Anahtar kelimeler: Başvrulması Kayıtkabul İflasta İflası Dönüşmesi Beyoğlu İskenderun Satımdan Noterliğinin Tesislerini

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: █████/2019
NUMARASI
: ████████ Esas - █████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklı)(Dava sırasında iflasta kayıt-kabul davasına dönüştü)Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesice yapılan yargılaması sonucunda davanın reddine dair verilen hükme karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyasında, davalının iflası sonucu davanın kayıt kabul davasına dönüşmesi nedeniyle duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, gereği düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İskenderun ... Tesislerini, Beyoğlu 31. Noterliğinin █████/2007 tarih ... sayılı işlemi ile onaylı "İskenderun ... Tesisleri İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi" ve ayrıca sözleşmenin eki niteliğindeki ve işbu ana sözleşmenin bazı hükümlerinin nasıl yorumlanacağına dair █████/2008 tarihli ve Beyoğlu 31. Noterliğinin █████/2008 ve ... yevmiye sayılı işlemiyle onaylı "Ek Sözleşme 1" ve bu sözleşmelere dayanılarak yapılan bütün elleçleme prosedürlerine dair ek protokol hükümleri gereği davalıya teslim ettiğini, taraflar arasında █████/2007 tarihinde tekrar bir protokol düzenlendiğini ve faturaların ödenmesi konusunda değişiklik yapıldığını, davalıya bu protokol kapsamında dava dilekçesinde toplamda 431.490,00 TL bedelli faturaların kesildiğini, davalı tarafından bu faturaların tebliğ alındığını, ticari defterlerine işlendiğini ancak KDV'lerinin ödenmediğini, davalı şirket tarafından kısmi itirazda bulunularak KDV asıl alacağının eksik ödendiğini, takip öncesi talep edilen işlemiş faiz alacağının da tamamına itiraz edildiğini, ... ve ... nolu faturaların ödendiğini iddia ederek bu alacaklara ve ferilerine itiraz da bulunulduğunu, dolayısıyla 431.490,00 TL asıl alacak ve 51.159,32 TL işlemiş faiz tutarlı icra takibinin 352.149,00 TL tutarlı asıl alacağının kabul edildiğini ancak 79,341,00 TL asıl alacak ve 51.159,32 TL tutarlı işlemiş faize itiraz edildiğini, işbu itirazın haksız olduğunu belirterek davalı tarafça Kadıköy 3. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline ve % 20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava eetmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında █████/2007 tarihli İskenderun ... Tesislerini İşletme Hakkının Devri Sözleşmesi düzenlendiğini, davalı şirketin ... ve ... nolu faturalar kapsamında 79.341,00 TLlik KDV bedelini davacıya ödediğini, işbu ödemelere ilişkin dekontların bir örneğinin de cevap dilekçesinde sunulduğunu, aynı zamanda icra inkâr tazminatı talebinin kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine ve % 20 oranından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı, yukarıda belirtilen bilirkişi raporları ve taraf vekillerince sunulan deliller birlikte incelendiğinde; taraflar arasında düzenlenen protokol ve ek protokoller kapsamında İskenderun ... Tesisleri İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin düzenlendiği, Kadıköy 3. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosysasında davalı aleyhine toplamda 482.649,32 TL.lik alacakla ilgili olarak takip başlatıldığı, ancak davalının yukarıda da belirtilmiş olduğu üzere ... ve ... no.lu faturalara ilişkin KDV bedellerinin ödendiği belirtilerek kısmi itiraz da bulunulduğu, dolayısıyla bu faturalar dışında 13 adet fatura kapsamı dışındaki ödeminin kabul edildiği, ancak işbu kabul edilen faturalarla ilgili mahkememiz dava dosyasında uyuşmazlık bulunmadığı, davalı tarafça yapılan ödemelere ilişkin dekont örneklerinin mahkememiz dosyasında mübrez olduğu, tarafların 2007 ile 2013 yılları arasında ticari defterlerinin ayrı ayrı mali müşavir bilirkişiler vasıtasıyla da incelendiği, davacı tarafın ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı böylece TTK 85 uyarınca davacı lehine de delil teşkil ettiği, davalının ticari defterlerinin incelenmesinde 2012 yılı hariç olarak kapanış tasdikinin yapılmadığı, bu haliyle kayyum defterlerinden 2012 yılı hariç davalı lehine delil vasfının bulunmadığı, tarafların sunduğu faturalar ve ticari defterlerin incelenmesi sonucunda taraflar arasında 2010, 2007 ve 2012 tarihleri arasındaki dönemlere ilişkin olarak 4 adet faturadan kaynaklı 30.325,84 TL.lik fark bulunduğu, davacı tarafça takipte itiraza uğrayan 3 faturadan kaynaklı olarak 79.341,000 TL.lik asıl alacağının bulunduğunun iddia edildiği ve sunulan banka dekontlarında █████/2011 ve █████/2011 tarihlerinde ayrı ayrı 30.000 USD.lik ödemenin yapıldığına dair dekontların bulunduğu, işbu ödemelerin KDV tutarlarına denk geldiği, aynı zamanda ödeme dekontlarının üzerinde yazan Haziran - Temmuz 2011 KDV ve Ağustos - Eylül 2011 tarihlerinin daha sonra yazıldığı iddialarının somut olarak ispatlanamadığı, temerrüdün şartlarının da oluşmadığı, yine yukarıda da belirtilmiş olduğu üzere mali müşavir ... tarafından düzenlenen gerek kök gerekse ek raporda da davacının 79.341,00 TL. asıl alacak ve 42.534,93 TL. tutarında işlemiş faiz alacağı bulunduğu belirtilmiş ise de raporun içeriğindeki bilgilerinden tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda itiraza uğrayan 3 adet (...-...) faturadan kaynaklı olarak faturaların KDV ile birlikte davacıya ödendiğine dair banka dekontlarından anlaşıldığına dair bilginin de raporda düzenlenmiş olması nazara alındığında, davacının takipte itiraza uğrayan işbu 3 faturadan kaynaklı asıl alacak ve işlemiş faizin bulunmadığı anlaşılarak davanın reddine ve davacının aleyhine talep edilen kötü niyet tazminat talebinin şartlarının da dosya kapsamı ile mevcut olmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Taraflar arasında imzalanan Beyoğlu 31. Noterliğinin 03.04.2007 tarihli ... yevmiye nolu işlemi ile onaylı İskenderun ... Tesisleri İşletme Hakkı Devri Sözleşmesi ve onun eki olan 04.07.2008 tarihli ve Beyoğlu 31. Noterliğinin 14.07.2008 tarihli ... yevmiye sayılı işlemi ile onaylı Ek Sözleşme- 1 uyarınca işletme hakkının davalıya devreldiğini, sözleşmenin 7. maddesi gereğince davalının davacıya yıllık 1.000.000 USD sabit bedel ve ayrıca hasılattan pay ödeme borcunu üstlendiğini, bu maddede ödeme şeklinin düzenlendiğini, Ek protokolde ödeme konusunda değişikliklere gidildiğini ve burada tüm bedellerin KDV hariç rakamlar olduğunun ve faturaların tanzim tarihlerindeki TCMB USD döviz satış kurulunun esas alınacağının kararlaştırıldığını, bu nedenle KDV faturalarının ayrıca kesilerek ödenmesi için davalıya gönderildiğini, bu faturaların davalı defterlerine kaydedilmesine rağmen bedellerinin ödenmediğini, bu KDV alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan takibe davalının kısmi olarak haksız şekilde itiraz ettiğini, itiraz edilen faturaların 31.07.2011 tarihli-... sıra nolu fatura, 31.08.2011 tarihli-... sıra nolu fatura ve 30.09.2011 tarihli-... sıra nolu fatura olmak üzere üç adet fatura olduğunu, davalıların bu faturaları ödediği iddiasıyla icra takibine kısmı itiraz yaptığını, bu itirazın haksız olduğunu, ilk derece mahkemesinin dosyadaki delil durumunu gözardı ederek davanın reddine karar verdiğini, oysa davalının iddia ettiği ödemelerin itiraza konu faturalara ilişkin olmayıp önceki borçlara ilişkin olduğunu, banka dekontlarında ödeme sebeplerinin açıkça yer almadığını, davalının ödeme iddiasına konu ettiği ödeme dekontlarında açıklama kısımları boş olduğu hâlde, davalının daha sonra el yazısı ile sanki davaya konu faturalara ilişkin ödemelermiş gibi ilaveler yapıldığını, elle sonradan eklenen bu yazıların hiç bir hukuki değerinin olmadığını, davalının dekont ibraz ettiği söz konusu iki ödemenin gerçekleştiği tarihlerde davalının 2011 yılı Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül ayına ait KDV fatura borçlarının bulunduğunu, davalının itirazına dayanak yaptığı bu iki ödemenin Mart Nisan Mayıs Haziran ayı KDV borçlarına mahsup edildiğini zira TBK'nın 102. maddesi uyarınca ödemenin en eski borca yapılmış sayılması gerektiğini, kanundaki bu açık düzenlemeye rağmen mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, TTK'nın 18. maddesi uyarınca tedbirli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olan davalının yaptığı ödemelerin hangi aylara ilişkin olduğunu açıklama bölümüne yazmamış olması nedeniyle bu ödemelerin daha önce tahakkuk eden KDV borçlarına mahsup edileceğini bilmesi gerektiğini, emsal Yargıtay içtihatlarınında bu yönde olduğunu; mahkemece alınan bilirkişi raporları ile müvekkilinin alacağının sabit olduğunu, 11.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda ve █████/2019 tarihli ek raporda müvekkilinin alacağının hesaplandığını, 31.08.2016 tarihli raporda da hesaplamanın yapıldığını, böylece müvekkilinin alacağının sabit hâle geldiğini, tüm KDV borçlarını ödediğini ispat yükünün davalının üzerinde olduğunu, dekontlara daha sonra elle yazılan açıklamalara itibar edilemeyeceğini; sözleşmenin 7. maddesi uyarınca davalının temerrüde düşürülmesi için ayrı bir ihtara gerek olmadığını zira sözleşmede ödeme vadelerinin belirli olduğunu; ilk derece mahkemesi kararının anayasal zorunluluğuna rağmen yeterli gerekçe içermediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Öncelikle davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin haksız olduğunu belirterek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiş; katılma yoluyla istinaf başvurusunda ise davacının mükerrer tahsilat yapmak amacıyla kötü niyetli icra takibine giriştiğini, bu nedenle müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği hâlde ilk derece mahkemesince kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bu yönden düzeltilmesine ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında imzalanan işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında sabit işletme bedeline ilişkin KDV fatura bedellerinin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkin bir dava iken, istinaf aşamasında davalı şirketin iflası sonucunda iflasta kayıt- kabul davasına dönüşmüştür.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstinaf incelemesi sırasında davalı şirketin iflasına karar verilmiş olmakla eldeki dava, İİK'nın 235. maddesi anlamında sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasına dönüşmüştür. İİK'nın 194. maddesi uyarınca, davalı hakkındaki iflas kararının kesinleşmesini takip eden on gün sonrasına kadar yargılama durdurulmuş ve yasal şart gerçekleştikten sonra yargılamaya kayıt kabul davası olarak Dairemizce devam edilmiştir.
Dosya kapsamı, taraf talep ve beyanları ile alınan bilirkişi raporları incelendiğinde; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme uyarınca işletme hakkı sabit ödeme bedellerinin davalı tarafça ödendiği, yine sözleşme ve ek protokol uyarınca sabit işletme bedelleri üzerinden ayrıca düzenlenen KDV faturalarının ödenmemesi üzerine davacı tarafından davalı aleyhine toplam 16 adet KDV fatura bedelleri toplamı olan 431.490,00 TL asıl alacak ve 51.159,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 482.649,32 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibine girişildiği; davalı takip borçlusu tarafından bu faturalardan sadece ... ve ... nolu faturalara, ödeme iddiasıyla itirazda bulunduğu diğer faturalara yönelik bir itiraz bulunmadığı, 352.149,00 TL tutarındaki asıl alacağa bir itirazının olmadığı, sadece bu üç fatura ile ilgili asıl alacak ve işlemiş faizlere itiraz ettiği anlaşılmıştır. Davanın konusu bu üç faturanın ödenip ödenmediğine ve işlemiş faiz alacağına ilişkindir. Davalı ödeme savunmasını ispat etmek üzere iki adet banka dekontu ibraz etmiştir. Bunlardan 21.10.2011 tarihli 30.000 USD tutarlı ödeme dekontunun hemen alt tarafına elle "Haziran-Temmuz 2011 KDV" yazıldığı; diğer ödeme dekontu olan 31.10.2011 tarihli, 30.000 USD tutarlı dekontun alt tarafına yine elle "Ağustos-Eylül 2011 KDV" ibaresinin yazıldığı anlaşılmaktadır. Her iki banka dekontunun açıklama kısmında ödeme sebebine dair herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Elle yazılan açıklamaların sonradan dekontların alt kısımlarına elle eklediği anlaşılmaktadır. Sonra eklenen bu açıklamalarda bankanın yada davacının bir onayı bulunmadığından bu ibarelerin davada delil olarak dikkate alınması mümkün değildir. Bu durumda bu dekontlarla yapılan ödemelerin hangi borca ilişkin olduğunun ve davalının KDV faturalarıyla ilgili olarak bakiye bir borcunun bulunup bulunmadığının kanuni düzenlemelere ve genel hükümlere göre belirlenmesi gerekir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında birden fazla bilirkişiden kök ve ek raporlar alınmış, bu raporlarda çeşitli değerlendirilmeler yapılmış ise de HMK'nın 282. maddesi uyarınca bu rapordaki veriler mahkemece serbestçe takdir edilerek sonuca gidilmelidir. Dosya kapsamına ve bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre davacı tarafından davalıya kesilen tüm KDV faturalarının tarafların kabulünde olduğu ihtilafsızdır. Davalı tarafından yapılan tüm ödemelerin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ve cari hesapta ödeme olarak düşüldükten sonra bakiye alacağın hesaplandığı anlaşılmaktadır. Nitekim davalının ödeme savunmasına konu iki adet banka dekontuyla yapılan ödemelerin de davacı defterlerine ödeme olarak kaydedildiği, davacının önceki dönem KDV borçlarına mahsubunun yapıldığı ve bu mahsuplardan sonra takibe ve davaya konu alacağın kaldığı anlaşılmaktadır. Davalının, davacı defterlerinde de kayıtlı olan ödeme dekontlarının altına elle yazdığı açıklamalara itibar edilemez. Bu durumda uygulanması gereken TBK'nın 102. maddesi uyarınca, herhangi bir açıklama yapılmadan yapılan ödemelerin muaccel borç için yapıldığı kabul edilir. Birden çok muaccel borç var ise ödeme ilk olarak takip edilen borca, takip yapılmamış ise vadesi ilk önce gelmiş olan borca yapılmış sayılır. Somut olayda da davalının savunmasına dayanak yaptığı ödeme dekont tarihleri dikkate alındığında, davalının bu ödemeleri daha önceki KDV alacaklarına mahsup etmesi bu kanuni düzenlemeye uygundur. Kaldı ki davalı taraf davacı defterlerinde yer alan ödemeler dışında daha önce doğmuş olan KDV borçlarını da ödediğini dair herhangi bir belge sunmamıştır. Bu durumda davalının üzerine düşen ispat yükünü yani ödeme savunmasını kanıtlayamadığının kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı bulunmuş bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Sözleşmede ve Protokolde KDV alacağının ayrıca talep edileceğinin belirtilmesine ve sözleşmede ödeme tarihlerinin belirtilmiş olmasına göre, temerrüt ihtarına gerek bulunmadığından, davacının işlemiş faiz talebinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Ancak işlemiş faiz miktarı, Dairemizce alınan bilirkişi raporundaki hesaplama esas alınarak belirlenmiş ve işlemiş faiz bakımından dava kısmen kabul edilmiştir.Davacının davasında haklılığı dikkate alındığında, davalının istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Dava sırasında davalının iflası sonucu eldeki dava iflasta kayıt kabul davasına dönüştüğünden, davalının iflas kararı kesinleştikten ve ikinci alacaklılar toplantısı beklendikten sonra, istinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve kayıt kabule esas alacak tutarının hesaplanması bakımından 16.07.2025 tarihli ara karar oluşturulmuş ve dosya resen seçilen bilirkişiye tevdi edilmiştir. Ayrıntısı bilirkişi tarafından düzenlenen 03.12.2025 tarihli rapor gösterildiği üzere, iflas tarihi itibariyle 79.341,00 TL asıl alacak, 47.969,68 TL icra takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi, 51,15 TL icra takip masrafları, 5.041,50 TL icra tahsil harcı, 20.369,60 TL icra vekalet ücreti, 80.344,19 TL icra takip tarihinden iflas tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 233.117,12 TL kayıt kabule esas alacak miktarı hesaplanmıştır. Bu hesaplama esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Duruşmada kısa kararın tefhimi sırasında maddi hata sonucu kararın kesin olduğu belirtilmiş ise de █████/2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değişik HMK'nın Ek 1.maddesinin 2.fıkrası uyarınca, dava tarihindeki parasal kesinlik sınırları dikkate alındığında temyiz kanun yolunun açık olması nedeniyle, gerekçeli kararda bu husus resen düzeltilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; davalının istinaf incelemesi sırasında iflas etmiş olması nedeniyle dava iflasta sıra cetveline itiraz (kayıt-kabul) davasına dönüşmüş olup bu konuda yeniden hüküm kurulması gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, kayıt kabul davası niteliği ile davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın kayıt kabul davasına dönüştüğü de dikkate alınarak, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Davanın kısmen kabulü ile 79.341,00 TL asıl alacak, 47.969,68 TL icra takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi, 51,15 TL icra takip masrafları, 5.041,50 TL icra tahsil harcı, 20.369,60 TL icra vekalet ücreti, 80.344,19 TL icra takip tarihinden iflas tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 233.117,12 TL davacı alacağının, davalı müflisin masasında düzenlenecek sıra cetvelinin 4. sırasına adi alacak olarak kaydedilmesine,
2-Takip öncesi işlemiş faize ilişkin fazla talebin reddine,
3-Alınması gerekli 732,00 TL maktu karar harcının, peşin alınan 2.234,30
TL harçtan mahsubu ile artan 1.502,30 TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından ilk derece aşamasında sarf edilen toplam 1.255,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davanın reddedilen kısmı bakımından Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 3.189,64 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarının artan kısımlarının, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,
8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;
a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
b-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden hüküm verildiğinden, davalının yatırdığı istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
c-Davacı tarafından sarf edilen toplam 1.734,10 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, takdiren kendi üzerinde bırakılmasına,
e-İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve birden fazla duruşma icra edildiğinden; hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca belirlenen 42.000,00 TL maktu avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f-İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve birden fazla duruşma icra edildiğinden; hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca belirlenen 3.189,64 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,
10-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, oy birliğiyle ve davalı yönünden temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu. █████/2026
KANUN YOLU
: HMK'nın 361. maddesi uyarıca, iş bu gerekçeli kararın davalı vekiline tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!