Anahtar kelimeler: Sınai İbareli Tanınmış Fikri Tescilli Markaları Markalarının Ret Haklar Şartı
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ███████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tanınmış “...” markaları ile ██████████ " ...", ██████████ "...", ██████████ "...", ██████████ "... ", ██████████ "... ", ██████████ "...", ██████████ "...", ██████████ "...", ██████████ "... ... YE", ██████████ "...", ██████████ "...", ██████████ " ... " ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, davalının ███████████ “... ...” ibareli marka başvurusuna itirazlarının reddedildiğini, taraf markalarının benzer olduğunu, başvuru konusu markadaki baskın ve esaslı unsurun "..." ibaresi olduğunu ve müvekkili markaları ile arasında işitsel ve kavramsal fark bulunmadığı gibi dava konusu markada görsel olarak ayırt edici hiçbir unsura yer verilmediğini, markaların emtia sınıflarının aynı/benzer olduğunu, hedef tüketici kitlelerini çocukların oluşturduğunu, müvekkili markalarının tanınmışlığı karşısında dava konusu markanın tescilinin müvekkili markalarının sulandırılmasına yol açacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 30.01.2019 tarihli ve 2019-M-625 sayılı TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerledirme Kurulu (YİDK) kararının kararının iptaline, tescili halinde ███████████ “... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekeçsinde, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer şirket davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin tanınmış “...” ibareli tescilli markalarının olduğunu, ██████████ “... ” ibareli 29. sınıf mallarda tescilli markasının bulunduğunu, dava konusu markanın da “...” kelimesi referans alınarak türetildiğini, dava konusu başvurunun 29. ve 30. sınıf malları kapsadığını, müvekkilinin bahsekonu markasından dolayı kazanılmış hakkının bulunduğunu, taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, davacının ██████████, ████████ 79... /72805 sayılı markaları bakımından kullanımlarını ispat edemediğini, diğer markalar bakımından ise sunulan delillerin yetersiz olduğunu, müvekkili markasındaki “...” kelimesini gören tüketicinin, bu markayı başka markalar ile karıştırmayacağını, “...” kelimesinin gıda ürünleri açısından tanımlayıcı bir ibare olduğunu, davacının da tek başına bu ibare üzerinde bir tescilinin bulunmadığını, “...” kelimesinin davacı tescillerinden çok daha önceden beri kullanıldığını ve ayrıca tescillere konu edildiğini, davacı markalarının tanınmış olmadığını, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka ile davacının itiraza mesnet markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmünde öngörülen tescil engellerinden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak, marka işaretlerine gelince, davalı şirketin başvurusuna konu "... ..." ibareli markasında da ön ses/kelime unsuru olarak yer alan “...” sözcüğünün davalıya ait çatı/lider marka olduğu; ikincil sözcük unsuru “...”in dilimizde bilinen bir anlamının olmadığı, davacı tarafa ait markaların tamamının “...” başlangıç sesiyle oluşturulmuş sözcüklerden ibaret ya da bu sözcükleri içeren markalar oldukları, "..." ibaresinin bir şeyi yutmak gibi bir manada kullanılan gıda malzemeleri bakımından zayıf ibare olduğu, zayıf marka seçen davacının diğer tacirler tarafından küçük farklar ile başkaca marka oluşturulmasına katlanma yükümlülüğü bulunduğu, dava konusu markanın davacı markalarından aynen kopyalamadığı, "..." ibaresine türetme yolu ile yer verildiği ve yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, markaları oluşturan unsurların bütünde yarattıkları algı ve “...” ibaresinin tüketici nezdindeki ayırt edici gücünün yüksek olmayışı göz önüne alındığında, tüketicinin “...” şeklinde yaratılmış bir sözcüğü, “...”, “...”, “...”, “...”, “...” gibi şekillerdeki davacı markaları ile ilişkilendirme ve salt “...” sesi nedeniyle bir yanılgı yaşama ihtimalinin olmayacağı, davalı markası ile itiraza mesnet davacı markaları arasında fonetik, görsel, anlamsal bakımdan benzer bulunmamasına göre SMK'nın 6/4,5 ve 19/2 hükümlerinin işbu dava açısından uygulama alanı bulmadığı, kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin dikkate alınması suretiyle belirleneceği, buna göre "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.02.2020 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilamında "..." kelimesinin yansıma bir sözcük olmakla "..." eyleminden doğan, yiyecek ve içecek emtiası yönünden tanımlayıcılığa yakın ve ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunun ve ayırt ediciliği düşük bu gibi kelimelerin koruma düzeyinin düşük tutulması gerektiğinin kabul edildiği, başvuru ile itiraza gerekçe gösterilen markalar "..." ibaresi ile başlamakla birlikte bir bütün olarak dava konusu "..." ibareli başvuruda yeterli düzeyde ayırt ediciliğin sağlandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02.05.2024 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararında da “...” ibareli başvuru ile davacının mesnet markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının kabul edildiği, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından tanınmışlık iddiasının tescil engeli oluşturmadığı, kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!