Anahtar kelimeler: Aktiyle Otelde Dek Kadarki Ayına Ayından Aralıksız Girerek Eylül Yanına
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 1994’te önce davalı ...’in yanına girerek daha sonra diğer davalıya devredilen otelde 2000 yılı Eylül ayına dek kesintisiz çalıştığını, işverenin kendisini 1995’de işe girmiş ve 10-15 gün çalışmış gibi gösterdiğini belirterek davacının davalılara ait iş yerinde 1994 yılı Haziran ayından 2000 yılı Eylül ayına kadarki dönemde aralıksız olarak hizmet aktiyle çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; çalışmanın kesintili geçtiğinin karine olduğunu, çalışma olgusunun net olarak ispatı gerektiğini beyanla maddi dayanağı bulunmayan davanın reddini istemiştir.
2. Davalı işverenler tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 08.10.2008 tarihli kararı ile davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kabulü ile 05.01.19 98... .08.2000 arasında 396 hizmet günü çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
Mahkemenin 08.10.2008 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Kurum vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece; "... mahkemece, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle, 05.01.1998 tarihinden önceki dönem bakımından çalışmaların tespitine ilişkin istemin reddi yerinde bulunmamıştır. Şüphesiz, davalılara ait iş yerindeki çalışmalarına ilişkin olarak verilen 15.03.19 95... .10.1996 tarihli işe giriş bildirgeleri ile birlikte somut olayın niteliği gözetildiğinde; bu tarihlerden itibaren saptanacak işten çıkış tarihine kadarki dönem bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsedilemeyeceği açıktır. Davalı işverenlerin ayrı hukuki varlığı olan, birbirinden bağımsız kişiler olması ve iş yerlerinin farklı olması durumunda, davalı iş yerlerindeki çalışmaların blok çalışma olduğu kabul edilemez. Bu durumda, 1996-1997 yıllarında üçüncü kişilerin adı altında, inşaat iş yerlerinden yapılan bildirimler yönünden, bu işin dava konusu iş yeri ile ilgisi araştırılarak sonucuna göre hak düşürücü sürenin irdelenmesi gerekmektedir.
Öte yandan, tespite konu tüm süre yönünden ise; davacının, kendi nam ve hesabına çalıştığı iddia edilmiş olmakla, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık sürelerinin olup olmadığının tespiti açısından, var ise, ilgili Kurumundan şahsi sicil dosyasının getirtilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, davalı dönem bakımından, başkaca bordro tanıkları ile, komşu iş yeri tanıkları dinlenmeli, böylece, bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak hizmet tespitine ilişkin davaların kamu düzenine ilişkin niteliği, vazgeçilemez ve devredilemez insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesine olanak sağlayan özelliği de gözetilerek, hak kaybı ve yersiz sigortalılık süresi edinmeyi önlemek açısından, gerektiğinde re’sen kanıt toplanmak suretiyle, imzalı ücret tediye bordrolarının mevcut olup olmadığı ve bunların hukuksal geçerliliğe sahip belgeler olarak düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılması; çalışması kayıtlara yansımış, başkaca iş yeri çalışanlarının, tanıklıklarına başvurulması ve dinlenen tanıkların aynı dönemde birlikte çalışmaya ilişkin iddialarının da kayıtlarla doğrulanması gerekleri gözetilmelidir. Böylece, bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu dönemin, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; delillerin bütünüyle değerlendirilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 20.03.2014 tarihli kararı ile açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile
Davacının Haziran 1994-14.03.1995 tarihleri arasındaki hizmet süresinin tespitine ilişkin talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine,
Davacının 15.03.1995-30.08.2000 tarihleri arasında blok çalışması kabul edildiğinde toplam 982 günlük eksik hizmetin, 1.578,25 TL sigorta pirimine esas toplam kazançla tespitine karar verilmiştir.
C. 2'nci Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda 20.03.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece; "...Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma kararının gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsetmek mümkün değildir. Önceki bozma ilamımızda aynen “...işverenlerin ayrı hukuki varlığı olan, birbirinden bağımsız kişiler olması ve iş yerlerinin farklı olması durumunda, davalı iş yerlerindeki çalışmaların blok çalışma olduğu kabul edilemez. Bu durumda, 1996–1997 yıllarında üçüncü kişilerin adı altında, inşaat iş yerlerinden yapılan bildirimler yönünden, bu işin dava konusu iş yeri ile ilgisi araştırılarak sonucuna göre hak düşürücü sürenin irdelenmesi gerekmektedir.” denilmesine rağmen, mahkemece, ... sicil numaralı ve ... adına tescilli, ... sicil numaralı ve ... adına tescilli ve ... sicilli iş yerinin sahibi olduğu görünen ... Ltd. Şti.’nin faaliyet alanları ile davalı kişilerle hukuki veya organik ilişkileri araştırılmadan ve davaya konu dönemde bu çalışmaların organik bağ içerisinde gerçekleştiği hususu net olarak belirlenmeksizin, ayrıca, komşu iş yerleri ve çalışanları da tespit edilmesine rağmen, dinlenilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi isabesizdir.
Kabule göre de; ücret tespiti bakımından yazılı delil yok ise, dönemin asgari ücretine karar verilmesi gerekirken ve 1997 yılı son döneminde kabule karar verilebilecek gün süresinde hata yapmak suretiyle, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." gerekçesiyle mahkemece verilen karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen reddi kısmen kabulü ile davacının davalı şahıslar işverenliğinde 15.03.1995-30.08.2000 tarihleri arasında 1006 gün dönem asgari ücreti üzerinden eksik bildirilen hizmetinin tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1- Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacının davasını her türlü şüpheden uzak biçimde ve kesinlik taşıyacak biçimde ispat edemediğini, davacının bu kadar süre içerisinde gerek idari ve gerekse adli herhangi bir girişimde bulunmamasına göre iyi niyetinden bahsedilemeyeceğini beyan etmektedir.
2- Davalı işverenler vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun tamamen varsayımlara dayalı olarak düzenlenmiş olup,eksik ve hatalı değerlendirme içerdiğinden hüküm kurmaya elverişli bir rapor niteliği taşımadığını, yine hükme esas alınan tanık beyanlarının da hatalı yorumlandığını, davalı ...'ya ait iş yerinin 29.02.1996 tarihinde kapsamdan çıkarıldığı, 15.03.19 95... .01.1998 dönemine ilişkin net beyanlar bulunmadığını, davacının üç ayrı yerde kesintili sigortasının bulunduğunu, davalılar arasındaki akrabalık ilişkisinin kesinlikle iş ortaklığı anlamına gelmeyeceği ve davalı ...'ya ait iş yerinin tamamen farklı bir iş yeri olduğu hususları gözetildiğinde, blok çalışma iddiasının kabulünün mümkün olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 1994/Haziran-2000/Eylül tarihleri arasında davalılar nezdinde geçen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
Dava, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un █████. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, iş yeri özlük dosyası temin edilip iş yerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi iş yerinde ne iş yapıldığı, iş yerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, iş yeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça iş yerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o iş yerinde çalışan öteki kişiler ile o iş yerine komşu ve yakın iş yerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
İnceleme konusu eldeki davada, davacının 1994 yılı Haziran ayı başında önce davalılardan ... yanında çalışmaya başladığını, daha sonra iş yerini devrettiği diğer davalı ... adına kayıtlı alüminyum doğrama atölyesinde çalışmaya devam ettiğini, çalışmasının 2000 yılı Eylül ayına kadar devam ettiğini belirterek davalılar yanında eksik bildirilen sigortalılık sürelerinin tespitini talep ettiği, dosyaya ibraz olunan Kurum kayıtları incelendiğinde davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde davalılardan ... adına tescilli ... sicil no.lu iş yerinde 15.03.1995-29.02.1996 tarihleri arasında, yine davalı ... adına tescilli ... sicil no.lu iş yerinde 01.10.1996-25.11.1997 tarihleri arasında kısmi zamanlı olarak bildirimlerinin yapıldığı, aynı zamanda 02.12.1996-20.11.1997 tarihleri arasında dava dışı ... sicil numaralı ... iş yerinden, 15.05.1997-30.12.1997 tarihleri arasında ise dava dışı ... sicil numaralı ...unvanlı iş yerlerinden bildirimlerinin bulunduğu, diğer davalı ... adına tescilli ... sicil numaralı iş yerinde ise 05.01.1998-31.08.2000 tarihleri arasında kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, Mahkemece komşu iş yeri ve bordro tanıklarının beyanlarına göre davalıların akraba oldukları, tek bir organizasyon içinde bulundukları, tanıklardan ...'nın beyanında davacının davalı ...'nın inşaat işleri kapsamında, çalışanlarını ilgili inşaat işlerinden sigortalı gösterdiğini ifade ettiğinden davacının çalışmasının blok halinde olduğu değerlendirilerek davacının 15.03.1995-30.08.2000 tarihleri arasında 1006 gün süreyle davalılar yanında kesintisiz olarak çalıştığına dair davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalılara ait iş yerinde çalışma iddiasına yönelik araştırma yeterli olmayıp, Mahkemece sonuca eksik inceleme ile gidilmiştir.
Bu doğrultuda, Mahkemece öncelikle davalılardan ... adına kayıtlı ... sicil numaralı iş yerinin 06.01.1997 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı, aynı dönemde de vergi kaydının başlatıldığı, öncesinde ise bu davalı adına iş yeri kaydının bulunmadığı gözetilmek suretiyle 06.01.1997 tarihinden önce davacının çalışmasının geçtiği iddia olunan aliminyum doğrama iş yerinin mevcut olup olmadığı belirlenmeli, mevcutsa davalı ... veya başka bir işveren tarafından işletilip işletilmediği araştırılmalı, buna göre uyuşmazlık konusu dönemde davacının çalışmasının davalılara ait hangi iş yerinde, kimin yanında, hangi süreler içerisinde geçtiği netleştirilerek çalışma olgusu tereddütsüz şekilde ortaya konulmalıdır.
Kabule göre de davacının davalı işverenler nezdinde bildirilen çalışmaları ile dava dışı işverenler ...ve ... iş yerleri tarafından Kuruma verilen 02.12.19 96... .05.1997 tarihli sigorta giriş bildirgelerinde, işveren adresi olarak davalı ... adresinin kayıtlı olduğu, dönem bordroları ve tanık beyanları gözetilerek ...ve ... iş yerlerinden yapılan bildirimler de dışlanmak suretiyle 15.03.1995-30.08.2000 tarihleri arasında 1006 gün eksik prim gün sayısı bulunduğu tespit edilmiş ise de; davacının 19 97... . dönemde davalı ... adına tescilli ... sicil no.lu iş yerinden 60 gün bildiriminin bulunduğu, aynı dönemde dava dışı ... adına kayıtlı ... sicil numaralı iş yerinden de 60 gün süreyle bildiriminin yapıldığı anlaşılmakla fazladan 19 97... . dönemde davacı adına 60 gün eksik bildiriminin bulunduğuna dair kabul hükmü de hatalı bulunmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!