Anahtar kelimeler: Sahibidir Kurucusu Dır İlinde Kolunda Devretmiştir Yan Müdürü Kambiyo Hisselerini

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(Ret)ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili ----- tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ---- ilinde --------- alanında faaliyet göstermektedir. Şirket sahibi ve müdürü, dava dışı ----dır. Davalılardan------ Şirketi, ----- ----alanında -------ilinde faaliyet gösteren, şirket müdürlüğünü dava dışı ---- yaptığı ve müvekkili şirketle ticari faaliyetleri olan bir şirkettir. Şirket müdürü ---- işbu şirketin kurucusu ve sahibidir. Diğer Davalı ------ de, yine şirket müdürlüğünü ----yaptığı, aynı iş kolunda faaliyet gösteren,---- yan kuruluşudur. İşbu şirketin iki ortağı dava dışı ---- olmasına karşın, --- yakın tarihte hisselerini ----- devretmiştir. Müvekkili şirket, davalılarla karşılıklı güven ortamı içerisinde bir müddet ticaret yapmışlardır. Akabinde müvekkili şirketin yetkilisi ----- tarihinde şirket diğer ortağına (dava dışı) ait %50'lik hisseyi devralmıştır. Devir tarihinde davalı şirketlerin yetkilileri olan ------ işbu pay devrini bahane ederek, şirketler arası ticarete devam edilebilmesi için kendilerine nakdi ve gayrinakdi ön ödeme verilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete bildirmişlerdir. Müvekkili de karşılıklı güven ilişkisinin tesisi ve ticaretin devamını temin etmek için ön ödeme olarak; ----çek numaralı, keşidecisi ----- lehdarı --- ödeme tarihli, ---- bedelli çek, ---- lehdarı ---- ödeme tarihli,----- çek numaralı, keşidecisi ---- çek numaralı, keşidecisi ---- lehdarı ----- ödeme tarihli, ---- çek numaralı, keşidecisi ------- lehdarı ----- bedelli çekleri keşide edip davalılardan -------teslim etmiştir. Akabinde davalı şirket işbu çeklerin karşılığında vermesi gereken ürünleri müvekkili şirkete vermemiş, bu şekilde ilk çek tarihi olan --------kadar oyalamıştır. Müvekkili şirket verdiği ön ödeme çekleri karşılığında kendisine teslim edilmesi gereken ürünleri teslim alamaması üzerine, çeklerini ödememe kararı almıştır. (Müvekkilinin başkaca günü geçmiş hiçbir piyasa borcu yoktur.) İfada sıra usulü uyarınca karşı tarafın edimini yerine getirmemesi üzerine, müvekkili şirket haklı bir şekilde çekleri ödememe kararı alınca, davalı şirket yetkilileri çekleri icraya koyacaklarını belirtmiştir. İcra tehdidinin hemen akabinde ise yine de ticaretlerine devam edilebileceğini, bunun için ise müvekkili şirketin davalı şirketlere teminat vermesi gerektiği konusunda baskı ile müvekkili şirketi adeta köşeye sıkıştırmışlardır. Müvekkili şirket de uğrayacağı haciz baskısı ve karşı tarafla sorun yaşamaksızın ticarete devam edebilmek için, davalı şirket yetkililerinin teminat teklifini kabul etmek zorunda kalmış ve; Müvekkili şirket müdürü ----- marka ve model aracı üstüne ----lehine ---- tarihinde --- bedelli rehin koydurmuş, Ayrıca müvekkili şirketin vekaletli yetkilisi ağabeyi ---- kayınbabası ------- nitelikli gayrimenkulün -----ortaklarından olduğu bilinen ------ teminat olarak tescil edilmiştir. İşbu gayrimenkulün tescili gerçek değil, teminat amaçlıdır. Şöyle ki; Gayrimenkulün gerçek değeri ---- olmasına karşın -------gösterilmiştir. Gayrimenkulün tescili için ödenmesi gereken alıcı-satıcı harçları ile döner sermaye bedelleri alıcı ----- tarafından değil, ----- yetkili müdürü ---- tarafından yatırılmıştır. ----satışına ilişkin bedel olan -------- yatırılmış, şube içerisinde 17:18'de derhal nakden çekilerek ------- vekiline teslim edilmiştir. İşbu hususlar nazara alındığında tapu devrinin gerçek bir iradeye değil teminat olarak verildiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca bu konuda tanıklar da mevcuttur. Yukarıda izah etmeye gayret ettikleri örgü içerisinde gelişen olayların sonuncusu olan gayrimenkulün devrinden sonra, davalı şirketler birden tavır değiştirmiştir. Adeta müvekkili şirketin ön ödeme olarak verdiği çeklere haksızca el koymuşlardır. Davalılar kötüniyetlerini müvekkiline göndermeleri gereken ------- ürünlerini göndermeyerek ispat etmişlerdir. Bununla yetinmeyen davalılar müvekkilinin kendilerine ön ödeme olarak verdiği çekleri icraya konu etmişlerdir. Şöyle ki; -------adına ihtiyati hacze konu etmiştir. *Bu hacze karşı menfi tespit davası için zorunlu arabuluculuk başvurumuzu yaptıktan sonra ---- tarihinde davalı şirketlerden ----- sayılı dosyasına; ------- çekleri icra takibine konu etmişlerdir. Müvekkili şirket ------ ilgili hükümlerine aykırı bu tutumlara karşı davalı şirketlerin yetkilileri -----hakkında kamu davası açılması adına şikayette bulunmuştur.-------- MENFİ TESPİT VE İSTİRDAT TALEPLERİ Menfi tespit ve istirdat davasına konu ettikleri çekler müvekkili şirket tarafından ön ödeme olacak şekilde, ----- lehine keşide edilmiştir. ---- bu çekleri, yan kuruluşu ---- cirolamış ve icra takibi de yine bu şirket tarafından yapılmıştır. Her iki davalı şirket de ----- şirketidir. Bu nedenle, davada 3. iyiniyetli bir kişi veya şirket yoktur. Dava konusu çeklerden dolayı menfi tespit taleplerinin yanında, müvekkili haciz baskısından kurtulmak için ----- göndermiş, ayrıca yine------- dosyasında müvekkilinin banka hesaplarına bloke konulmuştur. İşbu blokeler neticesinde bankalar tarafından dosyaya ---- gönderilmiştir. Ayrıca banka nezdinde bloke konulan diğer miktar da-----'dir. Müvekkili şirket ile davalı---------- ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde, müvekkili şirketin fazladan ödeme yaptığı, takibe konu çeklere ilişkin borçlu olmadığı anlaşılacak ve menfi tespit ile istirdat talepli davalarının kabul edilmesi gerektiği mahkemenizce de tespit edilecektir. İHTİYATİ TEDBİR TALEBİ Yukarıda izah edildiği üzere;-------- sayılı dosyasına yönelik menfi tespit ve istirdat talepleri takipten sonra hasıl olacak şekilde cereyan etmiştir. Ancak yine de telafisi mümkün olmayan zararların önüne geçmek adına işbu icra dosyası ile ilgili ihtiyati tedbir talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur. *Ancak,------- sayılı dosyası, zorunlu arabuluculuk sürecini başlattıktan sonra, davalı ------ tarafından icraya konu edilmiştir. Arabuluculuğa başvuru tarihi ----'tür. Anlaşamama tutanaklarının düzenlendiği tarih de--------'tür. Bilindiği üzere 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18A/16 maddesi gereğince; "Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından sonra, başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili olarak icra takibi yapılması durumunda, başvuran tarafın bu takibe karşı son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesi uyarınca menfi tespit davası açması ve talep etmesi halinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanır." işbu nedenle ------ sayılı dosyasına konu çeklere ilişkin olarak çek bedelleri toplamı olan ------- %15'i oranında yatırılacak teminat ile takibin durdurulmasını talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur. Sonuç olarak; yukarıda arz ve izah edilen tüm nedenlere binaen; müvekkilinin davaya konu çekler yönünden borcunun olmadığının tespitine, çeklere konu takiplerin iptaline, çeklerin iadesine, fazladan ödenen paraların istirdadına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olduğundan bahisle ihtiyati tedbir taleplerinin kabul edilerek davaya konu takiplerin durdurulmasına, ------- sayılı dosyası için Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18A/16 maddesinin tatbikine.), menfi tespit davalarının kabulüne, ---------- sayılı takibin iptaline ve takiplere konu çeklerin müvekkili şirkete iadesine, menfi tespit yönünden takiplere konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere müvekkili şirket lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, istirdat davalarının kabulüne, fazlaya ilişkin alacak hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik ----- ödeme tarihlerinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek TL mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, istirdat davası yönünden alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere müvekkili şirket lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile karşı vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Tensip tutanağı ----- numaralı ara karar ile "Davacı vekiline dava dilekçesini menfi tespit istemi yönünden açıklamak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, davacı vekilince------esas sayılı dosyalarından dolayı borçlu olunmadığından bahisle menfi tespit istemlerinin bulunduğunun beyan edilmesi halinde işbu icra dosyaları takip çıkışı toplamı ---- olmakla ve ----dava değeri yönünden istirdat talebi bulunduğu anlaşılmakla, davacı tarafından toplam --- dava değeri üzerinden harç yatırılması gerekirken ----- dava değeri üzerinden harç yatırıldığından Harçlar Yasasının 30 ve 32.madde hükümleri gereğince ----- eksik peşin harcın yatırılarak makbuzu dosyaya sunmak üzere davacı tarafa öninceleme duruşmasına kadar KESİN SÜRE verilmesine, kesin süre içinde yatırılmadığı taktirde dosyanın menfi tespit istemi yönünden işlemden kaldırılacağının başka hiçbir işlem yapılmayacağının, 3 aylık süre içinde yatırılmadığı taktirde ise menfi tespit istemi yönünden davanın açılmamış sayılacağının tensip zaptı ile davacı vekiline ihtarına, (ihtarat yapıldı.)" kararı verilmiştir.Davacı vekili------ tarihli açıklama dilekçesinde; Mahkemenin yukarıda esas numarası yazılı dosyasında verilen ----- tarihli tensip tutanağının 8 no'lu ara kararı ile, dava dilekçesi menfi tespit istemi yönünden açıklamak üzere taraflarına 2 hafta kesin süre verilmiş olup, yasal süresi içerisinde ara kararın gereğini yerine getirmek zarureti taraflarına hasıl olmuştur. Şöyle ki; ------esas sayılı dosyalarından dolayı borçlu olunmadığından bahisle menfi tespit talepleri vardır. Dolayısı ile takibe konu edilen çekler de, menfi tespit taleplerinin parçasıdır. Çeklerin dökümü aşağıdadır. ----- bedelli çekleri keşide edip davalılardan ------ teslim edildiğinden bahisle ihtiyati tedbir taleplerinin kabul edilerek davaya konu takiplerin durdurulmasına, (------ sayılı dosyası için Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18A/16 maddesinin tatbikine.), ------esas sayılı dosyalarından dolayı borçlu olunmadığından bahisle menfi tespit davamızın kabulüne,---------- sayılı takibin iptaline ve takiplere konu çeklerin müvekkili şirkete iadesine, menfi tespit yönünden takiplere konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere müvekkili şirket lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, istirdat davalarının kabulüne, fazlaya ilişkin alacak hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik ------- ödeme tarihlerinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek TL mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, istirdat davası yönünden alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere müvekkili şirket lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile karşı vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili ------- tarihli cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davacının davaya konu yaptığı ve borcunun olmadığının tespitini istediği çekler, ödenmemesi üzerine müvekkili ------ tarafından davacıya karşı icra takibine koyulmuştur. Davacının iptalini istediği çeklerin ve icra takibinin tarafı müvekkillerinden -----'dır. Bu sebeple müvekkili ------ karşı açılmış olan bu davanın husumet yokluğundan reddi gerekmektedir. Davacının da dilekçesinde beyan ettiği üzere müvekkili ------- davacı şirketin uzun zamandır süregelen bir ticaretleri olmuştur. Davacı müvekkilinden------- karşılığında ödemeler yapmıştır. Bu alış veriş kapsamında davacı tarafa müvekkili firma tarafından faturalar keşide edilmiş ve bu faturalar her iki tarafın da defterlerine işlenmiştir. Faturalar karşılığında taraflar arasında oluşan cari hesap alacağının bir kısmına karşılık davacı, müvekkili ------ firmasına bir kısım çekler vermiştir. Ancak davacının verdiği çekler sadece dava konusu çekler değildir. Davacı, evvelce de müvekkili ----- aldığı malların karşılığında çekler vermiş ve bu çekler düzenli olarak ödenmiştir. Bu çeklere ilişkin kayıtlar dosyaya sunulacaktır. Devam eden ticaret sırasında müvekkili ---- firması, ticari ilişki içinde olduğu diğer davalı müvekkili ---- firmasına dava konusu çekleri ciro ederek vermiştir. Çeklerin vadesi gelip ödenmemesiyle birlikte davacı ile müvekkili ------ arasında yapılan şifahi görüşmelerde davacı, çek bedellerinin ödeneceğini ancak kendisine süre verilmesini istediğini beyan etmiştir. Kendisine defalarca süre verilmesine karşılık ödeme yapmayan davacıya karşı, davacının borcuna karşılık müvekkili ---- verdiği ancak ciro edilerek ------ bedelli çekler, hamil------D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alınmış ve söz konusu karar----- sayılı dosyası ile takibe koyulmuştur. İhtiyati haciz kapsamında borçlunun adresinde ------- tarihinde haciz işlemi gerçekleştirilmiştir. Bu haciz işleminde adreste borçlu firmanın tabelası görülmüş ancak adresin kapalı olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda çilingir ve polis eşliğinde adrese girilmiş ve haciz işlemi gerçekleştirilmiştir. Sonrasında tekrar ------ tarihinde yine borçlunun aynı adresine muhafaza işlemi için gidilmiştir. Bu haciz esnasında borçlu şirketin yetkilisi -------- adreste hazırdır. Borçlu şirket yetkilisi haciz esnasında borçlu olduğunu kabul etmiş, bir kısım ödemelerin yapıldığını ve kalan ödemelerin de yapılacağını beyan ederek süre istemiştir. Bununla birlikte ihtiyati haciz için yatırılan teminatın iadesine de muvafakat etmiştir. Kendisi ayrıca aynı gün davacı tarafında dilekçesinde beyan ettiği üzere ---- borç ödemesi açıklamasıyla müvekkili diğer davalı ------ firmasına ödeme yapmıştır. Bu ödeme müvekkili ----- başlatmış olduğu takibe ilişkin değildir. Yapılan ödeme, davacının müvekkili------ firmasına olan cari hesap borcuna ilişkindir. Bu sebeple takibin tarafı ---- değil cari hesap tarafı ------ firmasına yapılmıştır. Sonrasında da takip kapsamında borçlunun mernis ve aynı zamanda fiili adresi olan haczin yapıldığı adrese gönderilen ödeme emri tebliğ edilmiş ve takip borçlu adına kesinleşmiştir. Devam eden süreçte yine borçlu tarafından davalı müvekkili ---- verilen ve ticari ilişkisinden dolayı müvekkili ---- ciro edilerek verilen, ----- bedelli çekler de borçlu davacı tarafından ödenmemiştir. Söz konusu çekler için de müvekkili ----- sayılı dosyası ile borçlu davacıya karşı takip başlatılmıştır. Bu takip kapsamında da ödeme emri borçlu firmaya ------ tarihinde tebliğ edilmiş ve takip kesinleşmiştir. Yukarıda detaylı olarak izah ettikleri üzere, borçlu davacı firma müvekkili ------ firmasından mal satın almış ve karşılığında dava konusu çekler de olmak üzere bir çok çek vermiştir. Bu çekler de müvekkili ---- firmasının ticari ilişki içinde olduğu -------- ödeme yapma amacıyla ciro edilerek verilmiştir. Davacı firma tarafından keşide edilen bu çeklerin çoğu vadesi geldiğinde ödenmiştir. Ancak dava konusu çekler vadesi geldiği halde borçlu davacı tarafından ödenmemiştir. Bu sebeple de davacıya karşı hamil--------- sayılı dosyaları ile icra takibi başlatılmıştır. Davacı taraf kendisine karşı alınan ihtiyati haciz kararına ve başlatılan takiplere süresi içinde itiraz etmemiştir. Tam tersine borcu kabul etmiş ve ödeme için ilave süre istemiştir. Tüm bunlara rağmen davacının yapılan ticaret konusu malları almadığını iddia etmesi ve müvekkiline borcu olmadığını beyan etmesi alacağı sürüncemede bırakma ve alacaklılardan mal kaçırma gayreti içinde olduğunu göstermektedir. Ayrıca davacı tarafın dilekçesinde beyan ettiği, davacı tarafça yapılan ------ bedelli ödemelerin de haciz baskısıyla yapıldığı beyanı da gerçek değildir. Öncelikle ---- tarihinde davacıya karşı bir haciz tehdidi mevcut değildir. Davacıya karşı başlatılan ilk işlem ---- tarihindedir. Diğer------ tarihli ödeme de yukarıda beyan ettikleri üzere takip alacaklısı -------- açıklamasıyla yapılmıştır. Bu sebeple davalının istirdadını istediği ödemeler, davacı şirket yetkilisinin haciz esnasında beyan ettiği üzere yapılan ticarete ilişkin yapılan ödemelerdir. Bu sebeplerle davacı tarafın bu yöndeki beyanlarına da itiraz ettiklerini, davacı taraf dilekçesinde ayrıca, davacı şirket müdürü --------- nolu bağımsız bölümlü Bodrum+Zemin kat DEPOLU DÜKKAN nitelikli gayrimenkulün 1/6 payının -------- isimli kişiye satıldığını ve bu sebeplerle dava konusu çekler yönünden bir borcunun olmadığını iddia etmektedir. Davacının bu beyanı da gerçekleri yansıtmadığı gibi hukuki dayanaktan da yoksundur. Öncelikle çek bir kambiyo senedidir ve kambiyo senetlerinde mücerretlik ilkesi geçerlidir. Bu ilke, kambiyo ilişkisinin temel borç ilişkisindeki sakatlık ve geçersizliklerden etkilenmemesini sağlamaktadır. Keza kamu güvenine mazhar olma özelliği de, borçlunun temel borç ilişkisi nedeniyle senet alacaklısına (lehtara) karşı sahip olduğu şahsî nitelikteki def’ileri, iyi niyetli sonraki hamillere karşı ileri sürebilmesini engellemektedir. Bu sebeple davacı şirket müdürünün arabasına --------- adında rehin koydurması veya şirket yetkilisinin kayınbabasının dükkanının üçüncü bir şahsa satılması dava konusu çekler veya icra takibi ile ilgili ödeme yapıldığı anlamına gelmemektedir. Kaldı ki ortada yapılan bir ödeme de mevcut değildir. Ayrıca müvekkili firmadan çeklerin karşılığı olan malları almadığını beyan eden davacının, kendisine takip başlatılmadan çok önce, malları bile alamadığı halde araç rehni ve dükkan vermesi verildiğini beyan etmesi çelişkili olduğu kadar hayatın olağan akışına da aykırıdır. Bu hususlar dikkate alındığında davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun ve gerçek olmayan beyanlarına itiraz ediyoruz. Yukarıda detaylı izah ettikleri hususlar özetlenecek olursa davacı taraf, müvekkillerinden -----firmasından hayvansal gıdalar almıştır. Aldığı gıdalar karşılığından davacı tarafa, ----- firmasına tarafından faturalar keşide edilmiş ve bu faturalar tarafların ticari defterlerine işlenmiştir. Davacı, oluşan bu cari hesabın bir kısmına ilişkin müvekkili ----- firmasına bir çok çekler vermiştir. Bu çeklerde müvekkili ----- ticari ilişki içinde olduğu diğer davalı ------- şirketine ciro edilerek borca karşılık verilmiştir. Bu çeklerin bir çoğu ödenmiş olmasına karşılık dava konusu çekler karşılıksız çıkmış ve davacıya süre verilmesine karşın yine ödenmemiştir. Bunun üzerine söz konusu çekler hamil ------- tarafından takibe koyulmuş ve takipler davacı tarafın itirazı olmadan kesinleşmiştir. Kendisine yapılan haciz esnasında borcu kabul eden ve tekrar süre isteyen davacı taraf, bu sefer de alacağı sürüncemede bırakmak için kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açmıştır. Ancak dosyaya dava konusu çeklere veya icra takibine ödeme yapıldığına ilişkin bir delil sunamamıştır. Davacı taraf hukuki dayanaktan ve gerçeklikten uzak davasını ispat edememiştir. Bu sebeple davanın reddi gerektiğinden bahisle dava konusunun çek ve icra takibi olması sebebiyle davanın bunlara taraf olmayan ------yönünden husumet yokluğu sebebiyle reddini, davacı tarafından ispatlanamayan davanın tüm talepler yönünden reddini, alacağı sürüncemede bırakmaya çalışan kötü niyetli davacıya, dava konusunun %20 sinden aşağı olmamak üzere inkar (kötü niyet) tazminatı yüklenmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.İcra Dosyaları
: ----- Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklısının ----- borçlusunun----- miktarlı çeklere dayalı olarak ----- tarihinde Kambiyo senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) özgü haciz yolu ile yapılacak takipte ödeme emri düzenlendiği görülmüştür. ---- Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklısının----- miktarlı çeklere dayalı olarak---- tarihinde Kambiyo senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) özgü haciz yolu ile yapılacak takipte ödeme emri düzenlendiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından davacı şirkete ait dava konusu çeklerle ilgili tüm kayıtların mahkememize sunulduğunda dosyanın konularında uzman mali müşavir, nitelikli hesaplamalar uzmanı ve gıda mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi ile, dava konusu iddia ve savunmalar konusunda inceleme yaptırılmasına, bilirkişilere davalı şirketlerin kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapma yetkisi verilmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ---- Gıda Mühendisi ---- ve Nitelikli Hesap Uzmanı Prof.Dr. -----tarafından sunulan ------tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "6-SONUÇ: Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, davalının defter & belgelerinin incelenmesi, Sayın Mahkemece bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde; * Tarafların ticari defter ve kayıtlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi neticesinde; raporun “4.b.3- Tarafları Ticari defter Kayıtlarının karşılaştırması” tablo 2'de gösterilen davacı kayıtlarında yer alan davalı kayıtlarında yer almayan toplamda ------ tutarlı ödeme ve çek hareketlerinin davalı kayıtlarında karşılığının bulunmadığı, bu hususlara ilişkin olarak davacı taraftan belge ve bilgi talep edilmesine rağmen, rapor yazım tarihine kadar herhangi bir belge, açıklama veya destekleyici doküman ibraz edilmediği, açıklanan nedenle söz konusu ödeme kayıtları yönünden mali nitelikte bir değerlendirme yapılamadığı, mevcut kayıt ve belgelerin bu haliyle incelenmesi sonucunda; davacının talebine dayanak oluşturan ödeme ve alacak iddialarının ticari defter, belge ve kayıt bütünlüğü içerisinde doğrulanamadığı, dolayısıyla davacının talebine ilişkin mali yönden değerlendirme yapılamadığı, * Tüm bilgi, belge, defterkayıtları, icra dosyaları ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu edilen çeklerin ticari ilişki kapsamında düzenlendiği, bunların “ön ödeme” veya “teminat” mahiyetinde olduğuna dair iktisadi ve muhasebesel kanıt bulunmadığı, ödemelerin haciz baskısı altında yapıldığı yönünde somut delil tespit edilmediği, bu itibarla, davacı tarafın ileri sürdüğü menfi tespit ve istirdat taleplerinin mali ve muhasebesel yönden desteklenmediği, Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
: Dava, bedelsizlik sebebine dayalı İİK'nın 72. maddesi uyarınca davacının borçlu olmadığının tespiti ile istirdat istemine ilişkindir. Davacı taraf, avans olarak verilen çeklerden dolayı kendisine ürün teslimi yapılmadığı iddiasıyla avans olarak verilen çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitini ve yapılan kısmi ödemelerin istirdadını talep etmektedir. Davalı taraf, dava konusu çeklerin cari hesap borcuna istinaden yapılan ödemeler olduğunu, yapılan ödemeler borcun ifasını içerdiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222 nci maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.-------Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü düzenlemiştir. Çek, hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracıdır. Poliçenin bir kredi vasıtası olmasına karşı çek, nakit para yerine ödeme amacıyla kullanılır. Kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin nitelendirmesi satış sözleşmesidir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı olan alacaklıdadır. Ancak bu kuralın bazı istisnaları bulunmaktadır. Örneğin; somut olayda olduğu üzere menfi tespit davasında davaya konu kambiyo senedinin bedelsizliğini ileri süren davacı olan borçlu bu iddiasını ispat ile mükelleftir. Davalı ------ hamil olup taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir satım sözleşmesi bulunmamaktadır. Satış sözleşmesinde, tarafların edimlerini, aksine sözleşme veya adet bulunmadıkça aynı anda ifa etmesi gerektiği düzenlenmiştir. Menfi tespit davasındaki iddianın ileri sürülüş şekline göre ispat yükü davacıdadır. Davacı, çekleri avans olarak verdiğini ve muaccel bir borç için vermediğini kanıtlamalıdır. Çek yazılı belge olup, satım sözleşmesinde tarafların edimlerini aynı anda ifa etmesi gerektiğine ilişkin karineye göre davalıların savunmalarını ispatladığı kabul edilmelidir. Davalıların savunması, talil niteliğinde olmayıp, satım sözleşmesine ilişkin yasal karineye uygundur. Çek bir ödeme aracı olup kural olarak muaccel bir borcun tasfiyesi için verilir. Bu hususun aksi ancak kesin delillerle ispat edilebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, taraf ticari defterlerinin birbirini doğrulamadığı, bu suretle ticari defterlerin işbu davada delil vasfının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının, avans çeki iddiasının yasal ve kesin delillerle kanıtlanmadığı, yasadaki çeke ilişkin düzenlemeler dikkate alındığında, çek hamilinin her durumda mal veya hizmet teslimini kanıtlama yükü altında bırakılmasının, çeke ilişkin düzenlemelere aykırı olduğu açıktır. Bu tür bir kabul tarzı çekin ve çeke ilişkin düzenlemelerin anlamsız kalması sonucunu doğuracaktır. Davacı, yasal karinenin aksini ancak yazılı delille ispat etmesi gerekmektedir. Davacının, bir ödeme aracı olan çeki, çeklerin verilme amacına ilişkin bir sözleşme düzenlemeden davalıya teslim etmesi, kural olarak muaccel bir borcun tasfiyesine yöneliktir. Aksi halde basiretli bir tacir olan davacının, ifa amacıyla ve muaccel bir borcun tasfiyesi için verilen ödeme aracı olan çeklerin, avans ödemesi için verildiğini, yazılı bir sözleşme veya teslim bordrosuna yazılmış, davalının imzasını içeren bir belge ile kanıtlaması için belge düzenlemesi beklenirdi. Davalı tarafın dava konusu çeklerle ilgili ikrarı bulunmamaktadır. Davacı taraf, çeklerin avans ödemesi için verildiğini, yazılı bir sözleşme veya teslim bordrosuna yazılmış, davalının imzasını içeren bir belge ile kanıtlayamadığı için menfi tespit ve istirdat istemenine yönelik davanın reddine karar verilmiştir. Davalı / alacaklı taraf aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden İİK 72/4 maddesi uyarınca davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-a) Davanın REDDİNE,b) Davalı tarafın tazminat talebinin REDDİNE,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan toplam 63.541,62 TL harçtan mahsubuyla fazla alınan 62.809,62 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,3-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,4-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 523.285,79 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,5-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca------- bütçesinden ödenen 7.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde----- Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026