Anahtar kelimeler: Koltuklu Satımdan Tadilat Esaskarar Kalemler Araca Yazim Zamanda Taşıma Karayolu

T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ███████
T. C.A N K A R A12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINAYARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARARESAS NO
: ████████KARAR NO
: ███████DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında araç sahibi olduğunu ve aynı zamanda ... .... .... tarihinde satın alındığını, aracın 24+41 koltuklu ticari araca dönüştürülmesi amacıyla davalı şirket ile anlaşma yapıldığını, bu kapsamda █████/2024 tarihinde farklı kalemler halinde toplam 750.000,00 TL bedelin davalı şirkete ödendiğini, tadilat işlemlerinin .... .... .... başlıklı sözleşme kapsamında gerçekleştirileceğinin kararlaştırıldığını, aracın davalı şirkette yaklaşık 45 gün kaldığını, davalı şirket tarafından █████/2025 tarihli kısmi fatura düzenlendiğini, tadilatın mevzuata ve TSE standartlarına uygun şekilde yapılması, projelerin onaylanması ve tescil işlemlerinin tamamlanması gerektiğini, aracın bu haliyle teslim alınarak kooperatif adına taşıt kartına işlendiğini ve ticari seferlere başladığını, ancak Ulaşt... .... .... koltuklu hale getirme işlemlerinin usulsüz olduğunun tespit edilmesi üzerine aracın yetki belgesinden re’sen düşürüldüğünü, yapılan incelemede tadilat projelerinin TSE onayından geçmediği halde sahte belgelerle onaylı gibi gösterildiğinin ve tescil işlemlerinin de sahte ve usulsüz olduğunun ortaya çıktığını, bu nedenle ... plakalı aracın █████/2025 tarihinden itibaren ticari faaliyette bulunamadığını ve atıl kaldığını, davalılarla yapılan görüşmelerden ve ...Batı Arabuluculuk Bürosu’nun █████████-███████████ sayılı dosyası kapsamındaki arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığını, ayrıca davalı şirket yetkilileri hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının kusurlu ve hukuka aykırı eylemleri nedeniyle davacının ödediği tadilat bedelinin iadesi ve aracın çalışmaması sebebiyle uğranılan kazanç kaybının tazmini gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL’si davalıya ödenen tadilat bedelinin █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, aracın █████/2025 tarihinden dava tarihine kadar çalışamaması nedeniyle şimdilik 50.000,00 TL maddi zararın █████/2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının aracın sahte belgelerle tadile edildiği iddiasına dayanarak tadilat bedelinin iadesi ile aracın çalışmadığı döneme ilişkin maddi zarar talebiyle açtığı davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının tüm taleplerinin zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere uğradığını, bu nedenle davanın tamamının reddi gerektiğini, davacının nihai tüketici konumunda bulunduğunu ileri sürerek görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi değil Tüketici Mahkemesi olduğunu, ayrıca müvekkil şirketin merkez adresinin Etimesgut/Ankara’da bulunduğunu, bu sebeple ...Batı Mahkemelerinin yetkili olduğunu, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi gerektiğini, davacının alacak miktarını açık ve net şekilde bildirmiş olmasına rağmen HMK’ya aykırı biçimde belirsiz veya kısmi alacak davası açtığını, bu durumun usulden ret sebebi teşkil ettiğini ileri sürmüştür; esasa ilişkin olarak ise taraflar arasında imzalanan sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, sözleşme kapsamında yalnızca müşteri talebine uygun tadilat işlemlerinin yapılmasının kararlaştırıldığını, aracın mevcut mevzuata uygun hale getirilmesi ile tadilat projelerinin TSE standartlarına uygunluğunun sağlanmasının sözleşme kapsamında müvekkilin yükümlülüğü olmadığını, bu yönde sözleşmede herhangi bir düzenleme bulunmadığını, müvekkilin sözleşmeye uygun şekilde tadilat işlemlerini tamamlayarak aracı davacıya teslim ettiğini, kusurlu veya eksik ifanın söz konusu olmadığını, aksinin iddiasında ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacının aracı teslim aldıktan sonra ticari faaliyete başladığını ve sonradan ortaya çıkan idari işlemlerden müvekkilin sorumlu tutulamayacağını, ayrıca dava dilekçesi ekinde sunulan seri tadilat uygunluk belgesinde tadilatı yapan imalatçı olarak üçüncü bir şirketin gösterildiğini, üçüncü kişilerin fiillerinden müvekkilin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından ödendiği iddia edilen bedelin müvekkilin emeği ve ifa ettiği iş karşılığı olduğunu ve iadesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek, usuli itirazların kabulüyle davanın usulden, aksi halde esastan tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir.Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı I. Bölge Müdürlüğü, Kırklareli Ticaret Ve Sanayi Odası Başkanlığı, Babaeski Vergi Dairesi Müdürlüğü, Edirne Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkereler yazıldığı görüldü.Dava, eser/yapım işinden kaynaklı alacak isteminden ibarettir.Dava konusu araç ticari nitelikte olduğundan mahkememiz davaya bakmakla görevli olup yargılamaya devam olunmuştur.Mahkememizce öncelikle incelenmesi gerekli husus davalı vekilinin süresinde yapmış olduğu yetki itirazının yerinde olup olmadığı noktasındadır.Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin davacının aracına tadilat yapılarak ticari araca dönüştürülmesi işinden ibaret olduğu, davalı tarafından verilecek hizmetin (tadilat/montaj) eser sözleşmesi hükümlerine tabi olduğu şüpheden uzaktır. Bilindiği üzere eser sözleşmesinden kaynaklanan davalar davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerinde (HMK m.6/1), sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde ( HMK m.10), sözleşmeyle yetkili kılınan yer mahkemesinde (HMK m.17) açılabilir. Bu türden sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen ve Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulama imkânı yoktur. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde takip ve davaya konu olması sonucunu doğurur ki bu da; Hukuk Muhakemesi Kanunu'nda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Oysa, Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleri, niteliği itibariyle iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olup, karşılıklı edimleri içerir. Bu nedenle, eser sözleşmelerinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. (Bkz. Yargıtay 15. HD'nin █████████ E, █████████ K sayılı ilamı)Somut olayda, davalının yerleşim yerinin Etimesgut/...olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Dosyada sözleşmenin ifa yerinin mahkememiz yetki çevresinde olduğuna dair bir delil ibraz edilmediği görülmüştür. Taraflar arasında ayrıca bir yetki sözleşmesi bulunmadığından davalı vekilinin süresinde mahkememizin yetkisine yapmış olduğu itiraz yerinde bulunarak HMK'nın 116/1-A maddesi uyarınca davalının yetki itirazının kabulü ile mahkememizin davaya bakmakla yetkili olmadığının tespitine, dosyanın talep halinde görevli ve yetkili ...Batı Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.HÜKÜM
:Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-DAVANIN HMK MADDE 116/1-a UYARINCA MAHKEMEMİZİN YETKİSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili ...BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,3-Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,4-6100 sayılı yasanın 20/1 maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra 2 haftalık süre içerisinde taraflarca dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için talepte bulunulmadığı taktirde, mahkememizce re'sen davanın açılmamış sayılacağına karar VERİLECEĞİNE,Dair, tarafların yokluğunda verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026