Anahtar kelimeler: Gezerek Beğenmesi Kapora Mevki Birtakım Akabinde Euro Hisselerin Görüşmeler Tutarı

T.C.

İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
DAVA
: İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirket aracılığıyla da "... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevki 7293 parsel" de kayıtlı taşınmazın ve taşınmaz üzerinde bulunan işletme olan "... ŞTİ" ne ait işletmeyi gezerek beğenmesi akabinde taşınmaz ve taşınmaz üzerindeki işletmenin bulunduğu şirkete ait tüm hisselerin satın alınması hususunda davalı şirket ile birtakım görüşmeler gerçekleştirdiğini, davalı şirket ile; 23.11.2023 tarihli taşınmaz komisyon sözleşmesi imzalanarak 250.000,00-EURO bedelli kapora tutarı davalı şirkete ödendiğini, 23.11.2021 tarihli taşınmaz komisyon sözleşmesine konu taşınmazın satışı hususunda taşınmaz hissedarları ... ve ... ile davacı arasında 23.11.2023 tarihli Taşınmaz Satış Sözleşmesi imzalandığını, devir işlemlerinin davalı şirket aracılığıyla gerçekleştirilmesi gerekirken tüm süreçte davacının oyalatılmış, taşınmaz satışı ve şirket hisse devri işlemleri gerçekleştirilmediğini, davacı tarafça kaporanın geri iadesi talep edilmesine rağmen davalı tarafın masraf adı altında 32.000 Euroluk kısmını iade etmediğini belirtmiş ve davalı hakkında ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası icra takibi başlatıldığını ve davalının bu takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında █████/2021 tarihinde Taşınmaz Komisyon Sözleşmesi adı altında ''... Şirketi'nin tüm hisselerinin devredilmesi ilişkin hisse satış vaadi sözleşmesi imzalandığı, taşınmazın satışı ve şirket devri, emlak danışmanlığı komisyonu (toplam bedelin %2'si), tüm masraflar (tapu bedelinin % 4'ü), harçlar ve vergiler dahil olmak üzere toplamda 1.000.000,00- Euro'ya anlaşıldığı, bu bedelin 250.000-Euro'sunun kaparo olarak verildiği, geri kalan kısmın ise █████/2022 tarihinde hem taşınmazın devri hem de şirket hisselerinin devri ile birlikte ödeneceği şeklinde anlaşıldığı, ancak davacı tarafça bu bedelin sözleşmede belirtilen süre içinde ödenmemesi üzerine sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiği, bu aşamada davacı tarafın kapora bedelini talep etme hakkı dahi bulunmazken müvekkil şirket yetkililerinin bu aşamada iyi niyetli olarak para iadesi gerçekleştirmiş oldukları, █████/2023 tarihli ... adına düzenlenmiş ve vekaleten ...tarafından sözleşmeye mahsuben vekaleten alınmış 25.000,00 EURO para makbuzu, ... tarafından ... adına gönderilmiş olan 68.000,00 EURO'luk ...havelesi ile yine ... tarafından ... adına gönderilmiş olan 150.000,00 EURO'luk ...havalesini cevap dilekçesi ekinde sundukları, kalan 7.000,00 Euro'luk bedelin ise 1 haftalık 5 yıldızlı Otel kiralama masrafları, araç kiralama masrafı, özel şoför kiralanması, kapalı çarşı gezmesi, yeme içme masrafı, alışveriş masraflar ile davalı şirket tarafından karşılanmış olduğu, haksız ve hukuka aykırı başlatılan takibin ve işbu davanın reddi gerektiği belirtilmiştir.
Davacı vekili 22.12.2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; İşbu davada, ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali talep olunduğunu, ileri sürülen talep sonucunu değiştirerek itirazın iptali davasını alacak davası olarak ıslah ettiklerini, 6100 Sayılı HMK' nın 180. Maddesi gereğince tam ıslah dilekçesi ile ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyası ile tahsilde ve takipte tekerrür olmamak kaydıyla, 23.11.2021 tarihli taşınmaz komisyon sözleşmesi kapsamında verilen ancak davalı tarafça iade edilmeyen 32.000-EURO'nun fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının, 05.03.2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereği en yüksek Euro mevduat faiz oranında işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davacı taraf yargılama sırasında davasını ıslah ederek alacak davasına dönüştürmüş ve 32.000,00 Euronun davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davacı taraf davalıya vermiş olduğu kaporanın iade edilmeyen kısmını davalının haksız olarak elinde tuttuğunu ve 32.000 Euroluk uyuşmazlık konusu kapora bedelinin kendisine iadesi gerektiğini ispatlamak durumundadır.
Davacı ile dava dışı satıcılar ... ve ... arasında yapılan █████/2022 tarihli taşınmaz satış sözleşmesinin incelenmesinde "... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevki 7293 parsel" de kayıtlı taşınmazın KDV dahil 800.000,00 Euroya davacıya satımı konusunda anlaşıldığı ve taşınmazın satışının █████/2022 tarihine kadar yapılacağı ve sözleşme tarihinde davacı tarafından satıcılara 230.000,00 Euro ödeme yaptığının hüküm altına alındığı ancak sözleşmenin taraflarca imzalanmadığı görülmüştür.
Davacı ile dava dışı satıcılar ... ve ... arasında yapılan ve ilk sayfasında █████/2022 tarihi bulunan taşınmaz satış sözleşmesinin incelenmesinde "... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevki 7293 parsel" de kayıtlı taşınmazın KDV dahil 473.557,00 Euroya davacıya satımı konusunda anlaşıldığı ve taşınmazın satışının █████/2022 tarihine kadar yapılacağının hüküm altına alındığı ve sözleşmenin son sayfasında sözleşmenin █████/2021 tarihinde düzenlendiği görülmüştür.
Davacı ile davalı arasında █████/2021 tarihli taşınmaz komisyon sözleşmesinin incelenmesinde ".... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevki 7293 parsel" de kayıtlı taşınmazın satımı ve taşınmaz üzerinde bulunan işletme olan "...LTD. ŞTİ" ne ait işletmenin hisselerinin davacıya devri için davacı ve davalının 1.000.000,00 Euroya anlaştığı ve bu bedelin 250.000,00 Eurosunun davalıya kaparo olarak verildiğinin hüküm altına alındığı görülmüştür.
Davalı taraf taşınmazın satış bedelinin davacı tarafça ödenmemesi sebebiyle satım sözleşmesinin karşılıklı anlaşarak feshedildiğini, davacı ile yaptıkları sözleşmede alıcının sözleşmeden cayması ve dönmesi halinde kaparo olarak verilen tutarın alıcıya ödenmeyeceğine ilişkin hüküm bulunduğunu davacıya 68.000 Euro ve 150.000 Euroluk kaparo bedellerinin davacıya iade edildiğini, 25.000,00 Euronun sözleşmenin imzalanması anında davacı alıcı tarafından satıcılara kaparo verildiğini, 7.000,00 Euroluk kısmın ise davalı tarafından karşılanan otel kiralama, araç kiralama, şoför kiralanması, yeme içme masrafı olarak kullanıldığını belirterek davacıya bir borçlarının olmaması sebebiyle davanın reddini talep etmiştir.
Dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bilirkişiler dosyaya sunduğu █████/2024 tarihli raporda Dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasında imzalanan taşınmaz satış ve hisse devir vaadi sözleşmelerinin neticelendirilememesinde davacının kusuru bulunup bulunmadığı, kusuru yoksa dava konusu kaparo bedelinin iade alınıp alınamayacağı ve kaparo bedelinden eksik ödenen kısım varsa bunun davacıya iadesi için takibin iptali gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu,
Davacının verdiği 250.000-Euro'nun asıl alacaktan düşüleceği, kalan bakiyenin satış günü satış işlemiyle birlikte verileceği kararlaştırılmış olduğundan, bu paranın hukuki niteliği itibariyle bir bağlanma parası olduğu,
Raporun düzenlendiği bu tarih itibariyle dosya kapsamında, davalı şirket veya satıcılar tarafından alınmış bir tapu randevusu ve davacıya gönderilmiş bir davet veya bildirim bulunmadığı görüldüğünden, davacı yönünden sözleşmeye aykırılık halinin söz konusu olmadığı, davacı temerrüdünün oluşmadığı, satış günü almak üzere tapudan randevu almayarak davacıyı davet etmeyen davalı taraf ve satıcıların sözleşmeye uygun davranmadığı ve temerrüde düştüğünün tespit edildiği,
Davalı tarafça dosyaya sunulan ödeme makbuzlarından, 150.000 + 68.000 olmak üzere toplam 218.000-Euro kaparonun davacıya iade edildiği, davacıya ödenmeyen tutarın 32.000-Euro olduğu, bu tutarın satış işleminin gerçekleştirilmediği 05.03.2022 günü iade edilmesi gerekirken edilmediği dikkate alındığında; 32.000-Euro'nun temerrüt tarihi olan 05.03.2022'den itibaren işleyen 4/a faiziyle birlikte talep koşullarının doğduğu yönünde rapor ibraz etmiştir.
Bilirkişiler █████/2025 tarihli ek raporda ise simsarın ücrete hak kazanabilmesi için taahhüt ettiği hizmetin incelenmesi ve buna göre simsarlık türünün belirlenmesinin gerektiği, davalı şirketin danışmanlık faaliyetini üstlendiği, buradaki taşınmaz simsarlığı faaliyetinin yalnızca bir fırsat gösterme simsarlığı ile kalmadığı ve ayrıca davalının komisyon ücret alacağına hak kazanması için taşınmaz ve şirket hisse devrinin gerçekleşmesi gerektiğinin sözleşmeyle hüküm altına alınmış olması karşısında bunun tapu ve şirket hisse devrinin gerçekleştirilmesini içeren aracı simsarlık sözleşmesi mahiyeti taşıdığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, Taşınmaz satışı gerçekleşmediğinden, davalı simsarın hak kazandığı bir komisyon ücreti bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı tarafından ödenen kaparonun kendisine iadesi gerekir. Ayrıca Taşınmaz Satış Sözleşmesinin "III. SATIŞ ŞARTLARI" başlıklı maddesinin "2)" no.lu alt maddesinde de "Alıcı tarafından satıcıya bu protokolün imzalanması anında 25.000-Euro elden ve makbuz karşılığında kapora verilmiştir. Satıcının sözleşmeye konu satış işleminden vazgeçmesi halinde alıcı tarafından ödenen kapora 3 iş günü içinde alıcıya geri ödenecektir." yazılıdır.
TBK m. 521 son cümlesinde; "Simsarlık sözleşmesinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceği kararlaştırılmışsa, simsarın faaliyeti sözleşmenin kurulmasıyla sonuçlanmamış olsa bile giderleri ödenir." denilmektedir. Komisyon ve Satış sözleşmelerinde böyle bir hüküm bulunmamakla birlikte dava dilekçesi ekinde sunulan Taşınmaz Fesih Sözleşmesi başlıklı 14.03.2022 tarihli metinde, tüm sözleşmelerin alıcı ve satıcı tarafça karşılıklı olarak anlaşarak feshedildiği ve simsar davalının yaptığı masraflar için 7.000-Euro kesinti yapıldığı belirtilmiştir. Bu belgede tarafların imzası yer almamaktadır. Takdiri mahkemeye aittir. Ancak cevap dilekçesi ekinde sunulan sözleşme üzerine el yazısıyla satışın/sözleşmenin karşılıklı feshedildiği yazılıp taraflarca imzalandığı görülmüştür. Bu durumda tarafların ortak irade ile sözleşmeyi sona erdirdiği anlaşılmaktadır. Fesih Sözleşmesi başlıklı metindeki 7.000-Euro'nun davalı simsarın giderleri için davalıya bırakılması halinde, Kök Raporumuzda kaparo bedelinin eksik iade edilen 32.000-Euro tutarından 7.000-Euro tutar düşülerek kalan 25.000-Euro'nun davacı tarafa iade gerekeceği belirtilebilir. Şeklinde rapor ibraz etmişlerdir.
Bilirkişiler █████/2025 tarihli ek raporunda ise █████/2025 tarihli ek rapor ile benzer mahiyette rapor sunmuşlardır.
Davalının davacı ile aracılık sözleşmesi imzaladığı sözleşmenin incelenmesinde sözleşmenin taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olduğu anlaşılmıştır.
Kaynağını Türk Borçlar Kanununun 29. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanununun 237. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. Elbirliği mülkiyetine (TMK m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Bu durum, satışı vaat edilen taşınmazın tapusunda temliki tasarrufu engelleyen bir kaydın bulunması veya 3194 sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi hükmüne aykırı şekilde taşınmaz satışı vaat edilmesi ya da vaade konu taşınmazın bir başka mahkemede mülkiyet uyuşmazlığına konu olması halinde de geçerlidir.
Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan bütün sözleşmelerin geçerliliği resmi şekilde yapılmasına bağlıdır (MK md. 706). Resmi şekilde yapılmayan gayrimenkul satış sözleşmeleri geçersiz olup taraflar arasında hiçbir bağlayıcılıkları yoktur.
Dava konusu simsarlık sözleşmesine konu satış vaadi sözleşmesi ise adi yazılı şekilde düzenlenmiştir ve kanunun aradığı geçerlilik şartlarını taşımadığından geçersiz olup taraflar arasında hiçbir bağlayıcılıkları yoktur. Diğer bir ifade ile davalı taraf geçerli olmayan satış vaadi sözleşmesi sebebiyle davacıdan 250.000,00 Euro simsarlık kaparosunu almış ve bu tutarın 218.000,00 Euroluk kısmını davacıya iade etmiş 32.000,00 Euroluk kısmını ise davacıya iade etmemiştir.
Taraflar arasında düzenlenen simsarlık sözleşmesi neticesinde ücrete hak kazanması için taahhüt ettiği hizmetin incelenmesi ve buna göre simsarlık türünün belirlenmesi neticesinde bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davalının taşınmaz simsarlığı faaliyetinin yalnızca bir fırsat gösterme simsarlığı ile kalmadığı ve ayrıca davalının komisyon ücret alacağına hak kazanması için taşınmaz ve şirket hisse devrinin gerçekleşmesi gerektiğinin sözleşmeyle hüküm altına alınmış olması karşısında bunun tapu ve şirket hisse devrinin gerçekleştirilmesini içeren aracı simsarlık sözleşmesi mahiyeti taşıdığı sonuç ve kanaatine ulaşılmış ve simsarlık konusu taşınmaz satışı gerçekleşmediğinden, davalı simsarın hak kazandığı bir komisyon ücreti bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacı ile davalı arasında █████/2021 tarihli taşınmaz komisyon sözleşmesinin incelenmesinde simsarlık bedeline mahsuben 250.000,00 Eurosunun davalıya kaparo olarak verildiği tespit edilmiştir. Davalı taraf 25.000,00 Euroluk kısmın davacı tarafından satıcılara verildiği belirtilmiş ise de davacı ile davalı arasında düzenlenen █████/2021 tarihli simsarlık sözleşmesinde 250.000,00 Euronun davalıya kaparo olarak verildiği anlaşıldığından davacı tarafından satıcılara kaparo olarak verilen 25.000,00 Euronun 250.000,00 Euro içinden verildiğine ilişkin yazılı bir delil sunmadığından davalı bu iddiasını ispatlayamamıştır.
TBK m. 521 son cümlesinde; "Simsarlık sözleşmesinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceği kararlaştırılmışsa, simsarın faaliyeti sözleşmenin kurulmasıyla sonuçlanmamış olsa bile giderleri ödenir." denilmektedir. Komisyon ve Satış sözleşmelerinde böyle bir hüküm bulunmamakla birlikte dava dilekçesi ekinde sunulan Taşınmaz Fesih Sözleşmesi başlıklı 14.03.2022 tarihli metinde, tüm sözleşmelerin alıcı ve satıcı tarafça karşılıklı olarak anlaşarak feshedildiği ve simsar davalının yaptığı masraflar için 7.000-Euro kesinti yapıldığı belirtilmiştir. Bu belgede tarafların imzası yer almamaktadır. Bu sebeple Komisyon ve Satış sözleşmelerinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından davalı taraf simsarlık sözleşmesinde yaptığını savunduğu masrafları davacıdan talep edemez.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalının davacıdan 250.000,00 Euro kaparo aldığı, kaparoya konu satışın gerçekleşmemesi sebebiyle davalının almış olduğu bu bedeli iade etmesi gerekirken bu bedelden 32.000,00 Euroluk kısmı davacıya iade etmeyip uhdesinde tuttuğu anlaşılmakla Davanın kabulü ile 32.000,00 Euronun █████/2022 tarihinden işleyecek 3095 sayılı yasa 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davanın kabulü ile 32.000,00 Euronun █████/2022 tarihinden işleyecek 3095 sayılı yasa 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 71.107,98-TL karar harcından alınan 7.985,40-TL peşin harç + 19.407,79TL Islah harcı + 6.485,71 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 33.878,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 37.229,08-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL başvurma harcının, 7.985,40-TL peşin harcın, 19.407,79-TL Islah harcı ve 6.485,71TL tamamlama harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 162.144,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen toplam 10.337,25-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!