Anahtar kelimeler: Self Kahve Hala Satan Çıkma Çalışacağından İsmi Ünvanının Aktif Servis

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; Davaya konu şirketin --------- ismi ile self servis kahve satan bir işletme olduğunu, şirketin sermayesinin 100.000,00 TL üzerinden belirlendiğini şirket ünvanının ---------- Şirketi olduğunu, müvekkili şirketin 12.02.2021 tarihinde üç ortak tarafından kurulduğunu, ortakların kendi arasında yapmış olduğu görüşme neticesinde işletmede aktif olarak çalışacağından ve yine hissesi yüksek olmasından ötürü şirket müdürü olarak ---------- belirlediğini ve böylece işletmenin ticari faaliyetlerine başladığını, Davaya konu işletmenin hala aktif olarak faaliyetine devam ettiğini, davalının şirketin yönetim organını işlevsizleştirme ve sonrasında suçlama tutumunun şirket içerisinde çekilmez bir hal aldığını, davalı dışındaki iki ortağın talebi ve yine genel kurul kararının alınamaması ve bu durumun şirkete zarar verecek noktaya ulaşması ve bu nedenle de şirket müdürünün yetkisinin olması nedeniyle işbu davayı şirket yönünden davalıya karşı açma gereği hasıl olduğunu, müvekkili şirkette karar almanın imkansız hale geldiğini, şirket ana sözleşmesinde 9. Madde Genel Kurul başlığında şirketin yönetiminde en önemli olan kararların alınabilmesi için tüm o oyuna ihtiyaç duyulması gerektiğini, ana sözleşmede "genel kurulun toplanma nisabı esas sermayenin 3/4' ünün toplanması ile sağlanır" denildiğini, bu durumda davalı dışındaki diğer iki ortağın hissesinin %67' de kalmakla birlikte genel kurulun toplanması için gereken hisse oranının ise %100 3/4 = %75 olduğunu, bu nedenle genel kurulu toplamak ve karar almak ancak davalının da genel kurula katılması ve oy vermesi ile mümkün olduğunu, fakat davalı şirket için hayati kararların alınmasında bile isteye çıkmaza sokması ve aktif katılım göstermemesi nedeniyle şirketin batma noktasına geldiğini, hal böyle iken şirket içinde alınan kararların tescil edilememesinden kaynaklı müvekkili şirkette müdürlük görevini üstlenen en yüksek hissedar--------- şirketin faaliyetlerini aktif olarak yürütmesi, şirket yönetiminde davalının tutumu dışında herhangi bir sorun olmaması ve bu aşamada şirketin faaliyetlerinin de sekteye uğramaması adına bu aşamada kayyım atanmasına da gerek olmadığını ve şirket müdürüne diğer ortağın da kabul verdiği işlerde karar alabilmesi için mahkememizce yetki verilmesini, şirketin kurulduğu dönemden bu güne şirketteki tüm mali destek davalı dışındaki ortaklarca sağlanmadığını, şirket ana sözleşmesinde belirli batıl hükmün mahkemece tedbiren kaldırılmasına karar verilmek suretiyle; şirket kurucu ortağı ve müdürü olan -------- davalının oyunu almaya gerek kalmaksızın gerek mali gerekse de idari anlamda şirket yönetimine ilişkin tüm kararları alabilmesi için yetki verilmesi hususundaki tedbir taleplerinin kabulüne, davalı ortağın, asılsız gerekçelerle şirket ortaklarını savcılığa şikayet etmesi, şirket ortaklarının birbirlerine karşı güvenlerinin kalmamış olması ve dava dilekçesinde belirttikleri hususlar gözetildiğinde davalı şirket ortağı ile şirketin yönetimine devam etmenin mümkün olmadığını, gerek kamu düzeni gerekse de şirket tasfiyesinin ülkemizde ticaretine devam eden diğer ortaklar yönünden sonuçlarının ağır olacağı da göz önüne alınarak (tasfiye edilen şirketin yetkilisi olmak) davalı ortak --------- kusurunun da tespit edilerek şirketi uğrattığı zararların tespit edilmesine, feshin son çare olma ilkesi ve kamu düzeni de gözetilerek şirketin faaliyetini tıkayan ve genel kurula katılım göstermeyen ve karar alınmasını engelleyerek şirketin faaliyetlerini tıkayan ve ortakları savcılığa şikayet ettiği gibi dava açan ve yine ailesi ile diğer ortağın ailesi arasında kavga çıkmasına neden olan ve tespit edilecek bir çok neden dikkate alınarak şirket ortağı --------- yukarıda izah edilen ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerden ötürü herhangi bir çıkma payına hükmedilmeksizin şirket ortaklığından çıkarılmasına, davalı ortağa ait olan tüm payın bilabedel şirketin diğer ortaklarına eşit oranda devrine, davalının kusurundan kaynaklı ortağın sorumluluğu ve tüm zararlar yönünden rücu hakları saklı kalmak kaydıyla yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle; Müvekkilinin, -------Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ---------- no ile kayıtlı ---------- Şti.’nin %33, -------- %34 ve-------- %33 hissedarıdır. █████/2021 tarihinde 3 ortaklı olarak kurulan söz konusu şirket, “------- Mah. ------- Sok. --------- Apt. Blok No:------- ---------” adresinde “---------” adlı kafeyi işlettiğini, şirketin kuruluşundan itibaren ---------- şirket müdürü olduğunu, müvekkilinin ise şirketin kuruluşundan sonra eğitim için ------- --------- şehrine gittiğini ve halen yurtdışında yaşadığını, bu nedenle -------- geldiği zamanlarda, şirket yetkilisinden kafenin işleyişi, gelir ve giderlerine ilişkin yazılı ve sözlü bilgi talep ettiği gibi çoğu zaman da babası -------- aracılığı bilgi aldığını, şirketin kuruluşundan itibaren aralıklı olarak 2021-2022 yılına ait dokümanlar müvekkilin babası ------- bazen --------, bazen de mail yolu ile iletilmiştir. Ancak 2023 yılından itibaren şirket yetkilisinin sözlü bilgi ve belge paylaşmaktan kaçınmaya başlaması, özellikle babası -------- işletmeye geldiğinde kendisine gösterilen olumsuz davranışlar, “kafeye gelmeyin, elemanlar ile konuşmayın, bu otoritemizi sarsıyor, biz size resmi verileri muhasebe üzerinden iletiriz v.b” şeklinde söylemler, çalışanların müvekkilin ailesi ile konuşmasının dahi yasaklanması ile şirketin işleyişinde birtakım sorunların olduğunu, kendisine ve kendisini temsilen ailesine sağlıklı bilgi verilmediğini ve bu zaman zarfında hiç genel kurul yapılmamış olması ve şirketin hiç kar etmemiş, sürekli zararda olması mutat olmayan birtakım iş ve işlemler olduğu kanaatini oluşturduğunu, 2024 yılı başında işletmede kullanılan adisyon programından alınan ███████-█████/2023 tarihleri arasını kapsayan dokümanların şirket çalışanı tarafından müvekkilinin babasına verildiğini, bu dokümanlar ile muhasebe tarafından kendilerine gönderilen ███████-█████/2023 tarihleri arası mizanın karşılaştırıldığını ve resmi veriler ile gerçek verilerin örtüşmediği ve hatta şirketin nakitlerinin çeşitli sebeplerle çekilerek davalıya ters kayıt ile borçlandırıldığının kayıtlar üzerinden görüldüğünü, bu şüpheler üzerine hukuki yoldan haklarını aramak isteyen müvekkil --------- D.İş dosyası ile şirket samba pos kayıtları üzerinden gerçek gelir ve satışların tespitini talep etmiş, delil tespiti talebimiz kabul edilerek konusunda uzman bilirkişi marifetiyle yerinde inceleme yapıldığını ve tanzim edilen bilirkişi raporunda şirketin kuruluşundan itibaren yıl yıl net gelir belirlendiğini, bilirkişi raporuna göre şirketin; 2021 yılında 1.207.599,07.-TL, 2022 yılında 3.536.049,56.-TL, 2023 yılında 7.016.561,17.-TL,2024 yılında inceleme gününe kadar 2 ay 8 günlük süreçte 2.311.764,44 TL net gelir elde ettiğinin tespit edildiğini, tespit edilen gelir elde ettiğinin tespit edildiğini, tespit edilen net gelirin resmi mali tablolar ile uyuşmadığını, büyük farkların olduğunun tespit edildiğini, bu tespitin akabinde kayıt dışı gelirlerin şirket müdürünün şahsi hesaplarına aktarıldığı bilgisine ulaşıldığını, böylece hem müvekkilin ortaklıktan kaynaklanan haklarına halel getirildiğini hem de aynı zamanda devlet de vergi kaybına uğratıldığını, şirket müdür ve diğer ortak hakkında şirketi yönetme ve temsil etme, kafeyi işletme yetkilerini kasıtlı olarak kötüye kullanarak hem şirketin, hem kamunun hem de müvekkilinin zararına olacak şekilde kendilerine şahsi menfaat elde etmiş olduklarından bahisle haklarında Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma, Nitelikli Dolandırıcılık ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlarını işlediklerinden-------- Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunulduğunu, --------- Soruşturma sayılı dosyasından yapılan soruşturma sonucunda olayın özel hukuk hükümlerine tabi hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesi doğrultusunda kanaatlerince eksik ve hatalı değerlendirme ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma sonucunda eksik inceleme ve yanlış kanaatle, gerekli bilgi ve belgeler ilgili kurumlardan istenilmeden, tanık ifadeleri alınmadan, Vergi Usul Kanununa muhalefet suçu ile ilgili hiçbir delil toplanmadan hukuki nitelendirmede yanılarak soyut gerekçeler ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinden takipsizlik kararına karşı------- itiraz edildiğini ve itirazların mahkemenin -------- D.İş sayılı kararı ile yine hiçbir gerekçe gösterilmeden, yeterli ve somut gerekçe sunulmadan reddedildiğini, kesinleşen takipsizlik kararına karşı bu nedenlerle kanun yararına bozma yoluna gidildiğini, sürecin devam ettiğini, huzurdaki davanın açılma sebebinin de iş bu dava ve dava dosyası içeriğinde elde edilen deliller kapsamında müvekkilinin şüphelerinin gerçekliğinin ortaya çıktığını, müvekkil şirket müdürünün açık yasaya aykırı iş ve işlemleri nedeni ile zarar gördüğünü, hem ortakların hem ortak kamusal çıkarların korunması için önlem alınması kapsamında müdürün azlini talep ettiğini, zira kamusal bir zarar doğmuş ya da doğacak ise bu tamamen şirket müdürünün sorumluluğu olduğunu, vergi kaçıran da sigortasız işçi çalıştıran da ortağından gelir kaçıran da şirket müdürü olduğunu, vergi incelemesinde olan şirket aleyhine kesilebilecek vergi cezalarında da, oluşacak tüm zararlardan kaynaklanan hukuki ve cezai sorumluluk kişisel olarak şirket müdüründedir, sorunlu olan şirket müdürü ve yönetim anlayışı olduğunu, bu kadar kıymetli bir lokasyonda şirketi zarar ettirmenin ancak kaydi olarak tespit edilen şekilde mümkün olabileceğini, açılan azil davası neticesinde şirkete kayyum atanması halinde şirketin karlılığının artacağı ve ortakların beklentilerini de karşılayacağını, bu nedenle açılan azil davasının da bekletici mesele yapılması gerektiğini, haksız, mesnetsiz, usule ve yasaya aykırı davanın öncelikle aktif husumet yokluğundan usulden reddine, davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesini özetle; Davalı ortak şirketin kuruluşundan bugüne kadar şirket faaliyetlerine hiçbir şekilde katılım sağlamadığını, davalının babası --------- tarafından, şirket faaliyetlerinin davalı adına yürütüleceği yönünde diğer ortaklara sözlü bildirim yapılmadığını, ancak ilerleyen süreçte ---------; şirket işleyişini sekteye uğratacak tutum ve davranışlarda bulunduğu, şirket müdüründen ve çalışanlardan gayriresmî, ortaklık ilkeleriyle bağdaşmayan taleplerde bulunduğunu, şahsına ve kendisine ait işletmeden kaynaklı borçların şirketten ödenmesini istediğini, şirketin verilerinde oynamalar yaparak şirketin diğer ortaklarını suçlu gibi göstermeye çalıştığını, şirket yöneticisinin azline ilişkin dava açtığı ve ortakları savcılığa şikâyet ettiğinin tespit edildiğini, öyle ki şirket ortakları cezai sorumluluk açısından aklanmışsa da bu kişi ile şirketi yürütmenin mümkün olmayacağı kanaatine vardığını, tüm bu eylemlerinin amacının şirket yönetimini ele geçirmek olduğunun açıkça anlaşıldığını, davalı tarafça cevap dilekçesinde defaatle kendisinin şirket işleyişine dahil edilmediği ve şirketin diğer ortaklarının kendisini engellediği iddia edildiğini, davalı tarafın iddialarının aksine davacı şirket ortakları ısrarla davalının şirket yönetimine katılmasını sağlamaya çalıştığını fakat davalı tarafça ısrarlı bir şekilde şirket yönetimine katılım sağlanmadığını, bu doğrultuda müvekkil şirket tarafından 27.11.2024 tarihinde saat 15:00'da şirket genel kurulu yapıldığını, davalı tarafça ilgili tarihteki genel kurula ne kendisinin katıldığını ne de usulüne uygun bir vekaletname ile temsilci gönderdiğini, şirket ana sözleşmesindeki 3/4 karar nisabı sebebiyle şirket diğer ortakları tarafından alınan kararlar Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescil edilemediğini, yine gelişen süreçte şirket yönetimiyle ilgili yeni kararlar alınması gerektiği için 05.08.2025 tarihinde genel kurul yapılması kararı alındığını ve davalı yine 05.08.2025 tarihindeki genel kurula davet edildiğini, yine aynı şekilde davalı 05.08.2025 tarihindeki genel kurula da herhangi bir mazeret göstermeksizin katılım sağlamadığını ve temsilci de göndermediğini, görüldüğü üzere davalı tarafça kendisinin şirket yönetimine dahil edilmediği iddia edildiğini, fakat işbu iddiasına aykırı şekilde davet edildiği hiç bir genel kurul toplantısına da katılım sağlamadığını, sicil kayıtlarından da görüldüğü üzere müvekkil şirketin 12.02.2021 tarihinde tescil edildiğinin ilan edildiğini, ilgili tarihte görüldüğü üzere davalı ortak yurt dışındadır. Dosyada mübrez yurt dışı giriş çıkış kayıtları incelendiğinde davalının en son 12.06.2025 tarihinde yurtdışına çıkış yaptığı görülmektedir. Yine kayıtlar incelendiğinde anlaşılmaktadır ki; şirketin kuruluşundan bugüne toplam 1.703 gün geçmiştir. (4 yıl 8 ay). Bu süre boyunca davalı toplam 195 gün -------- kalmıştır. Aradan geçen süreçte koronavirüs sebebiyle tüm dünya bir pandemi süreci geçirmiştir, ülkemiz 6 şubat depremlerini yaşamıştır. Söz konusu iki vaka da asıl müşteri kaynağı üniversite öğrencisi olan müvekkil şirketin faaliyet gösterdiği cafe işletmeciliğini doğrudan etkileyen vakalar olduğunu, 05.06.2025 tarihli delil dilekçemiz ekinde cafe'nin açık olduğu ve kesintisiz bir şekilde faaliyet gösterebildiği aylar tablo şeklinde dosyaya sunulduğunu, davalı tarafça kendilerinin şirketin kurulduğu günden beri herhangi bir kazanç sağlamadığı öne sürülerek müvekkil şirketin diğer ortaklarının kendilerine kazanç sağladığını iddia ettiğini, işbu haksız iddiaların hiçbirini kabul etmediklerini, davaya konu şirketin bir kafe işletmesi olduğu da göz önüne alındığında nakit oranı yapılacak bilirkişi incelemeleri ile açıkça ortaya çıkacağını, bu bağlamda şirket müdürünün şahsi hesabına giren harcamalar ve şirket müdürü tarafından şirket adına yapılan harcamaların da yine değerlendirileceğini, kredi kartı ile yapılan ya da doğrudan pos cihazı ile alınan ödemelerin oranının işin mahiyeti gereği çok yüksek olduğu da göz önüne alındığında şirket müdürünün ve diğer ortakların kendi şahsına kazanç sağlamadığının da açık bir şekilde görüleceğini, şirket müdürü -------- ve şirket diğer ortağı -------- eşi --------- şirketin kuruluşundan bugüne herhangi bir maddi kazanç sağlamadan emeklerini ortaya koyarak üniversitelerin kapalı olduğu ya da online eğitim yapılan pandemi süreci ve deprem sürecinde şirketi ayakta tutmaya çalıştığını, buna karşın davalı şirket ortağının 0 maliyet ile dahil olduğu şirkete kuruluş sermayesini dahi şirket kurulduktan 3 yıl sonra yatırdığını, bu süreçte hiç bir şekilde şirkete katkı sağlamadığını, bugün gelinen noktada 5 yıldır şirket için gece gündüz demeden çalışan ve bu sebeple gerek diğer işlerine gerekse ailelerine ayırmaları gereken zamanı şirkete ayıran diğer ortakları kendisinden kar payını kaçırdıklarını iddia ettiklerini, davalı tarafın kafenin durumundan o kadar bihaberdir ki şehir hastanesinden davaya konu kafeye müşteri geldiğini ve kafenin 700 kişilik oturum alanı olduğunu iddia ettiğini, yukarıda değinildiği üzere; kafe sektöründe nakit -kredi kartı ya da banka kartı ile ödeme oranı aşağı yukarı hemen hemen her işletmede aynı olduğunu, huzurdaki dosyada yapılacak bilirkişi incelemesinde de davaya konu kafenin asıl gelirinin ortaya çıkacağını, davalı tarafın iddialarının asılsız olduğu anlaşıldığının, ortaya çıkacağını ve davalı tarafın iddialarının asılsız olduğunun ortaya çıkacağını, davalı tarafça müvekkil şirket müdürün şahsi hesaplarına çalışanlar tarafından neden para yatırıldığı üzerinde durularak şüpheli bir durum yaratılmaya çalışıldığını, şirket müdürü hesabına çoğunlukla şirket çalışanları tarafından yatırılan paralar yine şirketin işleyişine ilişkin yapılan harcamalar için kullanıldığını ya da şirket müdürü tarafından şirket hesabına iade edildiğini, yapılacak incelemeler sonunda ortaya çıkacağını, davalı tarafın tüm beyanlarının haksız, mesnetsiz ve gerçeğe aykırı olduğu tespit edilmesine ve davalının ortaklıktan çıkarılmasının şirketin devamlılığı açısından zorunlu bulunduğunun tespit edilmesine, davalıya herhangi bir çıkma payı ödenmeksizin ortaklıktan çıkarılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise çıkma payının tespitiyle, diğer ortaklara eşit şekilde devrine karar verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde; Bir hususun dava şartı olup olmadığı onun niteliğinden anlaşılır. Bir hususun varlığı veya yokluğu, mahkemenin davayı esastan inceleyip karara bağlamasına engel oluyor ve hakim o hususu kendiliğinden gözetmekle yükümlü ise, o husus bir dava şartıdır. Dava şartları, medeni usul hukukuna ait bir kurumdur. Bunun amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (mesela, görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (mesela, kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Dava şartları mahkemeye, taraflara ve dava konusuna (müddeabihe) dair olmak üzere, üçe ayrılarak incelenebilir. Somut olayda TTK 640. maddesi uyarınca, bir ortağın şirketten çıkarılması davasının açılabilmesi için öncelikle Genel Kurulda bu yönde alınmış geçerli bir karar bulunması zorunludur. Şirket esas sözleşmesinin 9. maddesi, önemli kararlar (TTK 621 kapsamındakiler dahil) için esas sermayenin 3/4'ünü (%75) temsil eden ortakların kararını şart koşmaktadır. 27.11.2025 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında davalı ortağın çıkarılmasına karar verilmişse de, bu toplantıda temsil edilen pay oranı %67 (67 pay) seviyesinde kalmıştır. Toplantı tutanağında da mevcut toplantı nisabının 67 pay olduğu, ancak asgari nisabın 75 pay olması gerektiği açıkça görülmektedir, Alınan bu karar, nisap yetersizliği nedeniyle--------- Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından tescil edilmemiştir. İade gerekçesinde "Ana sözleşme hükümleri gereği %75 ve üzeri nisap" şartına atıf yapılmıştır. Davacı taraf da 02.12.2025 tarihli beyan dilekçesinde, alınan kararın nisap sağlanamadığı için tescil ettirilemediğini ikrar etmiştir. Dosyadaki belgeler davacının dava şartın sağlanamadığını açıkça göstermekte olup davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının HMK 114/2 ve HMK 115/2 maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 732,00 TL'nin başlangıçta alınan 615,40 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına,3-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,4-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.█████/2026