Anahtar kelimeler: İdava Evlendiğini Davacıbirleşen Anlaşamadıkları Annesi Boşandıklarını Babası Vefat Dan Eşi
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 41. İş Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-birleşen davada davalı/davalı-birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin annesi ...'in 23.05.2003 tarihinde ve babası ...'ın 27.08.2009 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin eski eşi ...'dan boşanmasından sonra 2011 tarihinde yeniden evlendiğini, ancak anlaşamadıkları için 2016 yılında yeniden boşandıklarını, müvekkilinin babasından dolayı yetim aylığı almaya başladığını, daha sonra annesinden dolayı da aylık alabilmek için Kuruma başvuru yaptığını ancak Kurum tarafından annesinden dolayı aylık bağlanmadığı gibi babasından dolayı aldığı aylığının da kesildiğini, müvekkili aleyhine muvazaalı boşanma yaptığı iddiasıyla yersiz ödemeden dolayı takip başlatıldığını, Kurum işleminin hatalı olduğunu ve müvekkilinin boşandığı eşiyle beraber yaşamaya devam etmesinin söz konusu olmadığını belirterek müvekkiline ... babasından dolayı bağlanan yetim aylığının kesilme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber ödenmesine ve Kuruma borçlu olmadığının tespitine, müvekkiline annesinden dolayı bağlanması gereken yetim aylığının başvuru tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 3...1 tahsis numarası ile aylık almakta iken aylığının muvazalı boşanma ile kesildiği, davalıya Kurum tarafından 21.12.2016- 20.09.2017 süresince 13.466,74 TL yersiz ödemenin yapıldığı, bu nedenle davacı Kurumca ödenen 13.466,74 TL yersiz ödemenin tahsiline yönelik davalı hakkında İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiği, davalı tarafından icra takibine haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak itiraz edildiği, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edildiğini, Kurum işleminin doğru olduğunu, davanın yerinde olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilin aylığının kesilmesine ilişkin dilekçesinde hiçbir geçerli neden gösteremediği ve somut delil sunmadığı, müvekkilinin eski eşi ...’dan İstanbul Anadolu 5.Aile Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile boşandığı, yine aynı eski eşi ile 2011 tarihinde tekrardan evlenmiş ve fakat evliliklerini yürütemedikleri ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile İstanbul Anadolu 19. Aile Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile tarafların boşandıklarını, müvekkili ile eski eşinin ikametgahlarının farklı adreste olup ayrı hayat yaşadıklarını, davacı Kurumca gerekli ve yeterli araştırma yapılmadan usul ve yasaya aykırı şekilde varsayım üzerine müvekkilinin aylığının kesilmesi ve davacı Kurumca ödenmiş aylıkların müvekkile borç olarak tahakkuk ettirilmesinin usulsüz olduğundan bahisle davanın reddini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ana dava yönünden, davanın kabulü ile davacıya, babasından dolayı bağlanan ve ödenmeyen ölüm aylıklarının yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacıya, annesinden dolayı 01.11.2016 tarihinden geçerli olmak üzere ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, anne ve babasından dolayı ödenmesi gereken aylıklardan hangisi yüksek ise onun tam, diğerinin yarım olarak ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacı, 30.10.2017 tarihinde tahsis talebinde bulunduğundan annesinden dolayı 01.11.2016-01.02.2018 tarihleri arasında ödenmesi gereken aylıklara 01.02.2018 tarihinden geçerli olmak üzere, 01.02.2018 tarihinden sonra ödenmesi gereken aylıklara ödenmeleri gereken tarihlerden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğinin tespitine,
Birleşen dava (İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin ████████ E. sayılı) yönünden, davanın reddi ile davacının, babasından dolayı bağlanan ölüm aylığını iptal eden davalı Kurum işlemi yerinde olmadığından davacı Kurumun ...'dan alacağı bulunmadığının tespiti ile itirazın iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleşen davada davalı ve davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleşen davada davalı ve davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı/birleşen davada davalı vekili; anne ve babasından tam aylık alması gerektiğini, faiz başlangıcının hatalı olduğunu beyan etmektedir.
2.Davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili; usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Değerlendirme ve Sonuç
Uyuşmazlık, asıl davada davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesiyle ölüm aylığının kesilmesine ve borç tahakkuk ettirilmesine dair Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle tahsiline, birleşen davada ise itirazın iptali istemine ilişkindir.
1-Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2-Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ███████ Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
3-5510 sayılı Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
4-Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
5-Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.
6.Aynı Kanun'un 59. maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2. fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.
7-Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6., 24 – 33., 189 uncu, 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
8.İncelenen dava dosyasında; davacının 03.11.2009 tarihinde boşandığı, boşandığı eşi ile tekrar 04.04.2011 tarihinde evlendiği ve bu evliliğinde 25.10.2016 tarihinde boşanma ile sonlandırıldığı, 27.08.2009 tarihinde vefat eden babasından dolayı ölüm aylığının davacıya 01.11.2016 tarihinde bağlandığı, 22.05.2003 tarihinde vefat eden annesinden de ölüm aylığı talebinde bulunduğu, bu talebin Kurum tarafından 14.12.2017 tarihli cevabında 17.05.2017 tarihli denetim raporunda "...’ın boşandığı eşi ... ile 25.10.2016 tarihinden itibaren fiilen birlikte yaşadıkları tespit edilmiş olup bu nedenle tarafına ölüm aylığı bağlanması mümkün değildir" gerekçesine dayalı olarak reddedildiği, Kurumun 17.05.2017 tarihli raporunda davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine davacıya babasından bağlanan ölüm aylığının da kesildiği ve ödenen aylıkların da borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, Mahkemece Nüfus Müdürlüğü kayıtlarının, seçmen kayıtlarının, elektrik ve su aboneliği kayıtlarının, banka kayıtlarının, MEDULA kayıtlarının getirtildiği, dinlenen tanık anlatımları ile de davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Mahkemece yapılması gereken iş, Kurum denetmeni tarafından denetmen raporu ekinde tutulan tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olacağı, buna göre denetmen raporunda ifadesi alınan ... Mah. ... Sokak ... Apt. No:... binasında 6 no.lu dairede ikamet eden ... Bey isimli kişi tespit edilerek tanık sıfatıyla bilgi ve görgüsüne başvurulmalı, denetmen raporuna esas alınan tutanak mümzisi ... Bey'in alınacak beyanı ile Mahkemede dinlenen tanıkların beyanları arasındaki çelişki oluşması halinde bu çelişki giderilmeli, ihtilaf konusu dönem içerisinde davacının nüfusta kayıtlı adreslerinde ve denetim yapılan ... Mah. ... Sokak ... Apt. No:... ..../ İstanbul ve boşandığı eşi ...'nın nüfusa kayıtlı ikamet adresinde ayrıntılı araştırma ile tespit edilecek tanıkların beyanlarına başvurulmalı, boşandığı eş ile birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve her bir adreste kimlerin yaşadığı kolluk vasıtasıyla araştırılarak ve yine dosya kapsamından boşanılan eşe ait olduğu anlaşılan .... Mah. .... Cad.No... ...İstanbul adresinde bulunan çay ocağı olarak işletilen işyeri adresinde muhtar, komşu, kapıcı, yönetici gibi kişiler dinlenilmeli, MEDULA kaydınd... kodlu eczaneden ilaç alındığı anlaşılmakla bu eczanenin hangi adreste bulunduğu tespit edilmeli (boşanma sonrasında boşanılan eşin aynı eczaneden 10.03.2017, 28.06.2017 tarihlerinde ilaç aldığı anlaşılmakla) birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında da araştırılarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!