Anahtar kelimeler: Antwerp Belçikada İhmalleri Suistimal Mukim Korumada Adını Tenfiz İsim Tanıma

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Tanıma Ve Tenfiz
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
: davacı vekili özetle; davalı ... tarafından, ortak olarak yer aldığı ... adlı şirkete ilişkin olarak Antwerp Ticaret Mahkemesi nezdinde, müvekkili şirket ile dava dışı üçüncü kişiler aleyhine dava açıldığını, bu kapsamda Belçika'da mukim müvekkili şirketin adının ilk olarak .... adını aldığını, █████/2023 tarihinden sonra ise ... adını aldığını, davalının söz konusu yargılamada şirket yöneticilerinin kötü yönetim, suistimal ve zimmet iddiaları ile şirket varlıklarını korumada ihmalleri bulunduğu gerekçesiyle sorumlu olduklarını iddia ettiğini, müvekkili şirket hakkında aynı davada daha önce yapılmış olan genel kurul toplantısında üstlenmiş olduğu yükümlülüklere aykırı davranarak şirket hesaplarının düzenli bir şekilde hazırlanması hususunda gerekli iş birliğini ve katkıyı sağlamadığı iddialarını ileri sürdüğünü, iddialar üzerine Antwerp Ticaret Mahkemesi tarafından █████/2017 tarihli ve ... sayılı kararla davanın reddine ve dolayısıyla davalı ... aleyhine müvekkili şirket ve dava dışı diğer kişilerin lehine karar verildiğini, temyiz edilen kararın temyiz mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi kararının onanmasına ve böylelikle davalı ...'ın taleplerinin reddine karar verildiğini, verilen kararın kesinleştiğini, davalı Belçika Krallığı nezdinde yürütülen bu yargılama sürecinde, kendisi yasal temsilci olarak Avukat ... vasıtasıyla temsil ettirdiğini, bu hususun tenfizi talep edilen kararının içeriğinde açıkça belirtildiğini, hazardaki davada MÖHUK m.54 uyarınca tenfiz şartlarının gerçekleştiğini, tenfizi talep edilen kararın yargılama safhasında davalının savunma haklarına riayet edilmiş olduğundan davanın kabulünü talep ettiklerini, Kanun'un amir hükmü kapsamında tenfiz şartlarının gerçekleştiğini, müvekkili adına verilen kısmın tenfiz edilerek Türk Mahkemelerinden verilmiş kararlar gibi icra olunmasını talep ettiklerini, yabancı mahkemede görülmüş olan dava, Türk Hukuku bakımından ticari dava niteliğinde ise tenfiz talebinin Asliye Ticaret Mahkemesine yapılması gerektiğini, Belçika ile Türkiye Cumhuriyeti arasında teminat muafiyeti öngören milletler arası anlaşmalar mevcut olduğunu, müvekkilinin herhangi bir teminat yatırma yükümlülüğü bulunmadığını, netice olarak; Antwerp Temyiz Mahkemesinin █████/2019 tarih ve .... sayılı kesinleşmiş olan yabancı mahkeme kararının müvekkili yönünden "-Mahkeme, ..., ... ve ...'e ödenmesi gereken yargılama giderlerine ilişkin tazminatın 22.000 EURO olarak belirlediği ihtilaflı kararı değiştirir ve her biri için 18.000 EURO olarak belirler. -Mahkeme ..., ... ve ....'in temyiz masraflarını temyiz edenin ödenmesine hükmetmiş ve her biri için 18.000 EURO mahkeme masrafı ödenmesine karar verilmiştir." şeklindeki hükmünün müvekkili açısından tenfizine karar verilmesini, davalının benzeri nitelikte davalara maruz kalma ihtimali ve mal kaçırma riski bulunduğundan davalının malvarlığı üzerine dava değerince karar kesinleşinceye kadar tensip kararıyla birlikte ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın görevsiz mahkemeden açıldığını, tanııma ve tenfiz davalarında, Möhuk 51. Maddesinde, görevli mahkemenin düzenlendiğini, davanın şirket tarafından değil, bizzat müvekkilin kendisi tarafından açıldığını, bu nedenle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, arabuluculuk başvurusu yapılmadığını, dava şartı yokluğunundan davanın usulden reddi gerektiğini, davalının, 2006 yılında ... ile birlikte, %50'şer hisse ve her ikisi de yönetici olacak şekilde ... şirketini kurduklarını, şirket kurulurken, ...'in kendi payının sermayesini babasının Türkiye'de sahip olduğu tarlalarını satarak ödemeyi vaad ettiğini, ortağının sermaye payının da davacıı tarafından karşılandığını, bir kısmının bankadan kredi çekilmek suretiyle şirket için 3000 metre² orada bir bina satın alındığını, ardından, dondurulmuş döner satımı işi için binanın içerisine büyük ebatlarda dondurucu, soğutucular dahil pek çok makine alarak 1 milyon Euro tutarında masrafın davalı ... tarafından yapıldığını, tüm masrafların davalı tarafından karşılandığını, ortağı ...'in ise söz konusu tarlaları satıp, davalının yaptığı masrafın yarısı olan yaklaşık 500.000 Euro ödemesi gerekirken; tarlalar satılamadığı için ...'in hiçbir zaman şirket sermaye payını ödemediğini, davalı tarafından, 2008 yılında ortağı ...'in şirket sermaye payını ödemediğinden dolayı mahkeme yoluna başvurduğunu, işbu mahkemede şirket içi uyuşmazlık bulunduğundan dolayı geçici yönetici olarak kayyum (...) atandığını, kayyım atandıktan sonra şirket adına açılan davaların her ne kadar kazanılsa da kayyum görevini yeterince ifa etmediğini, kazanılan paraların davalıya veya şirket yararına harcanmadığını, yine davalının tekrar mağdur edildiğini, esas itibariyle, davalının ortağı ...'in, şirketteki yöneticilik görevi sırasında kötü yönetim ve suistimallerde bulunduğunu, kayyumun atanmasından sonra ortağının aile şirketi olan ...'nın ve daha sonrasında ...'ın (davalının ortağının kız kardeşi adına paravan olarak faaliyet gösteren şirket) işbirliği ile şirketten mal, para, müşteri, itibar vb. kaçırmakla zimmetine para geçirdiğini, 2009 yılında ise şirket muhasebecisinin, davacının davalının şirketinde düzenli hesapların hazırlanması konularında uygun rehberlik sağlamadığının tespit edildiğini, kayyımın şirket varlıklarını korumak için gerekli tedbirleri almadığını, davalı tarafından hatırlatılmasına rağmen diğer ortak üzerinde yeterli gözetim uygulanmadığını, davalı tarafından 2008 yılında ortak ...'in şirket sermaye payını ödemediğinden dolayı mahkeme yoluna başvurduğunu, █████/2010 tarihinde ise şirketin fiili günlük yönetiminin davalıya verildiğini, ardından ... tarafından şirketteki hisselerin 1 Euro karşılığında geçici olarak davalıya devredildiğini, davalının daimi temsilci ve genel müdür olarak atandığını, ve nihayetinde şirketin iflas ettiğinin ilan edildiğini, Belçika Mahkemesince verilen kararın, Türk kamu düzenine, Türk hukuk sistemine ve Türk Kanunlarına aykırı olduğundan tanıma ve tenfiz yapılmasının mümkün olmadığını, Belçika Mahkemelerince verilen karardaki vekalet ücretinin Türk Hukuk sisteminin emredici nitelikteki hukuk prensibine aykırı olduğunu, dava açılmasında hukuki yarar da bulunmadığını, beyanla davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Dava konusu tanıma ve tenfizi istenilen mahkeme kararının onaylı kesinleşme ve gerekçeli karar evrakları, ve onaylı tercümeleri.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu uyarınca Antwerp (Anvers) Temyiz Mahkemesinin █████/2019 tarih ve ... sayılı █████/2024 tarihinde kesinleşen ilamının Türkiye’de tanınması ve tenfizine karar verilmesi talebinden ibarettir.
5718 sayılı MÖHUK'un yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tenfizi ve tanınmasını düzenleyen 50. vd. maddelerine göre, Türkiye'de bir yabancı mahkeme kararının infaz edilebilmesi veyahut kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi bu karar hakkında tanıma veya tenfiz kararı verilmesine bağlı olup, yabancı mahkeme ve hakem kararının tanınması veya tenfizi ise bu kararın usulünce kesinleşmiş olmasına bağlıdır.
Tenfiz; yabancı mahkeme kararının Türkiye'de icra olunabilmesini sağlayan mahkeme kararıdır. Tenfiz usul ve esasları 2675 sayılı MÖHUK'un 34 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup Türk Mahkemeleri'nin yabancı ülke mahkeme kararlarının tenfizi davasında yerindelik denetimi söz konusu değildir. Tenfizden amaç yabancı ülke mahkeme kararının aynen Türkiye'de herhangi bir mahkemenin verdiği bir kararmış gibi kabul görmesidir. Bu amaçla Türk Mahkemeleri'nin yabancı ülke mahkeme kararında tenfize konu hükmü değiştirme hak ve yetkisi dahi bulunmamaktadır. Yargılamada sadece tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmesi yapılır.
5718 sayılı MÖHUK'un 54. maddesine göre yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması koşullarının varlığı gerekmektedir.
Davacı vekilinin dava konusu yabancı mahkeme kararının ve kesinleşme, icra kabiliyeti kazandığını bildirir evrakının onaylı çevirilerini dosyaya ibraz ettiği görülmüştür.
Dava, tanıma ve tenfiz talebinden ibaret olup, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, tenfizi talep olunan yabancı ülke kararının ve kesinleşmiş aslı ve noter tercümesi ile tüm dosya kapsamına binaen,
Somut olayda; dava konusu kararın █████/2024 tarihinde yasal olarak yürürlüğe girdiği ve icra kabiliyeti kazandığı, tenfizi talep olunan yabancı ülke ilamının ülkemiz kamu düzenine aykırı bir yönünün bulunmadığı, yargılama sırasında tenfizi talep olunan ülkenin usûl hükümlerinin uygulanmasının doğal ve yargılama safhasında adil yargılama hakkının ihlal edilmediği, usulüne uygun kesinleştiği ve 5718 Sayılı Kanunu'nun 54. maddesinde belirtilen tüm tenfiz şartlarının gerçekleşmiş olduğu, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanunu'nun ilgili maddelerinde belirtilen şartları taşıyan dava konusu verilen kararının Türkçe onaylı tercümesiyle aslının sunulduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile;
Antwerp (Anvers) Temyiz Mahkemesinin █████/2019 tarih ve .... sayılı █████/2024 tarihinde kesinleşen ilamının Türkiye’de TANINMASI VE TENFİZİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 116.416,64 TL harcın, peşin alınan 29.104,16 TL harcın mahsubu ile eksik 90.312,48 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 516,00 TL posta masrafı gideri ile toplam harç gideri 29.719,56 TL toplam 30.235,56 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 271.864,80 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342. Maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin davalı vekilinin ve davalı asilin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!