Anahtar kelimeler: Koll Yan San İsimli Sicil Başladığını Kesintisiz Şti Kesinlik Şartı
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI
: ███████ E., ███████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... isimli iş yerinde 4/1-a kapsamında çalışmaya başladığını, 01.06.1987-28.12.1993 tarihleri arasında ... sicil numaralı ...Yan. San. Koll. Şti. iş yerinde, 29.12.1993-16.07.2007 tarihleri arasında ... sicil numaralı ... San. A.Ş. iş yerinde, 17.07.2007-27.12.2011 tarihleri arasında ... sicil numaralı ...Tic. A.Ş. iş yerinde, 28.12.2011-31.10.2016 tarihleri arasında ... sicil sayılı ... A.Ş. iş yerinde 4/1-a kapsamında kesintisiz olarak çalıştığını, müvekkilinin 15.10.2018 tarihinde davalı Kuruma 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması talebi ile başvuruda bulunduğunu, yapılan başvuruya istinaden davalı Kurum tarafından "... Emeklilik-2/NŞ" sayılı, "Yaşlılık Aylığı Talebiniz" konulu ve 17.07.2019 tarihli yazısı ile "...kendi iş yerinizde sigortalı çalışan olduğunuz görülmüş ve gerekli işlemler yapıldığından çalışmalarınızın son yedi yılında 1260 gün (3 yıl 6 ay) fazlası 4/1-b kapsamında geçmiştir. Bu nedenle talebiniz 4/1-b statüsünden aylık bağlanması yönünden incelenmiştir." şeklinde cevap verildiğini, müvekkilinin 4/1-a ve 4/1-b maddeleri kapsamında çakışan sigortalılıklarının bulunduğu dönemlerin mevcut olduğunu, müvekkilinin 01.10.2008 tarihi öncesinde, 1987 yılından itibaren 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olduğunu, bu hususun kazanılmış hak oluşturduğunu, 1987 yılından itibaren 4/1-a maddesi kapsamında sigortalılığının bulunduğu dikkate alındığında en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık hali olan 4/1-a statüsünde yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğini beyanla "... Emeklilik-2/NŞ" sayılı, Yaşlılık Aylığı Talebiniz konulu ve 17.07.2019 tarihli Kurum işlemin iptaline, 15.10.2018 tarihinden itibaren 4/1-a maddesi gereğince yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, askerlik borçlanmasının ve emeklilik tarihi olan 15.10.2018 tarihinden itibaren eksik yaşlılık aylığı ödemesinden kaynaklanan farkın yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; yetki, zamanaşımı ve tüm ilk itirazlarını beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.01.2022 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 07.01.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.04.2023 tarihli kararı ile davacının, adına hizmet bildirimlerinde bulunan ... San. A.Ş., .... San. A.Ş. ve ... A.Ş.'nin kurucu ortağı ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olması; yukarıda da açıklandığı üzere yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu şirketler ile davacı arasında hizmet akdi ilişkisi kurulmasının mümkün bulunmaması ve dolayısıyla davacının bu şirketler tarafından adına hizmet bildirimi yapılan dönemlerde 1479 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamında sigortalı sayılmasının zorunlu bulunması karşısında İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden davacının yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.04.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...2-) Kurum işleminin iptaline yönelik eldeki davada, davacının Anonim Şirkette ortaklığı sebebiyle 4/1-a hizmetlerinin re'sen 4/1-b hizmetine dönüştürülmesi işlemi değerlendirildiğinde,
a.) Davacının 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihine kadar hizmet bildirimlerine yönelik olarak;
Davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanun'un 24/I-g maddesine göre Anonim Şirketin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları Bağ-Kur sigortalısı sayılırlar. Anonim Şirket ortağının şirkette yürüttüğü işler dolayısıyla 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı sayılabilmesi için şirketin hangi işinde ne kadar süre ve ne şekilde çalıştığının, buna dair bir kararın bulunup bulunmadığının, özellikle hizmet akdinin koşullarından olan bağımlılık unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin, şirket ortağının, kimin buyruğunda ve kimden talimat alarak çalıştığının titizlikle araştırılıp incelenmesi ve açıklığa kavuşturulması gerekir. Davacının, 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılığına esas işi, şirket ortaklığının kendisine yüklediği işlerin yürütülmesine yönelik ise, bu taktirde şirketle davacı arasındaki hukukî ilişki vekâlet akdine dayandığından, şirket işlerini görmekten dolayı yukarıda anılan Kanun hükmü gereğince 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olması zorunlu olduğundan, aynı faaliyet dolayısıyla ayrıca 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabulü mümkün değildir. Ancak, davacı, şirket ortaklığının yüklediği görev ve sorumluluğun dışında kalan, mesleki yönden özel ihtisas ve tecrübeyi gerektiren bir işi üstlenmiş ise, bu taktirde 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak bildirilen sürelerin geçerli olduğunun kabulü gerekecektir.
b.) 01.10.2008 tarihi sonrasında bildirimlerine yönelik olarak;
5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında “Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından;
b) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise;
3) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları, sigortalı sayılırlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
5510 sayılı Kanun'un Geçici 22 nci maddesinde yer alan “Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendinde belirtilen anonim şirketlerin kurucu ortaklarından daha önce 1479 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesine tabi olarak sigortalı olanlardan sigortalılıklarını devam ettirmek isteyenlerin bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde yazılı talepte bulunmaları halinde sigortalılıkları aynen devam ettirilir. Bu süre içerisinde talepte bulunmayanların sigortalılıkları ise bu Kanunun yürürlük tarihi itibariyle sona erer.” hükmü uyarınca davacının 01.10.2008 tarihi öncesinde anonim şirket kurucu ortağı olup olmadığı ve anılan madde çerçevesinde Kuruma yazılı talepte bulunup bulunmadığı belirlenmeli, sigortalılık hallerinin birleşmesini düzenleyen 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddenin 2 nci fıkrasındaki “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.” hükmü gözetilmeli ve tüm kanıtlar değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum tarafından yapılan ve davaya konu edilen işlemin hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı adına 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında yapılan bildirimlerin iptali ile 4/1-b kapsamına alınmasının ve buna göre değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, davacının hizmet birleştirilmesine zorlanamayacağını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ortağı ve Yönetim Kurulu üyesi olduğu şirketten 4/1-a kapsamındaki sigortalılığının geçerliliği ile yaşlılık aylığı talebinin reddine dair Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!