Anahtar kelimeler: Çukurova Vade Kapı Senet Yazim Adana Katip Menfi Hakim Özetle

T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.ADANA3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AG E R E K Ç E L İ K A R A RESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████HAKİM
: ... ...KATİP
: ... ...DAVACI
: ... - ...VEKİLİ
: ...DAVALI
: ... - ... 81174 Sk. No:2-1 İç Kapı No:18 Çukurova/ ADANAVEKİLİ
: ...DAVA
: Menfi TespitDAVA TARİHİ
: █████/2022KARAR TARİHİ
: █████/2023KARARIN YAZIM TARİHİ
: ...Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... aleyhine, davalı ... tarafından Adana Genel İcra Dairesi 2022/ ... E. sayılı dosya ile █████/2019 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2018 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2019 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2018 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2019 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2018 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2018 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2019 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2018 vade tarihli senet. 1.000,00 TL █████/2018 vade tarihli senet. 1.000,00 TL bedelli senetler ile genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, ayrıca müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, söz konusu senetlerin vade tarihleri ve alacak miktarları göründüğünü, söz konusu kalemlerin tamamı zamanaşımına uğradığı eksik borç niteliğinde olduğunu, zira söz konusu bonolar için icra yoluyla takip yapılması 27.04.2022 tarihi olması ve bonoların vadeden itibaren 3 yıl içerisinde zamanaşıma uğradığını iddia etmekle, davanın kabulüne karar verilmesini borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; davacı vekilinin ödeme emrine itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleştiğini, süresinde itiraz edilmeyerek kesinleşen takip sonrasında ayrı bir dava açmak suretiyle zamanaşımı itirazının ileri sürülemeyeceğini, bu itirazın takip dosyasına yapılması gerektiğini, bu kabul edilse bile 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde dava açıldığını, imzası inkar edilmemiş belgenin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, haklılıklarını tanıkla ve diğer delillerle ispat edebileceklerini, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İÇTİHATLAR
:"Davacı vekili, davalı şirketin, müvekkiline verilmiş olan 20.000,00 TL bedelli çek borcunu ödemediği için davalı hakkında Şarkışla İcra Müdürlüğü'nün 2010/... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili, borcu kabul etmediklerini, çekin keşide tarihinin █████/2008 olduğunu, çekte tahrifat yapılarak 2009 yılı yapıldığını, sebepsiz zenginleşme davalarının zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, çekin keşide tarihi 2008 yılı olduğu için bir yıllık sürenin geçtiğini, dava açma hakkının zamanaşımına uğramış olduğunu bildirerek, davanın reddi ile davacı aleyhine % 40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, davacının ciro yoluyla hamil, davalının ise takip konusu çekin keşidecisi olduğu, takibe konu çekin tanzim tarihinin █████/2008 olduğu, TTK'nun 644. maddesi uyarınca hamilin keşideciye karşı sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak çekin zamanaşımı süresi dolduktan sonra bir yıl içerisinde talep ve dava hakkının bulunduğu, davanın çekin zamanaşımına uğradığı tarihten sonra bir yıl içerisinde açılmadığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, üzerinde tahrifat yapılmış çek ile takip yapan davacının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle ise %40 oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, mahkeme kararı davacı asil tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.Takip ve dava konusu çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı, keşide tarihinin tahrifattan önce █████/2008 tarihi olduğu bilirkişi incelemesi sonucu saptanmıştır. Davacı alacaklı, çeke dayanarak █████/2010 tarihinde ilamsız icra takibine geçmiş, davalı borçlu süresinde borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurmuştur. Açılan itirazın iptali davasında davalı, cevap süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunmamıştır.Davalı borçlu, icra takibinde zamanaşımı itirazında bulunmamış olsa bile, itirazın iptali davasında önceki itiraz sebepleri ile bağlı olmadan zamanaşımı itirazında bulunabilir. Ancak, davalı borçlu, davaya cevap süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunmamıştır. Dilekçeler aşamasında, süresinde zamanaşımı defiini ileri sürmeyen davalı, ön inceleme aşamasında diğer tarafın duruşmaya gelmemesi veya duruşmaya gelip de açık muvafakatinin bulunması halinde zamanaşımı defiini ileri sürebilir (HMK. m. 141).Mahkemece, █████/2012 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında, davalı vekili, zamanaşımı defiinde bulunmuş ise de, aynı duruşmada davacı asil hazır bulunduğundan ve zamanaşımı defiine açık bir şekilde muvafakat etmediğinden zamanaşımı defii dinlenmez. Mahkemece, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 19.HD, 14.01.2013 T, ██████████ E, ████████ K)"(...)Somut olaya dönüldüğünde davacı yanca davalı aleyhine Antalya 5. İcra Dairesinin 2012/... sayılı takip dosyası üzerinden 02.08.2012 günü girişilen (örnek 7) genel haciz yolu ile icra takibinde alacağın kaynağı olarak “10.08.2007 tarihli 30.000,00 TL’lik alacak” gösterilmiş ve takip talepnamesi ekine keşidecisinin davalı ..., lehtarının davacı ... olduğu, 10.07.2007 günü Döşemealtı ilçesinde düzenlenmiş, 10.08.2007 vadeli ve bedel hanesi boş 30.000,TL’lik bono eklenmiştir.Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlu vekili tarafından icra dosyasına sunulan dilekçe ile özetle müvekkilinin borcu olmadığı, alacaklının müvekkiline 84 ton arpa satmayı teklif ettiği ve bu vaad üzerine kendisine takip talepnamesi ekindeki bononun verildiği, ancak alacaklının teslimatı gerçekleştirmediği ve bu nedenle de bonoda yazılı borcun doğmadığı ileri sürülerek borca itiraz edilmiştir.Takibe yönelik bu itiraz üzerine açılan eldeki davada davacı vekili müvekkilinin davalıya arpa sattığını ve karşılığında takip konusu bonoyu aldığını, davalının oyalaması nedeniyle zamanaşımı süresinin geçtiğini ve giriştikleri takipte gönderilen ödeme emrine ticari ilişki de kabul edilmek suretiyle itiraz edildiğini, zamanaşımına uğramış bononun alt ilişki bakımından yazılı delil başlangıcı sayılacağını ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili cevabında itiraz dilekçesine paralel olarak, davacının arpayı teslim etmeyi vaad etmesi üzerine bononun kendisine verildiğini ancak arpayı teslim etmediğini ve bonoyu da kaybettiği bahanesiyle iadeden kaçındığını, satım sözleşmesi gereği edimini ifa etmediğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.Takip talepnamesinde gösterilen borç kaynağına, iddia ve savunma içerikleri ile özellikle bononun zamanaşımına uğradığının sabit olmasına ve tarafların benimsemesine göre takip konusu alacağın bonoya dayanmayıp, satım sözleşmesine dayandığı tartışmasızdır.Zamanaşımına uğramış bononun medeni usul hukuku anlamında yazılı delil başlangıcı olduğunda tartışma bulunmamaktadır.Dosya kapsamına göre davacı bonoya bir kambiyo senedi olarak değil bir ispat vasıtası olarak dayanmakta, davalı da bu çerçevede malın teslim edilmediği savunmasında bulunmaktadır. Bu durumda Özel Daire belirlemesinin aksine somut olay bakımından zamanaşımına uğramış bono ile ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmemektedir. Kaldı ki dava, Türk Ticaret Kanununun 778 inci maddesi atfıyla bonolar için de uygulanan ve poliçelerde sebepsiz zenginleşmeyi düzenleyen 732 nci maddesine dayalı bir istemi de içermemektedir.Bu haliyle somut uyuşmazlık satım sözleşmesinde karşılıklı edimlerin ifa edilip edilmemesi noktasında toplandığından, uyuşmazlığın çözümünde hakim kambiyo senetlerine ilişkin kuralları tartışmayacak, zamanaşımına uğradığı için bono vasfını kaybetmiş belgeyi taraflar arasındaki satım sözleşmesinin delili olarak değerlendirerek bir sonuca varacaktır.Bu belirlemeye göre uyuşmazlığın münhasıran bonoya dayanmadığı ve davanın da mutlak ticari dava sayılamayacağı sonucuna varılmaktadır.Davalının tacir olduğu sabit ise de dosyaya yansıyan bilgiler ve özellikle tarafların açık-lamaları kapsamında davacının çiftçi olduğu ve Türk Ticaret Kanununun 12 nci maddesinde ifadesini bulan tanıma göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işletmediği anlaşıldığından, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, bu haliyle davanın nispi ticari dava olarak da kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.Varılan sonuçlar bir arada değerlendirildiğinde işin ticari nitelikte olmadığı, davanın da mutlak ya da nispi ticari dava sayılamayacağı anlaşıldığından davanın asliye ticaret mahkemesinde değil asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir." (YHGK, 09.11.2016 T, ███████-1241 E, █████████ K)DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:Taraflar arasındaki ihtilafın; Adana Genel İcra Dairesi 2022/ ... E. Sayılı dosyasında █████/2019 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2018 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2019 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2018 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2019 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2018 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2018 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2019 vade tarihli senet. 1.000,00 TL, █████/2018 vade tarihli senet. 1.000,00 TL █████/2018 vade tarihli senet. 1.000,00 TL bedelli senetler nedeni ile borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası olduğu anlaşıldı.Taraflar arasında, takibe konu bonoların zamanlaşımına uğradığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı itirazın takip dosyasına yapılmaması nedeniyle davada ileri sürülemeyeceğini savunmaktadır. Az yukarıda zikredilen içtihatlardan da anlaşılacağı üzere, zamanlaşımı itirazının süresinde olmak kaydıyla icra takibinde veya davada ileri sürülmesinde bir engel bulunmamaktadır.Dosya kapsamına göre davalı, genel haciz yoluyla yapılan icra takibine konu bonoya bir kambiyo senedi olarak değil bir ispat vasıtası olarak dayanmakta olup, tarafların tacir olduğuna yönelik bir iddia da bulunmamaktadır. Taraflar aralarındaki ilişkiye ilişkin hiçbir açıklama yapmamışlardır. Bu itibarla tarafların Türk Ticaret Kanununun 12 nci maddesinde ifadesini bulan tanıma göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işletmediği anlaşıldığından, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, bu haliyle davanın nispi ticari dava olarak da kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, mahkememizin görevli olmadığı, HMK'nin 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın görev yönünden usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.KARAR
:1-Dava dilekçesinin görev yönünden reddine, Adana Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna, karar kesinleştikten sonra İKİ HAFTA içerisinde taraflarca talep edilir ise, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,2- Dosyanın süresi içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesi istenmez ise, alınması gereken harç konusunda, HMK 20/1-son cümle gereğince; açılmamış sayılması kararı ile birlikte karar verilmesine, yargılama giderleri konusunda ise HMK 331/2 maddesi gereğince talep halinde dosya üzerinden karar alınmasına,3-Dosyanın süresi içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesi istenir ise, HMK 331/2 maddesi gereğince, harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemede karar verilmesine,Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile Adana Bölge Adliye Mahkemesinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2023Katip ...Hakim ...