Anahtar kelimeler: Ştinin Çeklerin Çıkması Ortağı Tutarlı Yöneticinin Yöneticisi Hem İlişki Ltd

T.C.
İSTANBUL7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Yöneticinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2018KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Yöneticinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, dava dışı ...Ltd. Şti.'nin hem ortağı hem yöneticisi olduğunu, müvekkili ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında █████/2015 tarih ve 33.000-TL tutarlı, █████/2015 tarih ve 33.000-TL tutarlı, █████/2015 tarih ve 25.000-TL. tutarlı, █████/2015 tarih ve 20.400-TL tutarlı, █████/2015 tarih ve 24.000-TL tutarlı çeklerin dava dışı şirketin yöneticisi davalı ... tarafından müvekkiline verildiğini, çeklerin karşılıksız çıkması üzerine ... 26. İcra Dairesi'nin .... E., ... 6. İcra Dairesi'nin ...E. Sayılı dosyalarından icra takibine geçildiğini, yine ... 26. İcra Dairesi'nin ...E. sayılı dosyasından 12.521,49-TL cari hesap bakiye borcu için takip başlatıldığını, takiplerin kesinleşmiş olmasına rağmen borcun ödenmediğini, TTK'nın 644. maddesinin yollaması ile limited şirketlere de uygulanması gereken anonim şirketlere ilişkin TTK'nın 553. maddesi kapsamında, davalı yöneticinin, kusursuzluğunu ispatlayamadığı sürece müvekkilinin alacağını ödememe sonucuna neden olan kötü yönetimden sorumlu olduğunu, davalının yöneticisi olduğu ...Ltd. Şti.'yi kast veya kusur ile kötü yöneterek acze sürüklediğini ve bu nedenle de müvekkiline alacağının ödenememiş olduğunu belirterek şimdilik 10.000-TL'nin takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile ....Ltd. Şti.'ye ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yana icra takibi yapmadan önce, icra takibi açmamaları, şirketin ihale sürecinde bulunduğu hususlarının bildirilmesine rağmen icra takibi başlatıldığını, hatta bu icra takibinin de iflas yolu ile icra takibi olduğunu, bunun üzerine ihale ve yeni iş alma süreçlerinin olumsuz etkilendiğini, şirketin iflas durumuna geldiğini, müvekkilinin şirketi ayakta tutmak için şahsi malvarlığını kullandığını, müvekkilinin şirketi yönetmek ve yürütebilmek için için gerekli her şeyi yaptığını, basiretli tacir gibi davrandığını, fakat yeni işler almamasından dolayı şirketin durumunun düzeltilemediğini, müvekkilinin de şirketten alacaklı olduğunu, davacı şirkete bir ödeme yapmasının da söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememize ait █████/2022 Tarih ...Esas -... Karar sayılı kararı ile; "davacının alacaklısı olduğu ... 6. İcra Dairesi'nin ... Esas ve ... 26. İcra Dairesi'nin ... ve ... Esas sayılı takip dosyalarından kaynaklı alacağını tahsil edemediği, davalının dava dışı ...Ltd. Şti.'nin yöneticisi olduğu, davacı tarafından davalının kusurlu ve kötü yönetimi nedeniyle ödenmeyen alacak miktarının şirkete ödenmesinin talep edildiği, yargılama devam ederken dava dışı ...Ltd. Şti.'nin iflas ettiği, iflas kararının kesinleşerek davacının işbu davaya konu takip alacakları nedeniyle iflas masasına başvuruda bulunduğu, iflas masasınca ek sıra cetveli düzenlenerek sıra cetvelinin 4. sırasında yer almak üzere davacının 240.435,38-TL alacağının tamamının kabul edildiği, buna göre somut davada talep edilen takibe konu alacakların davalının yöneticisi olduğu ve iflas eden dava dışı müflis şirketçe ödenmek üzere iflas masasına kaydedildiği ve bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına" dair karar verildiği, anılan kararın taraf vekilleri tarafından istinafı üzerine; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi' nin ... Esas ...Karar sayılı █████/2023 tarihli kararı ile mahkememiz kararının kaldırılmasına, davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına dair karar verildiği ve dosyanın mahkememizin ████████ esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.DELİLLER
:... 2. İflas Dairesi' ne yazılan müzekkereye cevap verildiği, verilen cevabi yazının ekinde Av. ...' ye yetki verilmesine ilişkin █████/2023 tarihli talep dilekçesinin, █████/2023 tarihli olağanüstü alacaklılar toplantı tutanağı ile toplantı hazirunu ve █████/2023 tarihinde düzenlenen yetki belgesinin gönderildiği görülmüştür.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Mahkememize ait █████/2024 tarihli celse 1 nolu ara karar ile istinaf ilamı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi heyeti tarafından █████/2025 tarihli bilirkişi raporu sunulmuş olup; davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmesi bakımından ek rapor alınmasına karar verildiği ve dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği görülmüştür.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Huzurdaki dava hukuki niteliği itibarıyla TTK md. 556 hükmüne istinaden alacaklı tarafından şirketin iflası halinde dolaylı zararının tazmini talebiyle açılmış yöneticinin sorumluluğu davası olduğu, Dava iflas halindeki şirketin iflas masasınca açılabileceği gibi, alacaklı tarafından da açılabileceği, Sorumluluk davasının olmazsa olmaz şartları zarar, illyet bağı, kusur ve kanuna veya sözleşmeye aykırılık unsurlarının bir arada bulunması ve bunlardan kusur dışındaki unsurların varlığının davacı tarafından ispatlanması gerektiği, Şirketin iflas etmiş olmasının tek başına yöneticinin sorumluluğunu gerektirmeyeceği, huzurdaki davada zarar unsurunun somutlaştırılamamı, kanuna veya sözleşmeye aykırılık ve illiyet bağı unsurları ispatlanamamış olduğu," görüş ve kanaatlerinin bildirildiği görülmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.Davacı, davalının yöneticisi olduğu şirketten alacaklı olduğunu, alacağını icra takibi de başlatmasına rağmen tahsil edemediğini, şirketin davalı yönetici tarafından kasıt ve kusur ile kötü idare edildiğini, şirket kanuna ve esas sözleşmeye göre iyi idare edilmiş olsaydı, şirketin ödeme güç ve kapasitesinin olacağını, davalı yöneticinin kötü idaresi nedeniyle şirketi acze düşürdüğünü, bu nedenle dava dışı şirketten var olan ve tahsil edilemeyen alacağı nedeniyle uğradığı zararın davalı yöneticinin sorumluluğunda olduğunu belirterek, bu alacağın davalıdan tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesini talep etmiştir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi' nin ...Esas ...Karar sayılı kaldırma ilamında "Eldeki dava, dava dışı müflis şirketin yöneticisinin sorumluluğuna ilişkin olup, müflis şirkete karşı alacağın tahsiline yönelik bir dava bulunmamaktadır. Müflis şirketin yer almadığı iş bu sorumluluk davasında davacının dava dışı şirketten olan alacağının dava dışı şirketin iflas masasına kabul edilmiş olması davanın tarafları arasındaki ihtilafı sona erdirmediğinden davanın konusuz kalması da söz konusu değildir.Diğer taraftan alacaklıların, şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açıp açamayacaklarının da değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK 644/1-a maddesi atfı nedeniyle limited şirketler yönünden de uygulanması gereken anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK 553. maddesinde kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hemde şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları düzenlenmiştir.Sorumluluk davası, doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik göstermektedir. Müdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar, ortaklık alacaklılarını ve payları oranında ortakları da etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, alacaklıların ve ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur.Dava dilekçesindeki açıklamalar ve talebe göre davacı, davalı yöneticinin ortaklık mal varlığını kötüleştiren davranışlardan şirketin zarara uğraması neticesinde alacaklılar yönünden uğranılan yansıma zararı talep etmekte olup, bu haliyle talebinin dolayısıyla zararlara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. TTK'nın 555. maddesi uyarınca yansıma zarar niteliğindeki şirketin uğradığı zararın tazminini isteme hakkı şirket alacaklısına tanınmamış olup bu husustaki dava hakkı şirket ve her bir pay sahibine verilmiştir; ayrıca, söz konusu tazminatın şirkete ödenmesinin talep edilmesi gerekmektedir.TTK'nın 556. maddesinde ise zarar gören şirketin iflası halinde yöneticiler aleyhine sorumluluk davası açma ve yürütme yetkisi öncelikle iflas idaresine ait olup, iflas idaresinin bu davayı açmak veya yürütmek istememesi halinde şirket alacaklılarının ve ortaklarının dava açıp yürütebilecekleri hükme bağlanmıştır. Bahsi geçen düzenlemelere göre şirketin iflas halinde olmaması durumunda dolayısı ile zarara istinaden dava açma hakkı yalnızca şirket ortaklarına tanınmış, bir başka ifadeyle iflas hali dışında alacaklının yansıma zarar nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat davası açamayacakları düzenlenmiştir.Somut olayda davalı şirketin yargılama sırasında iflasına karar verildiği ve iflas kararı kesinleşerek müflis şirketin tasfiyesinin iflas idaresince yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda davaya davacı tarafından İİK m.245 uyarınca düzenlenen yetki belgesi ibrazı sağlanarak devam edilmesi gerekmektedir. Taraf ve dava ehliyeti HMK'nın 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olduğundan resen gözetilmesi gerekmektedir." şeklinde açıklanan gerekçeye istinaden davacı vekiline İİK m.245 uyarınca düzenlenen yetki belgesini ibraz etmek üzere süre verilmiş ve sunulan yetki belgesi ile taraf teşkili sağlanmıştır.TTK md. 556, şirketin iflası halinde tazminatın şirkete ödenmesini isteme hakkını şirket alacaklılarına da tanımakta ancak bunu bazı koşulların gerçekleşmesine bağlamaktadır. Buna göre“(1) Zarara uğrayan şirketin iflâsı halinde, tazminatın şirkete ödenmesini talep hakkını şirket alacaklıları da haiz olur. Ancak, pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının talepleri önce iflâs idaresince ileri sürülür(2) İflâs idaresi birinci fıkrada öngörülen davayı açmadığı takdirde her pay sahibi veya şirket alacaklısı mezkûr davayı ikame edebilir. Elde edilen hasıla, İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre, önce dava açan alacaklıların alacaklarının ödenmesine tahsis olunur; bakiye, sermaye payları oranında davacı pay sahiplerine ödenir; artan iflâs masasına verilir.(3) Şirketin istemlerinin devrine ilişkin İcra ve İflas Kanununun 245’inci maddesi hükmü saklıdır.İİK md. 245’ e göre ise“Alacaklıların masa tarafından neticelendirilmesine lüzum görmedikleri bir iddianın takibi hakkı isteyen alacaklıya devrolunur. Hasıl olan neticeden masraflar çıkarıldıktan sonra devralanın alacağı verilir ve artanı masaya yatırılır.”Düzenlemeden de anlaşıldığı üzere, alacaklılar ve ortaklar, dolaylı zarara istinaden ancak şirket iflas sürecine girmişse ve İflas İdaresi davayı açmadığı takdirde tazminat şirkete verilmek üzere sorumluluk davası açabileceklerdir. Bir başka ifadeyle iflâs eden bir şirkette tazminat davasının davacısı öncelikle iflâs idaresidir. Somut olayda İflas İdaresi tarafından bir dava açılmadığı, İİK md. 245 gereği bu davayı açmak için davacıya yetki verildiği görülmektedir.O halde bu aşamada davalının sorumluluğunun koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere anonim şirketlerde yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna gidilebilmesi için sorumluğun şartları olan zarar, illiyet bağı, kusur ve kanuna veya sözleşmeye aykırılık unsurlarının birlikte gerçekleşmesi şarttır. Bu unsurlardan zarar, illiyet bağı, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık unsurlarının ispat yükü kural olarak davacıda olup, kusur bakımından ise ispat yüküne ilişkin olarak TTK md. 553 (1)’de yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olduğu düzenlemektedir.Bu şartların somut olayda varlığına gelince:Zararın tazmini için esas olarak zarar miktarının belirli olması gerekir. Bununla birlikte, zararın rakamsal olarak belirlenmesi sorumluluk davalarında büyük güçlükler arz edebilir. Özellikle de ortaklar ve alacaklılar genellikle, ellerinde yeterince kontrol ve bilgi edinme olanağı bulunmadığı için, dolayısıyla uğradıkları zararın varlığını ve miktarını ispat edebilecek durumda değildirler.Zararın varlığı veya miktarı tespit edilemiyorsa, hâkimden hayatın olağan akışı ve zarar görenin aldığı tedbirleri dikkate alarak bir tespit yapması talep edilebilir. Bunun için en azından davacının zararın meydana geldiğini ve TBK md. 50’nin koşullarının oluştuğunu inandırıcı bir biçimde ortaya koyması gerekir. TBK md 50’ye istinaden hâkim tarafından sadece zararın miktarı değil, zararın doğumu da takdir yetkisi dâhilinde tespit edilebilir.Bu hükmün uygulanabilmesi için ya zararın gerçek miktarını ispat etmek imkansız olmalıdır ya da davacıdan bunu ispat etmesi beklenmemelidir. Ancak, hakimin bir zararın meydana geldiğini kabul edebilmesi için bu durumu küçük bir ihtimal olarak görmesi yeterli olmayıp, kesinliğe yakın bir kanaate varmış olması gereklidir. Alacaklı zararın varlığını ispat edememekle birlikte, zararın meydana gelmesine neden olan olayları ve tüm verileri hakime sunmak zorundadır. Zira hakim, bunları res’en araştırmak zorunda değildir (Akdağ Güney, s. 302).Somut olayda davacı davayı her ne kadar kendi adına açmış olsa da davada tüm alacaklılar adına şirketin uğradığı doğrudan zararı talep etmektedir. Sorumluluk davasında zararı somutlaştırma ve ispat yükü davacıdadır. Davacı tahsil edemediği çekler dışında (ki bu kalem de şirketin doğrudan zararını oluşturmamaktadır çünkü çekler ödenmediği için şirketin malvarlığında bir eksilme olmamıştır) hangi zarar kalemlerinin şirketin mal varlığında eksilmeye yol açtığına dair dava dışı şirketin defterlerine dayanmak dışında somut bir veri sunmamıştır.Öte yandan zarar tek başına bir yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna gidilmesi bakımından yeterli değildir. Hangi zarar kalemi nedeniyle davalının sorumluluğuna gidileceğinin de belirlenmesi gerekir. Bir başka ifadeyle şirketin iflas etmiş olması tüm zarardan yönetim kurulu üyesinin sorumlu tutulabileceği anlamına gelmez. Her bir zarar kalemi ayrı ayrı sorumluluk gerektirip gerektirmediği bakımından incelenmeli kanuna veya sözleşmeye aykırılık, kusur ve illiyet bağı unsurlarının varlığı araştırılmalıdır.Bu bağlamda davacı davalının kusursuzluğunu ispat yükü altında olduğunu bunu ispatlayamadığını dolayısıyla zarardan sorumlu olduğunu ileri sürmekteyse de yukarıda belirtildiği gibi hangi zarar kaleminden dolayı hangi kanuna veya sözleşmeye aykırı davrandığını ve zarar ile bu eylem arasında uygun illiyet bağı bulunduğunu ispat yükü davacı yandadır. Örneğin davacının iddia ettiği zarar kalemlerinden çeklerin verilmesinde (ki bu çekler davacıya verilmiştir) kanuna aykırı bir durum söz konusu değildir. Davacının verdiği çekler nedeniyle şirket mal varlığında nasıl bir azalma meydana geldiği (ki çekler ödenmediğinden şirketin bundan bir zararı da doğmamıştır) zarar ile eylem arasındaki illiyet bağının varlığının da davacı tarafından ispatlanması gerekir."Somut olayda ispat yükü, davalı yöneticinin kusuru nedeniyle zarara uğradığını iddia eden davacı üzerinde olup, davalı yöneticinin yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiğinin ...davacı tarafça ispatlanması gerekmektedir." ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi' nin...Esas... Karar sayılı ilamı)Netice itibarıyla sorumluluk davasının şartları olan zarar, illiyet bağı ve kanuna veya sözleşmeye aykırılık unsurları ispatlanmadan davalı yönetim kurulu üyesinin kusursuz olduğunu ispat yükü altında bulunduğunu ileri sürerek sorumluluğuna gidilmesi mümkün olmadığından ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL harç bedelinden peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 561,22 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineyet irat kaydına,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafça yapılan 350,00 TL (tebliğ ve posta) yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Başkan ...e-imzaÜye ...e-imzaÜye ...e-imzaKatip ...e-imzaVekalet bak 10bin