Anahtar kelimeler: Üçünün Dükkan Eşinden İleride Murisi Muris Temlik Murisin Eşi İradesi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; davacının murisi ...'ın ikinci eşi olup davalı ... ’in ilk eşinden olan oğlu olduğunu, dava konusu taşınmazlardan üçünün doğrudan muris tarafından davalıya temlik edildiğini, dükkan niteliğindeki bir taşınmazın da ileride davalıya devir edilmek üzere murisin yakın arkadaşına temlik edildiğini, daha sonra bu kişinin taşınmazı, murisin iradesi ve talebi doğrultusunda davalıya devrettiğini, davalının 1986 doğumlu olup 6-7 yıldır polis memuru olduğunu, elde ettiği gelir ve ekonomik düzeyine göre söz konusu taşınmazları satın alabilecek bir durumda bulunmadığını, temliklerin mirastan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı yapıldığını ileri sürerek 34 04... parseldeki 1 68... nolu bağımsız bölümler ile 9 ada 22 parseldeki 5 nolu bağımsız bölümün ve 19... parseldeki 3 nolu büronun davalı adına olan tapu kayıtlarının davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; 5 nolu bağımsız bölümün davalının annesi ve babası boşanmadan önce ileride davalıya devredilmek üzere ortak olarak alındığını, taşınmazın geri kalan 1/2 payının da davalının annesi ...'ye ait olduğunu, intifa hakkının muriste bırakılmasından da anlaşılacağı üzere dairede murisin ikamet ettiğini, murisin de ödemediği kira bedellerine karşılık olarak ve taşınmazın satın alınma amacına uygun olacak şekilde 1/2 payını davalıya devrettiğini, davacının taşınmazların devredildiğini sonradan öğrendiğine dair iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu, 1 68... nolu 2 adet daire niteliğindeki taşınmazın davalıya 08.02.2016 tarihinde devredildiğini, muris ...'ın savurgan bir hayat yaşayan, devamlı farklı kişilere farklı bedellerde borçlanan biri olduğunu, borçların çoğunun davalı tarafından ödendiğini, bu iki taşınmazın da davalının murise yapmış olduğu ödemeler ile murise olan maddi/manevi desteği karşılığında devredildiğini, 19... parseldeki 3 nolu büronun 07.12.2011 tarihinde ...'e devredildiğini, murisin bu taşınmazı ...'e olan borçlarını ödeyemediği için devretmek zorunda kaldığını, davalının da parasal durumunu ayarladığında ailesine ait taşınmazı 27.02.2015 tarihinde tekrardan satın aldığını, davalının, kanser hastası olmasına rağmen sık sık yalnız bırakılan ve gerekli bakım yapılmadığı takdirde hayati riski bulunan muris ile ilgilenebilmek için refaketçi raporu aldığını ancak davacının murisin sağlığını düşünmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; dava konusu 168, 1 78... nolu bağımsız bölümler yönünden murisin anılan taşınmazların tamamının satışını gerektirir maddi bir ihtiyacının bulunmadığı, gerçek iradesinin bağış olduğu, mirastan mal kaçırma amaçlı hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne; 19... parseldeki 3 numaralı bağımsız bölüm yönünden ise davacı tarafça ara malik olduğu ileri sürülen ...'ün muvazaa olgusunu bildiğinin ya da bilmesi gerektiğinin usulünce kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 19... parseldeki 3 nolu bağımsız bölüm yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, dinlenmeyen tanıkları bulunduğunu, murisin ekonomik durumunun iyi olduğunu, davalının temlik tarihinde düzenli geliri olmadığını, bu yöne ilişkin sosyal ekonomik durum araştırması yapılmadan karar verildiğini, satış bedeli ile gerçek değer arasında fahiş fark olduğunu, davalı tanıkları ... ve ...’in beyanlarının çelişkili olduğunu, beyanların hükme esas alınamayacağını, murisin borçları olduğuna ilişkin iddianın da kanıtlanamadığını, ...’ün muris ile aynı kurumda çalıştıklarını, murisin ...’ün mesleki bakımdan amiri konumunda olduğunu, anılan kişiye borçlanmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dinlenmeyen tanıkların bu yöne ilişkin bilgi sahibi olduklarını belirterek 3 nolu bağımsız bölüm yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı beyanları ile tanık beyanları arasında çelişki olmadığını, gerekçenin bu yönü ile hatalı olduğunu, dava konusu 5 nolu bağımsız bölümdeki davalının annesine ait ½ pay ile murise ait dava konusu ½ payın peşpeşe yapılan resmi akitler ile davalıya devredildiğini, bu durumun hem cevap dilekçesindeki savunma hem de davacının annesinin tanık olarak verdiği ifadesi ile örtüştüğünü, delillerin hatalı değerlendirildiğini, dava konusu 1 68... parseller yönünden verilen kararın da hatalı olduğunu, murisin sürekli borçları olan savurgan bir kişi olduğunu, taşınmazları satmasını gerektirir bir durum olmadığı şeklindeki gerekçenin gerçeği yansıtmadığını, murisin borçlarının sürekli davalı tarafından ödendiğini, murisin geliri olduğunu ancak bu geliri aşan işlemler yaparak sürekli borçlandığını, davalı tanıklarının beyanlarının dikkate alınmadığını, murisin maddi sıkıntılarını davalı dışında kimse ile paylaşmadığını, bu hususun davacının kızının tanık olarak verdiği ifadesinden de anlaşıldığını, davalının küçük yaştan beri annesi ile birlikte çalıştığını, daha sonra polis olduğunu, birikimlerini murisin borçlarını ödemek için kullandığını, murisin de bunun karşılığında anılan taşınmazları davalıya temlik ettiğini, murisin vefa borcunu ödemek amaçlı hareket ettiğini, taşınmazların temlik tarihlerinin de bu olguyu gösterdiğini, davacının muris ile olan ilişkisinde bir sıkıntı olmadığını ve kendisi ile ölene kadar ilgilendiğini belirttiğini ancak murisin hangi sebeple mal kaçırmak amaçlı devir yaptığını açıklamadığını, iddianın kanıtlanamadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Dosya içeriğinden; muris ...’ın 08.05.2020 tarihinde öldüğü, geride 1998 yılında evlendiği ikinci eşi davacı ile 1997 yılında boşandığı eşinden olma oğlu davalının mirasçı olarak kaldığı, murisin dava konusu 34 04... parseldeki 168 nolu bağımsız bölümün tamamı ile 178 nolu bağımsız bölümün ██████ payını ve dava konusu 9 ada 22 parseldeki 5 nolu bağımsız bölümün ½ payını 08.02.2016 tarihinde davalıya satış suretiyle devrettiği; murisin dava konusu 19... parseldeki 3 nolu bağımsız bölümü 07.12.2011 tarihinde dava dışı ...’e, anılan kişinin de 27.02.2015 tarihinde davalıya satış suretiyle devrettiği anlaşılmıştır.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı 42.020,74 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, temyiz eden davacı, harcı peşin yatırdığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.