Anahtar kelimeler: Acentelik Esaskarar Yazim Hmk Eksiklik Ankara Özetle Yoluna Verilerek Yasa

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████
T.C.A N K A R AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E NK A R A R I N K A L D I R I L M A S I)ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARIN
:MAHKEMESİ
: Ankara 10. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ
: █████/2020ESAS-KARAR NUMARASI
: ████████E., ████████K.DAVA
: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026YAZIM TARİHİ
: █████/2026Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili özetle
: Müvekkili şirket ile dava dışı sigortalı ... Restaurant İşletmeciliği Ticaret Limited Şirketi arasında Kobi Paket Sigorta-Dahili Su Sigorta Poliçesinin bulunduğunu, 05.03.2018 tarihinde,... adresinde bulunan, dava dışı sigortalının işletmesinin de bulunduğu ve kiracı olarak işlettiği, davalıya ait ... Alışveriş Merkezinde gider borusunun tıkandığını, davalı yönetim tarafından tıkanan gider borusuna çözücü kimyasal döküldüğünü, gider borusundan akan suların dava dışı sigortalının işletmesinin deposunun bulunduğu alana akarak mutfak makinelerine sirayet ettiğini ve zarara sebep olduğunu, ödenen hasar bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek davalının haksız itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili özetle
: Dava dışı ... ile müvekkili şirket arasındaki Kira Sözleşmesine göre davacı şirketin müvekkili şirkete rücu hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince "... davalı ile dava dışı ... Restaurant İşlet. Tic. Ltd. Şti. arasında yapılan 18.06.2016 tarihli kira sözleşmesinin 18.4.Maddesinde sigorta sözleşmesine ilişkin "Kiracı, tüm sigortaları, her ne sebeple olursa olsun sigortacının Kiralayanca rücu etmemesini sağlayacak şekilde yaptıracaktır." ibaresinin yer aldığı, ancak davalının iddiasının aksine bu maddenin davalıya ilişkin bir sorumsuzluk kaydı olarak kabul edilemeyeceği, bu husustaki değerlendirmenin bilirkişinin yetki alanı dışında olan hukuki nitelikteki bir değerlendirme olup nitekim bu husustaki değerlendirme mahkememizce alınan bilirkişi raporunda hakimin takdirine bırakıldığı, mahkemece yapılan değerlendirmede sözleşme maddesinde dava dışı kiracının davalı kiralayana tüm sigortaları, her ne sebeple olursa olsun sigortacının kiralayana rücu etmemesini sağlayacak şekilde yapma taahhüdünde bulunduğu ancak dosyada mübrez sigorta poliçesi, ekleri ve özel şartlara ilişkin tüm maddelerde incelendiğinde bu yönde davalının sorumsuzluğuna ilişkin herhangi bir madde yer almadığı, dava dışı kiranın bu yükümlülüğü yerine getirmemesinin kiracı kiralayan arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiği, davacı sigorta şirketine bunun ileri sürülemeyeceği bu sebeple 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 115. maddesinde yer alan “Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.” esas alınarak davalının sorumluluğun tespiti için ağır kusur tespitine gerek olmadığına, ... Restaurant İşlet.Tİc.Ltd.şti/ne ait işyerinde 05.03.2018 tarihinde gider borusunun tıkanması sonucu , ... Yönetimi tarafından AVM'nin tıkanan borularında ve gider sistemlerinde tıkanıklığı açmak için kimyasal çözücü dökerek gider borusundan akan suların ... Restaurant İşlet.Tİc.Ltd.şti.'ne ait işletmenin deposunun bulunduğu alana akarak mutfak makinelerine kullanılamayacak düzeyde zarar verdiği olaya ilişkin mahkememizce alınan denetime açık bilirkişi raporundan zararın davalının kusurundan kaynaklandığı ve bilirkişi raporunda da değinilen ekspertiz raporunca da tespit edilen 49.935,17 TL(KDV hariç) toplam zararın oluştuğu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. maddesine göre “(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.(2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." davacının halefiyet ilkesi gereği ödenen tazminatın davalı tarafından karşılanması gerektiği anlaşıldığından davanın kabulü..." yönünde karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava dışı sigortalı ile müvekkili şirket arasındaki kira sözleşmesinin 18.4. maddesine göre davacı şirketin müvekkili şirkete rücu hakkının bulunmadığını, ancak söz konusu hükmün ilk derece mahkemesince hatalı yorumlandığını, kiracı olan ...’un kira sözleşmesi kapsamında kiraladığı iş yeri için yaptıracağı bütün sigorta sözleşmelerini müvekkili şirkete rücu edilmeyecek şekilde yaptırması gerektiğini, bu hüküm kapsamında ...’un uğrayacağı herhangi bir zararın ve sigortacısının ödeyeceği herhangi bir tazminatın müvekkili şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesi kararının aksine dava dışı sigortalı ile müvekkili şirket arasında sorumsuzluk anlaşması bulunduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda yer alan müvekkili şirketin özen yükümlülüğünü yerine getirmediğine ilişkin tespitin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, ekspertiz raporunda yer alan zarar miktarına ilişkin itirazlarının dikkate alınmaksızın ve bu hususta herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmaksızın ekspertiz raporunda yer alan tutar üzerinden davanın kabul edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte huzurdaki davada likit bir alacak bulunmadığından icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını bildirerek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.1-Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli ilamında bu husus, "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının, muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.Öte yandan, 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde (6762 sayılı TTK'nun 1301. md.) "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.6100 sayılı HMK'nun "Sulh Hukuk mahkemelerinin görevi" başlığı altındaki 4. maddesinde de "(1) Sulh Hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları.... görürler" hükmüne yer verilmiştir. (1086 Sayılı HUMK'nun 8/II-1 maddesinde de "dava konusu şeyin değerine bakılmaksızın, kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, akdin feshi yahut tespit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemelerinde görüleceği" şeklinde benzer düzenlemeye yer verilmişti).Somut olayda; davacı sigortalısı ... Anonim Şirketi ile davalı arasında kira sözleşmesinin mevcut olduğu ve sigortalının davalı taşınmazını kira ilişkisine dayanarak kullandığı sırada hasarın oluştuğu tarafların ve mahkemenin kabulünde olup, davacı sigorta şirketinin sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki temel hukuki ilişki kira sözleşmesidir.Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevine girdiği dikkate alınarak HMK'nun 114/1-c maddesine göre, görevsizlik nedeniyle HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde işin esasının incelenerek hüküm tesisi doğru görülmemiştir.6100 sayılı HMK'nin 1. maddesindeki göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğu hükmü ve 114/1-c maddesinde mahkemenin görevinin dava şartları arasında sayılması ve 355. maddenin emredici hükmü karşısında, görev hususu somut olayda olduğu gibi, açıkça istinaf istemine konu edilmese dahi istinaf mahkemesince re'sen gözetilmelidir.Hüküm mahkemeleri gibi, istinaf mahkemesi ve Yargıtay da, istinaf ve temyiz incelemesi sırasında, hükmü veren mahkemenin görevli olup olmadığını kendiliğinden gözetip incelemekle yükümlüdür. Bunun için tarafların hükmü görevsizlik nedeniyle de istinaf veya temyiz etmiş olmalarına gerek yoktur. Çünkü, hükmü veren mahkemenin görevsiz olması mutlak bir istinaf ve temyiz sebebidir.(m. 353/a-3, m.371/b) (Prof. Dr. Baki KURU-İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku.Legal Yayınevi Ağustos 2016.s.97)Bu nedenle HMK'nin 353/1-a-3.m. uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.2-Kararın kaldırılma nedenine göre, davalı vekillerinin istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığı değerlendirilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-) HMK m. 353/1,a.3 ve 355 gereğince, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████E., ████████K. sayılı █████/2020 tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,Davalı vekillerinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,2-) Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine,3-) İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine,4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 353/1.a ve 362/1.g gereğince KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. █████/2026Başkan Üye Üye Katip