Anahtar kelimeler: Kelkit Pancarı Günkü Pancar Ekimi Zamanki Şeker Teslimat Bürosuna Toplama
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Kelkit 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1994 yılında yaptığı pancar ekimi sonucunda elde ettiği pancarı o zamanki ... Şeker A.Ş. Kelkit Şeker Pancarı Toplama Teslimat Bürosuna teslim ettiğini, o günkü mevzuata uygun olarak Tarım Bağ-Kur prim kesintisi yapıldığını ancak bu kesintinin bir yükümlülük olmasına rağmen Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediğini, Yargıtay kararları ışığında bu satış bedellerinden yapılan kesintinin sigortalılığın tespiti için yeterli olduğunu belirterek tarımla uğraştığının ve o yıllardaki Bağ-Kur kesintisinin mahkemece gerekli yazışmalar yapılarak ve gerekli belgeler istenerek tespit edilip sigortalılığının başlangıç tarihi olarak 1994 yılının tespit edilerek şimdiki SSK hizmet takvimine sayılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği gibi 1994 yılına ait Kurum hesabına aktarılan bir tevkifatın mevcut olmadığını, davacının müvekkil Kurumda bulunan 4/b (Bağ-Kur) dosyasının tetkikinden, davacının 1994 yılına ait tevkifat kesinti listesini ibraz etmesini müteakip, 24.02.2022 tarih ve 40840859 sayılı yazı ile ürün kesintilerinin Kurum hesabına intikal ettirilmesi için ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne bilgi verildiğini ancak gelen cevabi yazıda, Müdürlük kayıtlarında 1994 yılına ait bir kesinti tutarının bulunmadığı ve bu nedenle Kurum hesabına intikal ettirilemediğinin ifade edildiğini, davalı Kurumun ihtilafa sebep olmadığı gibi muaraza da yaratmadığını, bu sebeple masraf ve vekalet ücretinin Kuruma yükletilmesinin yerindelik teşkil etmeyeceğini, dava açılmasına sebebiyet vermediği için yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı Kuruma yükletilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının 01.05.1994 - 01.06.1994 tarihleri arasında Bağ-Kur 4/1-b kapsamında sigortalı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, Mahkemenin hak düşürücü süreyi göz ardı etmesinin hatalı olduğunu, tespit davalarının kamu düzenine ilişkin olması, sigortalılığın zorunlu, kişiye bağlı ve özellikle devredilemez bir hak olması nedeniyle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi gerektiğini ve gerçeğin saptanması yönünden delillerin re’sen toplamasının Yargıtay’ın yerleşik görüş ve uygulamalarından olduğunu, Kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
1.2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2. maddesi, Kanunla ve Kanun'ların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan kimselerden, 22 yaşını doldurmuş erkekler, 22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınların 2926 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılacağı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de Kanun'un 2. maddesi kapsamına girenlerin 22 yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılacakları kabul edilmekte iken 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonucunda, 2. maddede yer alan 22 yaş koşulu kaldırılmış ayrıca 5. maddede yer alan (Kanun'un 2. maddesi kapsamına girenlerin 22 yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar) düzenlemesi ( 2. madde kapsamına girenler, on sekiz yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar) şeklinde değiştirilmiştir.
Bu aşamada, değişikliğin yürürlük tarihi konusunun da incelenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2014 tarihli ███████-620 E. ████████ K. sayılı ilamında belirtildiği gibi, Kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle Kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta Kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre her Kanun kural olarak, gerek özel hukuk ve gerekse kamu hukuku alanında, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Değişiklik hükmünün kanunların kabulünden önceki olaylara uygulanması Anayasaya ve kazanılmış haklara aykırıdır.
Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralının istisnalarından birini, beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar oluşturmaktadır. Kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar yönünden de kanunların geriye yürümesi söz konusudur. Yargılama hukukunu düzenleyen kanunlar da ilke olarak geçmişe etkilidir (Prof. Dr. Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193-194; Prof. Dr. A. ... Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18.Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, sh: 73).
Ancak, yeni kanunun yürürlük tarihinden önceki olaylara da uygulanacağı yönünde açık hükmün bulunması halinde henüz kesinleşmemiş uyuşmazlıklara da yeni kanun uygulanmalıdır.
Nitekim 6270 sayılı Kanun’un 13. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un geçici 7 maddesine eklenen 10. fıkra ile “24.7.2003 tarihli ve 4956 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile değişik, mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesi hükmü 02.08.2003 tarihi öncesi için de uygulanır." düzenlemesi getirilmişken, 5. madde hakkında bu konuda bir düzenleme getirilmemesi karşısında, kanun koyucunun iradesinin, 22 yaş koşulunun on sekiz yaşa indirilmesine ilişkin 5. maddedeki değişikliğin geçmişe uygulanmayacağı yönünde olduğunu kabul etmek gerekir.
Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2006 gün ve ███████-367 E., ████████ K. sayılı; 06.04.2005 gün ve ███████-183 E., ████████ K. sayılı; 13.10.2004 gün ve ███████-528 E., ████████ K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanun'un 5/1 maddesi, yukarıda açıklanan çerçevede değerlendirildiğinde, anılan hükmü değiştiren ve 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin geçmişe etkili olacağına dair, ayrı ve açık bir hüküm bulunmadığı gibi; olayda yukarıda belirtilen istisnalardan biri de söz konusu değildir. Bu nedenle, 4958 sayılı Kanun ile getirilen on sekiz yaşa ilişkin hükmün değişiklik öncesi sürelere uygulanması söz konusu olmayacaktır.
2.Eldeki davada, davacı 1994 yılında yaptığı pancar ekimi sonucunda yapılan Bağ-Kur prim kesintisi sebebiyle 01.05.1994-01.06.1994 tarihleri arasında sigortalılığının tespitini talep etmiş ve Mahkemece prim kesintisine istinaden davacının 01.05.1994 - 01.06.1994 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılmasına yönelik hüküm kurulmuş ise de 20.05.1974 doğumlu davacı yönünden uyuşmazlığın bulunduğu dönemde yürürlükteki 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre diğer koşullar yanında 22 yaşının doldurulması gerekmektedir. Davacı 1994 yılında 18 yaşını doldurmakla tarımsal faaliyetine de devam etmektedir. Davacının mahkeme kabulünde olan 01.05.1994 tarihinde tabi olduğu 22 yaş kuralını sağlamadığı, 20.05.1992 tarihinde 18 yaşını doldurduğu, 4956 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle yaş şartının 18 yaş olarak belirlendiği ancak Kanunların geriye yürümemesi kuralı gözetildiğinde Kanun'un ancak 02.08.2003 yürürlük tarihi itibari ile uygulanabileceği mümkün olup Mahkemece bu hususun gözetilmemesi isabetsizdir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!