Anahtar kelimeler: Cümle Lirası Adıyaman Görüşü Adalet Kez Basit Hakaret Suçlar Tehdit
4. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi

SAYISI
: █████████ E - █████████ K
SUÇLAR
: Tehdit, hakaret
KARARLAR
: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: İlgili kararların kanun yararına bozulması
Basit tehdit ve hakaret suçlarından sanık ... 'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-2.cümle, 125/1, 125/3-a, 125/4, 62/1 (2 kez), 52/2 (2 kez) ve 52/4. maddeleri gereğince 500,00 Türk lirası ve 7.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Adıyaman 1. Sulh Ceza Mahkemesinin █████/2011 tarihli ve █████████ esas, █████████ sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.07.2025 gün ve ██████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“1-) Hakaret suçu yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre,
a) Sanığın katılana karşı işlediği hakaret suçu nedeniyle Adıyaman 1. Sulh Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, sanığın suç oluşturduğu kabul edilen fiili, bunun nitelendirilmesi ve maddi olayın oluş şekli ile elde edilen kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçlar ortaya konularak denetime ve incelemeye esas bir karar verilmesi gerekirken, sanığın hakaret suçunu işlediğinin sabit olduğu şeklindeki yetersiz gerekçeyle hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesinde,
b) ... Tipi ... Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu olarak bulunan sanığın, aynı cezaevi karakolunda uzman çavuş olarak görev yapan müştekiye hitaben cezaevi girişinde "senin ananı avradını sinkaf ederim" şeklindeki eyleminden dolayı açılan kamu davasında, yapılan yargılama neticesinde hakaret eyleminin adliye koridorunda gerçekleştiğinden bahisle 5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesi uyarınca sanığın cezasında artırım yapıldığı, █████/2010 tarihli tutanak incelendiğinde olayın cezaevi girişinde "kapıaltı" olarak tabir edilen yerde gerçekleştiği tespitinin bulunduğu, müştekinin beyanlarının da bu yönde olduğu halde, sanığın eylemini tam olarak nerede gerçekleştirdiği tespit edilmeden aleniyet unsurunun gerçekleştiği gerekçesiyle cezasında artırım yapılmasında,
2-)Tehdit suçu yönünden yapılan incelemede;
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanun'un 230 uncu ve 232 inci maddeleri gereğince kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile hükümlünün eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçe ile hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan Anayasa'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü, 230 uncu, 232 inci maddeleri ile 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine aykırı davranılarak hükmün gerekçesiz bırakılmasında, isabet görülmemiştir. ”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. (1-a) ve (2) Numaralı İstemler Yönünden;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır" şeklinde düzenlenmiştir.
Anayasanın 141, 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü ve 230 uncu maddelerindeki düzenlemeler uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine imkan verecek biçimde olması gerektiği kuşkusuzdur.
5271 sayılı Kanun’un "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34 üncü maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir" denilmiştir.
Aynı Kanun'un 289 uncu maddesinin (g) fıkrasında da hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi, hukuka kesin aykırılık halleri arasında sayılmıştır.
İncelenen dosyada; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141. maddesi, 5271 sayılı Kanun'un 34/1. maddesi ile 230 uncu maddesi ve 1412 sayılı Kanun'un 308 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca mahkeme kararlarının, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay'ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve
reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiillerinin ve bunun nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden gerekçesiz hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
B. (1-b) Numaralı İstem Yönünden;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay'ca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay'ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Ceza Genel Kurulunun 25.10.1993 gün ve ███████ sayılı kararında ise, olaya ilişkin tüm deliller toplanıp, değerlendirilip suçun oluştuğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulduğuna göre, delil takdiri yapılarak verilen karar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir.
İncelenen dosyada; Mahkemece hakaret fiilinin adliye koridorunda işlendiğinin kabulüyle 5237 sayılı Kanun'un 125/4 maddesinin uygulanması karşısında; delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kısmen KABULÜNE,
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
2. (1-a) ve (2) numaralı istemler yönünden Adıyaman 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 16.06.2011 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3- (1-b) numaralı istem yönünden Kanun yararına bozma istemine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamede yer alan düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,
4- Aynı Kanun maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi gereğince sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına,
Dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.10.2025 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!