı müvekkilin hak kaybına sebebiyet verecek olup işbu kararın kaldırılması gerekmektedir.
2. YAKLAŞIK İSPAT ŞARTININ GERÇEKLEŞTİĞİNE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ:
2.1. İİK m. 257 hükmü "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklindedir. Somut olayda da kanunda öngörülmüş tüm ihtiyati haciz koşulları yerine getirilmiş ancak ilk derece mahkemesi tarafından, ihtiyati haciz talebimiz reddedilirken davanın esasını çözümler nitelikte bir değerlendirme yapılmış; delilleri yaklaşık ispat ölçütüyle değil, tam ispat koşuluyla ele almıştır. Bu yaklaşım, İİK m. 257-258 hükümlerine ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırıdır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesince de bu koşulları somut durum açısından yeterli incelenmemiş olup ihtiyati haciz talebimizin reddine ilişkin kararı usule, yasalarımıza ve yerleşik içtihatlarımıza uygun olarak verilmemiştir.
"... İhtiyati haciz, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 257 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para borcu alacakları ile muayyen yerleşim yeri bulunmayan, mal kaçıran ya da kaçan, hileye başvuran borçluların vadesi gelmemiş para borcundan doğan alacakları temin bakımından alacaklıya talep hakkı tanıyan ve şartların varlığı hâlinde borçlunun yedinde ya da üçüncü kişide bulunan taşınır ve taşınmaz malları ile alacakları üzerine konulan bir nevi güçlendirilmiş tedbirdir. Anılan Kanun'un 258. maddesinde ise, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecbur olduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat yeterli olup, kesin bir ispat aranmamaktadır..." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: ████████ K: ████████)
3. MÜVEKKİLİN YAŞAYACAĞI HAK İHLALİNE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ:
3.1. Bahse konu bu karar; haksız ve hukuki dayanaktan uzak, yasa koyucunun geçici bir tedbir olan ihtiyati haczi düzenleme amacına aykırılık teşkil etmektedir. İhtiyati haciz sebepleri ve haczedilecek taşınır, taşınmaz ve alacaklar somut olarak belirtilmeden genel olarak müvekkilin ticari mahvına sebep olacak şekilde ihtiyati haczin reddine ilişkin karar verilmesi mevzuata ve Yargıtay içtihatlarına aykırıdır. Kaldı ki; hakimin yargılamayı sevk ve idaresi ilkesi gereğince gerekli her türlü tedbiri alması gerekmekte olup ihtiyati haciz talebimizin kabulü gerekmektedir. HMK m. 32/1 uyarınca,"Yargılamayı, hâkim sevk ve idare eder; yargılama düzeninin bozulmaması için gerekli her türlü tedbiri alır." şeklindedir.
3.2. Öte yandan davalı, borçtan kaçınmakta, sorumluluğunu inkar etmekte ve icra takibine kötü niyetli şekilde itiraz etmektedir. Müvekkilin alacağı teminat altına da alınmamış olup borçlunun tavrı borcu ödemekten kaçınma saiki ile mal kaçırma yönündedir. Zira, davalı, sözleşmesel yükümlülüğünden doğan sorumluluğunu yerine getirmeyerek şantiyede çalıştırdığı işçilerine sahip çıkamamış, işçiler hiçbir çalışmanın olmadığı yerde bulunmaktayken bu kaza meydana gelmiştir. Buna rağmen davalı kötü niyetli şekilde sorumluluğunu reddetmekte ve müvekkilimize de "benden hiçbir şey alamazsın" demek sureti ile açıkça malvarlığını kaçıracağını ve tahsilat problemi yaratacağını belirtmektedir. Davalı tarafın tutum ve beyanları dikkate alındığında, dava sonunda alacağın tahsil edilememesi tehlikesi somut ve açıktır. İhtiyati haczin amacı da tam olarak bu tehlikenin önlenmesidir.
4. EKSİK İNCELEME VE DEĞERLENDİRME NETİCESİNDE VERİLEN İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ KALDIRILMASI GEREKMEKTEDİR.
4.1. Yukarıda detaylıca izah ettiğimiz üzere, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda usule ilişkin ciddi hukuka aykırılıklar bulunmakta, ilk derece mahkemesi tarafından verilen ara kararda sunulan delillerin neden yaklaşık kanaat oluşturmaya yeterli görülmediği somut biçimde açıklanmamış, soyut ifadelerle talep reddedilmiştir. Bu durum, gerekçeli karar hakkını ve kararın denetlenebilirliğini zedelemektedir. Mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmak zorundadır (Anayasa m.141/3). Anayasa Mahkemesi’ne göre, bir mahkeme mahkumiyet gerekçesinde neleri dikkate aldığını ya da almadığını gösteren ilgili ve yeterli açık gerekçe göstermeli, kurulan hükmün dayanaklarını açıklamalıdır. Gerekçeli karar, tarafların yargılamada ileri sürdüğü iddia ve savunmaların tartışıldığı, hangi iddia veya savunmanın diğerine üstün tutulduğunun, ulaşılan sonuca nasıl ulaşıldığının mahkeme tarafından yazılı olarak açıklanmasıdır. Ancak eldeki dosya kapsamında söz konusu ara karar denetime elverişli şekilde hazırlanmamış olup kararın kaldırılması gerekmektedir.
"...Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesi de adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkını güvence altına almaktadır. Anayasa’nın 141/3. maddesine göre; “bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” Mahkeme kararlarında gerekçeye yer verilmemesi ya da yetersiz gerekçeye yer verilmesi durumlarında gerekçeli karar hakkının ihlâli söz konusu olur..." (Yargıtay 1. Ceza Dairesi K.████████)
"...Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar..." (Yargıtay Ceza Genel Kurulu K. ████████)
5. SONUÇ VE İSTEM
:
5.1. Yukarıda izah olunanlar neticesinde, eldeki dosya kapsamında davalı sözleşme uyarınca kendisine ödenecek ücretinin tamamını almasına rağmen sorumluluklarını dışlamaktadır. Böyle bir durumda ise işbu dava lehe sonuçlansa dahi müvekkilimizin davalıdan tahsilat yapamamak gibi bir tehlikesi bulunmaktadır. İşbu tehlikeyi bertaraf etmek amacı ile tarafımızca ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş ve ilk derece mahkemesi tarafından ihtiyati haczin reddi kararı usule, yasalarımıza ve yerleşik içtihatlarımıza aykırı olarak verilmiştir. Yukarıda açıkladığımız tüm bu sebepler neticesinde ilk derece mahkemesi taraıfndan verilen 15.12.2025 tarihli ara kararın kaldırılmasını ve teminatsız şekilde, eğer aksi kanaat hasıl olur ise uygun bir teminat karşılığında dava değeri üzerinden davalı hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmekteyiz.
HUKUKİ SEBEPLER
: İİK, HMK, TBK ve sair yasal mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER
: Dosya kapsamında mevcut belgeler, müvekkil firma ile ... arasında imzalanan sözleşme, müvekkil firma ile dava dışı... arasında imzalanan sözleşme, Kayseri 9. İş Mahkemesinin ███████ E. sayılı dosyası, sulh protokolü, çek suretleri, ödeme dekontları, Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası, Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası, ... nolu Arabuluculuk dosyası, hastane kayıtları, tanık, bilirkişi incelemesi, yemin, isticvap ve sair yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM
: Yukarıda izah edilen ve mahkemenizce resen göz önünde bulundurulacak sebeplerle;
İstinaf istemlerimizin kabulü ile Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasında 15.12.2025 Tarihli ara kararın KALDIRILMASINA,
Davalı aleyhine iHTİYATİ HACİZ KARARI VERİLMESİNE,
Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa TAHMİLİNE,
ilişkin karar verilmesini " beyan ve talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından,davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri yönünden esastan inceleme yapılmıştır.
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararında yazılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Derdest davanın rücuan tazminata ilişkin bir miktar para alacağının davalıdan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olması, , İİK 257. maddesine göre :"İhtiyati haciz şartları:[80]
Madde 257 – Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2 – Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder...." şeklinde hüküm altına alınmış olup, İİK 257. maddesine göre davacı tarafça istenen sözkonusu ihtiyati haciz talebinin kabulü için alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olmak üzere yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunmaması nedeniyle, dava konusu icra takibine yapılan itirazın iptali talebi yönünden takip ve dava konusu bir miktar para alacağının ileride tahsilinin güvence alınması amacıyla istenen sözkonusu ihtiyati haczin kabulü için ,bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulları bulunmadığından reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle ve mahkemesince de ,istinaf edilen █████/2025 tarihli gerekçeli ara kararıyla davacı tarafın sözkonusu ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu , bu sebeplerle davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Kayseri 1. Asliye Ticaret mahkemesi'nin █████████ Esas sayılı, █████/2025 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının derdest davadaki yargılama sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile İİK 258/son bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!