Anahtar kelimeler: Ereği Cismani Bam Esaskarar Yazildiği Başkan Katip Adana Ölüm Üye

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan
:
Üye
:
Üye
:
Katip
:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: ...
NUMARASI
: ... Esas, ... Karar
DAVACI
: ...
DAVALI
: ...
VEKİLLERİ
: Av. ...
Av. ...
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
G EREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının murisi ...'nun ... tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kural ihlali nedeniyle vefat ettiğini, kaza tespit tutanağı ile ...CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda müteveffaya herhangi bir kusur atfedilmediğini, ancak sürücünün asli kusurlu olduğunu, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında yapılan yargılamada sanık hakkında adli para cezasına hükmedildiği, aracın ZMMS kapsamında ... tarafından sigortalandığını, dava açılmadan önce tazmin istemiyle şirkete başvurulduğu, uzman görüşü niteliğinde özel aktüerya raporu gönderildiğini, şirketçe davacıya %20 müterafik kusur indirimi uygulanarak ... tarihinde toplam 157.936,66-TL ödendiğini, bakiye bedel için dava açmanın zorunlu olduğu gerekçesiyle şimdilik 6.000,00-TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
ISLAH
: Davacı vekili ... tarihli ıslah dilekçesinde; müvekkili adına açmış olduğu 6.000,00 TL bedelli tazminat davasını mahkemece aldırılan ... tarihli bilirkişi raporu ile belirlenen poliçe limiti ile sınırlı bakiye maddi zarar miktarı olan 201.826,50 TL olarak ıslah ettiklerini, dava değerinin 6.000,00-TL'den 201.826,50 TL olarak ıslah taleplerinin kabulü ile davanın bu bedel üzerinden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: dava şartı itirazında bulunarak, davacı tarafından müvekkili şirkete delillerin tebliğ edilmediği ve usulüne uygun başvurulmadığını, HMK m.119/f ve g bentlerine göre davacı beyanının alınması gerektiği, davacıya mutabakatname, ibraname ve feragatname uyarınca 157.936,66-TL ödendiği, hesaplama yöntemi olarak TRH 2010 Yaşam Tablosu ile 1,8 teknik faizin esas alındığı, sigortalı aracın %75 kusur oranı ve %20 müterafik kusur indirimi ile alacağın tamamıyla karşılandığı, soruşturma ve kovuşturma dosyasının celbi gerektiğini, aktüerya hesabında kusur indirimi dışında müterafik kusur indirimi uygulanmasının da yasa gereği olduğunu, müvekkili şirketin ZMSS poliçe limiti dahilinde ve sürücü kusuru oranında sorumlu tutulabileceğini, kusur durumunun ATK ya da İTÜ tarafından belirlenmesi ve tazminat hesabının aktüerler tarafından yapılması gerektiğini, SGK tarafından herhangi bir ödeme yapılması halinde tazminattan düşülmesi gerektiğini, müvekkil şirketin Genel Şartlar ve 6111 sayılı Yasa uyarınca geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı ve tedavi giderinden sorumlu olmadığını, ayrıca şirket temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, davanın kabulü ile; 201.826,50-TL'nin temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
: Karara karşı davalı sigorta vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafın usulüne uygun başvuru şartını yerine getirmediğini, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davacıya müvekkili sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme yeterli olup ödeme ile davacının gerçek zararının karşılandığını, hükme esas alınan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 tablosu ve 1,8 teknik faiz yöntemi ile yapılması gerektiğini, davacıya yapılan ödemelerin toplam zarar miktarına yüzde olarak oranı bulunmadan hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan rapor ile tazminat güncellemesinin hatalı yapıldığını, davacının desteğinin kaza anında kask ve koruyucu ekipman kullanmadığını, bu nedenle şartları oluşmasına rağmen hükmolunan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu, kazanın oluşumunda %100 oranında ... plakalı araç sürücüsü ...'nun asli kusurlu olduğunu, buna rağmen sigortalı araç sürücüsüne denetime açık olmayan şekilde %70 oranında kusur izafe edilmesini kabul etmediklerini, ayrıca yol durumunun ve yol durumundan sorumlu kurumun kazanın oluşumunda etmen kusuru olup olmadığı irdelenmeden oluşturulmuş kusur raporunun hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, ölümlü trafik kazası nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile; 201.826,50-TL'nin temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekilinin başvuru şartının yerine getirilmediği yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili her ne kadar davacı tarafın usulüne uygun başvuru şartını yerine getirmediğini, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini ileri sürmüş ise de, eldeki dosyaya baktığımızda davacı tarafından yapılan başvuru üzerine davalı sigorta şirketi tarafından ... gününde kısmi ödeme yapılmış olup, usulüne uygun başvuru yapıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin yapılan ödeme ile davacının gerçek zararının karşılandığı yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili her ne kadar davacıya müvekkili sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme yeterli olup ödeme ile davacının gerçek zararının karşılandığını ileri sürmüş ise de, Mahkemesince alınan hesap bilirkişi raporu neticesinde davacının destekten yoksun kalma zararının 255.179,80 TL olduğunun belirlendiği, davacı tarafından yapılan başvuru neticesinde davalı tarafından yapılan 157.936,66 TL'nin güncellenmiş değerinin 1.293.092,05 TL olduğu, Sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olduğu, bakiye teminat limitinin ise 201.826,50 TL olduğu, davalı tarafından yapılan ödemenin davacının tüm zararını karşılamadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun, denetime olanarak verir, hüküm kurmaya elverişli, açıklayıcı ve gerekçeli olduğu, bilirkişi tarafından rapor tarihine göre hesaplama yapılarak bakiye zararının tespiti ve buna görü hüküm kurulmasında bir yanlışlık bulunmadığı, davacının bakiye zararının bulunduğu ve bu bakiye zararını tazminini istemekte haklı olduğu sonucuna varılmış, davalı vekilinin yapılan ödeme ile davacının tüm zararının karşılandığı yönündeki savunmalarına itibar edilmemiştir.
Davalı vekilinin hesaplama yönteminin hatalı olduğu yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili, hükme esas alınan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 tablosu ve 1,8 teknik faiz yöntemi ile yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de,
Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin... tarih ve ... Esas, ... Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin ... tarih ve ... Esas, ... Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin ... tarih ve ...Esas, ... Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ... gün ve ... Esas Ve ... Karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ... esas ve ... karar sayılı ... günlü kararı)
İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan ... günlü hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “…TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yöntemi….” tespitlerile davacının destekten yoksun kalma zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin itiraz haklı görülmemiştir.
Davalı vekilinin davacıya yapılan ödemelerin toplam zarar miktarına yüzde olarak oranı bulunmadan hesaplama yapılmasının hatalı olduğu yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.
Gerçek anlamda ödemeden (zararın tam olarak giderilmesinden) söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında fark bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında fark bulunmaması koşuldur.
Ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında fark bulunduğu durumlarda yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumda ödemenin yapıldığı tarih gözönünde tutularak davacının karşılanmayan zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması böylece hesaplanacak miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında fark bulunup bulunmadığını denetlemek, fark bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki gerçek zararı hangi oranda karşıladığını saptamak, son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek karşılanmayan zarardan davalı tarafın ödeme yapılan tarihe göre zararı karşılandığı oranda indirim yapmak daha sonra kalan miktara hükmetmek gerekir. Açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde maddi tazminat talebinin tümden reddine karar vermek gerekir.
Başka bir anlatımla, davacıya banka aracılığıyla yapılan ödemeler dikkate alınarak, davacının yapıldığı tarihteki karşılanmayan zararını aktüerya uzmanı bilirkişi aracılığıyla saptamak, böylece hasaplanan miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki karşılanmayan zararları hangi oranda karşıladığını belirlemek, hüküm tarihine en yakın tarihteki ücret artışları da gözetilerek davacı hak sahibinin maddi zararlarını bilirkişiye hesaplatmak, bulunan miktarlardan yasal indirimler yapılarak belirlenen karşılanmayan zararlardan davalı tarafınca ödeme yapılan tarihe göre zararın karşılandığı oranda indirim yapmak, daha sonra kalan miktar ve davacının talebi gözetilerek maddi tazminat istemi ile ilgili bir karar vermekten ibarettir. (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi ... esas ve ... karar, 21. Hukuk Dairesi ... esas ve ... karar, 21. Hukuk Dairesi ... esas ve ... karar)
Somut olayda, İlk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan ... tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacıların zararının belirlenmesine ilişkin olarak “…TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yöntemi….” tespitlerile davacının kalıcı iş göremezlikten kaynaklı zararı ile birlikte sürekli bakıcı gideri zararına ilişkin hesaplama yapılmıştır.
Davacı tarafından eldeki bu davanın açılmasından önce davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış ve sigorta şirketi tarafından yapılan hesaplama sonucunda 157.936,66 TL ödeme yapılmıştır.
Davalı ZMMS şirketi KTK 91. Maddesi gereğince davalı işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen müteselsil borçlu konumundadır. Bilindiği üzere yukarıda açıklandığı gibi müteselsil borçlulardan birisinin yapmış olduğu ödeme diğer müteselsil borçluları da aynı oranda borçtan kurtaracaktır. Eldeki dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı sigorta şirketi tarafından yapılan kalıcı iş göremezlik ve bakıcı gideri zararına ilişkin ödemeler ödeme tarihi olan ... gününden rapor tarihine kadar yasal faiz ile güncellenmek sureti ile belirlenen zarardan mahsup edilmiştir. Halbuki, yukarıda açıklandığı gibi kanun hükmüne göre söz konusu ödemenin ödeme tarihindeki oranına göre müteselsil borçlunun borçtan kurtulması gerekmektedir. Bu yönde bir hesaplama yapıldığında davacının hükme esas alınan bilirkişi raporunda alınan ödeme tarihindeki asgari ücret verileri kullanılmak sureti ile yapılan hesaplamaya göre kalıcı iş göremezlik zararının 255.179,28 TL olduğu görülmüştür. Davalı sigorta şirketi tarafından belirlenen bu zarar miktarına göre ZMMS teminat limiti ile sınırlı olarak 157.936,66 TL ödeme yapılmıştır. Şu halde, ZMMS Sigorta şirketinin yapmış olduğu ödeme tutarı davacının belirlenen toplam zararının %61'i oranında zararını tazmin ettiği görülmektedir.
Bu noktada, davalı ZMMS şirketi tarafından ... gününde yapmış olduğu ödeme oranında borçtan kurtulduğunun kabulü gerekmektedir. Bu oranda hesaplama yapıldığında ise davacının dosya içerisinde bulunan aktüer hesap raporuna göre kalıcı iş göremezlikten kaynaklı zararının 1.501.265,55 TL olduğu, söz konusu zararın %61'lik kısmının ise davalı sigorta şirketi tarafından daha öncesinde yapılan ödeme ile karşılanmış olduğu ve davalının bu oranda borçtan kurtulduğu dikkate alındığında davacının bakiye 585.493,56 TL bakiye kalıcı iş göremezlik zararının olduğu sonucuna varılmalıdır.
Buna göre, eldeki dosyaya baktığımızda davalısigorta şirketinin istinafında belirtmiş olduğu şekilde oranlama yapılmak sureti ile hesaplama yapıldığında dahi davacının rapor tarihindeki bakıcı kalıcı iş göremezlik zararı miktarının ZMMS teminat limitinin üzerinde olduğu görülmektedir. Sigorta şirketinin sorumluluğu teminat limiti ile sınırlı olduğundan bu miktardan fazlasına karar verilemeyecektir. Sonuç olarak mahkemesince davacının ıslah talebine uygun olarak ve bakiye ZMMS teminat limiti dikkate alınarak hüküm kurulmuş olduğundan sonucu itibarı ile hüküm doğru olduğundan buna ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin hükmolunan tazminattan müterafik kusur indirim yapılması gerektiği yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili her ne kadar davacının desteğinin kaza anında kask ve koruyucu ekipman kullanmadığını, bu nedenle şartları oluşmasına rağmen hükmolunan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.)düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.
Eldeki dosyaya baktığımızda kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağına göre desteğin kaskını takıp takmadığının belli olmadığı ve kaza sırasında kamera görüntülerine göre yere düştüğü ve kafasını asfalta çarptığı, ölüm nedeninin ise kafa travması ve genel beden travması olduğu anlaşılmıştır. Buna göre davacının kask takmayarak zararın meydana gelmesinde veya artmasında kusurunun bulunması sebebiyle, bu durumun müterafik kusur oluşturduğunun kabul edilmesi ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin istikrarlı uygulamalarına göre BK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan %20 oranında indirim yapılması gerekirken hükmolunan tazminattan indirim yapılmaması hatalı olmuştur. Ne var ki, davacının belirlenen destek zararı 1.501.265,55 TL olup, müterafik kusur indirimi yapılsa dahi sonuç zararının teminat limitinin üzerinde olduğu, mahkemece yapılan yargılama neticesinde teminat limitine göre karar verildiği anlaşılmakla bu yönü ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili her ne kadar kazanın oluşumunda %100 oranında ... plakalı araç sürücüsü ...'nun asli kusurlu olduğunu, buna rağmen sigortalı araç sürücüsüne denetime açık olmayan şekilde %70 oranında kusur izafe edilmesini kabul etmediklerini ileri sürmüş ise de,
Kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağına göre dava dışı sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, desteğin ise tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
... C. Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyasında alınan ... günlü kusur raporunda sigortalı araç sürücüsünün geçiş önceliği kuralına aykırı eylemi nedeni ile asli kusurlu olduğu, desteğin ise sevk ve idaresindeki aracın hızını ayarlayamaması nedeni ile tali kusurlu olduğu görüşü bildirilmiştir.
Mahkemece işbu dosyada ATK Trafik İhtisas Dairesinden aldırılan ... günlü kusur raporunda da yine sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında asli, davacının desteğinin ise %25 oranında tali kusurlu olduğu belirlenmiştir.
Buna göre, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi, kaza tespit tutanağı ve soruşturma evresinde alınan rapor ile de uyumlu olduğu, raporlar arasında çelişki olmadığı, dava dışı sigortalı araç sürücüsünün kavşakta geçiş önceliği kuralına aykırı eylemi nedeni ile kazanın meydana gelmesinde %75 oranında asli kusurlu kabul edilmiş olmasında herhangi bir yanlışlık olmadığı kanaatine varılmış, davalı vekilinin sigortalı araç sürücünün kusurunun bulunmadığı yönündeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.786,76 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 3.450,00 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 10.336,76 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.02.03.2026
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!