Anahtar kelimeler: Eur Puanlarının Protesto Protestoya Senette Etkilendiği Çekildiği Finansal Sorun Devamlı

T.C.
İSTANBUL10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı aleyhine davalı lehine 10.05.2024 vadeli 10.000 EUR bedelli bir senetle ilgili olarak ... A. Ş. tarafından protesto çekildiği, bu protestoya konu olan senette yer alan imza ve yazıların davacı şirket yetkililerine ait olmadığını, davacı şirketin davalı ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, davacının bu senette belirtilen borcu doğuracak herhangi bir ticari faaliyetin gerçekleşmediğinin açık ve net olduğunu, davalı tarafından icra işlemleri başlatılmamışsa da ilgili protesto nedeniyle davacının finansal puanlarının etkilendiği, bankacılık işlemlerinde devamlı sorun yaşadığını, bu senette yer alan imzaların davacı şirkete ait olmaması, davalı ile ticari ilişki bulunmaması nedeniyle davacının borcunun bulunmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, 2004 sayılı İİK 72.madde uyarınca davacı şirketin bu senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespiti yönünden dava açma hakkına sahip olduğu, ayrıca senetlerdeki imzaların sahteliği veya davacı şirket yetkililerine ait olmaması göz önünde bulundurulduğunda senetlerin geçersizliği ve protestonun haksız olduğunun açık olduğunu, bu dava sürecinde İİK 72/2 hükmüne dayanarak ihtiyatı tedbir talep ettiklerini belirterek Protesto edilen senetlerden dolayı davalı borcun olmadığının tespiti, protestoya konu olan 16.05.2024 vadeli 10.000 EUR bedelli senedin hükümsüzlüğünün ...’a bildirilmesi, bu senede bağlı icra takibi yapılmasının önlenmesi için ihtiyatı tedbir kararı verilmesi, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesi talep ve dava etmiştir.Mahkememizin █████/2024 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.CEVAP
: Davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak davaya cevap verilmemiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, davacı şirket yetkilisi ...'a ait bir takım evrak asılları, ticaret sicil kayıtları, vergi kayıtları, dosya içerisine alınmıştır.Mahkememizce davacı şirket yetkilisi ...'ın yazı ve imza örnekleri alınmıştır.Davalı şirkete dava konusu senet aslını sunmak üzere ihtaratlı kesin süre verilmesine rağmen dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır.Dosya Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2025 tarihli raporda; davalının defter ve belgeleri sunmaması nedeniyle inceleme ve tespitlerin davacı kayıtlarına dayandığı, davacının ticari defter ve belgeleri incelendiğinde davacının davalı ... Ltd. Şti. ve senedi tahsil etmek isteyen ciranta olan ... Ltd. Şti. ile ticari ilişkisi bulunmadığı, ne davalıya ne de senette cirosu bulunan firmaya herhangi bir borcunun tespit edilemediği, dava konusu senetlerin davalı kayıtlarında tespit edilemediği, delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK’nın 266/c.2 hükmü gereği tamamen Mahkemeye ait olduğu, tarafların ve diğer taleplerinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.Dava, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır.Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Dava, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır.Mali Müşavir bilirkişiden aldırılan rapor ile davalının defter ve belgeleri sunmaması nedeniyle inceleme ve tespitlerin davacı kayıtlarına dayandığı, davacının ticari defter ve belgeleri incelendiğinde davacının davalı ... Ltd. Şti. ve senedi tahsil etmek isteyen ciranta olan ...Ltd. Şti. ile ticari ilişkisi bulunmadığı, ne davalıya ne de senette cirosu bulunan firmaya herhangi bir borcunun tespit edilemediği, dava konusu senetlerin davalı kayıtlarında tespit edilemediği belirtilmiştir.HGK'nun ███████-698 E, █████████ K. Nolu 17.11.2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil, ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu, ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).Bununla birlikte; senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması” “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir. "Senetteki imzanın inkarı halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına aittir. İmzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup, lehdar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir..." (Yargıtay 11. HD █████████ E. █████████ K.)Dava konusu bono üzerindeki imzaların davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olup olmadığının tespiti için imza incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, ... Bank A.Ş.'nin 21.02.2025 tarihli yazı cevabında senetlerin ... Ltd. Şti. Tarafından tahsile konulduğu daha sonra geri alındığının bildirilmesi üzerine HMK 208 ve 211. Maddesi uyarınca, Mahkememizce davalı şirkete ve dava dışı ... Ticaret Ltd. Şti.'ne dava konusu senet aslını sunmak üzere ihtaratlı kesin süre verilmiş, çıkarılan ihtaratlı davetiyelere rağmen davalı ve dava dışı ciranta tarafından senet aslının sunulmadığı anlaşıldığından belge aslı üzerinde imza incelemesi yaptırılamamıştır.Şu halde, yapılan yargılama sonunda dava konusu bonolardaki imzaların davacıya ait olduğu ispat edilemediğinden ve Mahkememizce yapılan mali inceleme neticesinde davacının davalı... İmplant Hiz. San Tic. Ltd. Şti. ve senedi tahsil etmek isteyen ciranta olan ...Ltd. Şti. ile ticari ilişkisi bulunmadığı, ne davalıya ne de senette cirosu bulunan firmaya herhangi bir borcunun tespit edilemediği, dava konusu senetlerin davalı kayıtlarında tespit edilemediği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.Öte yandan, imzaların davacıya ait olup olmadığının tespiti yargılama gerektirdiğinden, davalının kötü niyetli olduğuna dair somut bilgi ve belge, soruşturma vs. başkaca delil bulunmadığı dolayısı ile kötü niyetli olduğu tespit edilemediğinden kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜNE,a-)Keşidecisi ...Ltd.şti., lehdarı ...Ltd.Şti. Olan 04.04.2024 tanzim tarihli 16.05.2024 ödeme tarihli 10.000,00EUR bedelli bono sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,b-)Davalının kötü niyetli olduğu tespit edilemediğinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,2-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 25.768,03 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 6.442,01 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.326,02 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 60.355,52-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davacıya verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan 6.442,01 TL peşin/nisbi harcı, 4.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 2.575,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar olmak üzere toplam 13.017,01 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazine adına gelir kaydına,6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.█████/2026Katip ...¸e-imzalıdırHakim ...¸e-imzalıdır