Anahtar kelimeler: Ataları Kasabasında Eklemeli Anneleri Zilyet Yıldır Babası Oysa Kesinlik Şartı
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar ... ve müşterekleri vekili dava dilekçesinde özetle; ............... kasabasında bulunan dava konusu 6717, 7709, 8232, 10545, 10563, 10781, 108 30... parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sonucunda hatalı şekilde davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, oysa taşınmazların müvekkillerinin ataları ve müvekkilleri tarafından eklemeli şekilde 40-50 yıldır zilyet edildiğini, müvekkillerinin babası ...'ün 10.08.1992 tarihinde, anneleri ..............ün 28.12.2000 tarihinde öldüğünü kullanımın nizasız fasılasız devam ettiğini ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların Hazine adına tapulu olup zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, Mahkemece taşınmazların tespitine esas tapu kayıtlarının dosya arasına alınmasını, toprak tevzii belirtmelik tutanaklarıyla dayanağı belgelerin ve krokisinin de celbi ile mahalline uygulanmasını, yapılacak araştırma ve inceleme sonunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.10.2015 tarihli, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; yargılama sırasında 15.09.2011 tarihli celsede dava konusu 6717, 7709, 82 32... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davanın eldeki davadan tefrikine karar verildiği ve yargılamaya 10545, 10563, 107 81... parsel sayılı taşınmazlar yönüyle devam olunduğu, mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişilerce taşınmazların davacıların murisleri tarafından 1952 yılından itibaren kullanıldığının beyan edildiği, o halde taşınmazların tespitine esas 1963 tarihli tapu kayıtlarının oluşumuna kadar 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davacılar vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Kararın, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.12.2019 tarih ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla onanması üzerine, davacılar vekili tarafından bu defa karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.10.2020 tarih ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; Mahkemece, dava dilekçesinde davacıların, 40-50 "yıldır murisleri tarafından kullanıldığını beyan etmeleri karşısında, davanın açıldığı 2005 yılından geriye doğru 50 yılın düşülmesi halinde zilyetliğin başlangıcının en iyi ihtimalle 1955 yılı olacağı, bu durumda Hazine tapusunun oluştuğu 1963 yılı itibariyle 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli olmadığı gibi, mevcut dosya kapsamına göre bu sonuca ulaşılmasının da mümkün görünmediği, dava konusu taşınmazların toprak tevzii sonucu Hazine adına oluşan tapu kayıtları kapsamında kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği, yapılan keşif sonucunda fen bilirkişi tarafından toprak tevzii paftası ile kadastro paftasının çakıştırılması suretiyle düzenlenen raporlara göre de taşınmazların Hazine adına olan tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, çözümlenmesi gereken hususun, Hazine tapularının oluştuğu 1963 tarihine kadar davacılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 46/1. maddesinde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı, davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde müvekkillerinin taşınmazlarda 40-50 yıldır zilyetliklerinin bulunduğu belirtilmekte ise de bu tarihlerin genel beyan niteliğinde olduğu ve davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1. maddesine dayalı olarak açıldığı anlaşılmakta olup keşifte dinlenen 1930 doğumlu yerel bilirkişi ..............., aklının yettiğinden beri taşınmaza davacıların mirasbırakanı ... ve onun da ölümü ile davacıların zilyet ve tasarruf ettiklerini bildirdiği, 19 37... doğumlu tanıkların da benzer beyanlarda bulundukları, dosyada bulunan belirtmelik tutanağına göre davacıların mirasbırakana ait 13 36... tahrir nolu vergi kaydının miktarı kadarının ... nolu komisyon parseli olarak davacıların mirasbırakanı adına, vergi kaydı miktar fazlasının ... nolu komisyon parseli olarak Hazine adına belirtmesinin yapıldığı, ... nolu komisyon parselinin de kadastro tespiti sırasında dava konusu 105 45... parseller olarak tutanağının düzenlendiği anlaşıldığı halde Mahkemece, toplanan bu delillerin tartışılmadığı, daha önce aynı köye ait başkaca taşınmazlarla ilgili temyiz incelemeleri sırasında bölgeye ait 1954 tarihli hava fotoğrafının da bulunduğu anlaşılmış olup Hazine adına tapu kaydının oluştuğu 1963 tarihinden önceki yıllara ait hava fotoğrafları incelenmeksizin karar verildiği, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, hal böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmaz bölümlerini içerir en eski tarihli hava fotoğraflarından başlayarak 1992 yılına kadar mevcut tüm stereoskopik hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirilerek dosya arasına konulması; dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, 1963 tarihinden 20 yıl öncesini bilebilecek kadar yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi kurulu ve ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılması, yapılacak bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan davaya konu taşınmazların geçmişte ne durumda bulundukları, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandıkları, kime ait oldukları, kimden nasıl intikal ettikleri hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması; bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmesi ve dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılması; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi heyetinden keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmaz bölümlerini komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor ile yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmaz bölümlerinin sınırlarını ve niteliklerini, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlemelerinin istenilmesi; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmazların toprak yapısını ve niteliklerini, zirai durumlarını, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz bölümlerinin üzerindeki bitki örtüsünü bildiren, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmaz bölümlerinin değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını içeren, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek çekişmeli taşınmazlar üzerinden Hazine tapusunun oluştuğu 1963 tarihinden geriye doğru davacılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 46/1. maddesinde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 20.04.2022 tarihli, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca araştırma ve inceleme yapıldığı, dava konusu 8332 parsel sayılı taşınmazın ilk defa 31.07.1963 tarihinde tapulanarak Hazine adına tescil edildiği, Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği düşünülebilecekse de Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bu yönde bir değerlendirme yapmamış olması sebebiyle bu hususta Mahkemece de değerlendirme yapılmadığı, tapulama tutanağına itirazlar olduğu ancak itirazların Toprak Komisyonunca reddedildiği, dava konusu taşınmazların 12.08.1992 tarihinde tekrar kadastro çalışmalarına tabi olduğu ve Hazine adına tescil edildiği, 10 yıl sonra açılan eldeki davada, davacıların dava dilekçesinde 40-50 yıldır taşınmazlarda zilyetliklerinin bulunduğunu iddia ettikleri, bu durumda davacıların zilyet olduğu tarihin 1962 yılına tekabül ettiği, kaldı ki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların yaşları itibariyle 1963 yılından geriye doğru 20 yıllık süreyi bilme ihtimallerinin bulunmadığı, bu nedenle beyanlarına itibar edilmediği, her ne kadar jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi tarafından incelenen 1954 tarihli hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazlarda ziraat yapıldığı belirlense de bu fotoğrafların 1963 yılından geriye doğru 20 yılı kapsamadığı gerekçesiyle zilyetlikle kazanma koşullarında davacılar lehine oluşmadığı, 10830 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise 1954 yılı itibariyle zilyetlğin zaten olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
C. Onama -Bozma Kararı
Dairenin 09.11.2023 tarih ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; Kadastro çalışmaları sonucunda .............. Mahallesi çalışma alanında bulunan dava konusu 10545 parsel sayılı 2.572,00 metrekare, 10563 parsel sayılı 11.614,00 metrekare, 10781 parsel sayılı 18.306,00 metrekare ve 10830 parsel sayılı 2.703,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazların, toprak tevzi çalışmaları sonucunda oluşturulan tapu kayıtları nedeniyle ayrı ayrı davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiği, dava konusu 10830 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin temyiz itirazının yerinde görülmediği, dava konusu 10545, 105 63... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece dava konusu taşınmazlarda davacılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14... . maddelerinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan değerlendirme ve varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı, hükmüne uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere, dava konusu taşınmazların toprak tevzii sonucu Hazine adına oluşan tapu kayıtları kapsamında kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği, mahallinde yapılan keşif sonrası fen bilirkişi tarafından toprak tevzii paftası ile kadastro paftasının çakıştırılması suretiyle düzenlenen raporlara göre de taşınmazların Hazine adına kayıtlı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığının anlaşıldığı, ihtilafın, Hazine tapularının oluştuğu 1963 tarihine kadar davacılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... /1. maddesinde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı, dosya arasında bulunan belirtmelik tutanaklarına göre, davacıların murisine ait 13 36... tahrir nolu vergi kaydının miktarı kadarı ... nolu komisyon parseli olarak davacıların murisi adına, vergi kaydı miktar fazlası ise ... nolu komisyon parseli olarak Hazine adına belirtildiği, ... nolu komisyon parselinin de kadastro tespiti sırasında 105 45... parsel numarasıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiği, davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde, müvekkillerinin taşınmazlarda 40-50 yıldır zilyetliklerinin bulunduğu belirtilmekte ise de bu tarihlerin genel beyan niteliğinde olduğu, 14.08.2014 tarihli keşifte dinlenen 1930 doğumlu yerel bilirkişi ..............., aklının yettiğinden beri taşınmazlara davacıların murisi ... ve onun da ölümü ile de davacıların zilyet ve tasarruf ettiğini bildirdiği, 19 37... doğumlu tanıkların da benzer beyanlarda bulunduğu, bozma sonrası harita mühendisi bilirkişi kurulundan aldırılan rapordan, bilirkişilerce incelenen 1954 yılına ait hava fotoğraflarına göre dava konusu taşınmazların tarımsal amaçlı olarak kullanıldığının bildirildiği, hal böyle olunca; dava konusu 10545, 105 63... parsel sayılı taşınmazlarda davacılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... /1. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu anlaşıldığına göre bu taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, öte yandan, bozma kararı öncesi dava konusu 6717, 7709, 82 32... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin dava eldeki davadan tefrik edildiği halde Mahkemece 8332 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak hükmün gerekçesinde değerlendirme yapılması ve dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin 03.05.1996 tarihinde kesinleştiği ve eldeki dava 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı halde Mahkemece taşınmazların tespitine esas tapu kayıtlarının oluşum tarihinin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra eldeki davanın açıldığına yönelik değerlendirmenin de isabetsiz olduğu gerekçeleriyle davacılar vekilinin dava konusu 10830 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına, davacılar vekilinin 10545, 105 63... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu 10545, 105 63... parsel sayılı taşınmazlarda davacılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... /1. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu kanaatine varılarak Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, .............. Mahallesi 10545, 105 63... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak açılan davanın kabulüne,................. Mahallesi 10830 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak ise yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin 10830 parsel sayılı taşınmaz yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına dair kararının bozularak davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bu parsel yönünden de diğer parseller gibi zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunu ileri sürerek anılan parsel yönünden hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin kabul kararının yerinde olmadığını, davacı taraf lehine taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tescil edildiğini, 1963 yılına kadar zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, bu hususun dinlenilen mahalli bilirkişiler ile tanık beyanları ve dosyada mevcut fen bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, en eski olarak 1954 tarihli hava fotoğrafının incelendiğini, bu tarihten 1963 tarihine kadar zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, ayrıca dava konusu 10830 parsel sayılı taşınmaz yönünden dava reddedilmiş olmakla lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de isabetsiz olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucunda; ................ Mahallesi çalışma alanında bulunan dava konusu 10545 parsel sayılı 2.572,00 metrekare, 10563 parsel sayılı 11.614,00 metrekare, 10781 parsel sayılı 18.306,00 metrekare ve 10830 parsel sayılı 2.703,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazların toprak tevzi çalışmaları sonucunda oluşturulan tapu kayıtları nedeniyle ayrı ayrı davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili ve Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usule, kanuna ve bozmaya uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz eden davacılardan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Kayseri 10. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
22.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!