Anahtar kelimeler: Yönüne Kastla Olası Edenin Görüşü Hukukî Ret İstemi Neticesinde Edilebilir

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.SUÇ
: Olası kastla yaralamaHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanmasıSanık müdafiinin temyiz istemi yönünden; temyiz dilekçesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 294/2. maddesi gereğince hükmün hukukî yönüne ilişkin temyiz sebeplerinin bildirilmediği tespit edilmiştir.Katılan vekilinin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ1. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 02.02.2022 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, sanığın mahkumiyetine ilişkin kararının sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 25.12.2023 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile savunma hakkının ihlal edildiğinden bahisle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 18.09.2024 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana karşı olası kastla yaralama suçundan, 5237 Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 86/3-e, 87/2-b, 21/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİKatılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; delillerin hatalı değerlendirildiğine, eksik incelemeye, suçun doğrudan kastla işlendiğine, olası kast indirimin asgari orandan yapılması gerektiğine, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, üst hadden ceza tayini gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇEYargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından olası kastla gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adlî raporların yeterli olduğu, sanığın eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, takdiri indirimin mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yasal yerinde ve yeterli gerekçeyle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.IV. KARARA. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden;5271 sayılı Kanun'un 294. maddesindeki ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.'' şeklindeki düzenleme karşısında, sanık müdafiinin 24.09.2024 tarihli dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği, gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde tebliğine ve kararda temyizin gerekçeli olması gerektiği ihtarı da bulunduğu halde, kanunî süre içerisinde gerekçeli temyiz dilekçesinin sunulmadığı anlaşılmakla, temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,B. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 18.09.2024 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,22.12.2025 tarihinde karar verildi.K A R Ş I O YOlay tarihinde sanığın dava dışı olan ve ağabeyi olan .... isimli şahsa ait ... Caddesi No:162 adresinde bulunan ... isimli tekel bayinde bulunduğu, o esnada tekel bayi işletmeni olan sanığın ağabeyinin ve yine babasının yan taraftaki kahvehaneye gitmiş oldukları, o esnada katılanın sanığı ve ağabeyini tanıması nedeniyle muhabbet etmek amacıyla kendiliğinden sanığın bulunduğu tekel bayisine geldiği, burada sanık ve katılanın muhabbet ettikleri, olay sırasında söz konusu dükkanda başka kimsenin bulunmadığı kasaya yakın bir yerde çivi ve ipe asılı şekilde dükkan sahibine ait tüfeğin bulunduğu, sanığın bir ara ortada bir sebep yokken söz konusu tüfeği eline aldığı, o esnada katılanın sanığa "Yapma şeytan doldurur" gibisinden sözler söylediği, sanığın tüfeği eline alıp salladığı, o esnada tüfeğin ateş aldığı, ateş alma neticesinde saçma tanelerinin katılana isabet ettiği, olay nedeniyle katılanın ... Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen █████/2019 tarih ve ███████ sayılı raporuna göre BTM ile giderilemeyecek hayati tehlike geçirecek hayat fonksiyonlarına etkisi 6.derecede olacak şekilde kemik kırığı oluşturacak ve yine duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaralandığı olayda, sanığın bilinçli taksirle yaralama fiili işlediği kanaatiyle sanığı olası kastla yaralamadan sorumlu tutan daire kararına katılmadığımdan bu karşı oy yazısı yazılmıştır.Olası kast TCK’nın 21. maddesinin ikinci fıkrası, “kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, failin suçun kanuni tanımındaki objektif unsurların gerçekleşebileceğini ciddi biçimde öngörmesine rağmen, fiili işlemek suretiyle tipikliğin gerçekleşmesini kabullenmesi, fiili işlemekten kaçınmaması ve olursa olsun demesi durumunda olası kast söz konusu olacaktır. Bu itibarla, belli bir neticenin gerçekleştirilmesi amacıyla hareket eden failin, bu fiilin aynı zamanda muhtemelen başka neticelere neden olabileceğini öngörmesine rağmen, bu yan neticeleri kabullenerek fiili işlemesi durumunda, bu yan neticeler bakımından olası kastla hareket etmiş olacaktır. Buna göre somut bir olayda failin olası kasttan sorumlu tutulabilmesi için, failin neticeyi kabullendiğinin, “ne olursa olsun” veya “olursa olsun” düşüncesiyle hareket ettiğinin, diğer bir ifadeyle neticeyi göz aldığının tespit edilmesi gerekmektedir. Fail, gerçekleşmesini göze aldığı, ancak gerçekleşmeyen neticelerden sorumlu tutulmayacağından, olası kastta failin sorumluluğu meydana gelen neticelere göre belirlenecektir.TCK’nın 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir, kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi olarak tanımlanmıştır. Bilinçli taksiri, bilinçsiz taksirden ayıran en önemli özellik, her iki durumda da istenmeyen neticenin fail tarafından öngörülüp öngörülemediğidir. Fail suç tipinin gerçekleşeceğini mümkün görmüş, ancak şans, bilgi, kullanılan vasıtanın kalitesi, deneyim veya yetenek gibi özel nedenlerle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak bunun gerçekleşmeyeceğine güvenmiştir. Buna göre, eğer somut olayda fail neticeyi öngörmüş ise bilinçli taksir, öngörmemiş ise bilinçsiz taksir söz konusu olacaktır. Bilinçsiz taksir durumunda fail neticeyi öngöremezken, bilinçli taksir durumunda fail istemediği neticenin (ve suçun diğer maddi unsurlarının) gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, bu neticenin gerçekleşmeyeceği hususunda kendine güven duymaktadır. Kişide oluşan bu güven, kişisel kabiliyetlerinden, olayın özelliklerinden veya tecrübelerinden kaynaklanabilir. Fail özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucunda meydana gelebilecek tehlikeyi öngörmesine rağmen, neticenin gerçekleşmeyeceğine güven duyarak, olayı seyrine bırakarak özen yükümlülüğünü ihlal eden davranışı işlemekten vazgeçmemektedir. Neticenin gerçekleşmesi muhtemel öngörülmekle birlikte, bunun gerçekleşmemesi için özel bir çaba gösterilmemekte, diğer bir ifadeyle fail fiili işlemekten geri kalmamaktadır. Nitekim madde gerekçesinde de bilinçli taksiri basit taksirden ayıran özellik, fiilin neticesinin failce fiilen öngörülmüş ve fakat istenmemiş olması olarak açıklanmıştır.Bu noktada birbirine çok yakın cezai sorumluluğu belirleyen olası kast ve bilinçli taksirin nasıl ayırt edileceği üzerinde durulmalıdır. Kanuni tanımlarına bakıldığında her iki durumda da failin tipikliğin gerçekleşeceğini ciddi olarak mümkün gördüğü anlaşılmaktadır. Olası kast ile bilinçli taksirin ortak noktası olan öngörme iki kavramın birbirinden ayrılmasını zorlaştırmasına rağmen, tipikliğin veya neticenin kabullenilip kabullenilmemesi, iki kavramı birbirinden ayırmaktadır. Bu nedenle failin tipikliğin veya neticenin gerçekleşmesini öngörüp öngörememesi dikkate alınarak bu ayrımın yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla bu ayrım ancak tipikliğin veya neticenin kabullenilip kabullenilmediği, diğer bir ifadeyle isteme unsuru üzerinden yapılabilecektir.Olası kast halinde fail tipikliğin veya neticenin gerçekleşmesini kabullenirken veya göze alırken, bilinçli taksir halinde fail tipikliğin veya neticenin gerçekleşmesini kabullenmez, aksine onun gerçekleşmeyeceğine, her şeyin yolunda gideceğine güvenerek hareket eder. Buna göre, bilinçli taksirde, fail öngördüğü neticenin gerçekleşmemesini istemekte ve kendine güvendiğinden neticenin gerçekleşmeyeceğini düşünmektedir. Bu itibarla fail olası kast durumunda muhtemel gördüğü neticeyi göze alarak kabullenirken (olursa olsun derken), bilinçli taksir durumunda neticeyi öngörmesine ve neticenin gerçekleşmeyeceği konusunda kendisine güvenmesine (inşallah olmaz veya yok canım bir şey olmaz derken) rağmen, korkulan olmakta ve netice gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, “fail her durumda neticeyi gerçekleştirirdi” diyebiliyorsak olası kast, “fail neticenin gerçekleşeceğini bilseydi fiili işlemezdi” diyebiliyorsak bilinçli taksir söz konusu olacaktır.Bu bağlamda, olası kastın, taksirin değil kastın bir türü olması ve olası kastta isteme unsurunun doğrudan kast kadar yoğun olmasa da “sonucunu bilmesine rağmen neticeyi kabullenme” şeklinde bulunmasının zorunluluğu karşısında, yakın arkadaş olmaları nedeniyle aralarında husumet ve öldürmesi için bir neden bulunmaması yanında ölüm neticesini kabullendiğine dair dosyada bir delil bulunmayan, aksine neticeyi bilmesi halinde fiili işlemekten vazgeçeceği kanımızca kesin olan sanığın, somut olayda öngördüğü ancak gerçekleşmeyeceğini düşündüğü netice nedeniyle bilinçli taksirle yaralama suçundan sorumlu tutulması gerektiği kanaatiyle, sadece olaydaki kusurunun ağırlığı ve neticenin öngörülebilirliği esas alınmak suretiyle söz konusu neticenin gerçekleşeceğini bilseydi dahi fiiline devam edeceği kabul edilerek, olası kastla yaralamadan sorumlu olduğuna karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.