Anahtar kelimeler: Başını Savrularak Koltuktan Özetledosya Fren Ani Vücudunun Aksam Minibüs Basamaklara

T.C.

İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2023/1 Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Tazminat
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Dosya kapsamına göre, 02.12.2019 tarihinde davalı ... A.Ş. tarafından sigortalı bulunan ... plakalı minibüs niteliğindeki aracın ... ili ... ilçesi ... istikametinde seyir hâlindeyken ani fren yapması sonucu, araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...’nun oturduğu koltuktan savrularak başını ve vücudunun çeşitli bölgelerini araç içerisindeki demir aksam ve basamaklara çarpması neticesinde ağır şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır. Davacının kazanın hemen ardından sürücü tarafından hastaneye kaldırılması nedeniyle olay yerinde trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmediği, ancak kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün ani ve kontrolsüz fren yapması nedeniyle tam kusurlu olduğu, davacının ise kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı ileri sürülmüştür. Kaza sonrasında davacının ... Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındığı, sol omuz bölgesi, kafa ve kaş bölgesinde kırıklar meydana geldiği, ayrıca vücudunun çeşitli bölgelerinde hassasiyet oluştuğu, uzun süre hastanede yatışının yapıldığı ve taburcu edildikten sonra altı ayı aşkın süre evde tedavisine devam edildiği belirtilmiştir. Davacının bu süreçte çalışamaz hâle geldiği, geçici ve daimi iş gücü kaybına uğradığı, bakıcı masrafları dâhil olmak üzere tedavi sürecinde yaptığı harcamaların önemli bir kısmının SGK tarafından karşılanmadığı, bu nedenle masrafların kendisi ve ailesi tarafından karşılandığı, tedavi giderlerinin tamamının belgeye bağlanmasının zorunlu olmadığı ve bu hususun doktor bilirkişi incelemesi ile tespit edilebileceği ifade edilmiştir. Davacının kaza nedeniyle uğradığı daimi ve geçici iş gücü kaybı zararları ile tedavi masraflarının tazmini amacıyla, kazaya karışan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı ... A.Ş.’ye 04.07.2022 tarihinde başvuruda bulunulduğu, ancak sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98/1 ve 99/1 maddeleri uyarınca sigortacının ihbardan itibaren sekiz iş günü içinde ödeme yükümlülüğü bulunmasına rağmen bu yükümlülüğün yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacının uğradığı trafik kazası nedeniyle ağır bir tedavi sürecine maruz kaldığı, kalıcı sakatlık ve iş gücü kaybının yanı sıra ciddi ruhsal ve sosyal zararlar yaşadığı, sürücünün dikkatsiz ve özensiz davranışı ile kazanın meydana geldiği, bu nedenlerle davalı sürücü ve araç işleteni aleyhine manevi tazminat talebinde bulunulduğu görülmektedir. Manevi tazminat miktarının, telafi edici ve caydırıcı nitelikte olmak üzere 30.000,00 TL olarak belirlendiği, bu tutarın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık ticari nitelik taşıdığından, dava açılmadan önce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu gereğince arabuluculuğa başvurulduğu, 21.09.2022 tarihinde başlatılan arabuluculuk görüşmelerinin 05.10.2022 tarihinde anlaşmama ile sonuçlandığı ve dava şartının yerine getirildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacının uğradığı maddi ve manevi zararların davalılar tarafından karşılanmaması nedeniyle işbu davanın açıldığı, maluliyet oranının tespiti, sürekli ve geçici iş gücü kaybı, tedavi ve bakıcı giderleri ile manevi tazminat taleplerinin bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin istendiği, ayrıca davalı sürücü yönünden ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu görülmüştür.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dosya kapsamına göre, meydana gelen trafik kazası nedeniyle sigorta şirketinin sorumluluğunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile bu Kanun’a dayanılarak yürürlüğe konulan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları çerçevesinde belirlenmesi gerektiği ileri sürülmüştür. 2918 sayılı Kanun’un 98/1. maddesi uyarınca, trafik kazaları sebebiyle sunulan sağlık hizmetlerine ilişkin tedavi giderlerinin, kazazedenin sosyal güvencesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, bu nedenle davacının dava dilekçesinde talep ettiği tedavi giderlerinden sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da, belgeli tedavi giderlerinden sorumluluğun sigorta şirketine değil, Sosyal Güvenlik Kurumu’na ait olduğu kabul edilmiştir. Ayrıca Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesi uyarınca gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararların sigorta teminatı dışında bırakıldığı, bu zararların poliçede özel olarak teminat altına alınmadığı sürece sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilemeyeceği ifade edilmiştir. Bu kapsamda davacının talep ettiği gelir kaybı ve benzeri zarar kalemleri yönünden sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı savunulmuştur. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.5/b maddesi uyarınca, kalıcı sakatlık raporu alınana kadar tedavi sürecinde ortaya çıkan bakıcı giderleri ile geçici iş göremezlik zararlarının Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sorumluluğunda olduğu, davacı tarafından henüz kalıcı sakatlık raporu sunulmadığı dikkate alındığında, geçici ve sürekli iş göremezlik ile bakıcı giderleri yönünden sigorta şirketine sorumluluk yüklenemeyeceği belirtilmiştir. Bu hususun Yargıtay’ın güncel ve yerleşik kararlarıyla da açıkça benimsendiği vurgulanmıştır. Öte yandan, sigorta şirketinin sorumluluğunun yalnızca poliçede belirtilen teminat limitleriyle sınırlı olduğu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A/3 maddesi gereğince üçüncü kişilerin, işletene yöneltebileceği maddi tazminat talepleriyle sınırlı bulunduğu, manevi tazminat taleplerinin ise gerek Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesi gerekse Genel Şartlar uyarınca teminat dışı kaldığı ifade edilmiştir. Bu nedenle, manevi tazminat yönünden sigorta şirketinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Faiz yönünden ise, kabul anlamına gelmemekle birlikte sigorta şirketi aleyhine maddi tazminata hükmedilmesi hâlinde, faiz başlangıcının 2918 sayılı Kanun’un 99. maddesi uyarınca usulüne uygun başvurudan itibaren sekiz iş gününün sonunda başlayacağı, bu süreden önce temerrüdün söz konusu olamayacağı, dolayısıyla olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönündeki taleplerin hukuka aykırı olduğu savunulmuştur. Sonuç olarak, davacının tedavi giderleri, geçici iş göremezlik, bakıcı giderleri ve gelir kaybı taleplerinden Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sorumlu olduğu, manevi tazminat taleplerinin sigorta teminatı dışında kaldığı, bu nedenlerle sigorta şirketi yönünden davanın reddi gerektiği, ayrıca kusur durumunun bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiği kanaatine varıldığı ileri sürülmüştür.
Davalı vekili ...vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Dosya kapsamında, davalı ... aleyhine açılan dava nedeniyle cevap verilmesi zorunluluğu doğmuştur. Davalının, kazaya konu aracı fiilen kullanan kişi olmadığı, yalnızca aracın ruhsat sahibi konumunda bulunduğu, bu nedenle şahsı yönünden manevi tazminat sorumluluğunun doğmadığı ileri sürülmüştür. Bu kapsamda, davacı tarafından yöneltilen manevi tazminat taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve davalı ... bakımından reddedilmesi gerektiği savunulmuştur. Olayın meydana geldiği aracın minibüs hattında çalışan ve İstanbul trafiğinde aktif olarak faaliyet gösteren bir araç olduğu, kazanın davacının gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kendi kusurundan kaynaklandığı, kusurun davacıya ait olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, aracı kullanan sürücünün olay sonrasında davacıyı hastaneye götürerek gerekli tüm özeni gösterdiği, bu nedenle kusur yönünden davalıya herhangi bir atıf yapılmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Bu itibarla, davacının kendi kusurundan kaynaklanan olay nedeniyle davalıdan maddi veya manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı ... yönünden tazminat sorumluluğunun doğmadığı kanaatine varıldığı ileri sürülerek, davanın tümden reddi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesi talep edilmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;█████/2019 tarihinde davalı ...'e ait, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı araçta yolcu olarak bulunmakta olan davacının, aracın ani şekilde fren yapması sonucu oluştuğunu iddia ettiği kaza sonucunda, maluliyetinin oluşup oluşmadığı, tarafların kusur durumunun tespiti, davacının geçici sürekli işgöremezlik tazminatı, bakıcı gideri, sair tedavi gideri ve manevi tazminat talep edip edemeyeceğinden, ibaret olduğu görüldü.
DELİLLER;
... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne müzekkere yazılarak ...'ya ait tedavi evrakları celp edilmiştir.
Türkiye Noterler Birliğine müzekkere yazılarak ... plaka sayılı aracın araç tescil özet raporu celp edilmiştir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "ATK 2. İhtisas Kurulunun raporunda davacının tüm vücut engellilik oranının %0 (sıfır) olduğu belirtildiğinden sürekli iş göremezlik maddi zarar şartlarının oluşmadığı, hal böyle olunca sürekli iş göremezlik maddi zarar hesabına yer olmadığı, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 1.414,63 TL olduğu, ATK ... İhtisas Kurulunun raporunda davacının geçici ve sürekli olarak bakıcı ihtiyacının olmadığı belirtildiğinden bakıcı gideri maddi zarar şartlarının oluşmadığı, hal böyle olunca bakıcı gideri maddi zarar hesabına yer olmadığı, davacının talep edebileceği tedavi gideri maddi zararının 750,00 TL olduğu, temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 19.07.2022 tarihi, sürücü/işleten yönünden 02.12.2019 kaza tarihi olduğu ve faiz nev’inin avans faizi olduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince ATK raporu alınmasına karar verilmiş olup ... tarihli ATK raporunda özetle; " ... plakalı minibüsün kimliği belirsiz sürücüsünün %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu, plakası belirsiz olan aracın kimliği belirsiz sürücüsünün %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'nun kusursuz olduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince ATK raporu alınmasına karar verilmiş olup █████/2024 tarihli ATK raporunda özetle; " Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (YÜZDESIFIR) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (ÜÇ) HAFTAYA kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli veya geçici bakımına muhtaç durumda olmadığı" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava; trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminden ibaret olan tazminat davasıdır.
█████/2019 tarihinde davacının yolcu olarak içinde bulunduğu davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı, davalı ...'ün işleteni olduğu ... plakalı aracın ani fren yapması sonucu davacı yaralanmıştır.
Mahkememizce olayda tarafların kusuruna ilişkin ATK'dan rapor düzenlenmesi istenilmiş, düzenlenen █████/2025 tarihli raporda, 02.12.2019 tarihinde ... plaka sayılı minibüs, ... ilçesi ... istikameti yönüne seyir halinde iken kaza mahalline geldiğinde aynı yönde önünde seyir halinde olan sürücüsü ve plakası belirsiz aracın fren yaparak durur vaziyete gelecek kadar yavaşlamasından dolayı ... plakalı minibüsün aniden fren yaptığı esnada minibüsün içinde oturur vaziyette yolcu olarak bulunan davacı ...'nun düşüp yaralanmasıyla neticelenen dava konusu trafik kazası meydana geldiği olayda ... plakalı minibüs şoförünün minibüs ile seyri sırasında yola gereken dikkat ve özeni vermesi, olay mahallinde aracının teknik özellikleri ve mahal şartlarını dikkate alarak seyrinin müteyakkız şekilde sürdürmesi, ön ilerisinde seyreden araçlar ile arasında güvenli takip mesafesini bırakması gerekirken bu hususlara riayet etmediği, olay mahallinde önünde yavaşlayan araçtan dolayı ani fren yaparak gerçekleşen kazada %80 oranında kusurlu olduğu, plakası belirsiz aracın kimliği belirsiz sürücüsünün olay mahallinde seyir halindeyken aniden durur vaziyete gelecek şekilde fren yaparak yavaşlamasıyla gerisinden gelen ... plakalı minibüsün ani fren yapmasına sebebiyet verdiğinden gerçekleşen kazada %20 oranında kusurlu olduğu, davacı ....'nun yolcu olarak bulunduğu minibüsün kimliği belirsiz sürücüsünün aniden fren yapması sonucu oturduğu yerden düşerek yaralandığı olayda atfı kabil kusuru bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. ATK raporunda yapılan tespitlerin olaya ve yasal mevzuata uygun olduğu, denetime elverişli olduğu tespit edilmekle hükme esas alınmıştır.
Davacının maluliyetinin, geçici iş göremezlik süresinin ve bakıcı ihtiyacı bulunup bulunmadığının tespiti için ATK'dan rapor alınmıştır. Adli Tıp 2. İhtisas Kurumu tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli raporda; davacının tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli veya geçici bakımına muhtaç durumda olmadığı" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davacının eski sağlık raporları, ATK tarafından yeni muayenesinde yapılan tespitler birlikte değerlendirildiğinde raporun usul ve yasaya uygun denetime elverişli olduğu kanaatine varılarak hükme esas alınmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce SGK'ya müzekkere yazılmış, █████/2023 tarihli müzekkere cevabında davacıya geçici iş göremezlik ödemesi yapılmadığı ve gelir bağlanmadığı belirtildiğinden bu hususta herhangi bir indirim yapılmamıştır.
Mahkememizce davacının iş göremezlik tazminat miktarının ve tedavi giderinin hesaplanması için dosya aktüer ve SUT bilirkişilerine tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2025 tarihli raporda; "ATK 2. İhtisas Kurulunun raporunda davacının tüm vücut engellilik oranının %0 (sıfır) olduğu belirtildiğinden sürekli iş göremezlik maddi zarar şartlarının oluşmadığı, hal böyle olunca sürekli iş göremezlik maddi zarar hesabına yer olmadığı, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 1.414,63 TL olduğu, ATK 2. İhtisas Kurulunun raporunda davacının geçici ve sürekli olarak bakıcı ihtiyacının olmadığı belirtildiğinden bakıcı gideri maddi zarar şartlarının oluşmadığı, hal böyle olunca bakıcı gideri maddi zarar hesabına yer olmadığı, davacının talep edebileceği tedavi gideri maddi zararının 750,00 TL olduğu, temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 19.07.2022 tarihi, sürücü/işleten yönünden 02.12.2019 kaza tarihi olduğu ve faiz nev’inin avans faizi olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiş, mahkememizce raporun ATK raporları ile uyumlu olması, tedavi giderlerine ilişkin SUT hükümleri ile geçici iş göremezliğe ilişkin doğru veriler dikkate alınarak yapılmış olması gözetilerek hükme esas alınması gerektiği değerlendirilmiştir.
Davacı vekili █████/2025 tarihli dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatı talebini 500,00 TL'den 1.414,63 TL'ye, tedavi gideri talebinin 500,00 TL'den 750,00 TL'ye artırmıştır.
Mahkememizce yukarıda açıklanan sebeplerle maddi tazminat talebi yönünden davacının 1.414,63 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 750,00-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 2.164,63 TL'lik tazminat alacağının, (Sigortanın ZMMS Poliçe limiti 390.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere), davalı sigorta yönünden temerrüt tarihi █████/2022 tarihinden itibaren, diğer davalı ... yönünden olay tarihi █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davacının sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Manevi tazminat istemi yönünden, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı, adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. █████/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hal böyle olunca; kazanın meydana geldiği tarih, kusur durumu, davacının yaralanmasının niteliği, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde tutulduğunda davacının yaralanması nedeniyle takdiren 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilerek 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1)Maddi tazminat yönünden;
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
a)Davacının 1.414,63 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 750,00-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 2.164,63 TL'lik tazminat alacağının, (Sigortanın ZMMS Poliçe limiti 390.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere), davalı sigorta yönünden temerrüt tarihi █████/2022 tarihinden itibaren, diğer davalı ... yönünden olay tarihi █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine
b)Davacının sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı taleplerinin reddine,
2)Manevi tazminat yönünden;
Davanın KISMEN KABULÜ ile, 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 830,97 TL nispi karar harcının, peşin alınan 109,30 TL harcın mahsubu ile geri kalan 721,67 TL harcın (davalılardan ... 588,41 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 2.164,63 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 1.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan ...'e verilmesine,
5-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 201,50 TL (80,70 TL BHV, 11,50 TL VSH, 109,30 TL peşin harç) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
7- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 17.188,50 TL (1.188,50 TL tebliğler ve posta, 13.000,00 TL bilirkişi ücreti, 3.000,00 Atk fatura bedeli) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 6.356,28 TL yargılama giderinin davalılardan (davalılardan ... 1.121,84 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
8-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; 1.966,17TL'sının davacıdan, 1.153,83 TL'sının davalılardan (davalılardan ... 203,64 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin, davalı ... vekilinin yüzüne karşı, Davalı ...'nın yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!