Anahtar kelimeler: Aşdeki Abisi Unu Devretmeyi Muris İsparta Hisselerini Murisin Ret Antalya
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ███████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, █████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin, muris ...'nin mirasçıları olduklarını, muris ile davalının aralarında düzenlemiş oldukları protokole göre, murisin ... A.Ş.'deki hisselerini, abisi olan davalıya devretmeyi, davalının ise, bunun karşılığında protokolde belirtilen taşınmazların satış bedellerinin %29'unu murise ödemeyi kabul ettiğini, müvekkillerinin, davalıya noter aracılığı ile göndermiş oldukları ihtarname ile bahse konu bu protokole ilişkin hususların yerine getirilip getirilmediğini, getirilmiş ise buna ilişkin belgelerin kendilerine verilmesini ve yerine getirilmemiş ise, protokolden doğan hakların kendilerine ödenmesini talep ettiklerini, buna karşılık davalının ise, cevabi ihtarname ile, tüm alacakların murise ödendiğini belirttiğini, ancak buna ilişkin belge sunmadığını, protokolde de belirtildiği üzere, murisin davalıdan alacaklı olduğunu, sağlığında murise bir ödeme yapılmadığı gibi müvekkillerine de bir ödeme yapılmadığını, bu alacak için arabulucuya başvurulmuş olsa da bir sonuç alınamadığını, alacak ilişkisinin davalının vermiş olduğu cevabi ihtarname ile de sabit olduğunu, taleplerinin, hisse devrinden kaynaklı değil, protokolde belirtilen taşınmazların, makine parkının ve 37 ton ipliğin satış bedelinin %29'una tekabül eden miktardan, yine protokolde ödendiği belirtilen 260.000,00 TL'nin mahsubundan sonra kalan miktara ilişkin olduğunu, dava 10 yıllık zamanaşımına tabi olup, zamanaşımının protokolde belirtilen taşınır ve taşınmaz malların satış tarihinden başlayacağını, uyuşmazlığın adi alacaktan kaynaklı olup, davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, davalı tarafça dosyaya sunulan tutanakta belirtilen 260.000,00 TL ödemenin makine parkı satışından mahsup edilmek üzere yapıldığının zaten tutanakta belirtildiğini ve ayrıca bu ibarenin, bu alacak kaleminin daha fazla olduğunu ve tutanağın genel bir ibraname olmadığını gösterdiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bahse konu protokol gereğince, müvekkillerinin 1.500.000,00 TL alacaklı olduğunun tespitine, bu alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı müteveffa ... vekili cevap dilekçesinde; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, iddia edilen alacağın, ticari ortaklıktan kaynaklı olup, davaya bakmakla ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, dayanak yapılan protokolden talep edilen alacak 5 yıllık zamanaşımına tabi olup, zamanaşımına uğradığını, davacıların talebi üzerine, kendilerine cevabi ihtarname ile her türlü bilginin verildiğini, davacıların murisinin şahsi borçlarının ve ortaklıktan kaynaklanan alacaklarının sağlığında kendisine ödendiğini ve hatta müvekkili ...'nin alacaklı olduğunu, bunun yargılama sırasında toplanan deliller ile anlaşılacağını, murisin, sağlığında iken taraflar arasında düzenlenen tutanak ile murisin bir alacağı kalmadığını beyan ettiğini, fakat protokolün yanlış yorumlanarak halen alacak talep edildiğini, murisin müvekkilini ibra ettiğini, bu ibranın, davanın dayanağı olan protokoldeki bütün alacakları kapsadığını, açılan davanın dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, dava konusu edilen borçların müvekkili tarafından ödendiğini, borç ödendiği için zaten murisin de sağlığında böyle bir talebinin olmadığını, 260.000,00 TL'lik ödemeye ilişkin arsa satışının murisin sağlığında gerçekleştiğini ve bedelin de kendisine ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... yargılama sırasında vefat ettiğinden mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan yargılama ve toplanıp birbirini tamamlayan delillerden, tarafların murisleri olan ... ile ...'nin kardeş olup, ... Tekstil A.Ş.'de hissedar oldukları, aralarında yapmış oldukları 2009 yılına ait sözleşme ile davacıların murisi ...'nin, bu şirketteki hisselerini davalıların murisi ...'ye devrettiği, yapılan devirden kaynaklı alacağın bir kısmının davacıların murisine ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafın, süresi içinde dosyaya sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile davacıların talebinin zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunduğu, davacı tarafın dayanmış olduğu ve tarafların murislerinin imzasının bulunduğu sözleşmenin ilk cümlesinde, "...hisselerinin devri ile ilgili olarak aşağıdaki hususlarda anlaşmaya varmışlardır" şeklinde düzenleme yaparak, sözleşmenin amacı ve konusunun belirtildiği, her ne kadar, protokolün içeriğinde, davacı tarafın davasına dayanak yaptığı ibare olarak, "...devir bedeli nominal olarak hesaplanacak olmakla beraber, aşağıdaki hususlar bu devir bedeline dahil değildir" şeklinde cümle geçmiş ise de, "aşağıdaki hususlar devir bedeline dahil değildir" cümlesinin, protokolde, aşağıda olarak gösterilen ve alacağın sebebi olduğu iddia edilen hususların, protokolün ana konusu olan şirket devrinden ayrı olduğu anlamına gelmeyeceği, şirketteki hisselerin bir nominal değeri olmakla birlikte, hissenin devri esnasında, şirketin tüm mal varlığının dikkate alınacağı ve devredilen hissenin gerçek bedelinin nominal bedele eklenerek tespit edileceği, bu nedenle, konusu şirket hissesinin devri olan protokoldeki, şirkete ait mal varlığı değerinin ayrıca tespit edilecek ve bedelin de bu tespite göre ve satış tarihindeki değere göre ödenecek olmasının, bu alacağın, şirket hissesinin devrinden ayrı bir adi alacak olduğu sonucunu doğurmayacağı, nitekim protokolün 2. maddesinde, "yukarıdaki maddede ... şıklarında yer alan aktif kıymetlerin satış bedellerinin %29'u, satışların gerçekleştiği tarihlerde hisse devir bedeli olarak ...'ye ödenecektir" şeklindeki cümlenin de, bu şıklarda belirtilen mal varlığı bedelinin, davacıların murisine ödenmesi gerekçesinin "şirket hisse devri" olduğunu açıkça gösterdiği, şirket hisse devrinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) düzenlenmiş olması, aynı Kanun'un 4. maddesi düzenlemesi karşısında, davaya Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla bakılmasına karar verildiği, iddia, savunma ve toplanan delillere göre davacıların talebinin, "şirket hisselerinin devrinden" kaynaklandığı, bu taleplere ilişkin zamanaşımı süresinin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 147. maddesinde 5 yıl olarak düzenlendiği, davalı tarafça zamanaşımı itirazının süresinde yapıldığı, davanın açıldığı tarih itibariyle talebe ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, dava dışı anonim şirket hisselerinin devrinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin on dördüncü fıkrası uyarınca anlaşmaya varılamaması hâlinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan meblağın haksız çıkan taraftan tahsiline karar verilmesi gerekirken bu hususta bir hüküm kurulmamış olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, (2) numaralı bent uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının üçüncü bendinde yer alan "Yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına" ibaresinden sonra gelmek üzere “6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin on dördüncü fıkrası uyarınca suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek Hazineye gelir kaydına” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, dava dışı anonim şirkette davacıların murisine ait payın davalı ...'ye devri nedeniyle ödenmeyen devir bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlıkta 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 147. maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Taraflar arasındaki 06.07.2009 sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 126/4 maddesinde "Ticari olsun olmasın bir şirket akdine dayanan ve ortaklar arasında veya şirketle ortaklar arasında açılmış bulunan bütün davalar ile şirketin müdürleri, temsilcileri, murakıplariyle şirket veya ortaklar arasındaki davalar, vekâlet akdinden, komüsyon akdinden, acentalık mukavelesinden, ticari tellakllık ücreti davası hariç, tellallık akdinden doğan bütün davalar, mütaahhidin kasıt veya ağır kusuru ile akdi hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş ve bilhassa ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı bir iş meydana getirmiş olması sebebiyle açılacak davalar hariç olmak üzere istisna akdinden doğan bütün davalar"ın 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu düzenlenmiştir.
Bu hükmün uyuşmazlıkta uygulanabilmesi için öncelikle taraflar arasında bir ortaklık sözleşmesinin bulunması, uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden kaynaklanması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmadığı ahvalde hükmün uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda zamanaşımı süresinin taraflar arasındaki hukuksal ilişkiye göre tayini gerekecektir. (Ahmet M. Kılıçoğlu-Borçlar Hukuku-Genel Hükümler Sh. 1094 )
Taraflar, dava dışı anonim şirkette paydaş olmakla birlikte, ortaklar arasında davacıların murisine ait payın 06.07.2009 tarihinde hisse devir sözleşmesi düzenlendiği, pay devrinin esas sözleşmede düzenlenip düzenlenmediği dosya içeriğinde anlaşılmamaktadır.
Ortaklar arasındaki pay devrinin esas sözleşmede düzenlenmiş olması durumunda TBK'nun 147/4 üncü maddesindeki şartlar gerçekleşmediğinden uyuşmazlıkta 5 yıllık zamanaşımının uygulanması mümkün olmayıp, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği itibari ile dava TBK'nun 146. (818 sayılı BK'nun 125.) maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. (Yargıtay 11. H.D. █████████ E. █████████ K. sayı 15.04.2008 tarihli karar ile yine ██████████ E. █████████ K. sayı ve 15.02.2010 tarihli karar)
Bu halde, dava dışı şirket esas sözleşmesinin incelenerek sözleşmede ortaklar arasında pay devrine ilişkin bir hüküm bulunup bulunmadığının tespiti, bu şekilde bir hükmün sözleşmede varlığı halinde davanın TBK'nun 147/4 maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresinin uygulanacağı, aksi halde uyuşmazlığın TBK'nun 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunun kabulü gerekmektedir.
İlk Derece Mahkemesince şirket ana sözleşmesinin bu yönde incelenmeksizin uyuşmazlıkta TBK'nun 147/4 maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresinin uygulanarak davanın reddine karar verilmesi, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf kanun yolu başvurusunun da esastan reddedilmesi doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kararın düzeltilerek onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!