Anahtar kelimeler: Ektresi Doyası Sürüncemede Sunularak Satımdan Kargo Emrine Satıcı Akdedilmiş Ödemediğini

T.C.
İSTANBUL4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; ...'in, müvekkili ile aralarında Satıcı İş Ortaklığı ve İlan Sözleşmesi akdedilmiş ve ticari ilişkisi çerçevesinde çalışmaya başladığını ancak bir süre sonra kargo fatura borcunu ödemediğini, bunun üzerine davalıya, fatura alacağının cari hesap ektresi ile birlikte sunularak talep edilmiş ise de talep edilen tutarın tamamının ödenmeyerek sürüncemede bırakıldığını, borcun ödenmediğinden borçlu hakkında ... 15. İcra Müdürlüğü ...E. esas sayılı doyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak işbu dosyalardan gönderilen ödeme emrine borçlu tarafından itiraz edildiğini, takibin durduğunu, takibe konu alacağın, davalının imzalamış olduğu sözleşmeler gereği taraflar arasındaki ticari faaliyetlerden kaynaklanan, kargo fatura bedellerinin ödenmemesi nedeni ile cari hesap ekstresine dayanılarak talep edilen ticari alacak borçları olduğunu, takipte talep olunan faizin ticari avans faizi olup müvekkili firmanın yasalarla belirlenen oranlara uygun olarak işlettiği faiz olduğunu, davalı borçlunun yaptığı itirazın hukuku aykırı olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; ... 15. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyaya yapılan haksız itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masraflarının ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Davacı tarafın iddiasına konu borcun taraflarınca hiçbir şekilde kabul edilmediğini, uzun zaman ödeme alamayınca ürünlerini satışa kapatıp niye ödeme yapmıyorsunuz diye mail çektiklerinde, kendilerinin alacaklı olduklarını düşünürken kendilerine 600-700 TL'lik borç çıkarttıklarını, sattıkları ürünü müşterinin ürünün paketini açıp iade ettiği için ürünün tekrar sıfır olarak satışa sunulamayacağından dolayı iadeyi red edip ürünü müşteriye geri gönderdiklerini, müşterinin ürünü tekrar kendilerini iade ettiğini, hem ürün ücretinin hesaplarına geçtiğinden dolayı hemde ürün paketi açıldığından dolayı sıfır olarak tekrar satışa sunulamayacağından dolayı kargoyu red edip teslim almadıklarını, bu ürünün bedelini müşteriye iade ettiklerini idaa edip kendilerinden 600 TL civarında ödemeyi kendilerinden talep ettiklerini, iadesini red ettiklerini ve ellerinde olmayan ürünün bedelini kendilerinin bilgisi ve onayı olmadan işlem yaptıkları için aracı kurum olarak hem satıcıyı hem de alıcıyı zararını karşılamak zorunda olduklarını eğer ücret iadesi istiyorsanız ya ürünün sıfır hali veya ücreti karşılamaları gerektiğini bu nedenle kesin olarak reddettiklerini, bu nedenle davacının haksız ve mesnetsiz iddialarına dayalı olarak açtıkları itirazın iptali davasının reddine, haksız açılan dava nedeniyle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, dosyamız arasına alınmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.... 5 Ocak Vergi Müdürlüğünün █████/2026 tarihli müzekkere cevabında, davalı ...'in işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirildiği görülmüştür.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1 maddesine göre göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Yapılan açıklamalar ışığında somut olayda, davacı taraf tacir ise de 5. Ocak Vergi Dairesi Müdürlüğünün müzekkere cevabından davalının işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirildiği, yazı cevabında ekli kazanç belgesine göre VUK md. 177 uyarınca da kazancının esnaf faaliyeti kapsamında kaldığı, buna göre eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili nispi ticari dava olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmadığı, mahkememizin mutlak ve nispi ticari dava niteliği taşımayan işbu davaya bakmakla görevli olmadığı, bu durumda tüketici sıfatını da haiz olmayan davalı ile davacı arasındaki uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığından görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği nazara alınarak dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Açıklanan gerekçeye göre;1-Dava dilekçesinin HMK 114/1-c , 115/2 mad uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-Karar kesinleştiğinde ve HMK 20 md uyarınca 2 haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,3-Harç, vekalet ücreti, arabuluculuk gideri, yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine,4-Kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için başvurulmadığı taktirde harç ve yargılama gideri konusunda ek karar yazılmasına, ,Dair verilen karar taraf vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. █████/2026Başkan¸e-imzalıdırÜye¸e-imzalıdırÜye¸e-imzalıdırKatip¸e-imzalıdır