Anahtar kelimeler: Memnun Değin Yüklendiği Çatı Üstlenildiğini Müteahhitliği Fiilden Proje İmzaladığını Ortağı

T.C.
İSTANBUL6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2017KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; taraflar arasında 02.01.2015 tarihinde imzalanan “...” sözleşmesi ile müvekkili şirketin yüklendiği işleri sözleşmenin davalı iş sahibi tarafından haksız şekilde fesih edildiği tarihe değin eksiksiz yerine getirdiğini, yapılan işlerden memnun olan davalı şirketin, davacı şirketin ortağı olduğu dava dışı ... A.Ş isimli şirket ile 26.05.2015 tarihinde benzer bir sözleşme daha imzaladığını, Taraflar arasında 01.07.2015 tarihinde aynı işle ilgili olarak “Çatı Müteahhitliği” sözleşmesi de imzalanarak bu işlerinde müvekkili tarafından üstlenildiğini, yine bir başka proje için de davalı şirket ile müvekkilinin ortak olduğu dava dışı ... A.Ş İsimli şirket arasında sözleşme imzalandığını, bu şekilde imzalanan dört ayrı sözleşme ile müvekkili şirket ve ortağı olduğu şirketin toplamda 85.000.000,00 TL. lik bir iş hacmine ulaşıldığını, davalı ile imzalanan her iki sözleşmeye dayalı işlerin yürütümü sırasında ortaya çıkan koşullar karşısında müvekkili şirketin 01.12.2015 tarihinde iflas erteleme talebinde bulunduğunu, ertesi günü davalı şirket yöneticileri ile görüşülerek durum hakkında kendilerine bilgi verildiğini, davalı yanın durumu olumlu karşılamasına rağmen aynı gün %90 nu tamamlanan işlerle ilgili sözleşmeyi ... 37. Noterliğinden gönderdikleri 02.12.2015 tarihli ihtarname ile fesih ettiklerini, iflas ertelemesi davasına bakan mahkemece 03.12.2015 tarihinde ihtiyati tedbir ve kayyım atanması kararları verildiğini, fesih ihbarnamesinde iflas erteleme talebinden söz edilmeyerek,”… sözleşmedeki vecibelerin tam ve zamanında yerine getirilmemesi, alt taşeron, tedarikçi, personel, SGK ve Vergi Dairesi gibi kurumları ödemelerin zamanında yapılmaması, yüksek miktarlı icra takiplerinin başlatılması ve buna ait haciz ihbarnamelerinin gelmesi…” olgularının gerekçe gösterildiğini, ayrıca “… sözleşmelere konu işlerin zamanında tamamlanamayacağının anlaşıldığından…” söz edilerek sözleşmelerin “23.2.2.” maddesi uyarınca sözleşmelerin fesih edildiğinin bildirildiğini, fesih ile müvekkili şirketin 640.000,00 Euro kalıp malzemesine, 600.000,00 TL. mobilizasyon malzemesine, 384.675,90 TL. imalat malzemelerine el konulduğunu, ayrıca sözleşme uyarınca davalıya verilen yaklaşık 7.752.266,70 TL. tutarında teminat mektuplarının paraya çevrilerek irat kayıt edildiğini, sözleşmelerin feshine gerekçe gösterilen sözleşme maddesinde, “yükleniciye sözleşmeden doğan sorumluluklarını yerine getirmesi için kendisinin uygun göreceği bir süre verilmesinin…” yazılı olduğunu, bu düzenlemeye rağmen sözleşmenin haksız bir şekilde süre tanınmadan fesih edildiğini, ihtar tarihi itibariyle işin sözleşmede yazılı süre içinde %90 nun tamamlanmış olduğunu, işin kalan kısmının tamamlanamayacağı sonucuna nasıl varıldığının anlaşılamadığını, genel geçer ifadeler ile hakim durumun kullanılarak istenen sonucun kendilerine dikte edilmeye çalışıldığını, davalının sözleşme gereği yapılan işlerden kaynaklı ödemeleri süresi içinde yapmamasına rağmen işe devam edildiğini, aynı şekilde iflas erteleme kararı alındıktan sonra dava dışı iş sahipleri ile imzalanan sözleşmelerden doğan işlere devam edildiğini, konu ile ilgili olarak aldıkları bilimsel görüşü ekte sunduklarını, fesih sonrasında yapılan görüşmelerde hak edişlere göre ödeme yapılacağının bildirilmesi üzerine şantiye yönetimi ile kesin hesapta mutabakata varıldığını ve imzaların atıldığını, ancak kesin hesabın davalı merkez yönetimi tarafından kabul görmediğini, Mayıs 2016 ortalarına kadar kesin hesap çalışmalarına devam edildiğini, ilk kesin hesapta 4.500.000,00 TL kesin hesap matrahı yer alır iken ikinci kesin hesapta matrah 3.500.000,00 de ye düşünce müvekkilinin kalem kalem kesin hesaba itiraz ettiğini, Çatı Müteahhitliği sözleşmesinden kaynaklı 400.000,00 TL +KDV lik hak edişlerinin hala düzenlenmediğini, sözleşmenin feshi üzerine müvekkili şirkete ait malların çıkarılmasına izin verilmediğini, taşeron firmalara bu malzemeleri kullanma sözü verilerek iş yaptırmaya devam edildiğini, ancak bedellerinin ödenmediğini, bu malzemelerin bir kısmının dava dışı …şirketine ait olduğunu, bu şirketin hak kaybına uğramamak için mahkeme kararı ile delil tespiti yaptırdığını, tespit sonucu bu şirkete ait malzemelerin yaklaşık 785.000,00 Euro bedelli kısmının mal sahibi şirkete iade edildiğini, ancak 48.000,00 Euro’luk kısmının halen iade edilmediğini, teslim edilenler için kullanma bedeli ödenmediğini, fesih tarihinde müvekkili şirkete ait olan 640.000,00 Euro bedelli kalıp malzemesine, 600.000,00 TL. bedelli mobilizasyon malzemesine, 384.675,00 TL. bedelli imalat malzemelerine el konulduğunu, kalıp malzemelerinin 10.01.2017 tarihine kadar davalı şirket tarafından bedel ödemeksizin kullanıldığını, bu tarih itibarıyla 534.745,00 Euro tutarında malzemenin kendilerine iade edildiğini, kalan 105.255,00 Euro bedelli malzemenin kullanılmasına devam olunduğunu, 600.000,00 TL. mobilizasyon malzemesinin 300.000,00 TL. bedelli kısmının 10.01.2017 tarihinde, 25.000,00 TL.lık kısmı 03.07.2017 tarihinde iade edildiğini, iade tarihlerine kadar kullanım bedellerinin ödenmediğini, kalan 275.000,00 TL.lik mobilizasyon malzemesinin halen davalı tarağından kullanıldığını, iflas erteleme dosyasında atanan bilirkişilerin yaptıkları tespit sonucu hazırladıkları raporun 10. Sayfasında Halkalı Şantiyesinde bulunan malzemelerin açıkça gösterildiğini, sözleşmenin “23.2.3/d” bendinde sözleşmenin davalı şirket tarafından haklı nedenlerle feshi halinde davalı şirketin hangi haklara sahip olduğunun açıkça yazılı olduğunu, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle davalı şirketin malzemelere el koyma ve cezai şart isteme hakkını kullanamayacağını, kendilerinin ise uğradıkları zararları isteyebilecekleri hususunun sundukları bilimsel görüşte de açıklandığını, sözleşme uyarınca davalıya verilen teminat mektuplarının çoğunun geçerlik süresinin 2017 yılı ve sonrası olduğunu, 2022 yılına kadar geçerli bir teminat mektubunun dahi davalının uhdesinde bulunduğunu, dolayısıyla davalının kendisini güvence altına aldığını, sözleşmenin 26/i bendinde yazılı olduğu gibi teminat mektuplarının nakte dönüştürülebilmesi için sözleşmenin davalı iş sahibi tarafından haklı nedenlerle fesih edilmesi gerektiğini, bu durumun sundukları bilimsel görüşte de açıkça ifade edildiğini, sözleşmenin işin %90 nun tamamlandığı bir zamanda haksız feshi nedeniyle müvekkili şirketin bu işten beklediği kardan da yoksun kaldığını, bu yoksun kalınan karın da davalıdan alınmasına karar verilmesini istediklerini, müvekkili şirketin iflas erteleme başvurusu ile iflas erteleme sürecine girdiğini, iyileştirme projesi hazırladığını ve bu süreçte kendisine düşün tüm yükümlülüklerini iyi niyetle yerine getirdiğini, davalının açıklanan haksız eylemleri sonucu zor durumda kaldığını, bu davranışların aynı zamanda müvekkili şirketin manevi haklarına saldırı niteliğini taşıdığını, bu nedenle koşulları oluşan manevi tazminatın da davalıdan tahsilini istediklerini, davalı şirketin açıklanan şekilde hakte dönüştürdüğü teminat mektupları ve el koyduğu malzemeler ile yaklaşık 8. Milyon TL. tutarlı bir cezai şart uyguladığını, bu meblağın fahiş ve müvekkili şirketin ekonomik mahvına sebep olduğunu, emsal Yargıtay kararında açıklanan şekilde bu durumda cezai şartın uygulanamayacağının belirtildiğini, sayın Mahkemece aksi kanaat ortaya çıktığı taktirde cezai şartın tenkisini istediklerini, kaldı ki sözleşmenin davalı tarafından haksız bir şekilde fesih edildiğini, bu durumun sundukları bilimsel görüşte de açıklandığını belirterek; sözleşmenin davalı firma tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespiti ile birlikte, müvekkili şirketin fesih tarihine kadar yapmış olduğu işlerin karşılığı olarak şimdilik 120.000,00 TL”nin davalı taraftan tahsiline, müvekkili şirketin haksız yere el konulan malzemelerin kullanma ve mülkiyet bedeli olan şimdilik 120.000,00 TL'nin davalı taraftan tahsiline; sözleşme haksız yere feshedildiğinden, müvekkili şirketin bu fesih nedeni ile şimdilik 50.000,00 TL tutarlı yoksun kaldığı karın davalı taraftan tahsiline, haksız fesih dolayısı ile uğranılan 15.000,00 TL tutarlı manevi tazminatın davalı taraftan tahsiline, sözleşmenin haksız yere feshine dair talebin Mahkeme tarafından kabul görmemesi halinde uygulanan cezai şartlar müvekkil şirketin mahvına sebebiyet verecek olduğundan tenkisine; hükmedilecek olan tazminat ve alacaklara dava tarihinden itibaren recskont faizi yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Temlik alan ... vekili █████/2019 tarihli dilekçesi ile; müvekkili ... ile davacı ...Ltd. Şti. 06.02.2018 tarihinde aralarında ve şirket kayyumu huzurudan akdedilmiş olan alacağın temliki sözleşmesi ile iş bu davadaki alacağın 636.628,80-TL'sinin müvekkiline devredilmesi hususunda anlaştıklarını belirterek; müvekkili ...'nın ... ŞTİ.'den toplam alacağı olan 636.628,80-TL için müdahale talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Temlik alan ...LTD.ŞTİ vekili █████/2020 tarihli dilekçesi ile; ...ŞTİ ile dava dışı Müvekkil ...LTD.ŞTİ arasında, davaya konu alacak hakkını da kapsar şekilde bir protokol tanzim edildiğini, iş bu protokole göre müvekkilinin ...ŞTİ ....ŞTİ tarafından davalı ... A.Ş aleyhine ikame edilen tespit, tazminat ve alacak davasına konu alacak üzerinde %15 hak sahipliği bulunduğunu, iş bu protokol gereğince davacının kazanması halinde, alacak üzerinde hak sahibi olacak 3.kişi ....ŞTİ'nin davacı yanına davaya feri müdahil olarak katılımının zorunlu olduğunu belirterek; davaya davacı yanında feri müdahil olarak katılımına karar verilmesini talep etmiştir.Temlik alan ... vekili █████/2022 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin ...Şti.'nden alacaklı olduğunu, 06.02.2020 tarihinde şirket yetkilileri ve kayyımlarının onayı ile davacının işbu dosyadaki muhtemel alacaklarının 850.000 TL'lik kısmının müvekkiline temlik edildiğini belirterek; temlik sözleşmesi gereği Müvekkilinin dosyaya temlik alacaklısı sıfatıyla kaydedilmesini, 850.000 TL'lik alacağının için temlik tarihi olan 06.02.2020'den itibaren işleyecek ticari temerrüt faizinin dikkate alınmasını talep etmiştir.SAVUNMA /Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; taraflar arasında █████/2015 tarihli ve █████/2015 tarihli sözleşmeler imzalandığını, devam eden süreç içerisinde davacı yüklenicinin üstlendiği başkaca projelerin işverenleri ilme yaşadığı uyuşmazlıkların mali ve idari sorunları doğurduğunu, müvekkili şirketin, davacının yaşadığı mali ve yönetimsel sorunlar nedeni ile işin zamanında ve planlanan gibi tamamlanamayacağını, dayacının aciz duruma düştüğünü tespit edince, sözleşmede bu gibi durumlar için düzenlenen süreci İşletmiş ve sözleşmeyi derhal feshederek sözleşmesel prosedürü uyguladığını, fesih sonrası davacıya dit olan ve müvekkil şirketçe davacının da onayı tahtiında yeni yüklenicilere kullandınlan kalıp ve malzeme bedelleri için sözleşmenin 23.2.3 müaddesine göre bir bedel ödemeksizin kullanması mümkün olmasına karşın kullanım bedeli tayin edilerek hesabına alacak kaydedildiğini, müvekkili şirketçe sözleşmede kararlaştırılan gibi hak ediş hesaplamaları yapıldığını, davacı yanın kesin hesap işlemini yapmadığını, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının olmadığını, davacı yanın müvekkilini zarara uğrattığını belirterek, uyuşmazlık konusu vakıada kısmi dava açılamayacağından davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.KANITLAR VE GEREKÇE /Asıl ve birleşen dava;tazminat istemine ilişkindir.█████/2022 tarihli celsede Mahkememizin █████/2022 tarihli davacı müflis Delta Dekorasyon şirketi yönünden iflas idaresi tarafından takip edilmemesi nedeniyle HMK 150 md uyarınca işlemden kaldırılıp yenilenmediği anlaşılmakla bu davacı yönünden dosyanın tefrikine, ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verildiği, verilen karar üzerine tefrik işlemi yapılarak mahkememizin ████████ esasa kaydedilmiştir.Tefrik işlemi sonrası Mahkememizden verilen █████/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararı Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin █████/2023 tarih ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.Yargıtay bozma ilamında; "1.6100 sayılı Kanun'un 150/2. maddesinde; “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez”, 150/5. maddesinde; “İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.″ düzenlemeleri bulunmaktadır. Mahkemece yargılama sırasında 07.06.2022 tarihli celsede davacı müflis ... Şirketi iflas idaresi(... 3 İcra Müdürlüğü)'ne duruşma gün ve saatini bildirir tebligat yapılmasına rağmen duruşmada hazır olunmadığı, mazeret gönderilmediği, dosyaya bu şirket adına iflas ile birlikte vekalet görevi son bulan önceki vekilin mazeret sunduğu, bu vekilin müflis şirketi tevkil yetkisinin bulunmadığı tespit edilmiş, “davacı müflis Delta Dekorasyon şirketi iflas idaresi(... 3 İcra Müdürlüğü)tarafından takip edilmeyen davanın HMK 150.maddesi gereğince 1.kez işlemden kaldırılmasına, davalı vekilinin mazeretinin kabulüne” karar verilmiştir. Bu durumda 07.06.2022 tarihli celsede mazeretli sayılan davalının HMK 150 nci maddeye göre davayı takip etmeyeceklerine ilişkin talebi alınmadan davacı tarafından takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılması kararı verilmesi hatalı olmuştur. Her ne kadar 08.11.2022 tarihli duruşmada davalı vekilinin beyanı alınmış ise de, bu tarihten önce verilen dosyanın işlemden kaldırılması kararı ve yenilenmediği gerekçesiyle dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesi ve daha sonra yasal üç aylık sürede de yenilenmediği gerekçesiyle, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,"denilmektir.Bozma ilamı sonrası dosya ████████ esasa kaydedilmiş, Mahkememizin █████/2024 tarihli celsesinde Usul ve yasaya uygun olan Yargıtay 6 Hukuk Dairesinin ... E - ... K sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir.Mahkememizin ...esas ... karar sayılı █████/2024 tarihli karar ile; dosyamızın aralarında fiili ve hukuki irtibat olunan mahkememize ait ████████ Esas sayılı dava dosyası tarafları ve dava konusu itibari ile davamız ile bağlantılı bulunduğundan mahkememiz dosyasının mahkememizin ████████ Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.Taraflarca gösterilen delilen toplanmış, keşfen ve dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu alınmıştır.Hukukçu ..., SMMM ..., İnşaat mühendisi ... tarafından düzenlenen █████/2020 tarihli raporda; Dava konusu işlerin; Davalı ... A.Ş.ye ait ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Pafta, 801 Ada, 25 ve 26 Parseller üzerinde inşa edilen “... olduğu, davaya konu işler “Kaba İnşaat” ve “Çatı İmalatları" olarak ayrı ayrı iki Sözleşmeyle Yüklenici ...Şti.ne *Anahtar Teslimi Götürü Bedelle" ihale edildiği, “... İnşoat Sözleşmesi:02.12.2015 Tarihinde, “...Çatı İşleri Sözleşmesi: 01.07.2015 Tarihinde imzalanarak yürürlüğe girmiştir. Davacının 2015, 2016 ve 2017 yılları ticari defterlerinin lehine deli! niteliğinin bulunduğu ancak 2017 yılı Envanter defteri ibraz edilmediğinden lehine delil mteliği konusunda değerlendirme yapılamadığı, davacının ticari defterlerine göre: dava tarihi (24.07.2017) itibariyle davacının davalıya 120.00.067- Alıcılar hesabında 1.544,446,76 TL tutarında borçlu olduğu, 01.07.2016 tarihi itibari ile davacının davalıya 340.00.018 Alınan Sipariş Avansları hesabına göre 892.870,57 TL borçlu olduğu toplamda 2.437.317.33 TL davacının davalıya borçlu olduğu, davalının 2015, 2016 ve 2017 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterler kapsamında 29.07.2016 itibariyle davalının davacıdan 326.01 Alınan Dep. Ve teminatlar hesabında 1.8612.523,68 TL alacaklı olduğu, 159 Verilen Sipariş Avansları hesabında 892.B70,02 TL alacaklı olduğu toplamda davalının ticari defterlerinde davalının davacıdan 2.705.393,70 TL alacaklı olduğu, sözleşme konusu “Kaba İnşaat Sözleşmesi" nin % 88 seviyesinde: "Çatı İşleri Sözleşmesi"nin %24,50 seviyesinde iken davalının, ... 37. Noterliği ...Tarih ... Yev. No lu ihtarnamesi ile Sözleşmeleri feshettiği, İşveren ... A.Ş. nin Fesih Gerekçelerinin yerinde olmadığı, fesih ile ilgili sözleşme kaşullarının oluşmadığı ve Sözleşmelerin haksız nedenlerle fesih edildiği kanaatine varıldığı, haksız fesih olduğu yolunda karar oluşturulması halinde Davacı Yüklenici ...Şti.nin, talep edebileceği alacağın;Kaba İnşaat Sözleşmesindeki Kar Kaybı 1438 532,10 TL,Çatı İmalatı Sözleşmesindeki Kar Kaybı 1479.788,84 TL, Sözleşmelerin Feshiyle Oluşan Toplam Kar Kaybı :191B.320,94TL, Olacağı, Sözleşmenin Feshi Nedeniyle Sahada Kalan Malzeme Bedeli :453.917,56TL. Olacağı, İnşa Edilip Bedeli Alınamayan İş Bedeli :5.770.945,00 TL, Olacağı,Kayyım Talimatıyla İşveren torafından, Kesin Hesap Bakiyesinden Yüklenici Nam ve Hesabına Ödenen Personel Maaşı, SEK Prim Borcu, Taşeron ve Tedarikçilere ödenen Borç (-): 7.628.409,68 TL Olacağı,Haksız Fesih Nedeniyle Paraya Çevrilen, Feshin Haksızlığının Kabulü Halinde Yükleniciye Geri Ödenmesi Gereken Teminatlar Bedeli:7.752.266,70 TL olacağı, haksız Feshin Yüce Mahkemece kabulü halınde, yapılmayan imalatların Yüklenici Nam ve Hesabına bir başka yükleniciye ihale edilerek yaptırılmasının ve aradaki farkın .... İnş. Mim, Dek. Ltd. Şti.mden tahsil edilmek istenmesinin de davacı ... Ltd. Şti,ye karşı haksız bir fiil olduğu ve davacı ... Ltd. Şti. nin ekonomik mahvına sebep olacağı, Yüklenici ... İnş. Mim. Dek, Ltd. Şti. nin, 28.12.2015 Tarihinde İşveren ... A.Ş.ye yazdığı; “.Proje Revizyonları, Temel Hafriyatındaki Gecikmeler ve Kötü Hava Koşullarından Dolayı işteki 21 günlük Gecikmenin Yüklenici Tarafından Kaynaklanmadığı.." yolundaki yazısına istinaden Mahkemece 21 günlük Süre Verilmesi Gerektiği yolunda karar oluşturması halinde inşaatların yasal süresinde bitirilebileceği.. Mahkemenin aksi yönde karar oluşturması halinde, Sözleşme gereği Kesilecek 21 günlük Gecikme Cezası: 105.000,00 TL olacağı, aksız Fesih Nedeniyle davacı Yüklenici ... İnş. Mim. Dek. Ltd. Şti. nin Manevi Tazminat talebinin Mahkemenin yetki ve takdirinde olduğu, davalıdan sözleşmelerin feshinden oluşan toplam kâr kaybının 918.320,94 TL olduğu, sözleşmenin feshi nedeniyle sahada kalan malzeme bedelinin 4533.917,56 TL olduğu, inşa edilip bedeli alınmayan iş bedelinin 5.770.945,00 TL olmak üzere toplamda 7.143.183,50 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından davacı adına ödenen bedeller toplamının ise 7.628.409,68 TL olduğu, ancak Haksız Fesih Nedeniyle Paraya Çevrilen Feshin Haksızlığının Kabulü Halinde Yükleniciye Geri Ödenmesi Gereken Teminatlar Bedeli:7.752.266,70 TL olacağından davalının davacı teminat 7.752.266,70 TL'lik teminat mektuplarının bozdurularak yapılmış olduğundan hesaplamaya dahil edilemeyeceği, tüm bu hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde dava tarihi itibari ile toplamda 7.143.183,50 TL davacının davalıdan alacağının bulunduğu belirtilmiştir.Hukukçu ...,, ..., İnşaat mühendisi .... tarafından düzenlenen █████/2020 tarihli ek raporda;Yeminli Mali Müşaviri ..., İnşaat Y. Mühendisi ..., İnşaat Mühendisi ..., İnşaat Mühendisi ... tarafından düzenlenen 23.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda;A-Feshin Haksız olması durumunda davacının alacağı: Kaba İnşaat Sözleşmesindeki Kar Kaybı :168.566,78 TL... Yüklenici Sözleşmesindeki Kar Kaybı : 152.514,80 TL Sözleşmelerin Feshiyle Oluşan Toplam Kar Kaybı :321.081,58 TLSözleşmenin Feshi Nedeniyle Sahada Kalan Malzeme Bedeli : 453.917,56 TL İnşa Edilip Bedeli Alınamayan Kaba inşaat İş Bedeli (Avans vb.kesintiler sonrası) (Davacı yüklenicinin son hak edişine göre net ödenecek tutar) : 5.086.238,56 TLYapılıp Bedeli Alınamayan ... Projesi Ana Yüklenici Sözleşmesindeki İş Bedeli : 77.025,91 TL Davalı tarafından nakde çevrilen teminat mektupları bedeli : 7.752.266,70 TL Kayyım Talimatıyla İşveren Tarafından, Kesin Hesap Bakiyesinden Yüklenici Nam Ve Hesabına Ödenen Personel Maaşı, SGK Prim Borcu, Taşeron ve Tedarikçilere Ödenen Borç 7.628.700,68 TL Yekün : 6.061.829,63TL hesaplanmakla, davacının davalıya olan 2.437.317,33 TL tutarındaki cari hesap borcu da dikkate alındığında davacının davalıdan 3.624.512,7 TL (6.061.829,63-2.437.317,33) alacaklı olduğu,B- Feshin Haklı olması durumunda davacının alacağı:Davalı vekili 22/9/2017 tarihli cevap dilekçesinin ekinde davacı yüklenici Delta İnşaat ile akdedilmiş sözleşme kapsamında 4.144.516,55 TL'ye yaptırılabilecek iken sözleşmenin feshi akabinde yeniden ihale edilerek yeni sözleşmeler kapsamında yaptırılan eksik işlerin 5.414.260,58 TL ye yaptırıldığını ve bu sebeple 834.277,34 TL ihale zararına uğradı iddia etmiştir. Söz konusu ihale zararı hesabı incelendiğinde yeni sözleşme tutarının 5.414.260,58 TL olduğu, bu sözleşme tutarı içerisindeki ilave yeni işlerin bedelinin toplam 435.466,69 TL olduğu ve davacı ile yapılan sözleşme bedelinin ise 4.144.516,55 TL olduğu dikkate alındığında, eksik kalan işlerin yeniden ihale edilmesi ile oluşan ihale zararının 834.277,34 TL (-5.414.260,58 TL yeni sözleşme bedeli 435.466,69 TL yeni sözleşmeye ilave edilen işler - 4.144.516,55 TL davacı sözleşme bedeli) olduğunun tespit edildiği,Sözleşmenin Feshi Nedeniyle Sahada Kalan Malzeme Bedeli 1453.917,56 TL, İnşaEdilip Bedeli Alamayan Kaba inşaat İş Bedeli (Avans vb.kesintiler sonrası) (Davacı yüklenicinin son hakedişine göre net ödenecek tutar):5.086.238,56 TL İnşa Edilip Bedeli Alınamayan ... Yüklenici sözleşmesi imalatı Söz-leşmesindeki İş Bedeli :77.025,91 TL, Davalı tarafından nakde çevrilen teminat mektupları bedeli 17.752.266,70 TL Kayyım Talimatıyla İşveren Tarafından, Kesin Hesap Bakiyesinden Yüklenici Nam Ve Hesabına Ödenen Personel Maaşı, SGK Prim Borcu,Taşeron ve Tedarikçilere Ödenen Borç - 7.628.700,68 TL İhale zararı - 834.277,34 TL, Yekün : 4.906.470,71 TL hesaplanmakla, davacının davalıya olan 2.437.317,33 TL tutarındaki cari hesap borcu da dikkate alındığında davacının davalıdan 2.469.153,38 TL (-4.906.470,71-2.437.317,33) alacaklı olduğu, tarafların reel alacak/verecek miktarının, ancak tarafların teknik elemanlarının ortak mutabakatıyla hazırlayacağı kesin hesap ile kesinleşebileceğinin değerlendirildiğini, ... 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında şantiye sahasında kaldığı tespit edilen davacıya ait toplam 453.917,56 TL tutarındaki malzeme bedeli ve davalının 02.12.2015 tarihinde (sözleşme fesih tarihinde) nakde çevrilmesini talep ettiği toplam 7.752.266,70 TL tutarındaki teminat mektupları bedeli ile yine işbu raporda yer aldığı üzere teminat mektuplarının paraya çevrilmesi akabinde davalının davacı adına yaptığı toplam 7.628.700,68 TL tutarındaki ödemeler birlikte değerlendirildiğinde, davalının teminat mektuplarını paraya çevirerek davacı adına ödemeler yaptığı, davalının teminat mektuplarını irat kaydetmediği belirlenmekle bu durumun feshin haklı olması ihtimalinde davacının mahvına neden olmayacağı belirtilmiştir.Ticari mevzuattan Kaynaklı Nitelikli Hesaplamalar bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 03.01.2022 tarihli bilirkişi ayrık raporunda;Bilirkişilerin hazırladıkları raporda “…Dosya üzerinden yapılan incelemede; kaba inşaat işleri tutarı ek sözleşmelerle birlikte 39.884.079,72TL olarak revize edildiği görülmüştür. Davacı yüklenici tarafından yapılmış olan 9.hakediş tarihi olan █████/2015 tarihi itibariyle kaba inşaat işlerinin nakdi gerçekleşmesinin (28.296.643,55 TL+ 4.790.388,47 TL) / 39.884.079,72TL = % 83 olduğu, davalı işveren tarafından 05/9/2016 tarihinde yapılan 9.Fesih hak edişine göre kaba inşaat işlerinin nakdi gerçekleşmesinin (28.296.643,55TL + 2.017.621,76 TL. ) / 39.884.079,72TL = % 76 olduğu hesaplanmıştır…” şeklinde sayın Mahkemece verilen görevde açıklanan şekilde “denetime açık olmayan, dosyadaki somut kanıtlarla desteklenmeyen, genel ifadelerle davacı alt yüklenici tarafından hazırlanan 9. Hakkedişi esas alan bir kabule yer verdiklerini, diğer yandan hazırlanan raporda işin toplam tutarı ve davacıya ödenecek net tutarlar hesaplanır iken, yapılan işlere karşılık davacıya ödenen toplam iş bedelinin ne olduğu da raporda yer almadığını, davacı yüklenicinin bakiye hak ediş alacağının gerçeğe uygun şekilde hesaplanmaması nedeniyle bilirkişi raporunda yer alan görüşlere iştirak edilemediğini, Mahkemece bilirkişilere verilen bir diğer görev olan “…Sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın (davalının cezai şart olarak nakde çevirdiği teminat mektuplarının bedelleri ile cezai şart olarak uhdesinde tuttuğu malzeme bedelleri toplamı dikkate alınarak) davacının mahfına sebep olup olmayacağı…” hususunda raporun sonuç bölümünde yer alan şekilde bir değerlendirme yapılabilmesi için öncelikle davacı yüklenicinin her iki sözleşme uyarınca tamamladığı işlerden kalan alacağının gerçek tutarının belirlenmesi, daha sonra işin bedeline mahsuben kendisine yapılan ödemelerin düşülmesi, davacı adına dava dışı kurum ve kişilere yapılan ödemelerin toplamının ortaya konulması, ayrıca davacı yüklenici tarafından dava dilekçesinde alıkonulduğu ileri sürülen kalıp malzemeleri-mobilizasyon malzemeleri ile imalat malzemelerinin ne olduğu, ne miktarının davacıya veya hak sahiplerine iade edildiği, hangilerinin davalı elinde kaldığının ve davalının zenginleşmesine neden olan malzeme bedellerinin sayın Mahkemece denetlemeye elverişli bir şekilde ortaya konulması gerekeceğini, bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda toplamı 453.917,56 TL. olarak belirlenen malzemeler davacı şirketin deposunda iflas erteleme davasına bakan mahkemece yaptırılan delil tespiti ile ortaya çıkan malzemeler olmakla söz konusu malzemelerin davacı alacağı olarak hesaba alınmasının doğru olmadığını, belirlenen bu konularda gerçeğe uygun bir inceleme ve tespit yapılmadan Mahkemece verilen görev kapsamında nakde çevrilen teminat mektuplarının davacının ekonomik mahvolmak neden olup olmayacağı konusunda bir değerlendirme yapılamayacağı görüşünde olduğunu, davacı yüklenicinin sözleşmenin fesih tarihinde her iki sözleşme kapsamında yaptığı işlerden dolayı alması gereken kalan iş bedeli Mahkemece istenilen şekilde hesaplanamadığı için, davalı iş sahibinin davacı adına üçüncü kişi ve kurumlara yaptığı ödemelerin ne kadarının takas veya mahsup edilebilmesinin mümkün olup olmadığı da hesaplanamayacağını, Mahkemece verilen “…davalıdan haksız fesih nedeniyle malzeme bedeli ve kar kaybı alacağının varlığı ve miktarı…” görevi ile ilgili olarak bilirkişilerin yaptığı kar kaybı zararları hesaplamalarından asıl sözleşme ile ilgili olarak yapılan değerlendirmeye, kalan iş tutarının gerçek usulde belirlenememesi nedeniyle katılamadığını, bilirkişilerin sözleşmenin davalı iş sahibi tarafından fesih edilmesinin haksız olduğu anlamına gelen değerlendirmelerine “bu konuda kendilerine bir görev verilmemiş olması ve bu konuda taktir hakkının sayın Mahkemeye ait olması” nedeniyle katılamadığını, taraf ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemeye göre davacı ticari defterlerinde davacı şirketin davalıya 2.473.317,33 TL. borçlu olduğunun görüldüğünü, davacı vekili ilk raporda da yer alan bu tespite bir itiraz sürmediğini, bilirkişilerin sözleşmenin haksız feshinin kabul edilmesi halinde her iki sözleşmeden kaynaklı olarak davacının kar kaybı zararını toplamda 321.081,64 TL. olarak hesapladıklarını, yine ikinci sözleşmeden kaynaklı çekişmesiz ödenmesi gereken kalan iş bedelini 77.025,91 TL. olarak hesapladıklarını, bilirkişilerin davacının ilk sözleşmeden kalan net iş bedeli alacağını ise davacı tarafından ve davalı tarafından düzenlenen hakkedişlere göre ayrı ayrı ve sırasıyla 5.086.238,56 TL. veya 1.639.693,68 TL. olarak hesapladıklarını, davalı tarafından nakde çevrilen teminat mektuplarının toplam bedelinin 7.752.266,70 TL., davacı adına dava dışı kişi ve kurumlara yapılan ödemelerin toplamının ise 7.628.700,68 TL. olduğu hususunun da çekişmeli olmadığını, davalı elinde olduğu kabul edilen malzeme tutarının ise 453.917,56 TL. olarak gösterildiğini, bu verilere göre bir basit birer hesaplama yapıldığında; sözleşmenin haksız fesih edildiğinin kabulü halinde:Davacının ticari defter kayıtlarında davalıya gözüken 2.473.317,33 TL. borcundan 321.081,64 TL kar kaybı zararı, 77.025,91 TL. ikinci sözleşmeden kaynaklı çekişmesiz iş bedeli alacağı mahsup yoluyla düşüldüğünde davacının davalıya 2.075.209,78 TL. borcunun kalacağını,Bu borçtan bilirkişilerce yapılan her iki hesaplamaya göre 9. kesin hakkedişten doğan iş bedeli alacakları ayrı ayrı düşüldüğünde davacı;(2.075.209,78 – 5.086.238,56=) 3.011.028,78 TL. alacaklı veya(2.075.209,78 – 1.639.693,68=) 435.516,10 TL. borçlu duruma düşeceğini,Bu tutarlara davacının teminat mektuplarının nakde dönüştürülmesi sonucu elde edilen ve daha sonra davacının borçları nedeniyle dava dışı kişi ve kurumlara ödenen tutarlar arasındaki fark (7.752.266,70 – 7.628.700,68 =) 123.566,02 TL. nin mahsubu ile davacı;(3.011.028,78 + 123.566,02 =) 3.134.594,80 TL. alacaklı veya(435.516,10 – 123.566,02=) 311.950,08 TL. borçlu kalacaktır.2-Sözleşmenin haklı nedenlerle fesih edildiğinin kabulü halinde:Davacı şirketin kar kaybı zararlarını isteyemeyeceği hususu ve davalı iş sahibinin ise sözleşmenin haklı nedenlerle feshi sonucu bilirkişilerce uğradığı zarar olarak hesaplanan 834.277,34 TL. ihale zararı hesaplamalarda göz önüne alınacağını, bu kabullere göre hesaplama yapıldığında ;Davacının ticari defter kayıtlarında davalıya gözüken 2.473.317,33 TL. borcundan 77.025,91 TL. ikinci sözleşmeden kaynaklı çekişmesiz iş bedeli alacağı mahsup yoluyla düşüldüğünde 2.396.291,42 TL. borcu kalacağını,Bu borçtan sayın bilirkişilerce her iki hesaplamaya göre kesin hakkedişten doğan iş bedeli alacakları ayrı ayrı düşüldüğünde davacı;(2.396.291,42 – 5.086.238,56=) 2.689.947,14 TL. alacaklı veya(2.396.291,42 – 1.639.693,68=) 756.597,74 TL. borçlu duruma düşeceğini,Bu tutarlara davacının teminat mektuplarının nakde dönüştürülmesi sonucu elde edilen ve daha sonra davacının borçları nedeniyle dava dışı kişi ve kurumlara ödenen tutarlar arasındaki fark (7.752.266,70 – 7.628.700,68 =) 123.566,02 TL. nin mahsubu ile davacı;(2.689.947,14 + 123.566,02=) 2.813.513,16 TL. alacaklı veya(756.597,74 – 123.566,02 =) 633.031,72 TL. borçlu duruma düşeceğini, bilirkişilerce sözleşmenin haklı nedenlerle davalı tarafından feshi halinde hesaplanan 834.277,34 TL. ihale zararının hesaba katılması sonucu ise davacı;(2.813.513,16 – 834.288,34=) 1.979.224,76 TL. alacaklı veya(633.031,72 – 834.277,34=) 1.467.309,06 TL. borçlu duruma düşeceğini, değişik kabullere göre yapılan hesaplamalara göre bilirkişiler tarafından belirlenen davacı alacak tutarlarına ulaşılamadığı için raporun sonuç bölümünde yer alan ve davacı şirketin kendi ticari defter kayıtları ile de doğrulanmayan hesaplamalarına da iştirak edilemediğini belirtmiştir.Yüksek İnşaat Mühendisi ..., YMMM ...,İnşaat Mühendisi ..., İnşaat Mühendisi ... tarafından düzenlenen █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Her iki tarafın hazırladığı 9.Hakediş bedelinin farklı olduğu, yapılan işin niteliği ve boyutu göz önüne alındığında 9.Hakedişin kesin bedelinin ancak hakediş konusunda uzman teknik bir ekibin, tarafların teknik elemanlarının da katılımıyla, projeler üzerinde kapsamlı bir çalışma yapması tespit edilebileceği görüş ve kanaatine varıldığını, bununla birlikte dosya muhtevasından davacı yüklenici tarafından hazırlanan 9.Hakedişin Sözleşmenin 7.1. maddesine ve sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartmamesine uygun olarak 30 gün içinde işveren tarafından kontrol edilerek sonuçlandırılmadığı anlaşılmış olup, bu durumda yüklenici tarafından hazırlanan hakedişin geçerli kabul edilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmış olmakla birlikte takdiri Mahkemeye ait olduğunu, (Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 39.Maddesinde özetle; "Hakediş raporu, yüklenici veya vekili tarafından imzalanıp idareye verildiği tarihten başlamak üzere en geç otuz gün içinde onaylandıktan sonra otuz gün içinde tahakkuka bağlanır. “ kaydı bulunmaktadır.) Yüklenicinin 9,Hakedişinin geçerli görülmesi halinde işin tamamlanma oranı,(28.296.643,55.-TL+44.790.388,47.-TL) /39.884.079,69.-TL % 84, İşverenin 9.Hakedişinin geçerli görülmesi halinde işin tamamlanma oranı ise; (28.296.643,55.-TL+2.017.621.76.-TL)/39.884.079,69.-TL % 76 olarak hesaplandığı, her iki tarafın düzenlediği 9.Hakedişler ile Sözleşmenin 22.2.Madde hükümleri göz önüne alındığında teknik olarak bu boyuttaki bir işte cezai şart ve fesih şartlarının doğmayacağı,Feshin haksız kabul edilesi durumunda davacının alacağı:Toplam kar kaybı
: 543,792.-TL + 765.609.-TL= 1.309,401.TLKalan malzeme bedeli
: 453.917,56.-TLYüklenicinin son hakedişe göre net alacağı bedel: 5.086.238,56.-TL (Kaba İnşaat işi)Yüklenicinin net alacağı
: 77.025,91.-TL (... Projesi İşi),Toplam: 6.926.583.03.-1LFeshin haklı kabul edilmesi durumunda davacınnı alacağı;Kalan malzeme bedeli
: Sözleşmenin 22.2.b. maddesi gereği davalının mülkiyetinegeçmiştir,yüklenicinin son hakedişe göre net alacağı bedel: 5.086.238,56.-TL (Kaba İnşaat işi)Yüklenicinin net alacağı
: 77.025,91.-TL (... İşi) Eksik kalan işler nedeniyle İşverenin uğradığı ihale zararı: 837.277,34.-TL x 1.20 (Sözleşmenin 22.2.b ve c maddeleri gereği) - (-) 1.004.732,81.-TL, Toplam: 4158.531.66.TL olduğu belirtilmiştir.Ticari mevzuattan Kaynaklı Nitelikli Hesaplamalar bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 14.10.2022 tarihli bilirkişi ayrık raporunda; Mahkemeniz ara kararında “…tarafların iddia ve savunmaları ile tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki her iki sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediği hususunda taktir mahkemeye ait olduğu…” açıkça yazılı bulunmasına ve kendilerinden işin gecikip gecikmediği konusunda bir değerlendirme yapılması istenilmemiş olmasına rağmen değişik değerlendirmelere dayalı olarak işin tesliminin gecikmesine bağlı olarak cezai şart ve fesih şartlarının oluşmadığına ilişkin görüş ve kanaat bildirdiklerini, hazırlanan 03.01.2022 tarihli ayrık raporda da açıklandığı gibi, bu raporda ayrıntılı bir şekilde yazılı bulunan dosyadaki kanıtlara göre, sözleşmelerin feshinde kusurun kimde olduğu tümü ile Mahkemenin yargısal taktiri içinde kalacağı için Sayın bilirkişilerin yaptıkları bu değerlendirmeye iştirak edilmediğini, Mahkemenin sözleşmenin haklı veya haksız fesih hallerinde bilirkişilerden; “Davacının fesih tarihine kadar her iki sözleşme kapsamında tamamladığı işlerin oranının; sadece hakkediş tutanaklarına bakmakla yetinilmeksizin, hakkedişlerin dayanağını teşkil eden keşif metrajları vb. her türlü belge incelenerek, özellikle tarafların mutabık oldukları son hakkediş olan 8 nolu hakkedişten sonra 02.12.2015 fesih tarihine kadar davacı tarafça yapılan işlerin, davalı tarafça üçüncü kişilere tamamlattırılan işler ve dosya kapsamında mevcut tüm deliller değerlendirilerek denetime açık şekilde tespit edilmesi, davalı tarafından davacıya yapılan hakkediş ödemeleri mahsup edildikten sonra davacının bakiye hakkediş alacağının varlığı ve miktarının tespitini..” istediğini, teknik bilirkişilerin raporlarında Mahkemece kendilerine açıkça verilen görev uyarınca dava dosyasında bulunan hakkedişler ve dayanağı tüm belgeleri inceleyerek her iki sözleşme kapsamındaki işlerin sözleşmelerin fesih tarihi itibariyle gerçekleşen tutarını ve davacı alt yüklenicinin yaptığı işlerden doğan kesin hesap alacağını en doğru şekilde hesaplamak yerine, tarafların kendilerince hazırlayıp sundukları 9. hakkedişlerde yazılı tutarları baz alarak ve önceki teknik bilirkişilerce yapılan hesaplamaya uygun olarak hesaplama ve değerlendirme yaptıklarını, davacı tarafından düzenlenen 9. Hakkediş tutarı 4.790.388,47 TL+KDV, davalı iş sahibi tarafından düzenlenen 9 hakkediş tutarı ise 2.017.621,76 TL.+KDV dir. Görüldüğü gibi iki hakkediş arasında büyük bir fark bulunmaktadır. Sayın teknik bilirkişiler bu farkın neden kaynaklandığını, önceki hakkedişlerden yapılan kesintilerin nedenini ve toplamını açıklamadıklarını ve hesaplama yapmadıklarını, avacı yükleniciye her iki sözleşme kapsamında iş bedeli olarak yapılan ödemelerin toplamı ortaya konularak çekişmesiz hakkedişler dışında her iki sözleşme kapsamında düzenlenen hakkedişlere bağlı olarak davacıya fazladan veya eksik iş bedeli ödenip ödenmediği de ortaya konulmadığını, önceki raporunda da dile geldiği gibi, davacı ticari defter kayıtlarında davacı şirketin davalı şirkete 2.473.317,33 TL. borçlu olduğunun görüldüğünü, davacı vekili ilk raporda da yer alan bu tespite bir itiraz sürmediğini, her iki sözleşmenin davalı yanca fesih edildiği 02.12.2015 tarihi itibariyle her iki sözleşmeden kaynaklı davacı yüklenicinin iş bedeli alacağı sayın Mahkemece incelenebilir ve denetime elverişli bir şekilde ortaya konulamadığı için sunulu rapora iştirak edilmediğini, Mahkemece bilirkişilere verilen “…Sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın (davalının cezai şart olarak nakde çevirdiği iddia olunan teminat mektuplarının bedelleri ile ceza ile ceza-i şart olarak uhdesinde tuttuğu iddia olunan malzeme bedellerinin toplamı dikkate alınarak) davacının ekonomik mahfına sebep olup olmayacağının tespiti,…” Davalı tarafından nakte çevrilen teminat mektuplarının ceza-i şart olarak irat kayıt edilmedikleri, nakte çevrilen teminat mektubu bedellerinin davacı ve kayyumların onayı ile davacı adına davacının borçlu olduğu kişi ve kurumlara ödendiği yönündeki savunmasına göre; davacı borçları için üçüncü kişi ve kurumlara yapıldığı iddia olunan tüm ödemelerin tespit edilmesi…, görevleri hakkında sunulu raporda bir değerlendirme yer almadığını, bu yönüyle bilirkişilerce düzenlenen rapor eksik inceleme ve değerlendirme yapılmış bir rapor niteliğinde olduğu için iştirak edilemediğini, düzenlenen 03.02.2022 tarihli ayrık raporda bu konuda “…Davalı tarafından nakde çevrilen teminat mektuplarının toplam bedelinin 7.752.266,70 TL., davacı adına dava dışı kişi ve kurumlara yapılan ödemelerin toplamının ise 7.628.700,68 TL. olduğu hususu da çekişmeli değildir…” şeklinde bir hesaplama yapıldığını, aynı raporda söz konusu banka teminat mektuplarının davacı şirket yetkilisi ile mahkemece atanan kayyumların onayı nakte çevrildiği ve davacı adına davacı şirketin borçlu olduğu kişi ve kurumlara ödendiği, davalı şirketin malvarlığında nakde dönüşen teminat mektuplarından dolayı sadece 77.025,91 TL. kaldığı ayrıntılı bir şekilde açıklandığını, Mahkemenin bilirkişilere verdiği görevlerden bir diğeri olan “-Davacının davalının uhdesinde kaldığını iddia ettiği kalıp, mobilizasyon ve imalat malzemelerinin neler olduğunun, bunlardan ne kadarının davacıya ve hak sahiplerine iade edildiğinin, buna göre dava tarihi itibariyle davalı elinde kaldığı ispat olunabilen malzeme miktarının ne olduğunun ve bu malzemelerin dava tarihi itibariyle gerçek rayiç değerinin ne olduğunun tespiti…” görevi hakkında davacı şirket tarafından açılan iflasın ertelenmesi dava dosyasında mahkemece görevlendirilen bilirkişilerce hazırlanan rapordaki tespit ve değerlendirmelerin uygun ve geçerli olduğu görüş ve kanaatinin açıklandığını, teknik bilirkişiler raporlarının bu bölümünde sayın Mahkemece istenilen şekilde bir tespit ve değerlendirme yapmadıkları gibi, dava konusu olmayan ve davacının deposunda olduğu için iflas erteleme davasına bakan mahkemenin atadığı bilirkişilerce tutarı belirlenen “inşaat malzemelerini” bilirkişi raporunda yazılı cins , miktar ve tutarlarını baz olarak raporlarına geçirmişler, kalıp malzemeleri ve mobilizasyon malzemeleri hakkında ise hiçbir tespit ve değerlendirme yapmamışlar ve özellikle de bu malzemelerin dava tarihi itibariyle ulaştığı rayiç değerlerini hesaplamadıklarını, bilirkişi raporunun 7. Sayfasında görünen tablodaki inşaat malzemeleri davacı şirketin elinde bulunan inşaat malzemeleri olmakla bu malzemelerin raporda yazılmasına ve değerlendirilmesine gerek dahi bulunmadığı görüşünde olduğunu, sunulu bilirkişi raporu bu yönü ile de eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olduğu için iştirak edilmediğini, Mahkemece bilirkişilere verilen görevlerde bir diğeri olan : “…Davalının savunmasına göre; davacı adına üçüncü kişilere yaptığını iddia ettiği ödemelerden tahsil edilemeyen tutarlar ve sözleşmenin haklı feshi nedeniyle kalan işlerin tamamlanması için üçüncü kişilere yapıldığı iddia olunan sözleşmeler nedeniyle takas ve mahsup define konu alacağının bulunup bulunmadığı…” konularında da bilirkişi raporunda bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, Kişisel düşüncesine göre bu konuda kanıt yükü kendisinde olan davalı iş sahibi şirketin eksik kalan işlerin neler olduğunu, bu işlerin hangilerinin üçüncü kişilere yaptırıldığını, yapılan bu işler karşılığında sözleşmede yazılı bedellerin üzerinde iş bedeli ödenmek suretiyle zarara uğradıklarını kanıtlaması gerektiğini, Mahkemenin bilirkişilere verdiği “…Davacının davalıdan haksız fesih nedeniyle kar kaybı alacağının varlığı ve miktarının tespiti…” görevine ilişkin olarak sağlıklı bir değerlendirme ve hesaplama yapılabilmesi, ancak davacının gerçek alacağının ve yapılan işlerin tamamlanma oranının belirlenmesi koşuluna bağlı olduğunu, teknik bilirkişilerce sayın mahkemece verilen göreve uygun bir şekilde davacı yüklenicinin gerçek alacak miktarı ve yapılan işlerin sözleşme ve eklerine göre tamamlanma oranı gerçeğe uygun şekilde hesaplanamadığı için, sayın teknik bilirkişilerin raporlarının 6. Sayfasında yaptıkları kar kaybı hesabına da iştirak edemediğini belirtmiştir.Muhasebe/Mali Danışman ..., Öğretim Üyesi...,Yüksek İnşaat Mühendisi Gayrimenkul Değerleme Uzmanı ...tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda;Taraflar arasında;█████/2015 tarihli ‘... Mah. 801 ada 25 ve 26 parsel sayılı yerde inşa dilerek yaşama geçilecek ... Müteahhit Ana Sözleşmesi ve ekleri Sözleşme bedeli 39.886.079,69TL+KDV, işin teslim tarihi █████/2015█████/2015 tarihli ‘ ... Mah. 801 ada 25 ve 26 parsel sayılı yerde inşa dilerek yaşama geçilecek ... Ana yüklenci Sözleşmesi Sözleşme bedeli 7.942.882,12TL+KDV, işin teslim tarihi █████/2017Davalının █████/2015 tarihinde davacıya SGK ve Vergi Dairesi gibi kurumlara ödemelerini yapmadıkları ve ayrıca yüksek meblağlı icra takipleri yapıldığı, nedenleri ile sözleşmelerin tek yanlı fesih edildiği ihtar edildiği görüldüğü,Her iki tarafça imzasız 9 nolu hakkediş sunulmuş olup, nihai takdir sayın mahkemenizin olmak üzere seçenekli olarak hesaplamalar yapıldığı,Sözleşmelerin 23.2.2. maddesi incelendiğinde sınırlı olmamak kaydıyla birtakım fesih nedenlerinin sayıldığı görüldüğü, davalının TBK m.124 gereğince süre vermesini gerektirecek bir durum olmadığı savunması bakımından TBK m.124’deki süre verilmeme hakkından sözleşme ile vazgeçtiği, davalının tarafların anayasası niteliğinde olan sözleşmeleri gereği davacıya süre vermesi kanaatine ulaşıldığı, fesih hakkını kullanmadan önce süre verdiğine dair dosyaya mübrez belgeler arasında herhangi bir evrak, belgeye rastlanılamadığı, şöyle ki, davalının dosyaya mübrez cevap dilekçesinde, bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarında davalının süre verdiğine ilişkin dosyaya sunduğu evraklar yönünden inceleme yapıldığında sözleşmenin süresinde tamamlanamayacağına ilişkin gecikmelerin giderilmesinin bildirildiği anlaşılmakta olup fakat herhangi bir süre verilmediği müşahede edildiği,Somut ihtilafta haklı fesih nedenlerinin kullanılmasının süreye bağlandığı, davalının ise uygun bir süre vermeden sözleşmeyi feshettiği düşünüldüğü, dosyaya mübrez 02.01.2020 tarihli Bilirkişi Heyet Raporu’nda sözleşmenin feshinin haksız olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, Sayın mahkeme █████/2022 tarihli bilirkişi görevlendirme kararında taraflar arasındaki her iki sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğunu belirttiği, dolayısıyla, davalı tarafın sözleşmede kararlaştırılmış fesih usulüne uymadığı, dolayısıyla feshin haklı olmadığı ifade edilebilecekse de Sayın Mahkeme davalının feshinin sözleşmenin derhal sona ermesinde menfaati bulunduğu kanaatine varır ise sözleşmenin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği hususunda takdirin Muhterem Mahkemeye ait olduğu, SGK ödemelerinin zamanında yapılmadığı, birikmiş borç için SGK nezdinde yapılandırma yapıldığı, dolayısıyla bu hususun da haklı feshe neden olabileceği,Mahkemece fesih süresine riayet etmeksizin sözleşmeyi feshedebileceği kanaatinde olunması ihtimalinde davalının ileri sürdüğü fesih sebeplerinin irdelenmesi sureti ile devam edildiğinde dosyaya mübrez davacının cevaba cevap dilekçesinde fesih tarihi olan 02.12.2015 tarihi itibarı ile sadece 1 adet icra takibine ilişkin haciz ihbarnamesinin davalı şirkete gönderildiğini beyan ettiği, sözleşmede fesih sebepleri arasında sayıldığı üzere herhangi bir oran aranmaksızın yüklenici hakkında birden fazla icra takibi, haciz ihbarnamesi veya benzer nitelikli ihbarname gelmesi, haciz uygulanmasının fesih sebebi olduğu, davalı şirkete ulaşan bir haciz ihbarnamesinin haklı feshe neden olabileceği, davacının sözleşmede tayin edilen görevleri tam ve eksiksiz yerine getirip getirmediği yönünden ise işbu rapor ile davacı tarafından işlerin tamamlanma oranlarının hesaplandığı dolayısıyla davacının işlerinin tam ve eksiksiz yerine getirmediği, haklı feshe neden olabileceği, sözleşmeye konu işlerin tamamlanıp tamamlanamayacağına ilişkin nihai takdir ve kanaatin Mahkemeye ait olduğu,Davalının davacının bir kısım kalıp malzemeleri ve mobilizasyonuna cezai şart olarak el koymasının sözleşmenin haklı sebeple feshinde mümkün olduğu anlaşılmakta olup sözleşmenin haklı olarak feshedildiği kanaatine varılırsa davalının bir kısım kalıp malzemeleri ile mobilizasyon el koyabileceği ifade edilebileceği, davalının sözleşmeyi haklı sebeple fesih etmesi halinde teminat mektuplarını cezai şart olarak irat kaydedebileceğine dair sözleşmeden kaynaklanan bir hakkı olduğu,Cezai şartın ekonomik mahva sebebiyet verip vermeyeceği hususunda ise davalı yanın söz konusu teminat mektuplarını cezai şart olarak değil, davacı yanın üçüncü kişi ve kurumlara olan borçlarının ödenmek zorunda kalmasına dayalı olarak ortaya çıkan alacağını tahsil amacıyla paraya çevirdiğini, davacı şirketin iflas erteleme kapsamında olduğu dikkate alındığında, zaten borca batık olduğu, bu anlamda da borca batıklığın, salt davalı yanca teminat mektuplarının paraya çevrilmesi ve uhdesinde tuttuğu iddia olunan malzeme bedellerinden kaynaklanmamış olduğunu, Mahkeme aksi kanaatte ise, değerlendirme yapılabilmesi için davacı yanın dava tarihindeki finansal durumunun bilinmesi gerektiği, bu bağlamda dava tarihine en yakın ve kesinleşmiş finansal verileri içeren 2016 yılı kurumlar vergi beyannamesinin dosya kazandırılması gerektiğini, Manevi tazminat talebi kapsamında nihai kararın Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.Taraf iddia ve savunmaları ibraz edilen deliller, bilirkişi rapor ve ek raporları ile Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;Uyuşmazlığın; Taraflar arasında akdedilen █████/2015-█████/2015 tarihli eser sözleşmelerinde ve eki şartnamelerde belirlenen işlerin davalı tarafından bedelin ödenmesi karşılığında davacının eksiksiz ve kusursuz şekilde eseri yaparak tamamlamasının kararlaştırıldığı, davalının █████/2015 tarihli ihtarnamesi ile ve süre verilmeksizin sözleşmenin fesdedilerek temnat mektuplarının nakte çevrildiği, bir kısım kalıp malzemesi ve mobillisazyona el konulduğu anlaşılmakta olup, davalının fesih öncesi süre vermesinin gerekip gerekmeyeceği, (TBK 124 md koşullarının varlığı) davalının feshinde haksız olup olmadığı, teminat mektuplarını nakte çevvrilmesined ve ceza koşulu olarak bir kısım kalıp malzelemeri ile mobilizosyona el konulmasında davalının sözlemeden kaynaklanan bir hakkının bulunup bulunmadığı, ceza koşulu uygulamasını davacını ekonomik yıkımına yol açıp açmayacağı, davalı tarafından gösterilen fesih nedenlerinin yerinde olup olmadığı, davacının hakediş alacağı, haksız el konulan malzeme bedeli, haksız feshe dayalı kar kaybı alacağının varlığı ve miktarı ile manevi tazminat isteme koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplandığı tespit edilmiştir.Tespit edilen uyuşmazlık konusuna göre taraflar arasında evleviyetle çözülmesi ve diğer talepler bakımından aydınlatılması gereken ilk husus "..." projesi kapsamında taraflar arasında imzalanan eser sözleşmelerinin davalı tarafça süre verilmeksizin tek taraflı feshinin sözleşmeye ve hukuka aykırı olup olmadığı, bir başka deyişle davalı tarafça gerçekleştirilen feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı meselesidir.Sözleşmenin feshine ilişkin olarak davacı tarafça; taraflar arasında 02.01.2015 tarihinde “...” sözleşmesi ile yüklendiği işleri sözleşmenin davalı iş sahibi tarafından haksız şekilde fesih edildiği, haksız fesih tarihine kadar sözleşmelerde ve eki şartnamelerde yer alan işlerin eksiksiz bir şekilde yerine getirdiği, davalı ile imzalanan her iki sözleşmeye dayalı işler sırasında ortaya çıkan koşullar karşısında 01.12.2015 tarihinde iflas erteleme talebinde bulunduğu, daha sonra davalı şirketin yöneticileri ile görüşülerek durum hakkında bilgi verildiği, davalı yanın durumu olumlu karşılamalarını belirtmelerine rağmen aynı gün %90 nu tamamlanan işlerle ilgili sözleşmeyi ... 37. Noterliği ... tarihli ihtarname ile feshettikleri, fesih ihbarnamesinde iflas erteleme talebinden söz edilmeyerek, sözleşmedeki vecibelerin tam ve zamanında yerine getirilmemesi, alt taşeron, tedarikçi, personel, SGK ve Vergi Dairesi gibi kurumları ödemelerin zamanında yapılmaması, yüksek miktarlı icra takiplerinin başlatılması ve buna ait haciz ihbarnamelerinin gelmesi olgularının gerekçe gösterildiği, ayrıca sözleşmelere konu işlerin zamanında tamamlanamayacağının anlaşıldığından söz edilerek sözleşmelerin 23.2.2 maddesi uyarınca sözleşmelerin fesih edildiğinin bildirildiği, oysaki sözleşmelerin feshine gerekçe gösterilen sözleşme maddesinde, “yükleniciye sözleşmeden doğan sorumluluklarını yerine getirmesi için kendisinin uygun göreceği bir süre verilmesinin…” hükmünün yazılı olduğu, bu düzenlemeye rağmen sözleşmenin haksız bir şekilde süre tanınmadan derhal fesih edildiği ve sözleşmenin açık hükmüne aykırılık sebebiyle sözleşmenin haksız şekilde feshedildiği vakıalarına dayanıldığı ileri sürülmüş,Davalı tarafça ise; davacı şirketin sözleşme kapsamındaki işleri sözleşme ve eklerine, projesine ve mevzuata uygun bir şekilde yerine getirmeyi yüklendiği, davacı şirketin yüklendiği dava dışı işlerin işverenleri ile yaşa dışı sorunlar sonucu dava dışı ... Projesi tarafından 5,5 milyonluk teminat mektubunun paraya çevrildiği, alacaklı şirketler tarafından başlatılan icra takipleri üzerine davalı şirkete gelen 1. Haciz ihbarnamelerinin, işçilerin işçilik alacaklarını, alt yüklenicilerin hak ediş alacaklarını alamadıklarına ilişkin olarak davalı şirkete yaptıkları başvurular olduğu, davacının yaşadığı mali ve yönetimsel sorunlar nedeni ile işin zamanında ve planlanan şekilde tamamlanamayacağı, davacının aciz durumuna düştüğünü tespit edince sözleşme hükümlerini uygulamaya koyarak sözleşmenin derhal feshedildiği, teminat mektuplarının nakte dönüştürüldüğü, buradan elde edilen bedeller ile kayyumun ve davacı şirketin yöneticilerinin onayı ile işçilik alacakları ile davacının alt yüklenicilerinin ve davacının tedarikçilerine olan borçların ödendiği, bu ödemeler sonucu davacının bir alacağının kalmadığı, aksine borçlu kaldığı, sözleşmenin “23.2. maddesinde fesih nedenlerinin açıkça yazılı olduğu, bunlardan bir tanesinin dahi sözleşmeyi tek yanlı fesih hakkını davalıya verdiği, ancak sözleşmenin feshi için sözleşmenin 23.2. “a, b, c, d, e, f, g, i, j” bentlerinde yazılı hallerin gerçekleştiği, davacıya sözleşmenin “23.2. Maddesi” uyarınca uygun bir süre verilebilmesi için verilen süre içinde ortadan kaldırılabilecek türde bir aykırılığın bulunması gerektiği açıklanan gelişmeler karşısında davacıya TBK.m.124/1. maddesinde yazılı şekilde süre verilmesinin bir anlamı olmayacağı, sözleşmenin 23.2.3. maddesinde davalı firmanın sahip olduğu hakların ayrıntılı bir şekilde gösterildiğini, davalı firmanın sözleşme hükümleri ile TBK'nın 124. Maddesi uyarınca davacı tarafa süre vermeden yapılan feshin gerek taraflar arasındaki eser sözleşmeleri hükümlerine gerekse TBK'nın 124. Maddesine uygun olduğu ve feshin haklı sebebe dayandığı hususu ileri sürülmüştür.Bu noktada feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı ve TBK'nın 124. Maddesi uyarınca davalı firmanın fesih öncesi davacı tarafa süre vermesinin gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin yapılacak değerlendirmeye esas olmak üzere öncelikle taraflar arasında 02.01.2015 tarihinde imzalanan “...” sözleşmesinin feshe ilişkin hükümleri ile TBK'nın 124. Maddesine ilişkin hükmü detaylarıyla açıklamak gerekecektir.İlk olarak 02.01.2015 tarihinde imzalanan “...” sözleşmesine ilişkin hükümleri incelendiğinde:Sözleşmenin “SÖZLEŞMENİN FESİHİ" başlıklı 23.2.maddesinin:" 23.2.1. İş bu sözleşmenin diğer maddelerinde özel fesih neden ve maddeleri düzenlenmiş olması halinde söz konusu madde hükümleri saklı olup ... tarafından uygulanabilir.23.2.2. Fesih NedenleriYÜKLENİCİ, sözleşme ve eklerinde tayin edilen yükümlülük ve sorumluluklardan herhangi birine zorunlu sebep olmaksızın kısmen veya tamamen uymadığı veya işini süresinde ve gereği gibi yerine getirmediği takdirde ... bir kereye mahsus bir ihtarname ile sorumluluğunu yerine getirmesi için kendisinin uygun göreceği bir süre verir. Bu süre sözleşme süresine etki etmeyeceği gibi gecikme cezasına da mani değildir. Verilen süre içinde YÜKLENİCİ ihtarname hükümlerine uymazsa başka bir uyarı ve hüküm almaya gerek olmaksızın ...sözleşmeyi fesih edebilir. İş bu sözleşme ve eklerinde belirtilen hüküm ile genel hükümler saklı kalmak üzere ve iş bu maddede sayılanlarla sınırlı olmamak kaydı ile aşağıda sayılan hususlar fesih nedenidir:a. YÜKLENİCİ’nin iflası, borçlarını ödemeden aciz duruma düşmesi, konkordato ilan etmesi,b. YÜKLENCİ hakkında sözleşme bedelinin %5’ini aşacak ölçüde, icra takibi başlatılmış olması veya haciz ihbarnamesi gönderilmesi veya haciz işlemi yapılması,c. Herhangi bir oran aranmaksızın YÜKLENİCİ hakkında birden fazla icra takibi, haciz ihbarnamesi veya benzer nitelikli ihbarname gelmesi, haciz uygulanması,d. YÜKLENİCİ’nin kendi çalışanlarının ücret ve sair yasal haklarını ödemediğinin tespit edilmesi,e. YÜKLENİCİ’nin sözleşme konusu üstlendiği iş ile ilgili herhangi kamu kurum ve kuruluşuna ödemesi gereken her türlü vergi, resim, harç ve sair ödemeleri yapmamış olması,f. YÜKLENİCİ’nin sözleşme konusu işle ilgili satın aldığı malzeme bedellerini ödemediğinin tespit edilmesi,g. Alt yüklenici ve çalışanların hakedişlerinin ödenmediğini tespit edilmesi,h. YÜKLENİCİ’nin sözleşme konusu işin yapılması veya teslimi sırasında hileli malzeme, araç veya usuller kullanması, fen ve sanat kurallarına aykırı, eksik, hatalı veya kusurlu imalat yapmasıi. ...’nda, YÜKLENİCİ’nin İş’i süresinde bitiremeyeceği yönünde kanaat uyanması,j. YÜKLENİCİ’nin yaptığı işle karşılaştırıldığında karşılayamayacağı veya karşılamakta zorlanacağı veya bu şekilde olmamakla birlikte ödemediği muhtemel borç, iş kazası tazminatları, haksız fiil tazminatları, vergi ve prim borcu ödemeleri ve sair nedenlerle yapması gereken ödemeleri yapmaması,k. YÜKLENİCİ’nin sahte belge düzenlemesi ve kullanması veya bunlara teşebbüs etmesi veya hile, vaat, tehdit, nüfuz kullanma, çıkar sağlama, anlaşma, irtikap, rüşvet suretiyle veya başka yollarla sözleşmeye ilişkin işlemlere fesat karıştırması veya buna teşebbüs etmesi,l. ... personel ve ekiplerine çıkar sağlaması, rüşvet teklif etmesi veya vermesi, ...kadrosuna iş teklifinde bulunması." hükmünü içerdiği,Yine aynı sözleşmenin Sözleşmenin “Yüklenicinin Nam ve Hesabına İşlerin Yaptırılması” başlıklı 22.maddesinin:“22.1. ... TEMSİLCİSİ, işin devamı sırasında, YÜKLENİCİ’nin işe başlamaması, tasdikli iş programı uyarında yeteri kadar faaliyet göstermemesi ve iş programlarına uymaması, iş ve imalatları veya bu iş ve imalatların alt kısım ve aşamalarını belirlenen sürelerde tamamlamaması ve ya tamamlanamayacağına kanaatinin ...’da oluşması, yapılan iş ve imalatların sözleşme ve ekleri ile özel birim fiyat tarifeleri ve teknik şartnamelere uygun olmaması durumunda işlere müdahale ederek gerekli önlemleri alabilir.22.2. Belirtilen durumda YÜKLENİCİ’ ye durumu yazılı bildirerek en az 7 gün süre verir ve bu sürede YÜKLENİCİ’nin iş ve imalatları sözleşme ve eklerine, iş programına, teknik ve özel şartnamelere uygun hale getirmesi istenir. Verilen bu süre içerisinde YÜKLENİCİ iş ve imalatları sözleşme ve eklerine, iş programına, teknik ve özel şart namelere uygun hale getirilmediği takdirde ..., aşağıda belirtilen yetkilerden birini veya bir kısmını veya tamamını kullanabilir;a. ... sözleşmeyi feshedebilir.’’hükmünü içerdiği tespit edilmiştir.6098 sayılı TBK'nın "süre verilmesini gerektirmeyen durumlar" başlıklı124. Maddesi ise " Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur:1-Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa.2-Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa.3-Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine ifanın artık kabul edilemeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa." hükmünü içermektedir.Bu kısımda yukarıda etraflıca izah olunan “...” sözleşmesi hükümleri ile 6098 sayılı TBK'nın "süre verilmesini gerektirmeyen durumlar" başlıklı124. Maddesi hükmüne ilişkin değerlendirmeye başlamadan önce ilkesel bazda somut olaya tatbik olunacak maddi hukukun tespitine dair bazı değerlendirmelere ihtiyaç bulunduğu ve bu temellendirmenin huzurdaki dava dosyasındaki hukuki uyuşmazlığın halli bakımından da bir hayli önemli olduğu kanaatine varılmış olup bu noktada öncelikle taraflar arasında hukuken varlığı sabit olan ve geçerliliği hukuk düzenince tanınmış bulunan bir sözleşmenin varlığı halinde ve fakat anılan sözleşme hükümleri ile pozitif hukuk düzenlemelerinin çatışması halinde sözleşme serbestisi ilkesi mucibince hangi düzenlemenin taraflar arasında tatbik olunacağı hususu değerlendirilecektir. Malum olduğu üzere sözleşme serbestisini düzenleyen TBK'nın 27. Maddesi uyarınca taraflar kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilecektir. Kanun koyucu madde gerekçesinde de anlaşılacağı üzere sözleşme hukuku bağlamında önceliği taraf iradesine bırakmış ancak bu iradeyi yasal ve meşru zeminde kısıtlamıştır. Burada kısıtlama ölçütü olarak yalnızca; kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olmamak şartı getirilmiş bunun dışındaki düzenlemelere ilişkin olarak ise taraf iradesi sözleşme hukukuna egemen kılınmıştır. Bu bilgiler ve genel değerlendirmeler ışığında somut uyuşmazlıkta; 6098 sayılı TBK'nın "süre verilmesini gerektirmeyen durumlar" başlıklı124. Maddesi hükmünün tamamlayıcı hüküm niteliğinde olduğu, başka bir deyişle ancak taraflarca tanzim edilen sözleşmede bu hususa ilişkin hüküm bulunmuyor yahut bulunan hüküm uygulanabilir yahut anlaşılabilir değil ise tatbik olunabileceği, ancak her halde mezkur maddi hükmün emredici hüküm vasfını haiz olmadığı, taraflar arasında imzalanan “....” sözleşmesinde ise feshin ne şekilde, hangi hallerde, hangi sürelere tabi olunarak yapılacağı ve fesih ile taraflara tanınan hak ve borçların neler olduğu hususlarının gayet açık bir şekilde düzenlendiği, bu bağlamda sözleşmesel bir hukuki boşluk bulunmadığından tamamlayıcı hüküm mahiyetinde olan TBK'nın 124. Maddesinin somut olayda uygulanma kabiliyeti bulunmadığı değerlendirilmiştir.“ ... ” sözleşmesi hükümleri doğrultusunda davalı tarafça gerçekleştirilen tek taraflı fesih yönünden ise; ... 37.Noterliği ... yevmiye numaralı ...tarihli ihtarname ile davalı; davacı ile akdetmiş olduğu sözleşmeleri, sözleşmede tayin edilen görevlerini tam ve zamanında yerine getirmedikleri, alt taşeron, tedarikçi, personel ile SGK ve Vergi Dairesi gibi kurumlara ödemelerini tam ve zamanında yapmadıkları, ayrıca haklarında yüksek meblağlı icra takiplerinin yapıldığı ve buna ait haciz ihbarnamelerinin geldiğinin tespit edildiği, dolayısıyla sözleşmelere konu işlerin tamamlanamayacağının anlaşıldığı, sözleşmelerin 23.2.2. fesih nedenleri maddesinin a, b, c, d, e, f, g, i, j bentleri ile birlikte feshe ilişkin ilgili diğer hükümler gereğince sözleşmelerin davalı şirket tarafından tek yanlı feshedildiğini bildirdiği görülmüştür.Taraflar arasında mevut “...” sözleşmesinin 23.2.2. maddesi incelendiğinde ise; tahdidi olmamak kaydıyla fesih sebeplerinin örneklem yöntemiyle sayıldığı, davalı tarafça da anılan maddede sayılan sebeplere dayanılarak sözleşmenin feshedildiği ancak sözleşmenin ihlali halinde sözleşmeyi feshetmeden önce dava konusu sözleşmenin 23.2.2 maddesi (keza sözleşmenin 22.2. Maddesi gereği de) uyarınca davalı tarafın "bir kereye mahsus bir ihtarname tanzim edilmek suretiyle sorumluluğunu yerine getirmesi için kendisinin uygun göreceği bir süre verme" yükümlüğü bulunmasına rağmen davalı firmanın herhangi bir süre vermeden sözleşmeyi derhal feshettiği, bu yönüyle feshin sözleşmeye ve bunun tabi sonucu olarak ahde vefa ilkesi gereğince hukuka aykırı olduğu, bu kapsamda da sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği kanaatine varılmıştır.Taraflara arasında akdedilen █████/2015-█████/2015 tarihli eser sözleşmelerin yukarıda etraflıca izah olunduğu üzere haksız ve hukuka aykırı şekilde feshedildiği tespitinden hareketle davacı tarafın maddi tazminat talepleri bakımından yapılan incelemede; davacı ve davalı firmaların sözleşme ilişkisi çerçevesinde tanzim olunan ilk sekiz hakkedişte mutabık oldukları, anılan hakkedişlerin tamamında tarafların karşılıklı imza ve onaylarının bulunduğu, ilk sekiz hakkediş yönünden çekişmeli bir vakıa bulunmadığından anılan hakkedişlerin uyuşmazlık konusu da olmadığı ancak sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı feshi ile sözleşme ilişkisinin sona ermesi akabinde tarafların birbirinden farklı iki ayrı hakkediş düzenledikleri tespit edilmekle, bu noktada taraflarca düzenlenen hakkedişlerin hangisinin ölçüt alınarak sonuç tazminat miktarının tespitine gidilmesi gerektiğine ilişkin olarak; sözleşmenin feshi sonrasında davacı tarafça tamamlanamayan sözleşmeye konu işlemlerin dava dışı üçüncü firmalara yaptırıldığı ve üçüncü firmalara yaptırılan işlemlere dair dosya arasına alınan hakkedişler incelendiğinde davalı tarafça düzenlenen dokuzuncu hakkedişte yer alan bedellere çok yakın olduğu, davalı tarafça düzenlenen 9. hakkedişin metraj ve maliyet hesaplama ölçütlerine göre tamamlanamayan iş yüzdesi bağlamında da daha isabetli tespitlere yer verdiği değerlendirilerek davalı tarafça düzenlenen 9. hakkedişin sonuç maddi tazminatın ve tamamlanamayan işlerin bedel tespiti açısından baz alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.Gerekçeli, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olması hasebiyle mahkememizce hükme esas alınan █████/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da belirtildiği üzere; davalı tarafça düzenlenen 9. hakkedişte yer alan ve davacı tarafça haksız fesih sebebiyle hak kazanılan bedellerden davalı tarafça üçüncü kişilere yapılmak zorunda kalınan bedeller ile davalı tarafın sözleşmenin feshinden kaynaklı 3. kişiye yaptırılan işler nedeniyle uğranılan zarar bedeli düşülerek yapılan hesaplama sonucunda alacağı temlik eden davacı tarafın toplamda 683.145,11 TL alacağı bulunduğu ancak davacı taraflarca toplamda 290.000,00 TL alacak isteminde bulunulduğu ve talep artırım dilekçesi sunulmadığı anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi gereğince davacılar tarafından toplam talep edilebilecek bedelin 290.000,00 TL olduğu değerlendirilmiştir.Tespit edilen toplam alacağın, alacağı temlik alan davacılar tarafından ne şekilde paylaştırılacağı yönünden ise; taleple bağlılık ilkesi uyarınca, alacağın temlikine dair sözleşmelerden; █████/2018 tarihli sözleşme uyarınca temlik alan davacı (eski unvan ...) ....Ltd. Şti'nin alacağın %35'lik kısmına(290.000,00 TL'nin 101.500,00 TL'sine) hak kazandığı, █████/2018 tarihli sözleşme uyarınca temlik alan davacı ...Şti'nin alacağın %15'lik kısmına(290.000,00 TL'nin 43.500,00 TL'sine) hak kazandığı, █████/2020 tarihli sözleşme uyarınca temlik alan davacı ...'in ise temlik sözleşmesinde oran belirtilmeden asıl alacağın 850.000,00 TL'sini temlik aldığı belirtildiğinden oransal olarak tespitin dışında kalan 145.000,00 TL'ye hak kazandığı kanaatine varılmıştır.Manevi tazminat talepleri bakımından ise; somut olayda maddi kayıplar dışında tüzel kişi tacir olan firmanın ticari itibarına halel getirecek manevi bir kaybının bulunmadığı bu bağlamda manevi tazminatın yasal koşullarının somut olayda sübut bulmadığı kanaatiyle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ve tüm bu gerekçelerle aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.H Ü K Ü M/Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan alacak istemli davanın kısmen kabulü ile bilirkişi raporu ile ;683.145,11 TL olarak hesaplanan alacağın taleple bağlı kalınarak 290.000,00 TL'nin 43.500,00 TL sinin Temlik alan alacaklı ...Ltd Şti ,101.500,00 TL nin temlik alan davacı (eski unvan ...) ... Şti'ye ve bakiyesi olan 145.000,00 TL sinin temlik alan davacı ... yararına olmak üzere toplam 290.000,00 TL alacağın dava tarihi olan 24.07.2017 tarihinden itibaren işleyen reoskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile ayrı ayrı temlik alan davacılara verilmesine,2-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat istemli davanın reddine3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 19.809,90-TL nispi karar ve ilam harcından 5.208,64-TL peşin alınan harcın mahsubuna, bakiye 14.601,26-TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 31,40-TL başvuru harcı,5.208,64-TL peşin/nisbi herç olmak üzere toplam 5.312,04-TL harcın davalıdan alınarak temlik alan davacılara verilmesine,5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 46.400,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak temlik alan davacılara (Temlik alan ...Şti yönünden 6.960,00-TL, temlik alan davacı (eski unvan ...) ... Ltd. Şti yönünden 16.240,00-TL , temlik alan davacı ... yönünden 23.200,00-TL olmak üzere) verilmesine,6-Reddedilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 15.000,00-TL nispi vekalet ücretinin temlik alan davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,7-Davacı tarafça yapılan; 10.125,00-TL Bilirkişi ücreti,1.058,30-TL posta masrafı olmak üzere toplam 11.183,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak temlik alan davacılara(Temlik alan ...Tic. Ltd Şti yönünden 1.677,50-TL, temlik alan davacı (eski unvan ...) ...Şti yönünden 3.914,15-TL , temlik alan davacı ... yönünden 5.591,65-TL olmak üzere) verilmesine,8-Davalı tarafça yapılan; 38.875,00-TL Bilirkişi ücreti,650,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 36.525,00-TL yargılama giderinin temlik alan davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,9-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,10-Davalı tarafça yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025Başkan Üye Üye Katip¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır