Anahtar kelimeler: Avm Bam Akdedilen Cari Başkan Projesinde Yazim Çeşitli Katip İşler

T.C. ... BAM ... HUKUK DAİRESİ

T.C.
...
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: .../...
KARAR NO
: .../...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: ....
NUMARASI
: .../... E.- ../... K.
DAVACI
: ....
VEKİLİ
: Av. ...
.
VEKİLLERİ
: Av. ......
.
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:...
KARAR YAZIM TARİHİ
: ....
Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi neticesinde;
İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ
:
Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşme kapsamında müvekkilinin sözleşmede belirlenen bedel karşılığında davalıya ait AVM ve konut projesinde çeşitli yapı hizmetleri verdiğini ve işler yaptığını, ancak davalının bakiye cari hesap borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili yasal süreden sonra sunduğu beyan dilekçesinde, taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesi kapsamında davacı firmanın müvekkiline ait .... projesinin çocuk oyun alanı, teras katında bulunan restaurant üstü açık teraslardaki ve mal kabul girişi üzerinde bulunan alanda su yalıtımı yapmakla yükümlü kılındığını, ancak davacı firmanın yaptığı hak ediş ve faturalarda, teslim edilen işin fiyat, miktar ve vasfında müvekkil şirket tarafından şüpheye düşüldüğünü, bu nedenle bir bağımsız denetçi firmaya denetleme yaptırıldığını ve denetleme sonucunda davacı firmanın müvekkilini zarara uğratan ve yanıltıcı eylemler ile hareket ettiğinin tespit edildiğini, yapılan denetim sonucunda imzalanan sözleşmeye göre edimlerine aykırı imalatlar yapıldığının, imalatın birim fiyatlarının tek yanlı uygulanarak işin bedelinde aşırı artışa neden olunduğu, kullanılan ürünlerin doğru seçilmediği, hak edişlerde yapılmayan işlere yer verildiği, hak edişlerde işin yapıldığının görüldüğü ancak kullanılan malzeme ve fiyatları içermemesi nedeni ile işin bedel ve kalitesinin kontrol dışında bırakıldığı, işin yapımında fazla mesai ve gece mesaisi esas alınarak işçilik fiyatlandırmasının sözleşmeye aykırı şekilde müvekkil şirket aleyhine faturalandırıldığı, aynı işe 3 ayrı hak ediş ve fatura kesilerek müvekkil şirketin aldatıldığı, yalıtım alanı birim olarak belirlenmediğinden yapılan işe kesilen faturaların da muteber olmadığı, ücretlendirmenin piyasa fiyatları ve sözleşme dışında belirlenerek şirketin zarara uğratıldığı ve bu zarar miktarının ilk görünen aşamada 556.761,06 TL olduğu hususlarının tespit edildiğini, bu nedenle davacı firma tarafından müvekkiline kesilen faturaların, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerini içermediği ve müvekkil şirketin şartlarını ağırlaştırmakla birlikte sözleşme hükümlerini de değiştirici nitelikte olduğunu görüldüğünü, bu nedenlerle taraflar arasında imzalanan sözleşme bedeli ile davacı firma tarafından kesilen fatura arasında yaklaşık bir misli fark meydana geldiğini, davacının müvekkil şirket ile imzalamış olduğu hizmet sözleşmesine aykırı ve müvekkil şirketi zarara uğratıcı eylemleri nedeniyle ayrıca dava açma haklarını saklı tuttuklarını, TTK’nun 21/2 maddesi hükmünün taraflar arasındaki ticari ilişkinin gerçek şekilde yansıtıldığı faturalar bakımından uygulanabilir nitelikte olduğunu, yani faturaya 8 gün içerisinde itiraz edilmemesi halinde fatura kapsamının kabul edilmiş sayılabilmesi için faturanın, taraflar arasındaki yazılı sözleşme şartlarını değiştirecek içerikli olmaması gerektiğini, uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun ispatlanmasının gerektiğini, faturanın deftere kaydedilmesinin ise işin yapıldığına ilişkin yalnızca karine teşkil edeceğini, bu karinenin aksinin her zaman ispat edilebileceğini, davacı firma tarafından kesilen fatura içeriğinde yer alan bilgilerin aksinin sözleşme ve bağımsız denetçi tarafından verilen rapor ile taraflarınca ispatlanabilir nitelikte olduğunu, davacı firmaya bağımsız denetçi raporu ve içeriği noter aracılığı ile iletilmiş olup ... .... Noterliği’nin .... Tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesinin çekildiğini, ancak ihtarname davacının sözleşmede gösterilen adresine gönderilmiş olmasına rağmen adresinde bulunmaması nedeniyle iade edildiğini, başka bir adresinin daha tespit edilerek gönderildiğini ancak bu adreste de tespit edilemediğini, son olarak yeniden ihtarname gönderildiğini, ancak yine adreste bulunmaması nedeniyle Tebligat Kanunu’nun 21/2. hükmü uyarınca tebliğ yapılmış olduğunu, davacının kötü niyetle hareket etmekte ve kendisine tebligat yapılmasını imkansızlaştırarak haksız menfaat elde etmeye çalışmakta olduğunu, bağımsız denetçi raporunda da açıkça yazdığı üzere davacı firmanın sahte evraklar düzenleyerek müvekkilini dolandırdığını, davacı firma aleyhine suç duyurusunda bulunacaklarını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Buna karşılık davacı vekili ise, davaya yasal sürede cevap verilmemiş olmakla birlikte, davalının işin tesliminden itibaren yaklaşık 2 yıl geçtikten sonra ve müvekkili hukuki sürece girdikten sonra yakınlığı bulunduğu bir firmadan tek yanlı bağımsız denetçi raporu aldığını, söz konusu raporun kabul edilemeyeceğini, bugüne kadar bir ayıp veya eksikliğin müvekkiline bildirilmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dolayısıyla söz konusu işleri zımnen kabul etmiş sayılacağını, söz konusu raporun kabul edilmediğinin daha önce taraflarına gönderilen █████/2017 tarihli ihtarnameye cevaplarında bildirmiş olduklarını, faturalara 8 günlük yasal sürede itiraz edilmediğini, bu zorunluluğun bulunmadığının ancak arada bedele ilişkin özel bir delil sözleşmesi mevcut ise ve faturalar bu sözleşmeye aykırı olarak belirlenmişse söz konusu olacağını, davalının sözleşmenin hangi hükümlerinin değiştirilmiş olduğunu somut olarak ortaya koyması gerektiğini, faturaların yazılı delil niteliğinde olduğunu ve aksini ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, işin eksiksiz teslim edildiği sabit olup bu konuda herhangi bir uyuşmazlığın söz konusu olmadığını belirtmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:
Mahkemece, taraflar arasındaki █████/2017 tarihli hesap mutabakatının aslı dosyaya ibraz edilemediğinden bu belgeye delil olarak itibar edilmediği, SMM bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere tarafların ticari defterleri alacak borç ilişkisi bakımından birbirini doğrulamakta olup, tek farklılığın davalının defterinde ödeme olarak görünen 290.000 TL'ye ilişkin kayıt olduğu, davalı defterlerindeki bu kaydın davacıya bu bedelle daire verildiği gerekçesine dayandığı, ancak davalı tarafından davacıya daire verildiğinin ispat edilemediği, dolayısıyla taraf defterleri birbirini doğrulamakta olup, HMK 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı defterlerindeki kayıtlar sahibi aleyhine delil olduğundan bu kayıtlara göre davacının davalıdan 463.798,47 TL alacaklı olduğu, davalı takip tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin reddine karar verildiği, takip tarihi itibariyle alacak likit olup, davalı lehine icra inkar tazminatına hükmolunması gerektiği, kötüniyet tazminatı koşullarının ise oluşmadığı gerekçesiyle davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının ... .... İcra ...nün ../...esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 463.798,47-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte devamına, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si olan 92.759,69-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı vekili, bağımsız denetçi firmasınca yapılan denetleme sonucunda davacı firmanın müvekkilini zarara uğratan ve yanıltıcı eylemler ile hareket ettiğinin tespit edildiğini, bu nedenle davacı firma tarafından müvekkiline kesilen faturaların, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerini içermediğinin ve müvekkil şirketin şartlarını ağırlaştırmakla birlikte sözleşme hükümlerini de değiştirici nitelikte olduğunun görüldüğünü, davacının müvekkil şirket ile imzalamış olduğu hizmet sözleşmesine aykırı ve müvekkil şirketi zarara uğratıcı eylemleri nedeniyle ayrıca dava açma haklarını saklı tuttuklarını, ancak mahkeme ilamında bu hususların hiç dikkate alınmadığını ve savunmalarının mahkemece değerlendirilmediğini, TTK’nun 21/2 maddesi uyarınca faturaya 8 gün içerisinde itiraz edilmemesi halinde fatura kapsamının kabul edilmiş sayılabilmesi için faturanın taraflar arasındaki yazılı sözleşme şartlarını değiştirecek içerikli olmaması gerektiğini, uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun ispatlanmasının gerektiğini, faturanın deftere kaydedilmesinin ise işin yapıldığına ilişkin yalnızca karine teşkil edeceğini, bu karinenin aksinin her zaman ispat edilebileceğini, davacı firma tarafından kesilen fatura içeriğinde yer alan bilgilerin aksinin sözleşme ve bağımsız denetçi tarafından verilen rapor ile taraflarınca ispatlanabilir nitelikte olduğunu,
davacı firmaya bağımsız denetçi raporu ve içeriği noter aracılığı ile iletilmiş olup ... .... Noterliği’nin ....... Tarih ve ......yevmiye numaralı ihtarnamesinin çekildiğini, ancak ihtarname davacının sözleşmede gösterilen adresine gönderilmiş olmasına rağmen adresinde bulunmaması nedeniyle iade edildiğini, başka bir adresinin daha tespit edilerek gönderildiğini ancak bu adreste de tespit edilemediğini, son olarak yeniden ihtarname gönderildiğini, ancak yine adreste bulunmaması nedeniyle Tebligat Kanunu’nun 21/2. hükmü uyarınca tebliğ yapılmış olduğunu, davacının kötü niyetle hareket etmekte ve kendisine tebligat yapılmasını imkansızlaştırarak haksız menfaat elde etmeye çalışmakta olduğunu,
bağımsız denetçi raporunda da açıkça yazdığı üzere davacı firmanın sahte evraklar düzenleyerek müvekkilini dolandırdığını,
mahkemece salt hatalı bilirkişi raporlarına itibar edilmesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili tarafından ayıplı kısımlara monte edilen tavalara ait masrafların hesaplamaya dahil edilmediğini, buna ilişkin sunulan faturaların dikkate alınmadığını, yapılan işlerde ayıp olup olmadığı hususunda eksik ve yanlış değerlendirmelerde bulunulduğunu, ayıplı yapılan işe dair maliyet bedeli tespitinin de gerektiğini, rapordaki ayıba ilişkin kısmın denetime açık olmadığını,
......Soruşturma no'lu ve ...... Soruşturma no'lu; şirket yetkilisi olmayan dava dışı 3. kişilerin, işbu müvekkil şirket adına davacı tarafa verdiği çek ve protokollerle ilgili olarak ve işbu dava dışı 3. kişinin müvekkil şirketin menfaatinin aksine bir biçimde kendi şirketi için yaptırdığı işlerin bedellerini müvekkili şirkete yansıtarak ve fatura ettirerek haksız kazanç sağladığına, ve müvekkil şirkete yansıtılan hak edişlerin de gerçek bir maddi vakıaya dayanmadığına ilişkin suç duyuruları ve soruşturmaları devam ederken mahkemece bu soruşturmaların sonucunun bekletici mesele yapılmadığını, kaldı ki dava dışı işbu 3. kişiler ile davacı tarafın halihazırda birlikte iş yapmaya devam etmekte olduklarını belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davalıya ait bir alışveriş merkezi projesinin su yalıtımı işlerinin yapımını konu alan eser sözleşmesi akdedilmiş olup, davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Davacı, işi eksiksiz ve ayıpsız olarak yapıp teslim ettiğini, faturalara yasal sürede itiraz edilmediğini, yasal sürede ayıp ihbarında da bulunulmadığını, bakiye alacağının ödenmesi gerektiğini ileri sürmüş, davalı yasal sürede davaya cevap vermemiş olmakla birlikte yasal süreden sonra sunduğu dilekçesinde, bağımsız bir denetim firmasınca yapılan inceleme sonucunda davacının sözleşmeye aykırı imalatları olduğunun, ürünlerin doğru seçilmediğinin, kararlaştırılan birim fiyatlardan farklı birim fiyatlar baz alınarak fatura düzenlendiğinin, hakedişlerde yapılmayan işlere yer verildiğinin, aynı işe ilişkin mükerrer fatura düzenlendiğinin tespit edildiğini, bu şekilde ciddi zarara uğratıldıklarının ortaya çıktığını ve bu zarara ilişkin dava açma haklarını saklı tuttuklarını savunmuştur.
Eser sözleşmelerinde yüklenici yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye teknik ve sanatsal kurallara ve amaca uygun olarak yapıp iş sahibine teslim etmekle, davalı iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle yükümlüdür. Eser sözleşmesi imzalandıktan sonra yapılan işlerin yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilir. Akdin gereği gibi ve zamanında ifasını tehlikeye sokan her hali yüklenici, iş sahibine derhal haber vermeye mecburdur. Eserin ayıplı olması halinde ise, iş sahibi, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunması şartıyla, kanunda sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Kural olarak ayıbın varlığını iş sahibi kanıtlamalıdır.
Dava konusu sözleşmeler incelendiğinde, █████/2016 tarihli Hizmet Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin konusunun, işverene ait ........Projesinin çocuk oyun alanı, teras katında bulunan restaurant üstü açık teraslardaki ve mal kabul girişi üzerinde bulunan alanın su yalıtımının yapılması olduğu, malzeme ve işçilik dahil işin tamamının ekte yer alan birim fiyata göre işin bitiminde hesaplanacağı, işe birim yaklaşık metraja göre fiyat verilmiş olduğu, iş bitimi birim fiyatı baz alarak yeniden fiyatlandırılacağı, poliüretan esaslı su yalıtımı işine ilişkin birim fiyatın 17,00 Euro olarak belirlendiği, fiyatların ayakta inşa yürüyebilecek alanlar için verildiği, zor çalışma alanları hesaplanırken m2 birim fiyatına 5,00 Euro ilave edileceği hususlarının düzenlendiği, █████/2016 tarihli sözleşmenin konusunun da aynı olduğu, sadece dilatasyon bandı yapımı işine ilişkin teklif kısmının ayrı olduğu, buna göre işin birim fiyatının 158,00 TL olduğu görülmüştür.
Davalı tarafça sunulan bağımsız denetim raporunda, yapılan ek işler için taraflar arasında yazılı bir sözleşme, şartname bulunmadığı, davacının birim fiyatı farklı farklı uyguladığı, bir çok işin birim fiyat esasına göre adet esasına göre faturalandırıldığı, bu adet fiyat ile yapılan işin miktarı ve nasıl yapıldığı ile alakalı bir bilgiye ulaşılamadığı, yapılan işin ne olduğu, bazı işlerde doğru ürün seçilmediği, hangi ürünün kullanıldığı, ölçüler… vs bilgilere ulaşılamadığı, yapılan hakediş kontrollerinin sadece işin yapılıp yapılmadığıyla sınırlı olduğu ve yanlış malzeme seçimi ile uygulama hatalarının tespit edilmediği, mükerrer fatura olduğu, ücretlendirmenin piyasa rayicine göre yapılması gerektiği, buna göre 556.761,00 TL hesap hatası olduğu hususlarının tespit edildiği görülmüş olup, bu rapor davalı tarafça düzenlenen ... ...Noterliği’nin ... tarih .... yevmiye nolu ihtarnamesi ekinde davacıya tebliğ edilmiştir.
Dava konusu faturaların █████/2016-█████/2017 arasında düzenlenen faturalar olduğu görülmüş, tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesinde tüm bu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, kayıtlar arasındaki farkın davalının 290.000,00 TL ödeme kaydından kaynaklandığı, ancak dayanağının sunulamadığı anlaşılmıştır.
Davalı yasal süreden sonra sunduğu cevap dilekçesinde, söz konusu denetim raporundaki tespitlere atıf yapmakla yetinmiş, özellikle eksik olduğunu düşündüğü işleri açıklamamıştır. Mahkemece yapılan keşif ve sonrasında düzenlenen teknik bilirkişi raporunda da eksik iş tespiti bulunmamaktadır. Kaldı ki dava konusu faturalar davalının ticari defterlerine de kaydedilmiş olmakla, ticari defterlerin kesin delil özelliği gereği işin eksiksiz yapıldığı karine olarak kabul edilmelidir ve açıklandığı üzere aksi de davalı tarafça ispat edilememiştir(Yargıtay 15 HD █████/2020 tarih ████████ E., █████████ K. sayılı emsal kararı).
Bununla birlikte TBK 477.m. “1)Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. 2) İş sahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. 3) Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Ayıbın varlığı mahkemenin kendiliğinden göz önünde tutacağı itiraz niteliğinde olmayıp, ancak taraflarca usulünce ileri sürülmesi halinde değerlendirilebilecek def'i vasfında olduğundan, taraflarca süresi içinde ileri sürülmedikçe eserin ayıplı olup olmadığı mahkeme tarafından kendiliğinden göz önünde tutulamaz (Öztürk Muammer, Gözütok Zeki, Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması, 3.Baskı, s.186)
Davalı yasal süreden sonra sunduğu cevap dilekçesinde sözleşmeye aykırı imalattan ve doğru ürünlerin seçilmediğinden söz etmekle ve denetim raporuna atıf yapmakla yetinmiş, denetim raporunda ise bazı yanlış uygulamalardan söz edildiği ancak nedeninin açıklanmadığı görülmüş, davalı tarafça açıkça ayıp def'inde bulunulmamış, ancak mahkemece yapılacak keşif öncesinde şantiye tespit raporu adı altında 3.firmaca tespit edilen uygulama hatalarını bildirmiş, mahkemece alınan teknik bilirkişi raporunda da bir kısım ayıplı imalatlar tespit edilmiştir. Ne var ki davacı taraf kendisine yasal sürede ayıp ihbarında bulunulmadığını ileri sürmüş, davalı da aksini yani makul sürede işi gözden geçirip tespit edilen ayıpları davacıya bildirdiğini iddia etmediği gibi ispata yönelik bir delile de rastlanılmamıştır. Dava konusu son fatura █████/2017 tarihli olup, dava konusu icra takibi █████/2017 tarihinde başlatılmış, davalı ancak icra takibinden sonra █████/2017 tarihli ihtarnamesi ekinde söz konusu denetim raporunu davacı tarafa tebliğe göndermiştir. Davalı tarafça ayıpların sonradan ortaya çıktığı yani gizli ayıplı olduğu ileri sürülmediği gibi, bilirkişi raporunun içeriğinden de bu yönde bir sonuca varılamamıştır. Yine yukarıda da açıklandığı üzere davalının iş bu davada yasal sürede ileri sürdüğü açık bir ayıp def'i bulunmadığı da dikkate alındığında, bu yöndeki istinaf sebebine itibar edilmemiş, eseri bu haliyle kabul ettiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan TTK 21/2 m. uyarınca bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Eğer faturalar tebliğ edilmiş ise ve taraflar arasında kurulduğu kanıtlanan eser sözleşmesinde bedelde anlaşma yok ise, yüklenici tarafından yapılan işler ile ilgili fatura düzenlenip iş sahibine tebliğ edilip iş sahibinin 6102 sayılı TTK 21/2 maddesi gereğince 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde içeriği ve fatura içeriğine dahil bedel kesinleşeceğinden ayrıca mahalli piyasa rayiçleri ile iş bedeli tespitine gerek bulunmayacaktır.(Yargıtay 15 HD █████/2020 tarih █████████ E., █████████ K. sayılı emsal kararı). Yani faturayı alan kimsenin aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde kapsamı hakkında itirazda bulunmaması sonucu fatura kapsamını kabul etmiş sayılabilmesi için, faturanın taraflar arasındaki yazılı sözleşme şartını değiştirir nitelikte de olmaması gerekir. (Öztürk Muammer, Gözütok Zeki, Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması, 3.Baskı, s.1033) Bununla birlikte "ticari tefterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 6100 sayılı HMK'nın 222/4 maddesi" açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari tefter kayıtları sahibi aleyhine delil olur" hükmünü içermekte olup, buna göre kendi defterlerinde olan aleyhine kayıtların defter sahibi bağladığı ve buna göre fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı gözetilmelidir.
Somut olaya döndüğümüzde davalı gerek dava öncesinde gönderdiği ihtarnamesinde gerekse iş bu davada sözleşmede kararlaştırılan birim fiyatlardan farklı birim fiyatlar baz alınarak fatura düzenlendiğini, yapılan işin fazla gösterildiğini, aynı işe ilişkin mükerrer fatura düzenlendiğini de savunmuş ve alınan bilirkişi raporunda bu iddiasında kısmen haklı olduğu tespit edilmiş olup, yukarıda da açıklandığı üzere sözleşmelerde birim fiyat belirlendiğine göre, davalının yasal sürede faturalara itiraz etmemiş olması tek başına sözleşmeye aykırı düzenlenen fatura içeriklerinin kesinleşmesi sonucunu doğurmayacaktır. Ne var ki davalı taraf fatura içeriklerine yasal sürede itiraz etmediği gibi, faturaları kendi ticari defterlerine de kaydetmiş olup, bu durumda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.09.2012 gün ve ███████-████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında da açıklandığı gibi sözleşmedeki birim fiyatın fatura ile değiştirildiğinin, ancak davalının faturada gösterilen birim fiyatları benimsediğinin, aynı şekilde itirazına konu diğer fatura içeriklerini de benimsediğinin kabulü gerekmiştir(Yargıtay -kapatılan-15 HD █████/2017 tarih ████████ E., █████████ K. sayılı emsal kararı).
Davalı tarafça istinaf aşamasında bekletici mesele yapılması gerektiği belirtilen ceza soruşturma dosyalarına ilişkin olarak, yargılama aşamasında mahkemeye bilgi verildiğine ve bekletici mesele talebinde bulunulduğuna dair bir bilgiye rastlanılmadığından, ayrıca davanın sonucuna da bir etkisinin bulunmayacağı düşünüldüğünden bu yöndeki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.
Bununla birlikte dava konusu icra takibi toplam 489.320,62 TL üzerinden başlatıldığı halde dava dilekçesinde harca esas değer olarak 547.129,81 TL gösterilmesinin nedeni anlaşılamamış olmakla birlikte, mahkemece dava dilekçesinde gösterilen tutarın hükme esas alınmasında da usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
O halde mahkemece davanın asıl alacak tutarı üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesinde sonucu itibariyle bir isabetsizlik görülmemiş ise de, Dairemizce hükmün gerekçesinde değişiklik yapıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile HMK 353/1-b/2 maddesine göre hükmün kaldırılmasına ve hükmün gerekçesinde düzeltme yapılarak yeni hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulen KABULÜ ile; .... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... tarih, ..../,.... esas ve .../... karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-HMK’nın 353/1/b/2 maddesine göre yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
a-)Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının .... ... İcra ...nün.../...esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 463.798,47-TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davamına,
Alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si olan 92.759,69-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Reddedilen kısım yönünden davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine,
b-)Harçlar yasası gereği alınması gereken 31.682,07-TL harçtan peşin alınan 6.897,01- TL harcın mahsubu ile bakiye 24.785,06- TL harcın davalıdan tahsiline,
c-)Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü yazılı 869,00-TL yargılama gideri üzerinden kabul red oranına göre hesaplanan 723,68-TL ile peşin alınan 6.897,01-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,
d-)Davalı tarafından yapılan 1.814,00 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 194,61-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
e-)Davacı yararına hesaplanan 40.239,92- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f-)Davalı yararına hesaplanan 11.633,07- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
g-)HMK’nın 333. maddesine göre, karar kesinleştikten sonra artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
3-İstinaf harç ve giderleri yönünden,
a-)Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde iadesine,
b-)İstinaf başvurusu için davacı tarafça yapılan yargılama gideri 11,00 TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
c-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
d-)Karar kesinleştiğinde istinaf avansı iadesi ile talep halinde harç iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere █████/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!