Anahtar kelimeler: Vardıklarını Covid Konaklama Hdnin Etkinliklerde Araya Satımdan Mutabakat Bam Yapmayan

T.C.

İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizin ████████ esas sayılı dosyasına yapılan yargılama sonunda verilen karar İstanbul BAM. 17. HD'nin █████/2024 günlü █████████ Esas ████████ K. Sayılı ilamı ile kaldırılarak yine mahkememizin ████████ sayılı esasına kaydı yapılan dosyanın yapılan açık yargılaması sonunda ;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili █████/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle ;Müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan sözleşme uyarınca müvekkili tarafından organize edilecek etkinliklerde davalının konaklama ve çeşitli hizmetler vermek üzere anlaşmaya vardıklarını, covid 19'un araya girmesi ile ödenmiş olan 24.047.Euro bedelin iade edilmediğini, bu hususta aralarında mutabakat yapıldığını, ödeme yapmayan davalı adına .... Noterliği'nin ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edildiği ve ödenen bedelin iadesinin talep edildiği, davalının .... Noterliği'nin 09.12.2022 tarihli ... nolu ihtarnamesi ile bu tutarın avans olduğunu ve 2022 yılı sonuna kadar kullanılması gerektiğini belirttiği, bunun üzerine yine müvekkilinin davalı adına .... Noterliği'nin ... yevmiye nolu 13.12.2022 tarihli ihtarname ile bedelin avans olmadığını bu yönde bir anlaşma olmadığını belirtmiş olduğunu, davalının ise .... Noterliği'nin 29.12.2022 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile ödeme yapmayacağının bildirdiğini, bunun üzerine .... İcra Dairesi'nin 2023/... E saylı dosyası ile takip yapıldığını ve davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek; davanın kabulünü, takibin devamını ve alacağın ... icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve dava ve harç giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının da beyan ettiği üzere davacı ile müvekkili arasında imzalanan 26.11.2019 tarihli Sözleşme konusu 28 Nisan - 6 Mayıs 2020 tarihleri arasında yapılması planlanan etkinlik, Covid-19 salgını nedeniyle gerçekleştirilmemiş olup, yapılan görüşmeler sonucunda, taraflar, iyiniyet çerçevesinde anlaşmanın aşağıdaki şekilde uygulanması konusunda mutabık kaldıklarını, Müvekkil'e muhtelif zamanlarda ödenmiş olan toplamda 111.650- Euro'nun 87.603- Euro'su Müvekkil tarafından geri ödendiğini, bununla birlikte 24.047- Euro tutarındaki bakiye ise, 2021 yılı sonuna kadar Davacı tarafından başka etkinliklerde, konaklamalarda kullanılması noktasında anlaşma sağlandığını, bu tutara ilişkin etkinlik/konaklamada kullanılması için belirlenen süre, daha sonra karşılıklı mutabakat ile 2022 yılı sonuna kadar uzatıldığını, bu tutarın kullanımı süre şartına bağlandığını, tutarın Müvekkil tarafından nakden iade edilmeyeceği, ileriki tarihlerde Muhatap tarafından kullanılmak üzere, peşinat olarak tutulacağı sabit olup, Müvekkil tarafından (a)'da belirtilen iade de bu anlaşma çerçevesinde yapıldığını, iade talebi taraflar arasında varılan mutabakata aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme sulhen sona erdirilmiş olup, 24.047- euro'nun sonraki tarihlerde davacı tarafından başka etkinliklerde kullanılmasına ilişkin yeni bir sözleşme kurulduğunu, taraflar arasında imzalanan grup etkinliğine ve konaklamaya ilişkin sözleşme (Anlaşma Mektubu - Etkinlik Grubu), Davacı'nın edimlerini yerine getiremeyecek olması nedeniyle sona erdirildiğini, daha sonrasında taraflar arasında ticari ilişkinin devamı için karşılıklı edimlerini belirleyerek böylece arasında yeni bir mutabakat/anlaşma oluştuğunu, İlgili anlaşma, önceki sözleşmenin devamı niteliğinde olmadığını, nitekim 26.11.2019 tarihli sözleşme Davacı organizatörün, Müvekkil oteline yönlendirdiği bir düğün etkinliği ile ilgili olduğunu, o sözleşmenin sonlandırılmasının ardından yapılan anlaşmada Davacı'nın başkaı likler için kullanması üzerine Müvekkil hesaplarında bir miktarın tutulması öngöl Bu anlaşma doğrultusunda taraflar, 24.047- Euro'nun, 2021 yılı sonuna kadar sözde alacaklı tarafından başka etkinliklerde kullanılmak üzere, Müvekkil nezdinde peşinat olarak tutulması noktasında anlaşma sağladığını, belirtilen esaslar üzerinde yeni bir anlaşma ile mutabık kalındığı Davacı'nın dava dilekçesinde delil olarak belirtmiş olduğu taraflar arasındaki yazışmalarla da sabit olduğunu, yine karşılıklı mutabakat ile 2022 yılı sonuna kadar uzatıldığını, tarafların söz konusu tutarın 2021 ve 2022 yıllarında kullanılmasına ilişkin anlaşması sonrası bu tutarın Davacı tarafından kullanılmaması Davacı'nın kusuru ve ihlali olduğunu, kullanıma yönelik taahhüt/borç, tek taraflı olarak iade hakkına dönüştürülemeyeceğini, bu nedenle kendi yükümlülüklerini yerine getirmeyen Davacı Müvekkil'den iade talep edemez. Davacı'nın takibe konu ettiği cari hesap kayıtları ise, sadece peşinat tutarını göstermekte olup, bu tutarın Müvekkil yönünden bir nakdi iade borcu niteliğini ifade etmediğini, davacı, Müvekkil nezdindeki 24.047-Buro tutarındaki paranın sebepsiz olarak Müvekkil hesaplarında tutulduğunu ve iade edilmediğini iddia ettiğini, davacı'nın bu iddialarının kabul edildiği ihtimalde sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacaklar zamanaşımına uğradığını, davacı, sözleşmeden döndüğüne veya sözleşmeyi feshettiğine ilişkin usulüne uygun bir bildirimde bulunmadığını beyanla Islah beyanımızın kabulüne, Haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Dava, taraflar arasında imzalanan 26.11.2019 tarihli sözleşme kapsamında yapılan 24.047,00 Euro ödemenin iadesinin istenip istenemeyeceği, .... İcra dairesinin 2023/... esas sayılı takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizin ████████ Esas sayılı dosyasında verilin █████/2024 tarihli karar ile ''6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince yargı yolu ve görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle bu noktalarda irdelenmiştir.
Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 Sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4. ve 5. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 Sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
Paket tur sözleşmesi, TKHK'nın 51.maddesinde düzenlenmiş ve "Paket tur sözleşmesi, paket tur düzenleyicileri veya aracıları tarafından aşağıdaki hizmetlerden en az ikisinin birlikte, her şeyin dâhil olduğu fiyatla satıldığı veya satımının vaat edildiği ve hizmetin yirmi dört saatten uzun bir süreyi kapsadığı veya gecelik konaklamayı içerdiği sözleşmelerdir:
a)Ulaştırma
b)Konaklama
c)Ulaştırma ve konaklama hizmetlerine bağlı olmayan başka turizm hizmetleri." şeklinde tanımlanmıştır.
Davacı tarafından organize edilecek etkinliklerde davalının konaklama ve çeşitli hizmetler vermek üzere anlaşma yaptıkları, mevcut anlaşmada düğün organizasyonu ve konaklama hizmetinin birlikte taahhüt edildiği, Program ve Organizasyonun detaylarına yer verildiği görülmüştür. TKHK'nun 51. Maddesinde belirtilen konaklama ve konaklama hizmetine bağlı olmayan etkinlik hizmetinin birlikte sunulmasının taahhüt edildiği görülmekle taraflar arasında imzalanan dava konusu sözleşmenin paket tur sözleşmesi olduğu görülmüştür. (emsal içtihat İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. HD. ████████ E., ████████ K: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. HD. ███████ E., ████████ K)
TKHK'nın 51/9. maddesinde yer alan "Ticari veya mesleki faaliyetleri çerçevesinde paket tur hizmetinden faydalanan kişiler de tüketici olarak kabul edilir." düzenlemesi ile paket turdan yararlanan gerçek kişi tüketici dışındaki kişiler de tüketici olarak kabul edilmiştir. Paket tur katılımcısının ticari veya mesleki faaliyeti çerçevesinde hareket etmesi halinde dahi, bu tür kişilerin de tüketicilere sağlanan haklardan faydalanacağı yasal olarak düzenlenmiştir.
TKHK'nın tüketici mahkemeleri başlıklı 73.maddesinin 1.bendinde; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.", 4 bendinde; "Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısım hükümlerine göre yürütülür" düzenlemesi bulunmaktadır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin konaklama ve organizasyon edimlerinin birlikte yüklenildiği sözleşmenin içeriği itibariyle paket tur sözleşmesi olduğu kanaatine varıldığı, Paket tur sözleşmesinin tarafı olan davacı şirket tüketici olarak kabul edildiğine göre, taraflar arasında paket tur satışından kaynaklanan hukuki işlemin tüketici işlemi niteliğinde (TKHK md. 3) olması nedeniyle davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesi'ne ait olduğu, yukarıda aktarılan 6502 Sayılı Yasanın 51. maddesine göre Tüketici Kanunun'dan kaynaklanan uyuşmazlıklarda Tüketici Mahkemeleri görevli olmakla davanın Tüketici Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden, HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı Kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..'' şeklinde karar verilmiş, vaki karara yapılan istinaf itirazı üzerine İstanbul BAM. 17. HD'nin █████/2024 günlü █████████ Esas ████████ K. Sayılı ilamı ile ''Dava, konaklama sözleşmesi gereğince covid nedeniyle davalı otel tarafından verilemeyen konaklama hizmeti nedeniyle davacı organizatör şirket tarafından avans olarak davalı otele verilen bedelin ödenmemesi üzerine davacının cari hesap onayına dayanarak başlattığı takibe vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Davalı otel, taraflar arasındaki e-mail yazışmaları ile davacı organizatörün hakkı baki kalmak kaydıyla avans bedelinin █████/2022 tarihine kadar uzatıldığını, ancak davacının bu hakkını bu tarihe kadar kullanmadığını, dolayısıyla avans bedelinin iadesinin yeni anlaşma gereğince mümkün olmadığını savunmuştur.Paket tur sözleşmesi, TKHK'nın 51.maddesinde düzenlenmiş ve "Paket tur sözleşmesi, paket tur düzenleyicileri veya aracıları tarafından aşağıdaki hizmetlerden en az ikisinin birlikte, her şeyin dâhil olduğu fiyatla satıldığı veya satımının vaat edildiği ve hizmetin yirmi dört saatten uzun bir süreyi kapsadığı veya gecelik konaklamayı içerdiği sözleşmelerdir: a)Ulaştırma b)Konaklama c)Ulaştırma ve konaklama hizmetlerine bağlı olmayan başka turizm hizmetleri." şeklinde tanımlanmıştır.Somut olayda, taraflar arasındaki █████/2019 tarihli anlaşma mektubu-etkinlik grubu başlıklı sözleşmeye göre, davacı organizatörün █████/2020-█████/2020 tarihleri arasındaki düğün etkinliği için rezerve konuk odasını rezerve edeceği, davalı otelin de rezerve konuk odasını organizatör davacının kullanımına sunacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin konusu konaklama hizmetidir. Dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşme, TKHK'nın 51. maddesinde düzenlenen paket tur sözleşmesi niteliğinde değildir.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nun 4. maddesinde ticari davalar düzenlenmiştir. 4/1. fıkrada, her iki tarafında ticari işletmesi İle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda veya yasada belirtilen kanun veya düzenlemelerden kaynaklanan davaların ticari davalar olduğu belirtilmiştir. Düzenleme kapsamında, TTK ‘nun 4/1-a/f de sayılan, TTK ‘da öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları mutlak ticari davalardır. Somut olayda, her iki taraf tacir olup, talep konusu her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgilidir. Bu durumda, uyuşmazlık konusu davanın nisbi ticari dava olduğunun kabulü ve aynı yasanın 5. maddesi gereğince ticaret mahkemesinin görevli olduğunun kabulü gerekecektir. Dolayısıyla nisbi ticari dava niteliğindeki eldeki davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan ilk derece mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece, işin esasına ilişkin uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, görevsizlik kararı verilmesi doğru kabul edilemeyeceğinden davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulüne ve ilk derece mahkeme kararının HMK 353/1a-3 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile kaldırılmış olup, yeniden yargılama yapılmıştır.
Mahkememizin ████████ sayılı esasına kayıt edilen dava dosyasının yargılaması devam etmiştir.
Bozma öncesi ████████ Esas sayılı dosyamızda bilirkişi ... █████/2023 tarihli raporunda '' SONUÇ: Sayın Mahkemenin verdiği görev ile sınırlı olarak yapılan incelemede; a. — Davacı yanca ibraz edilen yasal defterlerin e-defter olduğu ve defter beratlarının süresi içinde Maliye Bakanlığı'na verildiği, b. — Davacı yan kayıtlarında davalının 24.047.-TL davacıya borcu bulunduğu ve söz konusu bedelin tahsiline ilişkin defter kayıtlarında herhangi bir işlem bulunmadı; c. — Davalı tarafından defter ve belge ibraz edilmediği ve fakat 14.11.2022 tarihinde taraflarca imza altına alınmış olan mutabakat mektubuna göre davalı yan kayıtlarında da davacının alacak bakiyesinin 24.047.-Eur olduğu, yani tarafların mutabık olduğu ve davacının davalıdan olan alacak bakiyesinin 24.047.-Eur olduğu, d. — Taraflar arasındaki mail yazışmalarına göre takdir tamamen Sayın Mahkemenize ait olmak üzere davacı tarafından gönderilen maillerde ileride mahsuplaşmak üzere 30.06.2022 tarihine kadar davalı yan hesaplarında paranın kalması yönünde talepte bulunulduğu, e. Şayet Sayın Mahkeme davacının iddiasında haklı olduğu kanaatinde ise; Davacı 30.06.2022 tarihine kadar söz konusu bedelin davalı uhdesinde tutulması konusunda sürenin uzatılması yönünde talepte bulunmuş olduğundan bu tarihten itibaren davalının temerrüde düşmüş sayılıp sayılmayacağı ya da 01.12.2022 tarih ve ... yevmiye nolu ....Noterliği ihtarnamesi ile davalının temerrüde düşürülmüş olup olmadığı hususu uzmanlık alanıma girmediğinden Hukuki yorum ve değerlendirme tamamen Sayın Mahkemenize ait olmak üzere görüş ve kanaatlerimi içerir iş bu raporumu takdir Sayın Mahkemenin olmak üzere saygı ile arz ederim.30.11.2023 '' şeklinde görüşte bulunmuştur.
Bozma öncesi ████████ Esas sayılı dosyamızda bilirkişiler Yusuf YAZICI, ... ve ... █████/2024 tarihli raporlarında '' IV. SONUÇ VE KANAAT Sayın Mahkemenin heyetimize tevdi ettiği görev kapsamında yapılan incelemeler sonucunda; Seyahat Acentası sözleşmenin 7. Maddesi olan Kaparo ödeme Prosedürü gereği gerçekleştirilmesi planlanan tarihler arasındaki etkinlik/iş için otele ödeme yapmıştır. Mücbir sebep nedeniyle 26.11.2019 tarihinde taraflar arasında kurulan sözleşme sonlandırılmıştır. İyi niyet çerçevesinde bakiye kalan miktarın seyahat acentası ileri tarihlerde otelde gerçekleştirebileceği konaklama ve diğer faaliyetlerde eritilmek üzere alacağını tahsil etmeyerek kaparo niteliğinde değerlendirmesi ile otelin maddi avantajı olmuştur. Teknik olarak Seyahat Acentası seyahat acentası tarafından konaklama/etkinlik tarihi belirlemediği gibi herhangi bir iş de gerçekleştiremediği için bakiye kalan 24.047.00 Euro cayma bedeli niteliği taşımamaktadır ve otelin iade etmesi gerekmektedir. Teknik olarak değerlendirildiğinde acentanın 01.12.2022 tarihli ihtarnamesine rağmen bakiye 24.047.00 Euro iade edilmediği için aynı zamanda oteli temerrüte düşürmüştür. Tüm delillerin takdiri ve hukuki değerlendirmenin tamamı Sayın Mahkemeye ait olmak üzere dosyada yer alan bilgi ve belgeler ışığında oluşan kanaatimizi bildirir ve (Beş sayfadan ibaret) işbu rapor saygılarımızla arz olunur. 07.05.2024 '' şeklinde görüşte bulunmuşlardır.
Bilirkişiler ...█████/2025 tarihli
heyet raporunda ''Nihai Takdir Mahkemenizde olmak üzere; Tarafların iddia, savunma, tarafların ticari defter kayıt ve muavin kayıtları, dosyaya alınan bilirkişi Raporları, taraflar arasında imzalanan Sözleşme, E.Posta yazışmaları, Mutabakat ve taraf kabulleri, keşide edilen İhtarnameler ve taraflarca dosyaya sunulu olan delillerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler sonucunda:1. Sektörel açıdan taraflar arasında kontenjan sözleşmesi olmadığı ve sadece yazışmalar üzerinden gidildiği için (bu tür anlaşma gibi gözüken ve karşılıklı iyi niyet baz alınmış yazışmalara turizm sektöründe sık rastlansa da takdir sayın mahkememizin olmak üzere resmi bir sözleşme ya da kontrat yani karşılıklı imzalanmış bir evrak dosyada yer almadığı için) bakiye kalan 24.047.00 Euro’nun otelin iade etmesi gerektiği, 2. Delilleri değerlendirme ve takdir yetkisi Sayın Mahkemeye ait olduğundan davalı tarafından sunulan yazışmaların taraflar arasında olduğuna ve taraflar arasında 2019 tarihli sözleşmenin covid sebebiyle sona ermesi sebebiyle davacı tarafından davalıya ödenen bedellerin iadesi ve bir miktarının davalıda kredi olarak tutulması hususunda tarafların anlaştığına kanaat getirilmesi halinde tarafların geciktirici şarta bağlı bir anlaşma yaptığı kabul edildiği takdirde, bekleme süresi içinde geciktirici şart gerçekleşmediğinden, taraflar arasındaki anlaşmanın, şartın gerçeklememesi sebebiyle hükümsüz hale geleceği, bakiye bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesinin talep edilebileceği,3. Sayın Mahkemenin taraflar arasında bakiye bedelin kullanılması hususunda anlaşma yapılmadığına ve 2019 tarihli sözleşmeden doğan borçların salgın hastalık sebebine dayanan ifa imkansızlığı suretiyle sona erdiğine kanaat getirilmesi ihtimalinde, TBK m.136/f.2 uyarınca ifa imkansızlığı sebebiyle konaklama vs. edimleri yerine getirme borcundan kurtulan davalının, karşı taraftan almış olduğu karşı edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmekle yükümlü olabileceği, 4. Davalının ticari defterlerini sunmaktan imtina etmesi üzerine davacının ticari defterlerinin delil niteliğini haiz olduğu; mali inceleme ile birlikte taraflardan, davacı yan ibrazı ile ticari defter kayıt ve muavin hesap üzerinden yapılan inceleme, tespitte, taraflar arasındaki sözleşmesel ticari ilişkide, Davacının davalıdan 24.047 EUR alacaklı durumda olduğu tespiti yapıldığından davacının davalıdan 24.047 EUR talep edebileceği sonucuna varıldığı; diğer yandan ise her ne kadar davalı ticari defterleri sunulmasa da; mali başlık altında taraf iddia ve savunması, taraflar arasındaki sözleşme, e-posta yazışmaları ve tarafların dava konusu 24.047.00 EUR bedelle ilgili MUTABAKAT içinde oldukları da değerlendirildiğinden davalının 24.047 EUR bedeli bu kapsamda da davacıya iade etmesi gerekebileceği, 5. Taraflar arasındaki Sözleşmesel ilişki uyarınca, Davacı tarafından davalıya yapılan ödemelerden, bakiye kalan ve davalı uhdesinde olduğu her iki tarafında kabulünde olan 24.047 EUR bedelin, davalıdan tahsili için, davalı aleyhine başlatılan ... İcra Md. 07.02.2023 tarih 2023/ ... E Sayılı İlamsız icra takip dosyasından; Talep edilebilecek asıl alacağın 24.047 EUR bedelin takip (07.02.2023) tarihinden İtibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca % 2,50 ve değişen oranlarda işleyecek faiz ile birlikte talep edilebileceği, görüş ve kanaatine varılmış olup hukuki niteleme, değerlendirme ve nihai takdiri Mahkemenize ait olmak üzere saygıyla arz olunur. 07.05.2025''şeklinde görüşte bulunmuşlardır.
Huzurdaki davada, taraflar arasındaki 04.11.2019 tarihli sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya ödenen ancak pandemi nedeniyle iptal edilen rezervasyonlara ilişkin olarak iadenin gerçekleşmediğinden bahisle davacı tarafından davalı aleyhine .... İcra Dairesinin 2023/... Esas sayılı dosyası ile başlatılan 24.047,00 EUR asıl alacağa ilişkin ilamsız icra takibine davalının vaki itirazının iptali ve icra inkâr tazminatı talebine ilişkin olarak ikame edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme kapsamında planlanan organizasyonun iptal edildiği, davalıya ödenen toplam 111.650 Euro bedelin 87.603 Euro’luk kısmının iade edildiği, bakiye 24.047- Euro’nun ise iadesi gerçekleşmemiştir. Davalı tarafça taraflar arasındaki mutabakat gereğince avans/kredi olarak kararlaştırılması nedeniyle bedelin iadesinin talep edilemeyeceği ileri sürülmüştür. Mahkememizce uyuşmazlık konularına ilişkin olarak bilirkişi heyeti oluşturulmuş istinaf ilamı öncesinde alınan bilirkişi raporları yeterli görülmediğinden mahkememizce yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmuş, █████/2025 tarihli bilirkişi raporunun yeterli incelemeyi ihtiva ettiği, açık ve denetime elverişli olduğu önceki raporlarla da arasında çelişki bulunmadığı anlaşılmakla hükme esas alınmıştır. Dosyada mevcut tüm deliller ve yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı tarafça ileride yapılacak organizasyonlarda kullanılmak üzere bakiye tutarın davalı üzerinde bırakıldığı görülmekle birlikte kullanılmaması halinde iade edilmeyeceğine dair herhangi bir anlaşma bulunmadığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında yapılması planlanan organizasyonun pandemi nedeniyle iptal edildiği ve sözleşmenin mücbir sebep nedeniyle sona erdiği görüldüğünden tarafların karşılıklı edim yükümlülüklerinin sona erdiği davalı tarafça davacının ödediği bedelleri iade etmemesinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacı tarafça talep edilebileceği anlaşılmıştır. Ayrıca taraflar arasında yeni bir organizasyon için de anlaşma sağlanmadığından 24.047 Euro bedelin davacıya iadesi gerektiği kanaatine varılmıştır. İcra inkar tazminatı talebi bakımından ise davanın yabancı para cinsinden olan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, İİK'nın 67/2. Maddesi uyarınca hükmedilecek icra inkar tazminatının, takip konusu yabancı paranın Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının takip tarihindeki döviz kurlarına göre belirlenecek Türk Lirası karşılığı tespit edilip bu miktar üzerinden tazminata karar verilmesi gerektiği, (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi █████████ E.,█████████ K.) takibin başlatıldığı tarihte göre tespit edilen değer üzerinden icra inkar tazminatı hesaplaması yapılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile,
... İcra Dairesinin 2023/... Esas sayılı takip dosyasında takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 24.047,00-EURO alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazının iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince ve takipte talep edilen faiz oranını geçmemek üzere değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmak sureti ile takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına,
2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK 67/2. Maddesi gereğince asıl alacağın takdiren %20'si oranında hesaplanan 19.456,14-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 34.692,29 TL karar-ilam harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 5.905,33 TL harcın mahsubu ile bakiye 28.786,96 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 5.905,33 TL peşin harç ve 179,90 TL Başvuru harcı olmak üzere toplam 6.085,23 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davacı tarafından yapılan 24.707,25 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 81.258,47 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,
7-Dava tam kabul ile sonuçlandığından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yerolmadığına,
8-Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde ilgili tarafa iadesine,
9-Devletçe karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin, davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345/1. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!