Anahtar kelimeler: Müdafileri Karabük Süreç Ret Görüşü Hukukî Kararıyla Suçlar Ankara Neticesinde

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, █████████ KararSUÇLAR
: DolandırıcılıkHÜKÜMLER
: Esastan retTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Esastan retAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ1. Bozma üzerine Karabük 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.05.2024 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla sanık ...'nin dolandırıcılık suçundan TCK'nın 157/1, 52... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası, sanık ...'ın aynı Kanun'un 157/1, 62, 52... . maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 16.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.2. Anılan kararların sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 09.10.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar müdafilerinin istinaf isteminin reddi ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanıklar müdafilerinin temyizi; sanıkların beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇE5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, şöyle ki;''e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine... karar verilir.'' şeklinde ifade edildiği,Dosya içeriğine göre, sanıklar hakkında Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 10.01.2023 tarihli ve ████████ Esas, 2023/7 Karar sayılı mahkûmiyet kararlarının sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince 06.12.2023 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı karar ile 5271 sayılı Kanun'un 280/1-f maddesine yollamada bulunularak duruşma açılmaksızın mahkûmiyet hükümlerinin suç vasfının TCK 142/2-e değil, suç tarihine göre 157/1' e temas ettiği ve bu suçunda uzlaştırmaya tabi olduğu gerekçeleriyle bozulmasına karar verildiği, bilahare ilk derece mahkemesinin her iki sanık hakkında TCK'nın 157/1 maddesi uyarınca mahkûmiyet hükümleri kurduğu ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince 09.10.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı karar esastan ret kararı verildiği,Oysa ki yukarıda işaret edildiği üzere 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde, ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği açık ve tahdidi şekilde düzenlenmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının içeriği dikkate alındığında, aynı maddenin (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri kapsamında bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2024/6-490 Esas, ████████ Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulandığı üzere Bölge Adliye Mahkemelerinin kanunda tahdidi olarak öngörülen haller dışında dosya üzerinden bozma yetkisi bulunmadığı,Kaldı ki; bozma ilamının sanıklar hakkında nitelikli hırsızlık suçundan TCK'nın 142/2-e maddesi uyarınca verilen 6 yıl 3 ay ve 5 yıl 2 ay 15 günlük hapis cezalarının bozularak suç vasfının dolandırıcılığa çevrilmesi ve hükümlerin TCK'nın 157/1. maddesi uyarınca kurulmasına ilişkin olduğu, direnme hakkı olmayan İlk derece mahkemesi tarafından suç vasfının değiştirilerek sanıklar hakkında 2 yıl 6 ay ve 2 yıl 1 aylık hapis cezalarının tertip olunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince 5 yılın altında kalan son hükümlerin esastan reddine karar verildiği, her ne kadar kanun yolu bildiriminde temyiz yolu açılmış ise de, Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı öncesi İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hükümlerin ortadan kalktığı ve bu sebeple esastan ret kararlarının 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca kesin nitelikte olacağı dikkate alındığında; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usulüne uygun olarak duruşma açılıp, suç vasfı değiştirilerek karar verilmesi durumunda, hükümlerin 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesinde belirtilen 5 yıllık ceza sınırının altında dahi kalsa yasal olarak temyiz kanun yoluna tabi olacağı, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda izah edilen uygulaması ile adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkı bulunan tarafların temyiz kanun yoluna başvuru haklarını kullanmalarının önüne geçilmesi, uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir uzantısı olarak hüküm ve kararlara karşı başvurulacak bir kanun yolunun açık olmasının kural, kapalı olmasının istisna olması karşısında,Somut olayda; ilk derece mahkemesinin 27.06.2022 tarihli kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda bozma kararı verilmesi, bu karar ile akabindeki tüm kararların kanuna aykırı olması karşısında, yargılamaya devam edilerek 09.10.2024 tarihli esastan ret kararlarının verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,05.01.2026 tarihinde karar verildi.