Anahtar kelimeler: Okşamak Sürtmek Elbisenin Bacaklarını Atölyesinde Mahsuba İzafe Organını Organına Tekstil

YARGITAY DAİRESİ
: 9. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ağır CezaSAYISI
: 123-239I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-1.cümle, 103/1-3.cümle, 43/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 10... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.09.2019 tarihli ve 232-351 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince 05.12.2019 tarih ve 1941-470 sayı ile; "1-Yargılama konusu olayda dayanak iddianame içeriğinde sanığa izafe edilen eylemlerin iş yerinde mağdurun bacaklarını okşamak, cinsel organını elbisenin altından okşamak ve cinsel organına sürtmek şeklinde ifade edilmesi, İlk Derece Mahkemesince bu eylemlerin Aile işletmesi olan tekstil atölyesinde ve evde mağdurun popo ve bacaklarına eliyle dokunma ve kucağa oturtarak penisi ile dışarıdan temas etme şeklinde devamlılık arz etmeyen, kesik kesik ve ani hareketlerle gerçekleşen eylemler olduğunun kabulüne rağmen Sarkıntılık suçuna ilişkin TCK 103/1-2.cümlenin somut olaya uygulanabilirliğinin tartışılmaması;2- TCK 103/3-c maddesinde belirtilen akrabalık bağına ilişkin nitelikli hâlin somut olayda uygulanıp uygulanamayacağının belirsiz bırakılması,3- Yargılama konusu fiilin suç tarihi 2012 ve devam eden tarihler olarak açıklanmasına ve ilk suç tarihinden sonra ilgili yasa maddesinde 65 45... sayılı yasalarla değişiklik yapılmış olması göz önüne alındığında lehe yasa tartışmasının zaruri olması ve söz konusu tartışmanın ilgili yasaların getirmiş olduğu yeni düzenlemelerin bir bütün halinde hükme uygulanarak belirlenmesi yönündeki hukuki zarurete riayet edilmemesi,4- Yargılama konusu olayda sanığın suç teşkil eden ve TCK 43 maddesinin uygulanması gerektiren eylem sayısının olağanın çok üzerinde olmasına rağmen hakkaniyete uygun olacak şekilde teselsül uygulamasının alt hadden uzaklaşarak tatbiki cihetine gidilmemesi, ..." isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.Bozma sonrası İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince 19.02.2020 tarih ve 18-82 sayı ile sanığın TCK'nın 103/1-2.cümle-3.cümle, 103/3-c, 43/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 7 yıl 16 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin verilen hükmün, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince 03.06.2020 tarih ve 730-582 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20.01.2022 tarih ve 14314-499 sayı ile; "Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalarda başka delille desteklenmeyen çelişkili ifadeleri, tanık beyanları savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliğinden bozulması üzerine İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi 12.05.2022 tarih ve 123-239 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.Bu hükmün de katılan Bakanlık vekili ve sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.07.2022 tarihli ve 92500 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 11.05.2023 tarih ve 11035-3051 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUNDirenme ve temyizin kapsamına göre inceleme sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfı, nitelikli hâlin uygulanıp uygulanmayacağı, lehe yasanın tartışılması, zincirleme suçta arttırımın teşdiden yapılması gerekliliğinden bahisle bozma kararı verip veremeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir.III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLERİncelenen dosya kapsamından;Sanığın suç tarihinde ablasının üvey çocuğu olan katılan mağdura yönelik zincirleme şekilde sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında yargılamanın "Hukukî Süreç" kısmında anlatıldığı gibi gerçekleştiği anlaşılmaktadır.IV. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin AçıklamalarAyrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 30.10.2025 tarihli ve 109-434 sayılı, 30.04.2025 tarihli ve 490-197 sayılı ile 17.09.2025 tarihli ve 242-343 sayılı kararlarında açıklandığı üzere;Hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilen Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Buna göre istinaf mahkemeleri ancak şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:1. İlk derece mahkemesi hükmünde, CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması.Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kat'i surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisi bulunmamakta, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu anlaşılmaktadır.Yüksek Ceza Genel Kurulunun belirtilen kararlarında ayrıntısına yer verilen hukuki düzenlemeler ve değerlendirmeler karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulamada, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları veregeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün olamayacaktır. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması gündeme gelmektedir.Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vererek, dava dosyasını ilk hükmün devretme etkisiyle görevi esasen sona eren ilk derece mahkemesine yeniden göndermektedir. Oysa CMK'nın 3. maddesine göre mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir. Aynı Kanun'un 7. maddesi uyarınca da "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür."Bölge adliye mahkemelerinin CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar haricinde, görev sınırlarının aşılması suretiyle verdikleri, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararları ile bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemelerince görevli olmadıkları hâlde tesis edilen hükümlerin, görev sınırlarının aşılması ve görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunmaları" gerekir.Keza, hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olmaları nedeniyle ve fakat münhasıran işin esasını çözen hüküm ve/veya kanun yolu mercii sıfatıyla denetleme kararı bağlamında hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunan iş bu karar ve hükmün konu olduğu, kanun yolu silsilesinde verilen Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararı ile Özel Daire kararlarının da doğurdukları hukuki sonuçlar bakımından aynı mahiyette oldukları kabul edilmelidir. Aksi hâlde CMK'nın 280. maddesinin emredici gerekleri gözetilmediğinden henüz hukuka uygun bir denetime tabi tutulduğu söylenemeyen ilk derece mahkemesinin ilk hükmünün, bozma kararları ile ortadan kalktığı sonucuna ulaşılacaktır.Şu hâle göre, kanun yolu silsilesinin usul hukukuna uygun seyrini teminen; dava dosyasının, ilk derece mahkemesince verilen ilk hüküm ile ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.B. Somut Olayda Hukuki NitelendirmeÇocuğun cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde sanığın TCK'nın 103/1-1.cümle, 103/1-3.cümle, 43/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca mahkûmiyetine ilişkin İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.09.2019 tarihli ve 232-351 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince 05.12.2019 tarih ve 1941-470 sayı ile özetle; suçun vasfı, nitelikli hâlin uygulanıp uygulanmayacağı, lehe yasanın tartışılması, zincirleme suçta arttırımın teşdiden yapılması gerekliliğinden bahisle bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince bozma gerekleri yerine getirilerek 19.02.2020 tarih ve 18-82 sayı ile sanığın TCK'nın 103/1-2.cümle-3.cümle, 103/3-c, 43/1, 62, 53... . mahkûmiyetine dair verilen hükme yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmasını müteakip İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince 03.06.2020 tarih ve 730-582 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddedildiği, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilen bu kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20.01.2022 tarih ve 14314-499 sayı ile bozulduğu, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince 12.05.2022 tarih ve 123-239 sayı ile bozmaya direnilerek önceki hüküm gibi sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükmün de katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesiyle Özel Dairece 11.05.2023 tarih ve 11035-3051 sayı ile yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderildiği anlaşılan dosyada;Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılması, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 05.12.2019 tarihli ve 1941-470 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasında gösterdiği "mahkemenin kabulüne göre eylemin sarkıntılık aşamasında kalıp kalmadığına dair suçun vasfı, mevcut akrabalık ilişkisi nedeniyle nitelikli hâlin uygulanıp uygulanmayacağı, suç tarihi ve yasa değişiklikleri nazara alındığında lehe yasanın tartışılması ve eylem sayısı dikkate alındığında zincirleme suçta arttırımın teşdiden yapılması" gerekçelerinin CMK'nın 280. maddesinde tahdidi olarak düzenlenen sebeplerden olmaması karşısında İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar veremeyeceği kabul edilmelidir.Yapılan açıklamalara ve ulaşılan bu sonuca göre de; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince verilen 05.12.2019 tarihli ve 1941-470 sayılı bozma kararı ile bu karara istinaden yeniden tesis edilen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.02.2020 tarihli ve 18-82 sayılı hükmün ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 03.06.2020 tarihli ve 730-582 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki karar (ve hükümleri) konu edinen 20.01.2022 tarih ve 14314-499 sayılı bozma ve 11.05.2023 tarih ve 11035-3051 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına,İsabetsiz bulunan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2022 tarihli ve 123-239 sayılı direnme hükmünün bozulmasına,Dava dosyasının, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.09.2019 tarihli ve 232-351 sayılı hükümle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.V. KARARAçıklanan nedenlerle;1- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince verilen 05.12.2019 tarihli ve 1941-470 sayılı bozma kararı ile bu karara istinaden yeniden tesis edilen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.02.2020 tarihli ve 18-82 sayılı hükmün ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 03.06.2020 tarihli ve 730-582 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki kararı (ve hükümleri) konu edinen 20.01.2022 tarih ve 14314-499 sayılı bozma ve 11.05.2023 tarih ve 11035-3051 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının ise "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına,2- İsabetsiz bulunan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2022 tarihli ve 123-239 sayılı direnme hükmünün, "Mahkemece verilen 17.09.2019 tarihli ve 232-351 sayılı hükümle ilgili olarak, CMK'nın 280/2. maddesinin emredici hükümleri doğrultusunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince istinaf incelemesi yapılıp işin doğrudan muktezaya bağlanmasında zorunluluk bulunması" gerekçesiyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,3- Dava dosyasının, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.09.2019 tarihli ve 232-351 sayılı hükümle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmesine,4- Dava dosyasının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.