Anahtar kelimeler: Görmeden Serisi Tezgahının Harçlandırma Kesim Satımdan Satımı Nöbetçi Model Yazildiği

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ███████
ASIL DAVA
: Alacak (Ticari Nitelikteki Vekaletsiz İş Görmeden Kaynaklanan)
ASIL DAVA TARİHİ
: █████/2022
BİRLEŞEN BAKIRKÖY ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
..... ESAS SAYILI DOSYASI
BİRLEŞEN DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ
:█████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Vekaletsiz İş Görmeden Kaynaklanan), Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
ASIL DAVADA;
İDDİA
:
Davacı vekilinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş olduğu █████/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Taraflar arasındaki 19.08.2020 tarihli sözleşme) uyarınca davalıya satımı ve teslimi gerçekleşen 1 adet .... serisi 6025model 15 KW.lazer kesim tezgahının 05.01.2021 tarihinde tüm testlerinin yetkili yurtdışı üreticinin 33 yıllık İtalyan AR-GE uzmanlarınca yerinde yapılıp ,örnek kesimlerin yapılarak faal olarak alıcı firmaya tesliminden sonraki tarihlerde yaşanan sorunlar sonucu (09-█████/2021) Üretici İtalyan firması AR-GE uzmanlarınca yerinde düzenlenen raporla tespit edildiği gibi; tamamen kullanıcı hatasından ve satıcı firmanın garantisinde olmayan yardımcı ekipmanların (hava sistemi) yetersizliği ve standarda aykırı olmasından kaynaklanan bir dizi sorunların çözümü için teslim tarihinden bu tarihe kadar servis raporlarıyla belgelenen muhtelif teknik destek, malzeme ve işçilik bedeli olarak müvekkili tarafından bir kısım malzeme ve işçilik harcamaları yapıldığını, Davalı firmanın tamamen kendi kusurlu kullanımı ve yetersiz ekipmanlardan kaynaklanan sorunlar sonrası müvekkili tarafından verilen garanti kapsamı dışındaki işlemlerle ilgili masrafların dava konusu makina ..... firmasınca sigorta yapılmasına rağmen bedelin sigortadan tahsili için başvuruda bulunmadığını, makine için yapılan zorunlu bir dizi teknik malzeme değişikliği, bakımı ve işçilik bedelinin davalı firmadan tahsili için işbu dava zarureti hasıl olduğunu,
-09.02.███████.02.2021 tarihinde/makine teslim ve kurulumundan yaklaşık 1 ay kadar sonra dile getirilen teknik sorunların çözümü amacıyla sahada yapılan test ve denetleme çalışmaları esnasında; müvekkili tarafından çağrılan Üretici Çin firmasının 33 yıllık İtalyan AR-GE uzmanlarınca birim fiyatı 23.000 EURO olan 1 adet precitec procutter 1.0 (kafa) değişimi yapıldığını,
-15.03.2021 günü 1 adet precitec (kafa) değişikliği yapıldığını,
-01.04.2021 günü 1 adet precitec(kafa) değişimi yapıldığını,
-30.04.2021 günü 1 adet kafa değişimi yapıldığını,
Değişimi yapılan 3 adet kafa (precitec) bedeli ödeme dekontlarını ibraz ettiklerini, değişimi yapılan dördüncü kafanın üretici firma tarafından kendilerine stok olarak verilen cihaz olduğunu,
-29.03.2021 günü 1 işçilik ve malzeme bedeli 4.000,00 EURO olan 1adet kafa bakım hizmeti verildiğini,
-30.03.2021 tarihinde ..... firmasına 1 adet kafa bakımı yaptırıldığını,
-09.04.2021 tarihinde yine ..... firmasına 1 adet kafa bakımı yaptırıldığını,
-1 adet azot jeneratörünün 26.000 Euro bedelinde satın alınarak davalı firmaya teslim edildiğini,
-Makine teslim ve kurulumunun yapıldığı 05.01.2021 tarihinde 3 adet .... yazılım programı karşılığı ..... firmasına 7.500 Euro ödendiğini,
-Fiberoptik kablosunun sahada ..... firması ile irtibata geçilerek değişme kararı verildiğini, Üretici firma ...... ’nın teklif gönderdiğini, 01.04.2020 tarihinde fiber optik kablo döşenmesi bedeli olarak 4.500 Euro ödeme yapıldığını,
-Satılan makinenin kasko sigortası olan bir makine olduğunu, müvekkili satıcı firmanın garantisi kapsamında olmadığı halde ticari itibarı ve etik sorumluluk gereği ödemek zorunda kaldığı sözleşme kapsamı dışındaki sözkonusu hizmet ve malzemelerin bedellerini davalı firmanın makine sigortalı olduğu halde sigortadan talep dahi etmediğini ve müvekkili firmayı zarara uğrattığını,
Neticede; davanın kabulü ile davalıya teslimi ve kurulumu yapılmış ve üretime başlamış Lazer Kesim tezgahı için yapılan ilave masraf toplamı 142.000,00 EURO teknik malzeme değişimi, bakımı ve işçilik bedelinin davalıdan tahsiline alacağa temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari mevduata uygulan en yüksek gecikme faizinin uygulanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA SAVUNMA
:
Asıl davada davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ;
müvekkilininin 19.08.2020 tarihinde davacı şirket ile 1 adet "..... " lazer kesim tezgahı satış sözleşmesi imzaladığını, 14.12.2020 tarihinde gümrükten çıkarılarak ve müvekkilininin iş yerine kurulduğunu, makineyi 580.000,00 USD satın aldığını, davacı şirket adına düzenlenmiş 20 adet 80.000,00-TL'lik çek teslimi yapıldığını, müvekkilininin satın almış olduğu makineye güvenerek ve bir çok iş aldığını, İşleri müşterilerine vaad ettiği tarihte yetiştirmek adına 24 saat çalışması gereken makinenin sadece günde 10 saat çalışabildiğini ve beklenen verimin alınamadığını, 01.04.2021 tarihinden bu yana tam 25 adet davacı şirket tarafından servis raporu oluşturulduğunu, sık sık arızalanan makine için gelen yetkili servisin "..... serisi" kafasının tam 7 kez değiştirdiğini, makinenin koruyucu cama her defasında lekeler gelmesi ve sürekli koruyucu cam kirletmesi sonucu kaliprasyon sorunları azot ile hava kesim sorunundan dolayı sürekli ışının geri yansıma yaptığı ve kafa içerisindeki lenslere zarar vermesi neticesinde fiber optik kablonun yandığını 300 kez koruyucu cam hem yetkili servis tarafından hem de müvekkilinin personeli tarafından davacı şirketin yönlendirmesi ile değiştirildiğini, yavaşlatma sensörü tam olarak yerinde iyi durmadığı, motor torku güçlü olmadığından sürekli masa değişim sorunu yaşanmakta ve bundan dolayı makinenin alındığından bugüne kadar 15 gün kapalı kaldığını, davacı tarafından müvekkilinine makinenin tamiri için gönderilen elemanlar yeterli mesleki bilgiye sahip olmayıp, davacı şirketçe gerekli özen yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, makinenin, üretici firma tarafından vermiş oldukları paremetre kesim hızlarına hiçbir zaman çıkamaması sonucu (%30-40 kapasiteyle çalışmasından) tedariğini sağladığı firmalara planlanan sürede işleri teslim edemediklerini, makineye ait kasko ve sigorta bedellerinin müvekkili tarafından ödendiğini, davacı şirketin garanti kapsamında bulunan arızalar için müvekkilininin sigortadan yahut kaskodan hizmet alınmasını beklemesinin mümkün olmadığını, makinedeki giderilemeyen kronik arızaların tespiti adınaAnkara ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... Değişik İş dosyası ile gerekli inceleme yapıldığını, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda "... Dava konusu makine ile ilgili kullanım kılavuzu bulunmadığı ve makinede bulunan mevcut ağır teknik sorunların kullanım hatasından kaynaklanmadığı, dava konusu .... makine, ancak kurulumundan sonra gerçekleştirilen test çalışmaları sonrası tespit edilmesi mümkün olan teknik sorunları nedeniyle gizli ayıplı olduğu..." tespit edildiğini, neticede; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA
:
İDDİA
:
Davacı vekilinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş olduğu █████/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan 19.08.2020 tarihli sözleşme ile 1 ADET ''..... '' lazer kesim tezgahı satışı konusunda anlaşma yapıldığını, makinenin satış bedelinin 580.000 USD olduğunu, söz konusu meblağın 12.01.2020 tarihinde müvekkili şirket tarafından davalıya ödendiğini, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... E. Sayılı dosyasında davalı aleyhinde müvekkili şirket tarafından menfi tespit istemiyle açılan davada çekler için ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilerek çeklerin durdurulması yönünde hüküm kurulduğunu, ancak davalının durdurma kararı sonrası müvekkili tarafından kendisine verilen çekleri 3. Şahıslara cirolayarak müvekkilininin ticari hayatını ve itibarını zedelemek maksadıyla haciz baskısı hissetmesine ve alacaklılarla uğraşmasına sebebiyet verdiğini, bu baskılara dayanamayan müvekkili şirketin tüm makine bedeli olan 580.000 USD'yi 12.01.2020 tarihinde davalıya ödediğini, müvekkili şirketin davalıdan 19.08.2020 tarihli sözleşme gereği aldığı lazer kesim tezgahının 14.12.2020 tarihinde müvekkilininin iş yerinde kurulduğunu, müvekkilininin iş bu makineye güvenerek birçok iş anlaşması yaptığını, müşterilerine vaad etmiş olduğu tarihte işleri yetiştirebilmek adına 24 saat çalışabilmesi gereken makine günde sadece 10 saat çalışabilmiş, gereken verim makineden alamadıklarını, makinenin devamlı arıza vermesi nedeni ile davalı firma tarafından 01.04.2021 tarihinden bu yana 25 adet servis raporu düzenlendiğini, makine alındığından bu yana15 gün kapalı çalışmadığını, davalı şirket tarafından müvekkili şirket makinenin tamiri için gönderilen servis yetkilileri yeterli mesleki bilgiye sahip olmayıp, davalı şirket tarafından gerekli olan özen yükümlülüğü yerine getirilmediğini, her defasında makinedeki arızanın giderildiği yönünde beyanda bulunulup o gün için makine çalışır gibi görünse de, makinede meydana gelen arızalar kronik arızalar olup devamlı aynı sıkıntıların yaşandığını, meydana gelen arızalar giderilememiş olup, müvekkili şirketin yaşamış olduğu fiili zararlar, yoksun kalınan kar ile iş gücü kaybından doğan zararlarının giderilmediğini, iptal edilen siparişler dolayısıyla müvekkili şirketin zarara uğradığını, makinede ortaya çıkan gizli ayıplar nedeniyle, makine müvekkili şirkete teslim edildiğinden beri kullanılmamış olup, sürekli servis bakımı gerektirdiğini, söz konusu uyuşmazlık ve anlaşmazlığın çözümü için delil tespiti istemiyle davalıya karşı müvekkili şirket tarafından açılan; Ankara ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... D.İŞ dosyasında 04.01.2022 tarihli Bilirkişi Heyeti Raporunun Değerlendirme kısmında, “Dava konusu makine, seri üretim makinesi olup tam verimle non stop yapması gereken makine olduğu, hatalı üretim yapması ve arıza nedenli duruş yapması veya düşük verimle çalışmasının kullanıcı açısından büyük maddi zarara neden olacağı,Dava konusu makine çalışır halde olmadığı için makinenin tüm sorunlarının tespit edilemediği, tespit edilenler ise yalnızca toz toplama sisteminin yetersiz veya hatalı olduğu, soğutma sisteminin yetersiz veya hatalı olduğu, masa değiştirme hızlarının daha detaylı incelenmesi gerektiği, muhtemelen broşürde verilen ve vaat edilen değerlerin yakalanmasının sıkıntılı olduğu, numune incelemesi neticesinde ise malzemeyi aşırı çapaklı kestiği, delikleri ölçüsünde delemediği ve hatalı üretim yaptığı, Üretici firmanın internet sayfasında 29.05.2020 tarihinde yayınlanan habere göre dava konusu ...... yeni tasarlandığı ve üretici tarafından üretilen ilk makine olduğu, Makine ile ilgili kullanma kılavuzu bulunmadığı ve muhtemelen Türkiye de eğitim verecek boyutta makineyi tam olarak tanıyan personel bulunmaması nedeniyle, makine kullanımı ile ilgili eğitim verilmediği, Dava konusu makinede yaşanan sorunların yeni tasarlanan bir makinede görünen sorunlardan olduğu ve bu sorunların giderilmeden makinenin satılmaması ve makinenin müşteriye sevk edilmemesi gerektiği ve makinenin teknik olarak satışa hazır olmadığının” değerlendirildiğini,
Sonuç Kısmında;
“Dava konusu .... makinede, teknik servis ve bakım hizmetleriyle giderilemeyecek boyutta ağır teknik sorunlar olduğu, Dava konusu makine il ilgili kullanım kılavuzu bulunmadığı ve makinede bulunan mevcut ağır teknik sorunların kullanım hatasından kaynaklanmadığı, Dava konusu ..... makine, ancak kurulumundan sonra gerçekleştirilen test çalışmaları sonrası tespit edilmesi mümkün olan teknik sorunları nedeniyle gizli ayıplı olduğu” kanaatine varıldığını, müvekkili şirketin makinenin iadesini talep etmekten başka seçeneği kalmadığını, son çare olarak sözleşmeden dönme hakkını kullanmak zorunda olduğunu, davalıya makinenin ayıplı olduğuna ilişkin birçok bildirim yapıldığı, davalının herhangi bir reaksiyon göstermediği, ancak makine üzerinden hiçbir iyileştirme yapılmadığı ve yapılmasının mümkün olmadığı, uyuşmazlığa konu makinedeki mevcut sorunların giderilmesinin mümkün olmaması, söz konusu sorunların kullanıcı kaynaklı olmadığı, iş bu makinenin üretim sürecinde sıkıntısının olduğu, dolayısıyla bu haliyle satışa sunulmaması gerektiğinin ortada olduğunu, 12.04.2022 tarihinde Ankara ..... Noterliğinin ..... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı yana gizli ayıp sebebi ile ürünün ve ücretin iade edilmesi talepli ihtar ve ihbar yapıldığını, davalı yanca bu ihtara cevap dahi verilememiş olup, müvekkilinin maddi ve manevi uğramış olduğu zararların tazmini nedeniyle iş bu davayı açma zaruretimiz hasıl olduğunu, Neticede; 580.000 USD'nin iadesine, 10.000-TL ( şimdilik) uğranılan maddi zararların tahsiline, bedel iadesinde ve maddi zararların tahsilinde temerrüt tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faiz işletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
:
Davalı vekili Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirketin almış olduğu işler ve vermiş olduğu hizmetler sebebiyle piyasada tanınmış köklü şirketlerden birisi olduğunu, müvekkili şirketin Lazer Kesim sektöründe faaliyet gösterdiğini, modern ve son teknolojiye sahip makina parkuru, yüksek hizmet kalitesiyle lazer kesim, plazma kesim, akbant ve silindir büküm kaynaklı imalatı yapmakta, aynı zamanda sac, profil, hadde malzeme satışı gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin 19.08.2020 tarihinde davacı şirket ile 1 adet "...... " lazer kesim tezgahı satış sözleşmesi imzaladığını, 14.12.2020 tarihinde gümrükten çıkarıldığını ve müvekkilinin iş yerine kurulduğunu, müvekkilinin iş bu makineyi 580.000USD (Beşyüzseksenbin dolar)' a satın aldığını ve davacı şirket adına düzenlenmiş 20 adet 80.000,00-TL'lik çek teslimi yaptığını, davacı şirkete 7 adet çek bedeli olan toplam 560.000,00- (Beşyüzaltmışbin) TL ödendiğini, müvekkili şirketin satın almış olduğu makineye güvendiğini ve bir çok iş aldığını, işlerini müşterilerine vaad ettiği tarihte yetiştirmek adına 24 saat çalışması gereken makinenin sadece günde 10 saat çalışabildiğini ve beklenen verimi alamadığını, makinenin devamlı arıza vermeye başladığını, 01.04.2021 tarihinden bu yana tam 25 adet davacı şirket tarafından servis raporu oluşturulduğunu, sık sık arızalanan makine için gelen yetkili servisin, "precitec procutter serisi" kafasının tam 7 kez değiştirdiğini, makinenin koruyucu cama her defasında lekeler gelmesi ve sürekli koruyucu cam kirletmesi sonucu kaliprasyon sorunları azot ile hava kesim sorunundan dolayı sürekli ışının geri yansıma yaptığı ve kafa içerisindeki lenslere zarar vermesi neticesinde fiber optik kablonun yandığı 300 kez koruyucu cam hem yetkili servis tarafından hem de müvekkilinin personeli tarafından davacı şirketin yönlendirmesi ile değiştirildiğini, ayrıca yavaşlatma sensörünün tam olarak yerinde iyi durmadığını, motor torku güçlü olmadığından sürekli masa değişim sorunu yaşandığını ve bundan dolayı makine alındığından bugüne kadar 15 gün kapalı kalarak çalışmadığını, müvekkilinin makinede kalın malzeme kesim problemi yaşadığını, azot ile kesim yapamadığından makineden %30 oranında verim alabildiğini, bunun da müvekkilini ciddi iş kaybına uğrattığını, hali hazırda PC kapanma ve ekran donma problemi, kesme sürelerine uymama ve manuel ayar yapmama sorununun hala devam ettiğini ve çözüme kavuşturulamadığını, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete makinenin tamiri için gönderilen elemanların yeterli mesleki bilgiye sahip olmayıp, davacı şirketçe gerekli özen yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davacı şirketçe her ne kadar bu makinedeki arızanın giderildiği beyan edilerek, makine aynı gün çalışır vaziyette teslim olsa da makinedeki arızanın kronik bir arıza olup devamlı sorun yarattığını, bu durumun davacı şirkete müteaddit defalar bildirilmiş olsa da karşı tarafça bu arızaya kesin çözüm mahiyetinde giderilememiş olduğu gibi fiili zarar ve yoksun kalınan kar ile iş gücü kaybından doğan zararın giderilmediğini, müvekkili firmanın hali hazırda siparişi iptal edilen yaklaşık 7.300.000- TL siparişi bulunduğunu, aynı zamanda davacının ayıplı malı sonucu müvekkilinin malları müşterilerine zamanında teslim gerçekleştiremediğini ve bunun sonucu 100.000,00 TL cezai şart ödemek zorunda kaldığını bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz açılan davanın usulden/esastan reddine, yargılama ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Asıl davada dava, kullanım hatası nedeniyle garanti sözleşmesi kapsamında davalıya satılan makinenin onarımı için yapılan masrafların tahsili istemine ilişkindir.
Birleşen davada dava, davalı tarafından satılan makineni gizli ayıplı olması nedeniyle satış bedelinin iadesi ve makinenin çalıştırılmamasından kaynaklanan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi ..... tarafından mahkememize sunulan █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda ; Davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin usulüne uygun bir şekilde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, ticari defterlerinin davacı lehine delil niteliğinin sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, yanlar arasında davacı ..... tarafından davalı ..... ’na muhtelif yedek parçalar satılması şeklinde 2019 yılına dayanan bir ticari ilişki olduğu, davacı-karşı davalı .....’in dava dışı ..... Bankasına 23.11.2020 tarihinde dava konusu makineyi 580.000,00 USD bedelle sattığı, dava dışı Banka tarafından da makinenin davalı-karşı davacı ......’na satıldığı, yani dava konusu makinenin ...... Bankası aracılığı ile leasingle alım/satıma konu edildiği, davacı-karşı davalı .....’e makine bedelinin 580.000,00 USD olarak ..... Bankası tarafından ödendiği, davacı ..... tarafından dava konusu makinenin satış tarihinden sonra davalı-karşı davacı ..... ’na 62.805,59 TL’lik yedek parça faturası kesildiği, ancak bu fatura muhteviyatlarının dava konusu makinenin tamir bakımına ait olup olmadığının tarafımdan değerlendirilemediği, keza davacı-karşı davalının talebi 142.000,00 EURO’luk malzeme ve hizmet bedeli olduğundan, her halükarda 62.805,59 TL’lik faturaların davacı talebi ile örtüşmediği yönünde görüş ve beyan bildirmiştir.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..... Terzi, Prof. Dr. ..... ve ..... tarafından mahkememize sunulan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda ;Bilirkişilerin yapmış olduğu görüşmelerin sonucunda lazer kesim makinesinin tekrar çalışır duruma getirilmesi için bilirkişilerin belirlediği işlemlerin toplam gider tutarının yaklaşık 25.000 dolar olmasının beklendiği, davacı (satıcı ..... MAKİNA İTH. İHR. PAZ. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.) firmanın lazer kesim makinasını yukarıda sıralanan işlemler ile çalışır hale getirme imkanı bulunmadığını belirtmesi, makinanın çalışır hale getirildikten sonra kullanımı sırasında kesme kafasında tekrar aşırı ısınma sorunu oluşmayacağı konusunda garanti vermemesi veya sorunun tekrarlanabileceği durumları göz önüne alındığında nihai takdiri ve hukuki değerlendirmesi Mahkeme Heyetinde olmak üzere davalı (makineyi satın alan ..... SAV. SAN. MET. İŞL. KES. ..... MRK. SAÇ PROF. SAN. TİC. LTD. ŞTİ.) firmanın lazer kesim makinasının değiştirilmesini talep etme hakkı bulunduğu, dava konusu makina başlangıçtan itibaren ayıplı olması ve verimli olarak çalışmaması nedeniyle mali kayıtlar kapsamında iş kaybına yönelik bir tespit yapılamadığı, asıl davaya konu yedek parça ve işçilik ödemelerinin garanti süresi içerisinde yapıldığı ve garanti kapsamında kaldığı, taraf defterlerinin incelenmesi sonucunda davacının (satıcı ..... MAKİNA İTH. İHR. PAZ. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.) 62.529,48 TL alacaklı olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Bilirkişiler Prof. Dr......, Prof. Dr. ...... ve ...... tarafından mahkememize sunulan █████/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda ;Dava konusu makinenin gizli ayıplı olduğu, ayıbın imalat ve sistem kaynaklı bulunduğu, satıcının ayıptan tam sorumlu olduğu, TBK m.227 uyarınca sözleşmeden dönme veya makinenin ayıpsız misli ile değiştirilmesi koşullarının oluştuğu, garanti kapsamındaki giderlerin satıcıya ait olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Somut uyuşmazlıkta öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin eser sözleşmesi mi yoksa satış sözleşmesi mi olduğunun tespiti uygulanacak hukuk kuralları açısından önemlidir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, standart endüstriyel makinelerin satışı sırasında montaj ve teknik destek yükümlülüklerinin üstlenilmiş olması sözleşmeyi eser sözleşmesi niteliğine dönüştürmemektedir. Eser sözleşmesi sayılabilmesi için yüklenicinin bağımsız bir eser meydana getirme borcu altında bulunması gerekir. Oysa somut olayda taraflar arasındaki ilişkinin esasını ..... lazer kesim makinesinin satımı ve mülkiyet devri oluşturmakta olup, uyuşmazlık da makinenin ayıplı olduğu iddiasına dayanmaktadır. Bu nedenle hukuki ilişkinin TBK satım hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
İfa kavramı, borçlar hukukunun sistematiği içerisinde borcun sona erme sebepleri arasında asli ve en doğal sona erme biçimini ifade eder. Öğretide genel kabul gören tanıma göre ifa, borçlanılan edimin borcun içeriğine uygun biçimde yerine getirilmesi suretiyle borç ilişkisinin ortadan kaldırılmasıdır. Nitekim hem Türk Borçlar Hukuku öğretisinde hem de Alman Medeni Kanunu’nun 362. maddesinde ifa, borcun konusunu oluşturan edimin gerçekleştirilmesi ile borç ilişkisinin sona ermesi olarak düzenlenmiştir. İfanın hukuki temeli ise ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesine dayanmaktadır. Bu ilke, tarafların özgür iradeleriyle kurdukları sözleşmelerin bağlayıcı olduğunu ve tarafların üstlendikleri edimleri dürüstlük kuralı çerçevesinde yerine getirmekle yükümlü olduklarını ifade eder. Modern borçlar hukukunda sözleşme serbestisi ile birlikte değerlendirilen ahde vefa ilkesi, ekonomik güvenliğin ve ticari istikrarın sağlanması,olası risklerin önlenmesi açısından vazgeçilmez bir fonksiyon üstlenmektedir.
Borcun gereği gibi ifası, yalnızca edimin fiilen yerine getirilmesinden ibaret değildir; aynı zamanda ifanın tarafları, zamanı, yeri, miktarı ve niteliği bakımından sözleşmeye uygun şekilde gerçekleştirilmesini gerektirir. Bu kapsamda ifa, hem objektif hem de sübjektif unsurları bünyesinde barındıran bir kavramdır. Objektif unsur, edimin borç ilişkisinde kararlaştırıldığı şekilde yerine getirilmesi iken; sübjektif unsur, borçlunun ifayı dürüstlük kuralına uygun biçimde gerçekleştirmesidir. Öğretide “gereği gibi ifa” kavramı, borçlanılan edimin eksiksiz ve sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmesini ifade etmekte olup, bu şartların gerçekleşmemesi hâlinde ifa olgusundan değil, ifa etmeme veya gereği gibi ifa etmeme hâlinden söz edilir. Bu ayrım, borçlunun sorumluluğunun belirlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 112. maddesi, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde borçlunun sorumluluğunu düzenleyen temel normdur. Söz konusu hüküm, kusur karinesi esasına dayanmakta olup borçluya yüklenen sorumluluğun objektif nitelik taşıdığı kabul edilmektedir. Buna göre borçlu, borcun ifa edilmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlü olup ancak kusursuzluğunu ispat ettiği takdirde sorumluluktan kurtulabilir. Öğretide bu düzenleme, borçlunun edimini ifa borcu yanında alacaklının menfaatini koruma yükümlülüğünün de bulunduğunun bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Nitekim sözleşme ilişkisi yalnızca edimin yerine getirilmesiyle sınırlı olmayıp, tarafların karşılıklı güven ve menfaatlerini koruyan bir hukuki bağ niteliği taşımaktadır.
Eksik ifa kavramı, özellikle eser sözleşmeleri ve satış sözleşmeleri bakımından önem arz eden bir ifa bozukluğu türüdür. Eksik ifa, sözleşme veya dürüstlük kuralı gereği yapılması gereken işlerin bir kısmının hiç yapılmaması ya da kararlaştırılan kapsamda tamamlanmaması hâlini ifade eder. Eksik ifa ile ayıp kavramı her ne kadar uygulamada sıklıkla karıştırılsa da doktrinde ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında bu iki kavramın farklı olduğu kabul edilmektedir. Eksik ifada edim nicelik bakımından eksikken, ayıpta edim yerine getirilmiş olmakla birlikte niteliksel bir bozukluk söz konusudur. Bu ayrım, alıcının seçimlik haklarının belirlenmesi ve satıcının sorumluluğunun kapsamının tespit edilmesi açısından belirleyici bir rol oynar.
Ayıp kavramı, satış sözleşmesinin merkezinde yer alan ve satıcının sorumluluğunu doğuran temel unsurlardan biridir. Ayıp, satılan malın sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımaması veya objektif olarak bulunması gereken özelliklerden yoksun olması şeklinde tanımlanır. Öğretide ayıp değerlendirmesi yapılırken öncelikle tarafların açık irade beyanları dikkate alınmakta, açık bir düzenleme bulunmayan hâllerde sözleşmenin yorumu ve dürüstlük kuralı esas alınmaktadır. Bu yaklaşım, sözleşme özgürlüğü ile dürüstlük kuralı arasındaki dengeyi korumayı amaçlamaktadır. Nitekim taraflar belirli özellikleri açıkça kararlaştırmışlarsa, malın bu özellikleri taşımaması doğrudan ayıp olarak kabul edilir; sözleşmede açık hüküm bulunmadığı hâllerde ise malın objektif kullanım amacına uygunluğu esas alınır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 219 ve devamı maddelerinde satıcının ayıptan sorumluluğu ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Satıcının sorumluluğu, yalnızca vaat edilen niteliklerin bulunmamasıyla sınırlı olmayıp, malın normal kullanım amacına elverişli olmaması hâlini de kapsar. Bu düzenleme, modern tüketim ve ticaret hukukunun koruyucu yaklaşımıyla uyumludur. Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğabilmesi için doktrinde ve uygulamada birtakım maddi ve şekli koşulların varlığı aranır. Bunlar arasında malın teslim edilmiş olması, malda ayıp bulunması, ayıbın hasarın alıcıya geçtiği anda mevcut olması, alıcının ayıbı bilmemesi ve gözden geçirme ile ihbar yükümlülüklerini yerine getirmesi sayılabilir.
Ayıplar, açık ayıp ve gizli ayıp şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Açık ayıp, basit bir inceleme ile fark edilebilen niteliksel bozuklukları ifade ederken; gizli ayıp, teslim anında mevcut olmakla birlikte olağan inceleme ile fark edilemeyen ve kullanım sırasında ortaya çıkan kusurları ifade eder. Gizli ayıp hâllerinde alıcının ihbar yükümlülüğü, ayıbın öğrenildiği andan itibaren başlar.
Satıcının ayıptan sorumluluğunu ortadan kaldıran sorumsuzluk anlaşmaları TBK m.221 kapsamında belirli şartlara bağlanmıştır. Satıcının ağır kusuru hâlinde sorumsuzluk kayıtları geçersizdir. Ayrıca hasarın alıcıya geçiş anı da sorumluluğun belirlenmesinde önemlidir; taşınır satışlarında hasar kural olarak zilyetliğin devriyle alıcıya geçse de, teslimden önce mevcut gizli ayıplar bakımından satıcının sorumluluğu devam eder.
Alıcının gözden geçirme ve ihbar külfeti ise ayıptan sorumluluğun şekli şartları arasında yer alır. TBK m.223’e göre alıcı, teslimden sonra malı makul süre içinde incelemeli ve ayıp tespit ettiğinde satıcıya bildirmelidir. Ticari satışlarda TTK m.23 hükümleri uygulanmakta olup, uygulamada garanti süresi içinde yapılan servis başvurularının ihbar niteliğinde olduğu kabul edilmektedir.
Ayıplı mal hâlinde alıcının sahip olduğu seçimlik haklar TBK m.227’de düzenlenmiştir. Bu haklar sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değiştirme olarak belirlenmiş olup seçimlik hakkın kullanımı dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilir.
Sonuç olarak ifa kavramı ile ayıp sorumluluğu arasındaki ilişki, borçlar hukukunun sistematiği içerisinde önemli bir yer tutar. Gereği gibi ifa edilmemiş bir edim ayıplı ifa niteliği taşıyacağından satıcının sorumluluğu doğar ve somut olayın teknik özellikleri ile sözleşmesel beklenti birlikte değerlendirilerek sonuçlandırılır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünüde; taraflar arasında imzalanan satış sözleşmesi kapsamında davalı satıcı tarafından davacı alıcıya “......” lazer kesim tezgahının teslim edildiği, ancak makinenin teslimden itibaren sözleşmede vaat edilen teknik kapasite ve üretim performansını sağlayamadığı dosya kapsamı ile sabittir.
Dava konusu makine, fiber lazer teknolojisi kullanan 15kW gücünde bir cihaz olup bu güç seviyesi, metal kesim endüstrisinde "ultra yüksek güç" sınıfına girer. Lazer ışını, rezonatörden fiber optik kablo ile kesim kafasına taşınır ve burada lensler aracılığıyla odaklanarak metali eritir. Lazer optiğinde (lensler, koruyucu camlar) en ufak bir kirlilik (toz, yağ, su zerresi), lazer ışınının geçişini engeller. Kirlilik, lazer enerjisini absorbe eder (emer). 15kW'lık enerjinin binde biri bile emilse, bu durum mercek üzerinde muazzam bir ısı birikmesine yol açar. Bu fenomene "termal lens etkisi" denir. Sonuç olarak lensin odak noktası kayar, kesim kalitesi bozulur ve nihayetinde lens patlar veya yanar.Bu nedenle kesim kafasının çok etkin bir şekilde soğutulması gerekir. Soğutma hem su (chiller) hem de gaz (kesim gazı) ile sağlanır.
Dosyada bulunan servis kayıtları, taraf beyanları ve bilirkişi incelemeleri birlikte değerlendirildiğinde; makinenin teslimden sonra çok sayıda teknik arızaya maruz kaldığı, kesim kafasının defalarca değiştirildiği, fiber optik sistemde hasar oluştuğu ve makinenin stabil üretim yapamadığı tespit edilmiştir.
Satıcı ......., savunmasını tamamen "Hava hattında su ve yağ vardı, lensler bu yüzden kirlendi ve yandı" tezine dayandırmıştır. ...... Kompresör'ün raporları da "hatta su var" tespitiyle bunu destekler niteliktedir. Ancak, dosyadaki teknik bilirkişi incelemelerde, Sorunun hava hattından kaynaklandığı iddiası üzerine, sisteme daha saf bir gaz kaynağı olan "Azot Jeneratörü" entegre edilmiştir. Eğer sorun sadece kirli hava olsaydı, azot kullanımına geçildiğinde sorunun bıçak gibi kesilmesi gerekirdi. Ancak dosyadaki kayıtlar ve 04.06.2024 tarihli kök rapor, azot kullanımına geçilmesine rağmen kafa ısınma ve arıza sorunlarının devam ettiğini doğrulandığından bu savunma yerinde görülmemiştir.
07.01.2026 tarihli Ek Rapor da, sorunun kaynağını "Soğutma Sisteminin Yetersizliği" olarak teşhis etmiştir. 15kW güç üreten bir lazer kafasının, mevcut su ve gaz soğutma altyapısıyla termal dengeyi sağlayamadığı, bu nedenle lenslerin aşırı ısındığı teknik olarak açıklanmıştır. Bu durum, kullanıcının hava kalitesinden bağımsız, makinenin mühendislik tasarımındaki bir eksikliktir.
Ankara ..... ATM raporunda, makinenin üretici firma ..... nın "yeni tasarladığı ilk seri" olduğu vurgulanmıştır. Endüstriyel üretimde yeni tasarımların "çocukluk hastalıkları" olarak adlandırılan uyum sorunları yaşaması muhtemeldir. Makinenin kullanım kılavuzunun dahi olmaması, bu ürünün henüz seri üretim olgunluğuna erişmeden, aceleyle piyasaya sürüldüğü izlenimini güçlendirmektedir.
Makinenin sürekli servis müdahalesine ihtiyaç duyması ve sözleşmesel üretim hızına ulaşamaması, gereği gibi ifa borcunun yerine getirilmediğini açıkça ortaya koymaktadır.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporlarında, uyuşmazlığın çözümü bakımından makinenin gizli ayıplı olup olmadığı, verim düşüklüğünün teknik tasarım ve üretim kaynaklı bulunup bulunmadığı hususları incelenmiş; yapılan değerlendirme sonucunda makinede ortaya çıkan sorunların yalnızca kullanıcı hatası veya harici ekipmanla açıklanamayacağı, makinenin üretim ve teknik özelliklerinden kaynaklanan performans sorunları bulunduğu belirlenmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından yapılan teknik değerlendirme, makinenin sözleşmede öngörülen kullanım amacına uygun şekilde çalışmadığını ve ayıbın teslim anında mevcut gizli ayıp niteliğinde olduğunu ortaya koymaktadır Arızaların kök nedeni kullanıcı hatası, operatör bilgisizliği veya hava hattı değil; imalat, tasarım ve sistem bütünlüğü hatasıdır.
Satıcı tarafın makinedeki arızaların yardımcı ekipman ve hava sistemi kaynaklı olduğu yönündeki savunması dosya kapsamındaki teknik bulgularla doğrulanmamıştır. Zira satış sözleşmesinin ekonomik amacı, alıcının kesintisiz üretim yapabileceği fonksiyonel bir makinenin teslimidir. Makinenin teslimden kısa süre sonra kronik arızalar göstermesi, üretim kapasitesine ulaşamaması ve sürekli teknik müdahale gerektirmesi karşısında, ifanın gereği gibi gerçekleşmediği kabulü gerekir.Yapılan 7 kafa değişimi ve sayısız müdahale, "onarım" seçeneğinin bu makine için işlevsiz kaldığını kanıtlamaktadır. Makine bu haliyle ayıpsız bir misliyle değiştirilmeyi veya sözleşmeden dönülmesini zorunlu kılmaktadır. Bu durum TBK m.219 anlamında ayıplı ifa niteliğinde olup, satıcının ayıptan doğan sorumluluğunu doğurur.
Alıcının ayıp ihbar yükümlülüğü bakımından yapılan incelemede, makinenin defalarca yetkili servis tarafından incelenmiş olması, teknik müdahalelerin kayıt altına alınması ve taraflar arasındaki yazışmalar karşısında ihbar külfetinin yerine getirildiği anlaşılmıştır. Gizli ayıplarda ihbar süresi, ayıbın ortaya çıktığı andan itibaren başlar. Alıcı'nın her arızada servis çağırması, 25 adet servis raporu düzenlenmesi ve tespit davası açması, zımni ve sarih ayıp ihbarı niteliğindedir. Tacirler arası ilişkide dahi, sürekli tekrarlayan ve satıcının bilgisi dahilinde olan arızalar için ayrıca şekli bir ihbar şartı aranmaz Ticari satışlarda servis müdahalelerinin ihbar yerine geçtiği yönündeki yerleşik uygulama dikkate alındığında, satıcının ihbar yapılmadığı yönündeki savunmasına itibar edilmemiştir.
TBK m.227 kapsamında seçimlik hakların değerlendirilmesinde ise, makinenin tekrar eden arızalarına rağmen sözleşmede vaat edilen üretim performansına ulaştırılamaması, ayıbın esaslı nitelikte olduğunu göstermektedir. Alıcı, başlangıçta iyiniyetle makinenin onarılmasına izin vermiştir. 7 kez kafa değişimi, sayısız parça değişimi yapılmıştır.Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, "onarım hakkı" bir kez kullanıldıktan sonra sonuç alınamazsa veya ayıp tekrar ederse, alıcı diğer seçimlik haklarına (özellikle dönme hakkına) geri dönebilir. Satıcıya sonsuz bir deneme-yanılma hakkı tanınamaz.Makinenin ayıbı "esaslı" niteliktedir. 580.000 USD'lik bir yatırım malının %30 kapasiteyle çalışması, o maldan beklenen faydayı tamamen ortadan kaldırır. Bu durumda, sözleşmenin ayakta tutulması alıcıdan beklenemez. Ayıbın basit onarım veya bedel indirimi ile giderilemeyecek derecede olması ve sözleşmenin ekonomik amacını ortadan kaldırması nedeniyle, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının dürüstlük kuralına uygun olduğu kabul edilmiştir. Bu kapsamda makinenin iadesi ile birlikte ödenen bedelin geri verilmesi yönündeki talep yerinde görülmüştür.
Ticari defter incelemelerine göre, makine satışı kağıt üzerinde ....... ile ..... Bankası arasında gerçekleşmiş olup birleşen davada davacı ....., bu üçlü ilişkide "Kiracı" konumundadır.
6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu uyarınca, malın mülkiyeti kiralayanda (Banka) kalır. Dolayısıyla, ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanarak sözleşmeden dönme hakkının kural olarak malik (Banka) tarafından kullanılması beklenir.Ancak, Yargıtay yerleşik içtihatları ve doktrindeki baskın görüş, finansal kiralama sözleşmelerinde kiralayanın, satıcıya karşı sahip olduğu hakları (ayıptan doğan haklar dahil) kiracıya devrettiğini kabul etmektedir. Zira malı seçen, kullanan ve ayıptan zarar gören kiracıdır. Banka sadece finansördür. Dosyadaki sözleşme ve Yargıtay uygulaması ışığında, kiracı ..... 'nun satıcı .......'e karşı doğrudan "ayıplı maldan doğan sözleşmeden dönme ve bedel iadesi" davası açma konusunda aktif husumet ehliyetine sahip olduğu sonucuna varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve teknik incelemeler birlikte değerlendirildiğinde; asıl davada satıcı tarafından talep edilen teknik servis ve malzeme bedellerinin ayıplı ifanın giderilmesine yönelik müdahaleler kapsamında kaldığı,hukukumuzda, kendi kusurundan veya ayıplı ifasından kaynaklanan zararların giderilmesi için yapılan masrafları, karşı taraftan talep etmenin mümkün olmadığı,,satıcı, ayıplı malı onarmakla yasal olarak yükümlüdür ve bu onarım "ücretsiz" olmalıdır. Dolayısıyla, .......'in 142.000 Euro'luk talebinin yasal dayanağı bulunmamaktta olup ayıplı ifa hâlinde bu giderlerin alıcıya yükletilemeyeceğinden asıl davanın reddine,birleşen dava yönünden ise makinenin gizli ayıplı olduğu sabit olduğundan alıcının sözleşmeden dönme hakkını TBK m.227 uyarınca haklı olarak kullandığı anlaşıldığından birleşen davanın kısmen kabulü ile,dava konusu "......" lazer kesim tezgahının, ayıplı olduğunun tespitine, davacı tarafça kullanılan sözleşmeden dönme hakkının kabulüne,dava konusu makinenin davalıya iadesi ile aynı anda ifa ve teslim şartı ile;davacı tarafından ödenen 580.000,00 USD'nin,iade tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki T.C merkez bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,davacının, iş kaybına ilişkin zararını ispat edemediğinden buna ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nederlerle;
ASIL DAVADA
:
1-)Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 36.375,08 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 35.643,08 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan bir bilirkişi inceleme ücreti 1.500,00-TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 316.200,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
6-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 330,00 TL x 2 saat= 660,00 TL ) X 2 = 1.320,00 TL arabulucuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
BİRLEŞEN DAVADA
:
1-)Davanın Kısmen KABULÜ, Kısmen REDDİ ile;
Dava konusu "....." lazer kesim tezgahının, ayıplı olduğunun TESPİTİNE, davacı tarafça kullanılan sözleşmeden dönme hakkının KABULÜNE, dava konusu makinenin davalıya İADESİ İLE AYNI ANDA İFA VE TESLİM ŞARTI İLE;
a-)Davacı tarafından ödenen 580.000,00 USD'nin,iade tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki T.C merkez bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
b-) Davacının,fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
2-Alınması gerekli 712.839,44 TL karar ve ilam harcından dava başında peşin alınan 177.942,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 534.897,01 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA,
3-Davacı tarafından ödenen 80,70 TL Başvurma Harcı ile dava başında peşin alınan 177.942,43 TL harç ile 11,50 TL vekalet harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 14 adet tebligat + posta ücreti 783,00 TL, bir bilirkişi inceleme ücreti 21.000,00-TL olmak üzere toplam 21.783,00-TL olan yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 21.762,15 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 1.030.485,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 10.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 390,00 TL x 2 saat= 780,00TL ) X 2 = 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.558,51 TL'sinin davalıdan, 1,49 TL'sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekili ile asıl davada davalı/birleşen davada davacı vekilinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.█████/2026
Başkan .....
☪e-imzalıdır.☪
Üye .....
☪e-imzalıdır.☪
Üye .....
☪e-imzalıdır.☪
Katip .....
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!