Anahtar kelimeler: Örgüsüne Özgeçmişinde Yüksel Asistan İddiadavacı Çıkma Kurucu Başlamıştır Eğitimini Görüleceği

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

(Feragat Nedeniyle Ret)
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
ASIL DAVA
DAVA
: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
BİRLEŞEN ----ESAS SAYILI DAVA
DAVA
: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan), Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
:Davacı vekili ------ tarihli dava dilekçesinde özetle; 1- Olay Örgüsüne İlişkin Açıklamalar Somut olay açısından müvekkilinin niteliği önem taşıdığından belirtmek gerekir ki; Müvekkili------ işbu dilekçe ekinde sunulan özgeçmişinde de görüleceği üzere; Lisans eğitimini ---- yılında ---- tamamlamış olup ----- kurucu asistan olarak görevine başlamıştır. Müvekkili ---- yılında yüksel lisansını, ----- yılında ise ---- eğitimini tamamlamış ve şuanda ----- başvuru derecesinde bir akademisyendir. -------- adlı tezi ile tamamlamış ve şu aşamada ---- başvurunu yapmış olup ikinci başvuru için hazırlık tamamlaması çalışmasındadır. İfa ettiği görevleri; ----- farklı dershanelerde rehber öğretmenlik servis sorumlusu, ---- arasında -----yılına kadar ----- öğretim üyesi ------ olarak çalışma şeklindedir. Ödülleri;------ Belediyesi, 2----- Belediyesi, 3----- Belediyesi, 4--------Müdürülüğü" 5- ---- yayınlanmış ----ödülü şeklindedir. Kitapları; 1----------- 2---- --- 3- ------- ------- 4----- şeklindedir. Müvekkilinin ------adlı ----- tezine dayanan ve müvekkilince geliştirilen ------ ekolü çalışması temelinde geliştirilen yeni eğitim programı önerisi sonradan ------- dönüştürülmüştür. Bunun nedeni marka başvurusu yapıldığında kamuya ait olduğu bildirilerek ekolün toplumsallaştığı enstitü tarafından belirtildiğinden bu isim alınmıştır. Özetle ----- nihai olarak ----- marka tescil belgesi ile ----- adlı markası müvekkili adına tescil edilmiştir. ----------uzantısı olan bir ekol yaklaşımı olup,----tarafından, çalışılmış ------- düzeyinde çalışma olup, doçentlik hazırlık çalışmasının da ana konusunu içeren bir çalışmadır. Toplam ----- sürecini-aplikasyonunu içeren bir çalışma olup envanter süreci yazılıma---- ------döneminde dökülmüştür. ----- sonucunda ve mail aracılığıyla ek çalışmalar yazılımcı ---- tarafına gönderilerek devam etmiştir. ---- yılının sonuna doğru yazılım biraz daha ilerletilmiştir. ---------- yılında diğer yedi yıllık çalışmanın alt yapıları hâlâ yazılım halinde çalışma sürecindedir. Bu çalışmalar ve kurulan model doktora tezindeki sistem yapıların bölümlendirilmesini içermektedir. Bu çalışmalar binlerce kişi ve onlarca kurum ve şirket üzerinde de çalışılmış (bu model ---- itibaren------içinde bu şirketten çok önce uygulanmıştır. Halen de bu kurumla çalışma devam etmektedir). binlerce konferans-panel, bilimsel toplantı, panel ve kongrelerde sunulmuştur. ----- dergilerde onlarca yayım yapılmış olup, dört tane çalışma ------ tarafında maddi ödülle desteklemiş ve ödüllendirilmiştir." Özetle bu sistem sayesinde bireyler-------olarak gruplandırılmakta bu doğrultuda da yaşam programı sunulmasının amaçlandığı, böylece eğitim sistemi ve insan kaynaklarımızın değerlendirilmesinde önemli bir rol oynaması arzulanan bir sistemdir. Diğer bir deyişle ilgili kişilere sosyal ve eğitim konularında gelişmeleri için birey, grup ve tüm kurum odaklı yol haritaları çıkarılmaktadır. Yukarıda izah edildiği üzere müvekkilinin özgeçmişi ve kişisel olarak bizzat kendi emeği ve bilgisi ile geliştirdiği ---- ticari hayatta ilgi görmüştür. Şöyle ki; müvekkilinin uçak ve otel masrafları karşılanmak suretiyle ------------yanına bu şirketin imzaya yetkisiz müdürü olan--------- davet edilmiştir. Burada gerçekleştirilen sohbette müvekkiline, yukarıda anılan sistemin ve marka hakkının kullanılması amacıyla bir şirket kurulması, bu sistemin kendi networkları da dahil, kendilerinin kuracağı pazarlama ağı sayesinde seri uygulama yöntemi ile ticari hayata kazandırılması ve bunun karşılığında da kurulacak şirketin ortağı olacak olan müvekkilinin iyi bir gelir kazanacağı, müvekkilinin maddi ve iş yükü açısından rahat edeceği bir teklif sunulmuştur. İzah edilen müşterek irade ve vaatler doğrultusunda ----- tarihinde ---- sermaye ile -----, %34, ... %33 ve ... %33 ortaklığına vücut veren ----- kurulmuş ve bu şirketin pazarlama işleri ile uğraşması için de esasen bu alandan anlamayan sosyoloji bölümü açık üniversite mezunu ------- şirketin yetkili temsilcisi olarak görevlendirilmiştir. Zira bunun sebebi kendisinin pazarlamacı olarak faaliyet gösterecek olması ve müvekkilinin bu anlamda iş yükünden kurtulacak olması vaadidir. Bu sistem öğrenciler haricinde iş hayatında da kullanılmaktadır. Şöyle ki; kişilerin zeka, algı, yetenek kapsamında oluşturduğu testlerle kişinin beyin yapısını çözmesi dolayısıyla bireyin bir iş ya da eylemi yapmaya yatkın olup olmadığını (yetenek) algılamaktadır. Diğer bir deyişle iş hayatında kullanılabilecek, İnsan Kaynakları (İK) olarak uygulanabilen bir yazılım modelini de ortaklarının talepleri doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Böylece söz konusu test ve yazılım hem öğrenciler (eğitim hayatınca) hem de çalışan seçiminde (iş hayatında) (Örneğin şirkette eşit yeteneklerde müdür yardımcılarından biri müdür yapılacaksa bunlardan en az güç zehirlenmesine yakalanan kişinin tespit edilmesi ve müdür konumunun ona verilmesi ya da cinsel kontrolsüzlüğü olduğu tespit edilen erkek bireylerin kadınların yoğun olduğu iş alanlarından ziyade farklı alanlara alınması vb.) kullanılabilir hale getirilmiştir. Bu sistemin ------ pazarlamasının kendileri tarafından çok rahat yapılabileceğini beyan eden diğer şirket ortakları (özellikle çevreleri olduğu için ilaç sanayiye çalışan alımında) müvekkiline; ------ sürecinde ki testler için firmaları biz bulacağız sen ise eğitim alanında bulursun hocam" demişlerdir. Ancak beyan edilen hiçbir şey yapılmamış aksine ileride ayrıntılı açıklanacağı üzere testler sadece ortakların kendi şirketleri olan ---- yakın ve iltisaklı ilişkisi olan ------- yapılmıştır. Müvekkilinin oluşturduğu yazılım ilk etapta manuel olup (çalışılacak kurumlara uygulamak için fiziken gidilip ilgili kurumların bilgisayarlarına yüklenmesi gerekmekte) bu sebeple internette bir site kurulup bu siteye yazılımın yüklenmesi, ilgili her bir müşteri kurumun giriş maili/kullanıcı adı ve şifrelemesi ile online giriş yapabileceği çözümlemesi akabinde müvekkili ----- hususu kendi yazılımcısı ---- aracılığıyla hazırlattığı internet sitesi sayesinde uygulamaya dökmüştür. Müvekkilinin hazırlattığı internet sitesini ise ------ tanıdığı ------------ kendi hak sahibi olduğu marka adına uygun) alan adı ---- ve ----- alınarak açılmıştır. Ancak burada hemen belirtmemiz gerekir ki her ne kadar alan adını ------ alsa da tüm içeriğin ve tasarımın müvekkiline ait olmasının yanısıra söz konusu alan adının/domainin ödemesi müvekkilinin yazılımcısı ----------- no'lu faturası ile yapılmış ve böylece anılan site tam anlamıyla kurulmuş kurulan bu siteye de müvekkilinin tasarladığı ------ yüklenmiştir. Diğer bir deyişle müvekkilinin akademik ve doktora seviyesinde vücut verdiği ----------bir test hali ile yazılıma dökülmüş ve anılan alan adına bu şekilde yüklenilmiştir. Böylece anlaşma sağlanan kurumlarda insan kaynakları kapsamında daha önce işe alınmış ve sonrasında işe alınacak çalışanlara ve eğitim açısından da kurumlarda ki öğrencilere seri bir şekilde anılan siteden söz konusu testin uygulanabilmesini, bu sayede de uygulanan test başına gelir elde edilmesi suretiyle şirketin kazanç sağlaması hedeflenmiştir. Bu sistemin uygulanması için esasen firmanın eleman çalıştırmasına gerek olmamakla birlikte bu sistem eğer ------- alanında kullanılacaksa firmanın eleman çalıştırarak hali hazırda çalışan ya da işe alınacak kişiler üzerinde uygulama yapması gerekmektedir. Bu süreç zaman alan yorucu bir süreçtir. Ancak buna rağmen ---- tanıdığı olması sebebiyle haksız yere kazanç sağlamaları gayesiyle bu alanla ilgili olmayan ----- işe almıştır. Müvekkili----- bu işin esasen bir pazarlama değil bilgi gerektiren bir faaliyet olduğu konusunda büyük ısrarları üzerine bu------ tarafından ----- bünyesine alınmış dolayısıyla da söz konusu ortağı olduğumuz şirket ile olan iş ilişikleri ---- sonlandırılmıştır. Akabinde ise bu kişilerin yerine çeşitli gerekçelerle daha sonradan ------ alanında çalışacak nispeten daha yetili kişiler ---- işe alınmıştır. Müvekkili ise çareyi bu kişilere eğitim vermekte bulmuş ve anılan çalışanlar müvekkilinin verdiği eğitimler akabinde ------- hizmeti sunmuşlardır. Ancak bu iki işçinin oluşturduğu çalışma ve projelere ilişkin hizmetin hiçbir karşılığı şirket müdürü tarafından bu firmalardan alınmamış ya da alınmış ancak şirkete aktarılmamıştır (--------- tarafından bu sözleşmeler müvekkiline sunulmamış, bu firmalardan herhangi bir tahsilat yapılmamış ve firmalara fatura düzenlenmemiştir). Şirketin kurulması sonrası -------- tarihinde ---- bu şirketten çok diğer şirketleri ile daha fazla ilgilenmeyi tercih etmesi ve kendi ------ de şirkete müşteri olarak bağlayamamasının da ayrıca şirketin umduğu kar marjına ulaşamaması gibi sebeplerle hissesini diğer ortaklara devretmiş olup dolayısıyla anılan tüzel kişilik ----%50 ------. %50 şeklinde genel kurul ile faaliyetlerine devam etmiştir. İlgili hisse durumu davanın açılma tarihi ile de değişmemiştir. Zira şirketin tahmin edilen kadar kar marjına sahip olmamasının sebepleri gereksiz yere işçi alınması ile sınırlı olmayıp şirket karının ---- tarafından kasten minimize edilmesidir. ---- şirket gelir gider durumunu müvekkilinden gizlenmiştir. Diğer bir deyişle ------ kendisiyle kullanıcılık dışında bir illiyet bağı olmayan, 30 yıllık doktora ve doçentlik hazırlık çalışmalarını içeren, alanda patent ötesi tez ve uluslararası ödüllü makaleleri olan bir çalışmanın geleceğini gasp etmeye varan bir çaba içine girmiş bu sebeple de şirket karını minimize etmiş, şirketin gelirlerini müvekkilinden gizlemiş ve kendi uhdesine aktarmıştır. Anılan para kaçırma ve şirketi zarara sokma hususu bu sebeple müvekkili tarafından çok sonradan öğrenilmiş ve fark edilmiştir. Ancak bu farkındalığın üzerine ------ alan adının ------- erişim bilgilerini değiştirmiştir (bu kapsamda yazılıma ilişkin içerik bilgisine sahip olmayan------ domain ile sitenin içerisinde olan yazılımı kırdırarak çözmeye çalıştığının bilgisini almış bulunmaktayız). ------ siteye girişini kısıtlamakla kalmamış, ilgili sitesinden test yapan diğer tüm eğitim kurumlarının da siteye erişimini engellemiştir (şirketin çalıştığı tüm firmaların giremeyeceği şekilde test alanını kapatmış ve firmanın tüm müşterilerini kaybetmesine sebebiyet vermiştir. Söz konusu site şirketin tek kazanç alanıdır. Şirketin başka bir faaliyeti bulunmamaktadır). ----- tüm müşteri firmaların yetkilileri ile irtibatı kesmiştir. Bunu kapatma hususunu tehdit unsuru şeklinde ileri sürerek fiilen sona eren ortaklığın hukuki olarak da sona ermesi için müvekkilinden fahiş tutarlarda meblağlar talep etmiştir. Açıklandığı üzere bunu şirketin tek kazancı olan ve sadece müvekkilinin bulduğu firmalardan test ile getiri elde eden siteyi ----- tarihinde kullanıma kapatarak zorlama şeklinde gerçekleştirmiştir. Davalı yalnızca-------tarihinde kendi menfaatine test yapılması sureti ile siteyi açtırmış ve hızlı bir test yapımı sonrası siteyi tekrardan, tamamen kapatmıştır. Şirket Gelirlerinin Minimize Edilmesi Hususunda Belirtmemiz Gerekir ----hizmetinden gelen ödemelerin gerçeğe aykırı olarak düşük gösterilmiş olması sebebiyle uğratılan zarar: Kurum başı değişmekle birlikte ortalama olarak; Test birim fiyatları ---- yılı mart sonuna kadar olan testlerin birim fiyatı ---- sonu arasında ki testlerin birim fiyatı ----dir. Yapılan testlerin sayısı ise ---- adet olup iş bu dilekçe ekinde sunulan bilgi ve belgelerle de sabittir. Bu bağlam da ----- yapılan test sayısı----dir. Dolayısıyla --- yıllarında test gelirlerinin ---- olması gerekmektedir. ------ mail olarak şirketin gelirler ve giderler tablosunu sunmuş olup kendisi tarafından düzenlenen ve iş bu dilekçe ekinde sunulan evrakta görüleceği üzere tüm test gelirleri toplamının ----- olarak beyan edilmiştir. İlgili site içi testler şirket yekilisi kontrolünde üretilen bir kullanıcı adı ve şifre ile girilebilen, tarihleri ve içerikleri yetkilinin izni olmaksızın değiştirilemeyen nitelikte belgelerdir. Diğer bir deyişle sadece ve sadece -------hazırlanabilen ve değiştirilebilen evraktır. Bu sebeple de yazılı delil hükmündedir. Nitekim ilgili testlere bizzat ---- kendi mail adresi ile giriş yapılmış ve testlerin yapılmasına ilişkin kontrol tamamen davalının kendisindedir. Buna ek olarak ilgili zarar haksız fiil zararı niteliğinde yarışan haklardan olup senetle ispat zorunluluğu da bulunmamaktadır. Bu bağlam da sadece test gelirlerinden ---- yolsuzluk mevcuttur. Bu hususu biraz detaylandırmamız gerekirse; 1-----olarak belirtmemiz gerekir ki örneğin;---- için beyan ettiği çizelge de toplamda ------ şirkete ödeme yapılmıştır. Oysa ki esasen ---- yapmış olduğu son 1 yıllık ödeme tutarı bile ---- olup bu ödemenin ---- şirkete değil ---- kişisel hesabına gönderilmiştir. Söz konusu dekontlar dilekçe ekinde sunulmuştur. Dolayısıyla ----- --- ödeme almasına rağmen ----- olarak belirtmiş ve bir yılda ----- sadece 1 müşteri açısından şirket karını minimize etmiştir. 2 yıllık ödemeye ise ---- diyerek -------aşan bir yolsuzluk bulunmaktadır. 2- --------- dershanesi olan müşteri --- müvekkiline----- üzerinden mesaj atmış olup iş bu dilekçe ekinde görüleceği üzere aldığı test hizmetlerine ilişkin olarak gönderdiği bedelin toplamı ------dir. Ancak ---- taraflarına hazırlayıp verdiği tabloda ---- gelen meblağ --- olarak gösterilmiştir. Dolayısıyla ---- yolsuzluk bulunmaktadır. 3-Birbirleri ile bağlantılı olan -------müşterileri ise toplam da ---- ödeme yapmış olmasına rağmen---- gösterdiği gelir ---- olup yolsuzluk yapılan tutar ise------dir. Bu durum tüm müşteriler için geçerli olup yukarıda da izah edildiği üzere yolsuzluk yapılan toplam tutar-----------dir. Bu tutar ise sadece test gelirlerinin minimize edilmesi nedeniyle şirketin uğradığı zarardır. Bu bağlam da belirtmemiz gerekir ki test başı müşterilerden alınan fiyat değişkenlik gösterse dahi bu değişkenliğin sabit bir birim fiyat üzerinden meydana geleceği dolaysıyla söz konusu birim fiyata yakın ücretler talep edileceği aşikardır. ---- kendisinin beyanına göre ---- ödediği------ tl ödediği esas alındığında ödemeler arasında ki %41 oranı yaklaşık olarak test sayıları oranında da kendisini göstermelidir. Ancak iş bu dilekçe ekinde sunulan test sayılarını gösterir envarterde görüleceği üzere ----- test sayıları oranı %69'dur. Test sayıları oranı %69 iken kişilerden alınan ödemeler oranının %41 olması yapılan yolsuzluğun her müşteri için eşit düzeyde yapılmadığından kaynaklanmaktadır. Nitekim yaklaşık ------- bin tl ödeme yapan ---- bayilerinden yaklaşık ------ tl yolsuzluk yapılırken yaklaşık ----- bin tl ödeme yapan ------ ---- TL yolsuzluk yapılmıştır. Bu da kişilerin test başı ödediği meblağlar arasında izahtan vareste bir fark meydana getirmiştir. Özetle -----test birim fiyatı----- tl ise ------- test birim fiyatı ------- Tl'ye denk gelecektir. Bir firmanın müşterileri arasında yaklaşık %62 farkla hizmet vermesi hayatın olağan akışına, ticari teamüllere, şirket menfaatine ve itibarına aykırı düşeceği gibi bu hususun aksi tanık beyanları da mahkemenizce yapılacak bilirkişi marifeti ile de ortaya çıkacaktır. b-Giderlerin gerçeğe aykırı olarak yüksek gösterilmiş olması sebebiyle uğratılan zararlarla birlikte şirket sermayesinin kişisel ihtiyaçlara harcanması sebebiyle uğratılan zararlar: ... kendisi tarafından hazırladığı tabloda gider olarak "ofis harcamaları" açıklamalı ----- gider belirtmiş ancak bu giderin bir detayını yazmamıştır. Tabloda görüleceği üzere elektrik, doğalgaz ------gibi ayrı kalemler alınta giderler bulunmakta iken ofis harcamaları adı altında ki bu gider izahtan varestedir. Müvekkili tüm kişisel harcamalarını (mesai saatleri içerisinde ve iş ile alakalı dahi olsa taksi, yemek vs.) kendi kişisel hesabından öderken ve hiç bir kişisel giderini şirkete yüklememişken giderler tablosunda görüleceği üzere ----- yemek gideri gösterilmiştir. Bir gider kalemi ise tamamen online platformda hizmet veren ve faaliyetlerini devam ettirmek için bir büroya dahi ihtiyacı olmayan şirketin bürosuna şirket kullanımı ile alakası olmayan yatak odasından temel ihtiyaçların ultralükse varmasına kadar gereksiz eşyalar alınmış olmasıdır.------- adresinde kaim bürosunu ise kendi barınma, konaklama ihtiyacı için kullanmış bu da yetmemiş şirketin gelirleri ile söz konusu büroya kendi kişisel ihtiyaçları için yatak odası, salon mobilyası vs. gibi taşınırlar alarak şirketin gelirlerini kendisi için harcamıştır. Şirkete tıpkı bir ev gibi çamaşır makinası, bulaşık makinası, buzdolabı, akıllı televizyon, kalmak için mutfak araç gereçleri almış, kalınmaması ve iş için kullanılması gereken yerde kalmıştır. Bununla birlikte elektrik, su doğalgaz ve internet faturalarının artışına sebep olmuştur. ------ yetkilisi olmasına rağmen günün çoğunu---- çalışarak geçirmekte ve zaten ------- tüm kazanç ve çevre edinme işleri ile müvekkili uğraşmaktadır. Davalının şirkete tek gelme sebebi akşamları şirkette bulunana çift kişilik yatağında uyumak, televizyon izlemek ve dostları ile eğlenmek içindir. Şirketin esasen yazılım geliştirmek ve pazarlama yapmak için ihtiyacı olan neredeyse tüm başlangıç sermayesini bu kapsamda kendi menfaatlerine kullanmıştır.Şirkete normalde şehir dışında yaşayan karısı ve 2 çocuğu geldiğinde bunlara ilişkin masrafları ve harcamaları da gider adı altında şirkete saymıştır.----- ailesi tüm yaz dönemlerinde ve tatil dönemlerinde şirkette kalmışlardır. Hatta müvekkilinin karısı ----- birgün müvekkilini ----- ziyarete geldiğinde------- sevgilisinin topuklu ayakkabısı ve diğer kadınsal eşyalarını şirket merkezinde görmüş ve bu duruma şok olmuştur. Bunun üzerine müvekkili eşini rahatlatabilmek adına ------- sevgilisi firma çalışanı------- iş bu dilekçe ekinde sunulan mesaj görüntülerinde de görüleceği üzere mesaj atmak zorunda kalmıştır. Hal böyleyken ofisin kira gideri, telefon gideri ne olduğunu anlayamadığımız ----- başlıklı gideri ve bu ofisin kurulması için alınan eşyaların ---- gibi giderlerin tamamı esasen ------ keyfi ihtiyaçları için harcanan şirketin menfaatine olmayan herhangi bir sebeple gerekliliği de olmayan giderlerdir. Nitekim şirketin faaliyetini devam ettirebilmesi için bir büroya dahi ihtiyacı yoktur. Nitekim bu paraların reklam, pazarlama gibi giderlere harcanması gerektiği aşikardır. Gelinen son aşamada müvekkili şirketin gelir-gider durumu ile ilgili olarak raporları denetlemek amacıyla davalıdan şirket banka ve kredi kartı hesap ekstreleri ile kesilen faturaları incelemek istediğini söylediğinde müvekkilinin talepleri davalı tarafından karşılanmamış ve gerçek olmayan fakat kendisi için aleyhe delil teşkil edecek nitelikte gelir-gider tabloları sunulmuştur. Söz konusu mail görüntüleri iş bu dilekçe ekinde sunulmuştur. Bu kapsamda ------ şahsi banka hesap hareketleri,-------- tarafından kesilen faturalar ile davalı tarafından tarafımıza gönderilen beyanların bilirkişi marifeti ile karşılaştırılmasını talep etmekteyiz. Aşağıda detaylı olarak açıklanacağı üzere bir diğer gereksiz gider kalemi ise ------ formasyon gereken bir göreve sevgilisi olan ------ mesleğinin hosteslik oluşu, şirketin iş koluna ilişkin eğitimi ve iş tecrübesi olmaması nedeniyle vasıfsızlığına rağmen işe alınmış ve dolayısıyla da gereksiz yere maaş ödenmiş olmasıdır. Bu durum ---- da kendini göstermiştir. Bu hususa ilişkin ek olarak belirtmemiz gerekir ki; ---- Tarihinde sevgilisi olan ------ tarihinde ise eski iş arkadaşı olan --- o tarihlerde firmada elemana ihtiyaç olmamasına rağmen (elemana ihtiyaç olsa dahi şirketin iş kolunda uzman olmayan, yeterliliği olmayan ve şirkete menfaat sağlayamayacak kişileri) işe almış müvekkilinin itirazlarını ise müvekkilinin ticaretten anlamadığını, kaldı ki giderlerin kendisi tarafından kişisel olarak karşılandığını beyan ederek bertaraf etmiştir. Ancak daha sonradan öğrendiğimiz üzere bu kişilerin maaşları şirket kazancından ödenmiş ve böylece yönetici ------ haksız kazanç sağlamıştır. Uzun süre yakınlarına bu şekilde gelir sağlayan davalı daha sonra yukarıda bahsedildiği kapsamda------ çalışması yapılacağını beyan etmiş ve müvekkilinin baskıları ile alanında daha yeterliliği olan çalışanlar işe alınmıştır. Dilekçe ekinde sundukları ve ---- hazırlanan tabloda görüleceği üzere şirketin giderlerinin toplamı---- ulaşmıştır. Giderlerin toplamı ---- aşmış iken şirkete %50 ortak olan müvekkiline ------ ödenmiş olması da tüm bu sahte gider iddialarını destekler mahiyettedir. c- kazanç kaybına ilişkin zararlar (şirkete gelecek- ileride doğacak- alacakların ----- eylemleri nedeniyle gelmemesi diğer bir deyişle ------ eylemleri nedeniyle müşterilerin sözleşmeleri feshedip hizmet almayı ve ödeme yapmayı sonlandırmış olması) ----- şirketi zarara sokacak şekilde şirketin tek gelir kapısı olan testlerin yapılma alanı------- adresini kullanıma kapatmış ve bunu tehdit unsuru kullanarak kendi hissesini fahiş bedeller ile müvekkiline devretme konusunda baskı kurmuştur. Bunun müvekkili tarafından kabul edilmemesi üzerine davalı --------- tarihinden bu yana siteyi test yapımına açmamış ve şirketin müşterilerini kaybetmesine sebep olmuştur. Bu kapsamda şirketin müşterilerinden olan --------- Yevmiye nolu ihtarnamesi ------ gönderilerek ilgili test alanının kapatılması dolayısıyla sözleşmeyi feshettiğini beyan etmiştir. Bu kapsamda müşterilerden ---- yevmiye numaralı ihtarname ile müşterilerden----- müşterilerden ---- müşterilerden ------- ihtarnamesi ile sitenin kullanıma kapatılması dolayısıyla sözleşmeleri feshettiklerini beyan ederek kendilerine gönderilmeyen ve kesilmeyen faturaların gönderilmesini beyan etmişlerdir. Bu kapsamda ------ eylemi dolayısıyla firma açıkça kazanç kaybına diğer bir deyişle ileride doğacak olan sözleşmesel alacaklarından mahrum kalarak zarara uğramıştır. Sözleşmeleri fesheden müşterilerin gelirleri,----- tarafından düzenlenen ve iş bu dilekçe ekinde sunulan evrakta görüleceği üzere -------yılları tüm test gelirleri toplamını-----'dir. Yukarıda izah edildiği üzere taraflarınca yapılan hesaplama neticesinde ise elde edilen test gelirleri -----'dir. Bu bağlam da mahkemece bilirkişi marifeti ile şirketin uğradığı zararının hesaplanmasını talep etmekteyiz. Yapılacak olan hesaplama da sözleşmeler feshedilmeseydi test birim fiyatına uygulanacak zam oranı (--------- başı olarak değişmek üzere ortalama Test birim fiyatlarının; ---- yılı mart ayına kadar --- nisan- eylül arası ----- eylül sonrası ise ------ olduğu göz önüne alınarak ) uyarınca yeni test birim fiyatının tespit edilmesini, tespit edilen güncel test birim fiyatı üzerinden ise şirketin ---- yıllarında ortalama ------ adet test yaptığı da göz önüne alınarak mahrum kalınan test gelirinin hesaplanmasını talep etmekteyiz. Bu kapsamda; 1- ---- 2- ----- olarak çalışan---- 3----- olarak çalışan ----, 4- ---- 5- ---- 6- ---- müzekkere yazarak --------şirketinin hesabına gönderilen toplam test ücretlerinin miktarı ve anılan miktarların hangi hesaplara yapıldığı hususunda tanık olarak dinlenilmelerini talep ediyoruz. -------- kurumlarına verilen test hizmeti haricinde ilaç firmalarına verilen personel alımına ilişkin verilen hizmetin bedellerinin şirkete gelir olarak gösterilmemesinden kaynaklı zarar: Şirkete eksik gelen test gelirlerinin aksine hiç bir şekilde gelmeyen bir gelir kalemi ise İnsan Kaynakları kapsamında işyerlerine (ilaç firmalarına ) alınacak personel seçimi ile bu personellerin eğitimine ilişkin verilen hizmetin bedelidir. Şöyle ki;---- esasen uzun yıllardır ----- imzaya yetkili olmayan müdür konumunda çalışmaktadır. ------ gelir elde etmesi için açılan -------- adresinden ---- şirketine, yüze yakın test yapmıştır. ----- kaynakları hizmeti kapsamında yapılan bu testlerde ki amaç imzaya yetkili olduğu dava konusu ------ gelir elde etmesini sağlamaktır. Bu testler aynı zamanda ------- ek olarak;------ uygulanmıştır. Diğer bir deyişle ----çalışanları olan----------- ya da işe alınacak kişilere bu testeri uygulamış, uygulanan bu testler üzerine söz konusu kişilere her test için ayrı ayrı danışmanlık yapılmış ve bu kişilerin işe uygunluk ve yetkinlik durumu belirlenmiştir. Bu çabalarla firmaların ihtiyaç duydukları çalışanlar tespit edilmiş, tespit edilen kişiler çağrılmış, ilgili işe uygun olup olmadıkları yönünde test uygulanmış ve bu testlere ilişkin tüm bu kişilere danışmanlık verilmiş ve yalnızca bu süreçlerden geçebilen kişiler işe alınmıştır. Süreç aylarca yorucu bir şekilde devam etmiş ve tüm bu firmalara ortalama bir insan kaynakları firmasının yapmış olduğu işten çok daha profesyonel ve bilimsel bir işe alım süreci yürütülmüştür. Bu kapsamda söz konusu firmalara birçok test uygulamıştır. Bu süreçle ilgili yapılan testler iş bu dilekçe ekinde sunulmuştur. Testlerde görüleceği üzere ilgili firmalara elaman alımında birçok test yapıldığı açıkça görülecektir. Ortalama bir----firması sunduğu hizmet üzerine yaptığı işe alımlarda hizmet verdiği firmalardan, işe alınan işçinin en az 1-2 maaşlık ücreti kadar ücret almaktadır. ------ nezdinde bu firmalara yapılan tüm bu testler yanında ayrıca her test için ayrıca danışmanlık verilmiştir. Dolayısıyla işe alınması halinde------firmasının elde etmesi gereken gelirler bir yana ayrıca her kişi için bir danışmanlık ve buna ek bir test ücreti bulunmaktadır. Ancak buna karşın şirket tarafından bu firmalara verilen hizmetler ya şirketi zarara sokmak suretiyle hiç tahsil edilmemiş ya da tahsil edilmişse ----- şirket hesabına hiç aktarılmamıştır. Bu sebeple anılan tüzel kişiliklerin----- tüzel kişiliği ile arasında ki hizmet ve danışmanlık sözleşmesine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin celbini talep ediyoruz. (davalının şirket adına yapmış olduğu sözleşmelerin bir örneğinin varsa istenilmesini, ------ sistem nezdinde kendi firmalarında kaç kişiye test ve danışmanlık uygulandığının sorulmasını, görüşmeler sonucu kaç kişinin işe başlatıldığının sorulmasını, firmalara aldıkları hizmete istinaden ---- tarafından fatura kesilip kesilmediğinin sorulmasını, her bir test ve danışmanlık ücreti için hangi bedellere anlaşıldığının ve bu ödemelerin kime yapıldığı gibi) Buna ek olarak ---- yazılacak ayrı bir müzekkere ile ------- tarihine kadar yukarıda belirtilen firmalarda işe alınan çalışanların kimler olduğunun celbini de talep ediyoruz. Nihai olarak söz konusu ödemelerin---- hesabına yapılmış olması ihtimali bulunduğundan davalıya ait şahıs banka hesaplarının ekstrelerinin şirketin kuruluş tarihi olan ------ tarihinden itibaren celbini ve ilgili hesap dökümlerinin bilirkişi marifeti ile incelenmesini talep etme zaruriyeti hasıl olmuştur. Şirketin uğradığı zararın tazmini açısından belirtmek gerekir ki; ----çalışanı ile bu firmalara vermiş olduğu ------- hizmetleri (kişi başı yapılan test ve bir o kadar danışmanlık hariç zira bunlar sunulan testlerde açıkça görülmektedir) yapılan testlerde açıkça görülmektedir. İlgili testler ancak yöneticinin vermiş olduğu izin kapsamında yapılmakta ve sistemde bu şekilde kaydedilmektedir. Bu bakımdan testler ve çalışanların tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde yukarıda adı geçen firmalara verilen hizmet açıkça görülecektir. Şöyle ki yapılan test ve danışmanlıklar bizzat sistemin kendi içinde tespit edilebilecek, işe alım ise -------- kayıtların da ismi geçen çalışanlar ile testte adı geçen çalışan isimlerinin eşleşmesi ile kolayca ortaya çıkacaktır. Yazılan müzekkerelere istinaden söz konusu hizmetlere ilişkin firmalarca herhangi bir sözleşme sunulmaması halinde bu hizmet için gerekli emsal ortalama ücretin tespiti amaçlı rapor alınmasını ve ----- firmasının uğramış olduğu zararın vekillik görevinin kötüye kullanılması kapsamında belirlenmesini, firmalarca müzekkereye cevap olarak mahkemeye sunulan sözleşme ya da hizmet bedelinin çok düşük olması veyahut ücretin hiç belirtilmemiş olması halinde ------ firmanın bundan dolayı uğradığı zararların tespiti ile söz konusu zararların bilirkişi marifeti ile hesaplanmasını talep etmekteyiz. Bu iddiaları desteklemek açısından yapılan işle ilgili olarak ---- eski çalışanları ----- tanık olarak dinlenilmesi önem arz etmektedir. Zira anılan ----- çalışanın tek işi söz konusu firmalara -------- hizmeti vermekle sınırlıdır. Bu sebeple de verilen hizmet ve danışmanlıklara bizzat tanıklardır. Müvekkilinin bu olayların yaşandığı dönemlerde vermiş olduğu yorucu hizmetlere istinaden davalıdan bu ilaç firmalarına kesilen faturaların kendisine verilmesini istediğinde davalı; "hocam ben onlara fatura kesmedim. Ama onlar benim ahbaplarım. Biz onlara çok toplu yüklü bir fatura keseceğiz senin emeğin zayi olmayacak. Ödeyecekler". Şeklinde olmuştur. Ancak davalının beyanının aksine bugüne kadar bu ilaç firmalarından hizmet karşılığı şirket hesabına ödeme alınmadığı gibi -------- çalışması için işe alınan 2 çalışanın maaşları dahi buradan karşılanamamış ve çalışanların maaşları diğer eğitim kurumlarından gelen test ücretleri ile ödenmiştir. Dolayısıyla izah ettiğimiz üzere anılan şirketlere bir hizmet verilmemiş ve/veya bu şirketlerden bir gelir elde edilememişse bu 2 çalışanın maaşları boş yere ödenmek suretiyle şirket yine zarara uğratılmıştır. Menfi zarara ilişkin belirtmemiz gerekir ki; Yukarıda izah edilen şirket gelirlerinin ------- kendi uhdesine kazandırılması eylemi şirketi fiili zarar kalem türü mahiyetinde doğrudan zarara sokan bir eylemken bu meblağdan şirketin mahrum kalması sebebiyle bu meblağnın kendisi ile birlikte şirkete beraberinde getireceği dolaylı kazanımlardan da şirket mahrum kalmış diğer bir deyişle doğrudan fiili zarar kalem türü beraberinde dolaylı kazanç türü zarar kalemini getirmiştir. Diğer bir deyişle anılan bedeller şirket uhdesine kazandırılsaydı bu meblağların faizde değerlendirilmesi, reklam vs gibi şirket faaliyetinde değerlendirilmesi gibi yan kazanımları da olacaktı ki bu sebeple iş bu dolaylı zararımız olan menfi zararın kazanç kaybı kalem türünün mahkemenizce bilirkişi marifeti ile tespit edilip şirkete ödetilmesini talep etmekteyiz. 2-USUL AÇISINDAN (Aktif ve pasif dava ehliyeti) AÇIKLAMALARIMIZ: Gerek sözleşmesel yükümlülüklerin ihlali ile gerekse de haksız fiil ile şirketin zarara uğratması halinde aktif dava ehliyeti açısından belirtmemiz gerekir ki; Zarar uğrayan anonim ortaklığın kendisi olabileceği gibi, paysahibi ve alacaklılarda olabilir. TTK m. 555/1"Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler." Pay sahibinin dolaylı zararları sebebiyle açacağı davada talep ettiği miktar ortaklığın uğradığı zararın tamamıdır, yoksa pay sahibi ortaklıkta ki payı ile orantılı olarak zararın sadece kendi payına düşen kısmını talep etmek zorunda değildir. Davayı açan kimse, davayı açarken pay sahibi olmalıdır. Pay sahibinin bu hakkı, koruyucu haklar kategorisinde yer alan vazgeçilmez bir hak niteliğindedir. Bu hak ortaklığın dava açma hakkından tamamen bağımsız bir haktır ve tali nitelikte değildir. ---------Ortakların dava açma hakları da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim kurulu üyelerinin yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları ile ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararıdır. Ancak, ortak 6102 Sayılı TTK'nın 555. maddesi uyarınca dolaylı zarar iddiasıyla açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise doğrudan zarar halidir. Bu halde yöneticilerin eylemleri sonucunda, ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. TTK'nın 553/1 ve 557. maddesi hükümlerine dayalı olarak açılan bu dava türünde ise ortaklar talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isteyebilirler." 3-ESASA İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ: a-Şirketin doğrudan, ortak olan müvekkilinin ise dolaylı olarak zarara uğratılması hususunun sözleşmesel sorumluluk kapsamında ki dayanağı: TTK bazı sorumluluk hallerini özel olarak belirtmiş--------bunların dışında kalan hususlara ilişkin genel bir düzenleme getirerek, görevlerini kusurlarıyla ihlal eden yöneticilerin bu ihlallerden kaynaklanan zararlardan TTK 553 hükmü uyarınca sorumlu olmasını sağlamıştır. Burada hemen belirtmek gerekir ki söz konusu sorumluluk halleri haricinde şüphesiz ki haksız fiilin vuku bulduğu olaylarda haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluk da gündeme gelecektir. TTK m.553 uyarınca, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları kanundan ve esas sözleşmeden kaynaklanan görevlerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde meydana gelen zarardan ortaklığa, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı sorumlu olacaklardır. Bilindiği üzere şirketin zarara uğratılması hususunda şirket doğrudan zarar gören kişi iken şirket hissedarı dolaylı zarar gören kişidir. TTK m.553’de kurucuların, ------- üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ederek şirkete, paysahiplerine ve alacaklılara verdikleri zararları tazmin etmekle yükümlü oldukları öngörülmüştür. Dolayısıyla kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerin ihlallerinde iş adamı kararı ilkesi ------ uygulanmaz. Çünkü kanun ve esas sözleşme hükümlerine aykırılıklarda -------- üyeleri ve yöneticilerin şirketin yönetiminde takdir yetkisi çerçevesinde bir “işletmesel karar” almaları söz konusu olmaz. Aksine şirket yönetiminde kanuna ve esas sözleşmeye uygun davranılması zorunludur. Bu bağlam da özetle kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin ihlali halinde haksız fiil hükümleri vuku bulacakken kanuna ve esas sözleşmeye uygun hareket etmiş ancak buna rağmen şirket zarara uğramışsa burada iş adamı kararı ilkesine uygun davranıp davranmadıkları ayrımı gündeme gelecektir. Dolayısıyla kanuna, esas sözleşmeye uygun fakat iş adamı kararı ilkesine aykırı davranıldığı taktirde sorumluluğu gündeme gelecektir. ----- üyesi ve yöneticilerin iş adamı kararı ilkesinin korumasından yararlanmaları için gerekli koşullar şöyledir; -Bir işletmesel karar olmalı -Bağımsız ve tarafsız, yani kişisel menfaat ve yabancı bir etki altında olmamalı -----üyesi uygun bilgi temeline dayalı hareket etmiş olmalı - İyiniyetli olmalı -Şirketin menfaatine hareket etmiş olmalıdır. Somut olayda davalı --------şirket hesabında ki paraları şirketin menfaatine ve söz konusu projelerin tamamlanmasına ilişkin kullanmadığından dolayı bir çok proje feshedilmiş ve şirket zarara uğratılmıştır. Bu bağlam da sözleşmesel ilişkiden doğan sorumluluğun niteliği hususunda belirtmemiz gerekir ki: Yukarıda izah edilen sebepler neticesinde yönetim kurulu ve üyelerinin faaliyetleri kapsamından ve ona yasada tanınmış olan yetki ve görevlerden bir “vekalet ilişkisi” temeline dayandığı sonucu çıkabilir. ----- bir kişiyi ------ seçmesi ortaklıkça ona yapılmış bir icaptır. Bu kişinin görevi kabul etmesiyle taraflar arasında bir sözleşme meydana gelir. Mahiyeti itibariyle bu sözleşme vekalet akdidir. Taraflar sözleşme serbestisi çerçevesinde bunu hizmet sözleşmesi olarak kararlaştırsalar dahi TTK m.375’deki devredilemez ve feragat edilemez görev ve yetkiler nedeniyle hizmet akdinin unsurları tam olarak söz konusu olmaz ---------Dolayısıyla TTK 553 hükmü uyarınca sözleşmesel sorumluluğun vuku bulduğu hallerde vekalet sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanacaktır. Bu sebeple vekalet sözleşmesine ilişkin belirtmemiz gerekir ki; Vekil, vekil edenin iradesine, isteğine ve talimatlarına uygun olarak bir işlemi, işi veya bir hizmeti yapar. Bu bağlamda vekilin, vekil edeni zararlandıracak davranışlardan kaçınma yükümlülüğü vardır. Vekilin kasten vekil edeni zarara uğratması vekaletnamenin kötüye kullanılmasıdır. TBK 506/1'de vekilin işlerini sadakat ve özenle yapma borcu hüküm altına alınmıştır. TBK 506/2 "Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür." TBK 506/3 "Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." "Vekil vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınmak zorundadır. Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur." -------"Vekil edenin vekalet görevini kendisini vekil edenin yararına kullanması asıldır. Bir kimsenin bir taşınmaz malı dilediğine dilediği bedelle satışa yetkili kılınması kendisine dürüstlük kurallarını ve günün ekonomik koşullarını göz ardı ederek gerçek değerden çok düşük bir bedelle o taşınmazı satma yetkisini veremez. Hele vekil ile temellük edenin el ve düşünce birliği içerisinde hareketle vekil eden aleyhin zararına bir temliki tasarrufu gerçekleştirdiklerinin anlaşılması durumda vekilin vekil eden adına yaptığı bu tasarrufi işlemin M.K nun 2. Maddesinde deyimini bulan hakkın kötüye kullanılması söz konusu olacağından vekil edeni bağlamayacağı söz konusudur. Nitekim ---- kararında da aynı görüş benimsenmiştir.---- Bu bağlam da davalı ---- vekalet hükümleri uyarınca anılan şirketin menfaatine hareket etme hususunda özen ve sadakat yükümlülüğü altında olup vekalet sözleşmesinden kaynaklı yükümlülüklerinin ihlali ile şirketi zarara uğratmıştır. Kaldı ki bu da zaten davalı ---------TTK 553 hükmü uyarınca şirkete karşı sorumluluğuna sebebiyet vermektedir. Ancak buna karşın şirketin kanundan ve sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerin ihlali ile değil de kasten zarara uğratılması ise şüphesiz ki vekaletnamenin kötüye kullanılması suretiyle haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluğu doğuracaktır. b-Sözleşmesel sorumlulukla yarışan haksız fiil sorumluluğu: şirketin kanundan ve sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerin ihlali sözleşmesel sorumluluğa sebebiyet verirken şirketin kasten zarara uğratılması ise vekaletnamenin kötüye kullanılması suretiyle haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluğu doğuracaktır. Bu bağlam da somut olayımız da hem sözleşmesel sorumluluk hem de hakszı fiil sorumluluğu mevcut olup davalının bu sorumlulukları açısından müvekkilinin yarışan hakları söz konusudur. Diğer bir deyişle hem sözleşmesel sorumluluk hem de haksız fiilden kaynaklı sorumluluk hükümlerine başvurabilme imkanımız olduğu kanaatindeyiz. "Vekilin görevini kötüye kullanması halinde müvekkil, vekil aleyhine tazminat davası açma hakkına sahip olup sözleşmenin tarafı aleyhine dava açamaz. Vekil ile sözleşmenin tarafı anlaşarak müvekkilin yararını halele uğratmışlarsa bu taktirde müvekkil doğrudan doğruya sözleşmenin tarafı aleyhine de dava açabilir." --------Vekaletin kötüye kullanıldığı iddiası maddi bir vakıanın ispatına yönelik bir husustur. Hukuki muamele değildir. Bu nedenle her türlü delille ispat edilebilir. ".. Davalının vekalet görevini kötüye kullandığı ve diğer davalılarla el ve söz birliği yaptığı iddia edildiğine göre davacı bu husustu tanık vesaire delillerle ispat edebilir."----- Vekalet sözleşmesinin kötüye kullanılması nedeniyle açılacak olan davalar hak düşürücü süreye tabi değildir.------Kabule göre de; vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tazminat istekleri herhangi bir hak düşürücü ve zamanaşımı süresine tabi olmamasına rağmen, tazminat isteği yönünden zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ret kararı verilmesi de hatalıdır"---- Vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiası ile açılan davalarda kural olarak zamanaşımı söz konusu olamaz.----- sayılı kararı: "Haksız eylemlerde faiz başlangıcı haksız eylem tarihi olup temerrüt için ihtar zorunluluğu yoktur. Dolayısıyla ıslah edilen kısım için kaza tarihinden faiz yürütülmesi yerindedir." c-Dava yığılması: Yukarıda da izah edildiği üzere İş bu dava sözleşmesel sorumluluğu öngören TTK 553 vd. Hükümleri ile birlikte vekaletnamenin kötüye kullanılmasından kaynaklı haksız fiil hükümleri açısından HMK 110 uyarınca dava yığılması şeklinde açılmıştır. Nitekim her iki husus yarışan hak kapsamındadır. d-Sözleşmesel veya haksız fiilden kaynaklı olarak meydana gelen zararın belirlenmesi: Zararın belirlenmesi hususunda belirtmemiz gerekir ki sözleşmesel alacak taleplerinde de TTK'da bir hüküm olmaması hasebiyle TBK haksız fiil hükümleri uygulanmaktadır. Bu bağlam da somut olayımızda zararımızın hesaplanması açısından her halükarda haksız fiil hükümleri (doğrudan veyahut kıyasen) uygulanmalıdır. Sorumluluk konusu zararın belirlenebilmesi için zarar görenin mevcut malvarlığı durumu ile zarar verici fiil gerçekleşmeseydi sahip olacağı malvarlığı durumunun farkı hesap edilmelidir. Bu durumda zarar görenin malvarlığının ne şekilde olacağı tespit edilemiyor veya başka bir sebepten dolayı zararın miktarı tam olarak tespit edilemiyorsa, bu halde zarar görenlerin TBK m.50/2 uyarınca hakimden hayatın olağan akışını ve zarar görenin aldığı tedbirleri göz önünde bulundurarak zararı belirlemesini talep edebilmeleri mümkün olmalıdır. Bu bağlam da şirketin banka kayıtlarının ve yapılan tüm test sayılarının birim fiyat ile çarpılması suretiyle şirketin yoksun bırakıldığı karın mahkemece bilirkişi marifeti ile şirketin ana zararının tespit edilmesini talep etmekteyiz.Ayrıca belirtmek gerekir ki ------ Tarihinden bu yana şirketin faaliyetlerine son verilmiş olması da şirketin faaliyetlere devam etmesi halinde ki karlardan da mahrum bırakılması dolayısıyla da şirketin müspet zararına sebebiyet vermiştir. Bununla birlikte sözleşmesi feshedilen anlaşmalar açısından ise şirketin menfi zarar kapsamında ki kazanç kaybı vuku bulacaktır. Bu bağlam da yukarıda da banka ve internet veri tabanında ki test sayılarına ilişkin verilerden de görüleceği üzere şirketi mahrum bıraktığı gelirlerle birlikte şahsi menfaat amacıyla şirketi doğrudan zarara uğratan harcamaları vekalet görevinin kötüye kullanılması hasebiyle haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluğu doğuracaktır. Ayrıca şirketin internet sitesinin bilgilerini değiştirmesi, şirketin faaliyetlerine son vermesi, mevcut anlaşmaları icra etmeyip burdaki karlardan şirketi mahrum bırakması TTK 553 hükmü uyarınca yöneticinin sorumluluğunu gündeme getirecektir. Bu bağlam da şirketin uğradığı gerçek zararın mahkemece bilirkişi marifeti ile tespit edilmesini talep etmekteyiz. Mahkemece ilgili Bankalara üzekkere yazılarak şirketin açıldığı tarihten bu yana mahkemece bankadan bilgi talep edilen tarihe kadar tüm hesap hareketlerinin dosyaya celbini ve banka – finans hukukunda uzman bir bilirkişiden bu kapsamda ayrıntılı rapor alınmasını talep etmekteyiz. Bu bağlam da ------- tüm hesaplarına ilişkin hesap dökümleri ile ------- tüzel kişiliğinin ziraat bankasındaki tüm hesap dökümlerinin celbini talep ediyoruz. e- İhtiyat-i tedbir ve İhtiyat-i Haciz talebimiz: İhtiyat-i Haciz: Bilindiği üzere İhtiyati haciz müessesesi İİK 257 hükmünde düzenlenmiş olup muaccel olmuş borçlar ile müeccel borçlar ayrımına gidilmiştir. İş bu dava konusu zarar gerek sözleşmesel gerekse de haksız fiil hükümleri uyarınca muaccel olmuş bir bedeldir. ---- sayılı kararı: “tazminat borcu haksız fiil tarihinde muaccel olur. ------- sayılı kararı: “Haksız eylemlerde faiz başlangıcı haksız eylem tarihi olup temerrüt için ihtar zorunluluğu yoktur. Dolayısıyla ıslah edilen kısım için kaza tarihinden faiz yürütülmesi yerindedir." Bu bağlam da zararın varlığı ve miktarının yaklaşık olarak ispat edilmiş olması gerekli ve yeterli olmalıdır. İhtiyati haciz müessesesinin amacı dava sonucunda hükmedilme ihtimali olan alacağın güvence altına alınmasıdır. Zira alacaklının alacağı ve ihtiyati haciz sebeplerinin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek deliller göstermesi gerekir (İİK m. 258/1) Buradaki ispat esas davadaki gibi tam bir ispat değildir. Mahkemenin alacağın ve ihtiyati haciz sebeplerinin varlığına kanaat getirmesi yeterlidir. ---- Sistemine göre yazılmış icra ve iflas hukuku, ------- Buradan hareketle ihtiyati haciz talebinin sırf alacağın nevisi gereği yargılamaya muhtaç olması gerekçesi ile reddedilmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Zira yargılama sonucunda bir tazminat kazanma ihtimalimiz varsa söz konusu alacağımızın güvence altına alınması gerekir. Aksi halde ihtiyati haciz müessesesi anlamını yitirecek ve işlevsizleşecektir. "ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın yargılamayı gerektirmemesi şeklinde bir koşul kanunda öngörülmemiş olup, aksine, ihtiyati hacze konu her alacağın kural olarak İİk 264 maddesi kapsamında yargılamayı gerektirmesi olasılığının kanunda açıkca kabul edildiği ---- Aynı doğrultuda ----- "iptal davasına bakan mahkemenin, tasarrufa konu mallar bakımından ihtiyati haciz kararı verebileceğini" ------ "tasarrufun iptali davasında her ne kadar ihtiyati tedbir talep edilse dahi taşınmazın aynına ilişkin bir talep olmadığından İİK 281/2 uyarınca ihtiyati haciz yönünden değerlendirilmesi gerekeceği"-------- İhtiyat-i tedbir: Yukarı da açıklanan sebeplerden dolayı öncelikle İİK 281/2 uyarınca teminat alma zorunluluğu bulunmayışı da nazara alınarak teminatsız olarak mahkemeniz aksi kanaatte ise mahkemenizin takdir edeceği teminat uyarınca davalının şirkette hukuki iş ve işlem tesis edememesi için şirketin tüm faaliyetlerinin tedbiren durdurulmasına, şirketin taşınmazlarına, araçlarına ve banka mevduatlarına ihtiyat-i tedbir konulmasını talep etmekteyiz. f-Zamanaşımı yönünden: TTK m.560’da zamanaşımı süresi düzenlenmiştir. Buna göre sorumlunun ve zararın gerçekleştiğinin öğrenildiği andan itibaren 2 yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin meydana geldiği andan itibaren 5 yıl, fiil bir cezayı gerçekleştiriyorsa ve ceza zamanaşımı daha fazla ise ceza zamanaşımı süresidir. Alacaklıların iflas dışında dolaylı zararları sebebiyle sorumluluk davası açmaları mümkün olmadığından bu durumda zamanaşımının başlangıcı sadece Paysahipleri açısından söz konusu olacak ve başlangıç anı ise sorumlunun ve zararın öğrenildiği an olacaktır. Bu bağlam da zararın ve sorumlunun öğrenildiği andan itibaren 2 yıl her halükarda devir işleminin gerçekleştiği andan itibaren 5 yıldır. Ancak somut olayda vekalet görevinin kötüye kullanılması sebebiyle ceza zamanaşımı uygulanması gerektiği kanaatindeyiz. TTK m. 630/2 hükmü uyarınca, genel kurulun yöneticiyi görevden almadığı veya yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlamadığı hallerde, her ortak, haklı sebeplerin varlığında mahkemeden, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını talep edebilir. Bu kapsamda şirketin tek gelir kaynağı olan İnternet sitesinin şifrelerinin değiştirilerek şirketi zarara sokacak şekilde kullanıma kapatılması ve ilgili yazılımın içeriğinin kırdırılmak suretiyle içeriğinin bozulmasını, çalınmasını veyahut içinde bulunan delillerin değiştirilmesini - oynanmasını önlemek amacıyla Şirket ----- şirket yetkili sıfatının kaldırılmasını dileriz. Zira şirkete kayyım atanmaması halinde şirketin tek gelir kaynağı olan sitenin kapatılma halinin devam edeceği ve bu halde şirketin tüm müşteri portföyünü kaybetme hali kaçınılmaz olacaktır. ------- şirket yetkilisi görevinin kaldırılarak şirkete kayyım atanması için gereğinin yapılmasını dilediklerinden bahisle yukarı da açıklanan sebeplerden dolayı öncelikle İİK 281/2 uyarınca teminat alma zorunluluğu bulunmayışı da nazara alınarak teminatsız olarak mahkemeniz aksi kanaatte ise mahkemenizin takdir edeceği teminat uyarınca davalının şirkette hukuki iş ve işlem tesis edememesi için şirketin tüm faaliyetlerinin tedbiren durdurulmasına, şirketin taşınmazlarına, araçlarına ve banka mevduatlarına İHTİYAT-İ TEDBİR KONULMASINA, ayrıca davalı ------- aleyhine dava değerinden ----- aşağı olmamak üzere öncelikle teminatsız, mahkemeniz aksi kanaatteyse mahkemenizin takdir edeceği teminat miktarına binaen ihtiyati haciz talebimizin kabulü ile davalıların adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının (her biri için ayrı ayrı olmak üzere) İHTİYATİ HACZİNE, davanın kabulüne, şirketin aktiflerini azaltan (gelirlerini azaltan, giderlerini artıran ) her türlü zarara ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları en geniş anlamda saklı kalmak kaydıyla şimdilik ----- tasarruf tarihinden veyahut iş bu davayı açma tarihinden itibaren işleyecek olan bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi oranınca faiziyle birlikte davalıdan alınarak------- ödenmesine, söz konusu bedel ile birlikte; şirketin zarara uğratılması sebebiyle mahrum kaldığı sermayenin şirket menfaatine kullanılmamasından kaynaklı olarak şirketin uğramış olduğu kazanç kaybı (kaçırılan fırsat mahiyetindeki) ve fiili zarardan oluşan menfi zararlarına ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları en geniş anlamda saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL'nin tasarruf tarihinden veyahut iş bu davayı açma tarihinden itibaren işleyecek olan bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi oranınca faiziyle birlikte davalıdan alınarak ------ödenmesine, feshedilen sözleşmeler sebebiyle şirketin mahrum kaldığı müspet zarar kalem türü kazanç kaybı olan fazlaya ilişkin hakları en geniş anlamda saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL'nin tasarruf tarihinden veyahut iş bu davayı açma tarihinden itibaren işleyecek olan bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi oranınca faiziyle birlikte davalıdan alınarak ---- ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
: Davalı vekili ----tarihli cevap dilekçesinde özetle; ÖZET Dava konusu şirket ---kurucu tarafından,---- tarafından ---- tarihinde kurulmuştur. Kuruluşundan itibaren --- münferit yetkili müdürdür.--- tarihinde ---- hisselerini eşit oranda diğer ortaklara devretmek suretiyle ayrılmıştır. Şirkete sermaye koyma borcunu sadece ---- yerine getirmiştir. Davalı----dışında da şirkete sürekli nakit para (borç) koymuştur. Şirket kayıtları incelendiğinde bu husus ortaya çıkacaktır. Davacı ------halen daha sermaye koyma borcunu yerine getirmemiştir. Buna rağmen şirketten sürekli para ve maaş almıştır. Bunun yanında şirketle haksız rekabete girişmiş, şirketin müşterine aynı hizmeti el altından gizlice verip haksız kazanç sağlamıştır. Öte yandan müşterilere şirketi kötülemiş, iftira, dedikodu, sistem engelleme vb yollarla şirketin ticari itibarını yerle yeksan etmiş, şirkete ait bilgisayar kodlarını haksız şekilde ele geçirip el altından bir başka sistem kurarak haksız kazanç sağlamıştır. 1.)DERDESTLİK İTİRAZIMIZ Öncelikle, davacı birebir aynı dilekçe ile bu davadan önce -----Sayılı davasını açmıştır. Bu dava ---tarihinde usulden reddedilmiştir. Huzurdaki dava ise 2 gün sonra o dosya henüz kesinleşmeden- tarihinde birebir aynı dilekçe ile açılmıştır. İlk dava kesinleşmeden önce aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı talep sonucu hakkında açılan ikinci dava Derdestlik Sebebiyle reddedilmelidir.------ Dava sartları davanın açıldıgı tarihe göre belirlenecek olup işbu dava açıldıgı tarihte derdest bir dava bulunduğundan o dava hakkında verilen kararın eldeki davanın karar tarihinden önce kesinleşmiş olması, dava tarihine göre yapılacak dava sartları incelenmesini etkilemeyecek olup Ilk Derece Mahkemesince davanın derdestlik sebebiyle reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmektedir. 2.)DAVA ŞARTI Huzurdaki dava, şirketin dolaylı zarara uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır. Talep sonucunda zararın şirkete ödenmesi talep edilmiştir. Diğer bir söyleyişle zarar görenin şirket olduğu iddia edilmektedir. Bu haliyle bu dava açılmadan önce, şirket genel kurulundan karar alınması zorunludur. Bu husus dava şartı olup, davanın dava şartı yokluğundan Reddi gereklidir. 3.)ŞİRKET KURULUŞ VE FAALİYET SÜRECİ ------- Müvekkili 31 yıldır --------- görevlerini ifa etmiş profesyonel bir yöneticidir. Tarafların tanışıklığı 15 yıl öncesine dayalıdır. Sık görüşen, karşılıklı saygı ve güvenin esas olduğu bir ilişkileri mevcut olması hasebiyle, tamamen iyiniyetle bir işletme kurmak fikrinde anlaşmışlardır. Bu işletme, davacının fikri ve ilmi birikimini sağladığı aşağıda ayrıntısı arz edilen eğitim alanında yoğunlaşacak idi. İşletmenin başlangıç sermayesi müvekkilince sağlanacak, fikrin somut bir bilgisayar programı (ürün) haline getirilmesi, müşterilerin bulunması ve işin noksansız yürümesi için gerekli bütün işletmesel (yönetsel) faaliyetleri davalı ---- getirecekti. Bu amaçla şirket kuruluşundan bu yana davalı----- münferit yetkili müdür olarak seçilmiş, o günden bu güne ana sözleşmeye, kanuna uygun bir şekilde görevini ifa etmiştir. Davalı------- isnat edilen suçlamalar asılsız iftiralardır. Bilakis davacı taraf suç teşkil eden onlarca haksız eylem içinde olmuştur. Bu konuda gerekli dava ve suç duyuruları yapılacaktır. 4.)ŞİRKET ANA FAALİYET KONUSU DAVACININ TEZİDİR Şirketin kurulmasının sebebi, davacıya ait teorik doktora tezinin günlük hayata bir şekilde aktarılması, bu suretle legal kazanç sağlanmasıdır. Çok kabaca davacının doktora tezi "kişilerin yeteneklerinin, yatkınlıklarının tespitini" konu almaktadır. Okullar, ------- kurum ve kuruluşlara hizmet sunulması, sunulan hizmet karşılığında ücret alınması fikriyle yola çıkılmıştır. 5.)FİKİR SOMUT ÜRÜN OLAN YAZILIM HALİNE GETİRİLMİŞTİR Bu fikrin teorik mecradan çıkarılıp gerçek ve tüzel kişilere pazarlanması için bir ürün haline getirilmesi gerekiyordu. ------kurulduktan sonra bu işi yapmak üzere yazılımcı ------ anlaşmıştır. Bu yazılımcıya iş tarif edilmiş, yaklaşık 3 Ay uğraşıldıktan sonra binlerce satır kod yazıldıktan sonra fikir bir ürüne yani bilgisayar programına dönüşmüştür. Bunun için yazılımcıya parçalar halinde toplam ---- ödeme yapılmıştır. Bu ödemeyi şirket yapmıştır. Programı programcıya yaptıran şirkettir. Dolayısıyla ürün / bilgisayar programı / eser ---- aittir. 6.)İŞLETME, PAZARLAMA AĞI, TEKNİK DESTEK NP şirketini yöneten davalı-----satışı, pazarlaması, sistemin oluşturulması, teknik ve müşteri hizmetleri desteğinin verilmesi, muhasebe ve tahsil işlerinin yürütülüp yönetilmesi kısaca işletmenin varlığını oluşturması ve devamı işini yönettiği gibi, kendi cebinden çok uzun süre boyunca şirkete para koymaya devam etmiştir. Şirketin büyümesi için gerekli ticari kararları 31 yıllık tecrübesiyle en sağlıklı ve en doğru şekilde yerine getirmiştir. 7.)GELİR VE GİDERLER KAYIT ALTINDADIR Şirketin tüm gelirleri, verdiği tüm hizmetler faturalıdır. Müşterilerin cari hesapları nizami tutulmuş, gelirler usulünce kayıt altına alınmıştır. Davacının aksi yöndeki iddiaları iftiradan ibarettir. Giderlere ait makbuz, fiş ve fatura nizami tutulmuş, kayıtlara nizami geçmiştir. Davalı---- zaman zarfında gelir getirmeyen şirketin giderlerini kendi cebinden karşılamıştır. Kayıtlar bilirkişi tarafından incelendiğinde, şirketin varlığını idame ettirmesi için gerekli masrafların davalı------ tarafından yapıldığını, bu süre zarfında şirketin geliri olmadığını, yani şirketin varlığını sürdürmesi için gerekli masrafların --------tarafından şirkete borç verilmek suretiyle karşılandığını resmi olarak tespit edecektir. Şirketin giderlerinin fahiş olduğu iddiası iftiradan ibarettir. 8.)DAVACININ SERMAYE ÖDEME BORCUNU YERİNE GETİRMEDİĞİ Davacı türlü iftiralar atmakta ------ görmemekte, lakin kendisinin niçin nakit sermaye borcunu yerine getirmediğini izah etmemektedir. Davacı şirkete hiçbir nakit sermaye koymadığı gibi, şirketten maaş almış, büyük miktarlarda harcamalar yapmıştır. Şirketin gelirinin giderlerini ödeyemediği tarihlerde dahi harcamalarını şirkete yüklemekten uzak durmamıştır. ------- Yevmiyeli ihtarında sermaye borcunu yerine getirmesi aksi halde yasal yaptırım uygulanacağı ihtarı davacıya ertesi gün tebliğ edilmiş olmasına rağmen, halen yasal ödevini yerine getirmemiştir. Buna dair yasal haklar kullanılacaktır. 9.)DAVACININ BİLGİSAYAR KODLARINI HUKUKA AYKIRI ELE GEÇİRDİĞİ Davacı, Fikri ve Mali Hakları ----- ait olan bilgisayar programı kodlarını hukuka aykırı yollarla el altından ele geçirdiğini, bunları kullanıp kendisine korsan bir sistem oluşturup---- şirketinin birtakım müşterilerine el altından satıp/kullandırıp haksız kazanç elde ettiği Davalı -------- tarafından tespit edilince tarafların arası açılmış ve ihtilaf çıkmıştır. Bu konuda Savcılık suç duyurusu yapılacak ve tazminat davaları açılacaktır. 10.)DAVACININ ŞİRKETLE HAKSIZ REKABET ETTİĞİ Davacı TTK'ya aykırı şekilde hali hazırda resmi ortağı olduğu ---- haksız rekabette bulunmuş, sır saklama yükümlülüğüne, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmıştır. Öte yandan şirket hakkında ve şirket diğer ortağı Davalı ------ hakkında iftiralar atmak suretiyle şirketin ticari itibarını ve güvenilirliğini yerle yeksan etmiştir. Öte yandan, müşterilere baskı kurmuş ve kendi el altından kurduğu sistemi kullanmaya müşterileri zorlamış ve haksız kazanç elde etmiştir. Şirketle haksız rekabet etmiş, aynı işi, aynı müşterilere, aynı şekilde, aynı sistemle pazarlamış, sunmuş ve bundan haksız kazanç sağlamıştır. Halen daha bu haksız eylemlerine devam etmektedir. Bunun yanında müşterileri tehdit ederek kendi sistemine mahkum ederek, şirketin tüm gelirini yok etmiştir. Tüm bu konularda Savcılık suç duyurusu yapılacak ve tazminat davaları açılacaktır. 11.)SİTENİN KAPATILMASI ZARURETİ Davacının hukuka aykırı korsan bilgisayar programı ile müşterileri domine ettiğinin öğrenilmesi üzerine, bu durumun ne şekilde olduğunun tespit edilebilmesi, bir hacker/bilgisayar korsanı saldırısı olabileceği ve bu halde müşteri bilgilerinin korsanlarca ele geçirileceği endişesi ile müvekkili siteyi geçici olarak erişime kapatmak zorunda kalmıştır. Zira ne olduğunu anlayamamıştır. Ülkede bankaların ---- dahi hacker saldırıları ile sekteye uğradığı açık iken müşteri bilgilerinin güvenliği için müvekkilinin siteyi kapatması basiretli tacirin ödevi niteliklidir.--------- sistemi 3 gün kapalı kalmıştır) Davacının suç teşkil eden haksız eylemi karşısında müvekkilinin başvurmak zorunda olduğu site yayın durdurma eylemini, kabahat gibi ileri sürmek kötü niyetin en açık göstergesidir. 12.)DEFTER VE BELGELERİN SAKLANDIĞI İDDİASI Davacı defter, kayıt ve belgelerin kendisinden gizlendiğini iddia etmektedir. Bu iddiası da tümüyle gerçek dışıdır. 13.)Dava dilekçesinin ilerleyen kısımlarında dava ile ilgisi olmayan, tümüyle iftira nitelikli, dedikodulardan ibaret iddiaları, hakkın kötüye kullanımı ve suç teşkil etmektedir, bu konularda da Savcılık suç duyurusu yapılacak ve tazminat davaları açılacaktır. 14.)Davacının iddiaları zamanaşımına uğramış olup Zamanaşımı itirazında/defiinde bulunuyoruz, davanın Reddini talep ediyoruz. 15.)Davacının hiçbir somut veriye dayanmayan, hayal mahsülü iddia ve talepleri hakkındaki İhtiyati Tedbir/ Haciz istemi de hukuka aykırı olup, reddini talep ettiklerinden bahisle derdestlik ve dava şartı yokluğu itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddini, zamanaşımı itirazlarının / definin kabulü ile davanın esastan reddini, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddini, yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. -----Karar sayılı dosyasının mahkememiz dosyasıyla birleştirildiği görülmüştür. Dosyanın davacısının ---- olduğu, davanın konusunun -----, dava tarihinin ---- olduğu, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ve ----- olduğunu, müvekkili---- işbu dilekçe ekinde sunulan özgeçmişinde de görüleceği üzere;---- tamamlamış olup ---- adlı tezi ile tamamlamış ve şu aşamada ------ derecesinde bir akademisyen olduğunu, müvekkili ----adlı ---- ve müvekkilince geliştirilen ---- marka tescil belgesi ile ------ adlı markası müvekkilimiz adına tescil edildiğini beyanla açıklanan sebeplerden dolayı öncelikle İİK 281/2 uyarınca teminat alma zorunluluğu bulunmayışı da nazara alınarak teminatsız olarak mahkeme aksi kanaatte ise mahkemenin takdir edeceği teminat uyarınca davalı şirkete ihtiyat-i tedbir konulmasına, mahkeme ihtiyat-i tedbir hususunda aksi kanatte ise dava değerinden ----- aşağı olmamak üzere öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatteyse mahkemenin takdir edeceği teminat miktarına binaen ihtiyati haciz talebinin kabulü ile davalı adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine,-----sayılı davasının bekletici mesele yapılmasına, davanın kabulü ile müvekkilinin ortaklıktan çıkmasına, davalı şirketin ----- Esas sayılı dosyasındaki muhtemel alacağı da dahil olmak üzere mahkemece bilirkişi marifeti ile işbu davanın açılma tarihindeki gerçek değerinin tespiti ile müvekkiline payı oranınca ödenmesi gereken fazlaya ilişkin hakları en geniş anlamda saklı kalmak kaydıyla şimdilik ---- işbu dava tarihinden itibaren işleyecek olan temerrüt faizi oranınca faiziyle birlikte çıkma payının ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ------ cevap dilekçesinde özetle; derdestlik ve dava şartı yokluğu ile davanın usulden reddini, zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın esastan reddini, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. Davalı ------cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki terditli talep çıkarma yönünde olduğunu, şirket ortaklığından çıkarma talebi için Şirket Genel Kurulundan alınmış olan karar dava şartı olduğunu, böyle bir karar olmadığını, bu sebeple çıkarmaya ilişkin talep dava şartı yoksunluğundan usulden reddedilmesi gerektiğini beyanla dava şartı yokluğu ve husumet itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddini, zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın esastan reddini, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.Davalı tanığı -------Ben ilaç firmasında çalışıyordum, ---- beyde ilaç deposunda şube müdürüydü, sonra böyle bir şirkette olduklarını bana söylediler, sonra beni --------şirketine pazarlama müdürü yaptılar, 1,5 ay sonra anlaşamadık ve ben ayrıldım onlar başka kadrolarla devam ettiler, gelen insanlara test uyguluyorlardı, karakter yapısını ölçüyorlardı, üniversitelere yönlendirme, şirketlere eleman hangi işleri yapabilir konusunda testler yapıyorlardı, bir apartman dairesinde çalışıyordu, orayı ofis olarak kullanıyordu, ----- orada tanıdım, testi o yapıyordu, benim olduğum süreçte tanışma tanınma süreci idi kimseden para alınmadı, kayıtdışı çalışmıyordu, işi yaygınlaştırmak amaçlı parasız yapıyorlardı, benim olduğum süreçte ------ bey arasında bir olumsuz durum ben gözlemlemedim, ben orada 1,5 ay kaldım belki 1 ay 40 gündür. Tanıklık ücreti istemiyorum, dedi. Davalı vekilinin talebi üzerine soruldu: Şirketin masraflarını kim karşılıyordu diye sorulsun dedi. Tanık cevaben: Benim bildiğim gördüğüm şirketin masraflarını----- bey karşılıyordu. Dedi. Davalı vekilinin talebi üzerine soruldu: Şirketin kötü yönetildiği iddiası bulunduğundan, ------ beyin şirketi yönetme talebi var mıydı diye sorulsun dedi. Tanık cevaben: İşin başında ---- bey vardı, ---- bey vardı o fazla karışmıyordu,-----beyde işleyişi yönetiyordu, dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ---"Ben davacı-----yanında asistanlık yaptım, ---- ofisi vardı, ----bey daha çok ofiste kalırdı, arka tarafta odası vardı, ------ hoca ofise daha az uğrardı, biz orada okumalar yapıyorduk, nöroloji, psikoloji, pedogoji üzerine, ben---- yanında resmi bir çalışmam olmadı, benim kendi kurs merkezim ---- faaliyettedir, ben bir dönem---- olduğum için bu şekilde bir çalışma yaptım, ---- beyi ben bir ya da iki kez gördüm,----- şirketin ismi ------ bu şirket yaptığı ödemeleri ----- şahsi hesabına yaptı, kurstaki öğrencilere test uygulanıyordu, biz de test ücreti olarak ----- ödeme yapıyorduk, benim sahibi olduğum şirket ile ------ arasında yazılı sözleşme vardır, buna istinaden öğrencilere test uygulanıyordu, ücretini ----hesabına gönderiyordum, bunun karşılığında fatura kesilmedi, ----- ayında sistemi kullanamadığımız için benim şirketim ----- ihtar çekti, 2 hafta içinde sistem açılmadığı için sözleşmeleri feshettik, bununla avukatım ilgilendi, sonra ---- çalışmayı bıraktık, ben gözümle gördüğüm kulağımla duyduğum ---- bey arasında bir sıkıntıya şahit olmadım, ancak diğer kuramlardan duyduğum kadarıyla ---- ayından itibaren sistem kapatılmış diye duydum, kabaca------ ne kadar gönderdiğimizi bilemiyoruz, ben bu paraları şirketin değil şahsi hesabımdan gönderdim, başka bir diyeceğim yoktur, dedi. Davacı vekili söz alarak; tanığa ---- beyin kendisinin mi şahsi hesabına para gönderilmesini isteyip istemediği sorulsun" dedi TANIK CEVABEN: ------ beye hangi hesap bilgilerine gönderileceğini sorduğumda kendi şahsi ıban numarasını verdi, dedi. Davalı vekili söz alarak; tanığa ------ayrılık olayından sonra bu işi kendisi yürütüyor mu" diye sordu. TANIK CEVABEN: Benim bildiğim kadarıyla yürütmüyor, benim şirketimle de --------iş yapmıyor, bu konuda duyumum da yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ---"Davacı---- tanırım. Davalı ------tanımam ancak bir kaç kez telefonla konuşmuşluğumuz oldu. Ben öğretmenim, aynı zamanda Dershane sahibiyim. Tarafların kendi aralarında kurdukları şirkete dair detaylı bilgiye sahip değilim. Şirketin kim tarafından ne zaman kurulduğunu, kimlerin ortaklığının bulunup bulunmadığını net olarak bilmem. Davacı ---- bir çok kişinin tanıdığı ünlü bir Pedagog'tur. Benim işletmiş olduğum Dershanede ki bazı öğrencilerimiz için kendisinden bir çok kez kendisinden ve kurmuş olduğu yazılımsal sistemden---- danışmanlık hizmeti aldık. Bu hizmetlerin bedellerinin ödenmesi konusunda davacı, davalı ----- muhatap olmamı istedi. Farklı tarihlerde almış olduğumuz bu hizmetler için davalının bildirmiş olduğu hesaplara(bazen şirket hesabı, bazen de kendi şahsi hesabına) ödeme yaptık. Ancak şuan hangi banka hesabına ödeme yaptığımızı hatırlamıyorum. Bahsettiğim gibi bizim almış olduğumuz hizmetlerden birisi yazılımsal bir sistemdi.--------sisteminden bir ara yararlanmak istedik ancak sistem çalışmayınca davacı ile iletişime geçtik. O da davalı tarafından sistemin şifrelerinin değiştirilerek kullanıma kapattığının bilgisini verdi. Bizde bu konuda ciddi anlamda mağdur olduk. Geçmişte hizmet almış olduğumuz öğrencilerin rehberlik verilerine ulaşamaz olduk. Bundan dolayı taraflar arasında anlaşmazlık olduğunu biliyorum. Tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ----"davalıyı ------ yıldan fazladır tanırım. Davacıyı ise öğretmen olması ve çevrede tanının bir kişi olması sebebiyle bilmekteyim. Davacı ile davalı aracılığı ile tanışmıştım. Davacını ve davalının, adını şuan --------- diye hatırlayabildiğim kişi ile birlikte 3 ortak bir eğitim şirketi kurmuşlardı. Zannedersem 10 yıl önce idi. Bildiğim kadarıyla, şirket kurulurken davalı kuruluş masraflarını karşılamış ve tüm sermayiyeyi o getirmişti; davacı ise bilgi birikimini kullanarak şirketin kuruluşuna katkı sağlamışdı. Sonraki süreçte de masrafların davalı tarafından karşılandığına bizzat şahit oldum. Hatta davalının davacıya müteaddit defalar para ödediğini biliyorum. Ben bundan hatırlayabildiğim kadarıyla onların şirketinde 1 yıl boyunca temsilci olarak çalıştığım için şahit oldum. İfade ettiğim üzere davacının şirkete nakit sermaye koymadığını ve şirkete para vermediğini biliyorum. Şirketin yazılım, pazarlama ve teknik destek işlerini davalı kendi ticari çevresindeki arkadaşlarından hizmet almak suretiyle yürütmekteydi. Birkaç defa davalının yanında iken davacı ile telefon görüşmesine tanık olmuştum, orada ikisi arasında şirket müşteri portföyünü davacı tarafından elde edilip muhafaza altına alındığı ve davacının bu surettle kendisine bir müşteri çevresi oluşturduğu konusu geçmişti. Şirket yazılımını davalı yaptırmıştı ancak fikri davacıya aitti. Taraflar arasındaki konuşmalardan ve davalı ile konuşmalarımızdan, davacının mevcut şirketteki yazılımından esinlenerek ve mevcut şirketin müşteri portföyünü kullanarak bir yazılım yaptırdığını ve bu yazılımını şirket müşterilerine teklif ettiğini, kullandırdığını duydum. Bir ara şirket işleri iyi olunca davacı şirket yönetim ve temsil yetkisini kendisine verilmesini istemiştir. Ancak davalı bunu kabul etmedi ve taraflar arasındaki anlaşmazlıklar bu olaydan sonra çıkmaya başladı. Aslında taraflar çok eski dosttur. Fakat şirketteki bu anlaşmazlıklar sebebiyle araları bozulmuştur. Davacının Konya veya Antep de kendi edindiği müşterilerine şirketteki yazılımını kullandırdığını biliyorum. Ben hali hazırda ----- şirketinde hasta bezi pazarlaması konusunda bölge müdürü olarak çalışmaktayım" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık ----"Davacıyı tanırım, bir akrabalığım, husumetim yoktur, davalıyı tanırım, ---------- Derneği başkanıyım, iki tarafla da bu nedenle tanışırım,----- dernek temsilcimiz olan ---- tanıştım, yaptıkları işlerden böylece haberdar oldum, ------- beyin yapmış oldukları işlerin temsilcisi olarak çalıştım, sistemin kurucusu 30 yıllık geçmişi ve çalışmaları ile -----beydir, halen geliştirme çalışmaları da onun tarafından yapılmaktadır, bu işler online olarak yerine getiriliyordu, yaptığım işlerden ödemem gereken bedeli -----beyin hesabına ve ---- hanımın hesabına yapıyordum, bir gün sisteme giremeyince online sistemin sorumlusu olduğunu bildiğim ----- bey tarafından sistemin kapatıldığını öğrendim, diğer illerdeki temsilcilerin de sisteme giremediklerini duydum, bunun dışında taraflar arasındaki iç ilişkide neler yaşandığına ilişkin ayrıntılı bilgim yoktur, görgüm bilgim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık ---- "Davacı ile davalı ortak iş yapıyorlardı ben de kendilerinin alt bayisi idim dolayısıyla olaya bu şekilde vakıf oldum, benim alanımla----- bey ilgileniyordu finans işlerini de kendisi yapıyordu, benim duyduğum kadarı ile ----- şirkete sermaye koymamıştı, kendisi bilgisini sermaye olarak koymuştu, diğer taraf para olarak sermaye getirmişti, tüm imzaları ---- bey atardı, benim bildiğim kadarıyla ----bey şirkette imza yetkisi istedi,---- bey kabul etmeyince aralarında anlaşmazlık çıktı zaten şirket yeni yeni para kazanmaya başlamıştı, yine bir toplantı sırasında ------ bey şirketin çok para kazandığını fakat kendisinin hiç para kazanamadığını söyleyip ----- bey ile yollarını ayıracağını söyledi, hatta bizim de taraf olmamızı istedi, kendisi yola kendisi ile devam edenleri başka bir isim altında aynı yazılımı kullandırmaya devam etti ama ben şirketin bana verdiği yazılımı kullanmaya devam ediyorum, yine ------ bey bu süreçte benim alt bayilerime benim mail yazışmalarımı ifşa etti hatta maillerimin içerisinde özel yazışmalarım da vardı, yine site iki ay boyunca kapalı kaldı biz mağdur edildik, ama niye kapatıldığını bilmiyoruz sadece duyduğumuz kadarı ile ---- bey yazılımcıdan tüm yazılımı istediği için site iki ay kapalı kaldı, görgüm bilgim bu kadardan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık-------şahsen iş icabı tanırım, bizzat yüz yüze de görüşürüz. ------ park kursunda müdür olmam sebebiyle telefonda birkaç kez konuşmamdan ötürü tanırım. Bahse konu davada da geçtiği üzere biz nöro pp testi uyguluyorduk. Uyguladığımız test başı da ay sonunda değişkenlik gösteren bir rakam çıkartılarak ödemesini yapıyorduk. Ödemeler benim hesabımdan ----- hesabına gönderiliyordu. O süreçte ortalama 1 yıllık bir iş ilişkimiz vardı. --- bize yapılan işlerden dolayı fatura keseceğini söyleyip sonrasında gönderilen tutarlara karşılık olarak herhangi bir fatura kesmiyordu. İşi bilen ve uygulayan tamamen------ sadece işin sonunda ödeme için bizi arıyordu, benim davaya konu bilgim ve görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dosyanın konularında uzman mali müşavir, nitelikli hesaplamalar uzmanı, bilgisayar mühendisi ve psikolojik danışman'dan oluşan heyete tevdi ile; tarafların iddia ve savunmaları göz önünde bulundurularak davalı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapmak suretiyle, ASIL DAVA İÇİN, varsa şirketin aktiflerini azaltan (gelirlerini azaltan, giderlerini artıran) her türlü zararın tespiti, şirketin zarara uğratıldığının tespiti halinde varsa davacının mahrum kaldığı sermayenin şirket menfaatine kullanılmamasından kaynaklı olarak şirketin uğramış olduğu kazanç kaybı (kaçırılan fırsat mahiyetindeki) ve fiili zarardan oluşan menfi zararın tespiti ile varsa feshedilen sözleşmeler sebebiyle şirketin mahrum kaldığı müspet zarar kalem türü kazanç kaybının tespitine, BİRLEŞEN DAVA İÇİN, davanın açılma tarihi olan --- tarihindeki davalı şirketin mal varlığının gerçek değerinin saptanmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ---- Psikolojik Danışman İnsan Kaynakları Uzmanı ----- Bilgisayar Mühendisi ----- Nitelikli Hesap Uzmanı Prof.Dr.---- tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; "9- SONUÇ ve KANAAT: Huzurdaki davanın konusu, yönetici olan davalının şirkete verdikleri iddia olunan zararın şirkete ödenmesi istemine ilişkin olduğu, Davaya konu sistemin bilimsel geçerlik, güvenirlik ve mesleki yetkinlik koşullarını karşıladığına dair belgelerin dosyaya sunulmadığı, test uygulayıcılarının sertifikasyonlarına ve analiz süreçlerini yürüten kişilerin mesleki yeterliliğine dair resmi kayıtların bulunmadığı, şirketin harcama, gelir aktarımı ve faturalandırma işlemlerine dair kurumsal düzenleyici belgelerin eksik olduğu, ortaklar arasında yazılı yetki-sorumluluk paylaşımına rastlanmadığı, Test gelirlerinin hangi hesaplara aktarıldığına, nasıl toplandığına ve hangi muhasebe kayıtlarıyla eşleştiğine dair yeterli şeffaflık sağlanamadığı, bazı gelirlerin fatura kesilmeden tahsil edildiğinin tanık beyanlarıyla ifade edildiği, şirket ofisi olarak gösterilen mekânın video kayıtlarıyla konut olarak kullanıldığının tespit edildiği ve ticari giderlerle şahsi harcamaların ayrımının yapılamadığı, ------- yapısına dair yazılı sözleşme veya protokol örneklerinin dosyada yer almadığı, temsilcilik ilişkilerinin yalnızca tanık anlatımlarına dayandığı ve şirketin iç işleyişi ile beyan edilen mali veriler arasında uyumsuzluklar bulunduğu, Dosyaya sunulan bilgilerde detayları açıklandığı üzere sisteme yazılıp daha sonra silinen fazla sayıda kayıtlar olduğu görülmüştür. Test sisteminin uluslararası veya sektörel standartlarda geçerlik ve güvenilirliğini kanıtlayan belgelerin dosyada bulunmadığı, Testleri uygulayan personelin resmi sertifikasyonları ve yetkinlik kayıtları sunulmadığı, Bazı test gelirlerinin fatura kesilmeden toplandığı, Bayilik ve temsilcilik ilişkilerine dair yazılı anlaşma, protokol veya sözleşme bulunmamasının şirketin dış ilişkilerinin denetlenmesini ve mali sorumluluklarının tespitini zorlaştırdığı, Gelirler Yönünden: Davacı vekili dava dilekçesinde; Şirketin ----adet, ----yılında ise ---- adet test yaptığı; toplamda ---- gelir elde edilmesi gerektiğini, davalı----olduğu, Şirket yasal defterlerinde kayıtlı toplam gelirin ise--- olduğu, davalı ---- test geliri olarak beyan ettiği ----- ilgili yapılan tespitler sonucunda mükerrer kayıtlar ve eklenen ödemelerle fiili test gelirinin ---- olduğunun tespit edildiği, bu gelirlerin --doğrudan şirketin banka hesaplarına geriye kalan ---- ise davalının şahsi hesabına gönderildiği, davacı vekili tarafından ---- sunulan verilerde yer alan davalı tarafından gönderilen----test gelirleri ile yine yukarıda tespiti yapılan ----test gelirlerinin şirketin ticari defter kayıtları ile uyumsuz olduğu, şirketin incelenen mali verilerine göre kümülatif geliri ---- iken davalının kendi beyanı ile sabit olan test gelirlerinin---- olduğu, yine ---- dosyada ver alan test gelirlerinin ise ----olarak gözüktüğü, iki hesap arasındaki farkın -------- olduğu, bu tutarda test yapılıp yapılmadığı, bu tutarın tahs ediği, edilmişse de kim tarafından tahsil edildiğinin dosya içeriğinde bulunan belge ve bilgiler kapsamında tespit edilemediği, davacı tarafından sunulan belgeler ile şirket defter kayıtları arasında önemli bir uyumsuzluk bulunduğu, davalı ------- tarafından beyan edilen test gelirleri ile şirketin ticari defter kayıtlarına yansıyan faturalandırılmış test gelirleri arasında belirgin bir fark olduğu, bu durumun şirket gelirlerinin büyük bir kısmının faturalandırılmadan, ticari defter kayıtlarına yansıtılmadan kayıt dışı bırakıldığına işaret ettiği, Giderler Yönünden: Davacı vekili; giderlerin şişirildiğini, özellikle 'ofis harcamaları' altında mükerrer ve kişisel giderler gösterildiğini, kira, yemek, mobilya gibi harcamaların iş dışı kullanımlar içerdiğini, toplam giderin 1 milyon TL'yi aştığını beyan etmiştir. Yapılan mali İnceleme sonucunda davalının hazırlamış olduğu gider tablosunda davalıya gönderilen ödemeler---- davacıya gönderilen ödeme, -----, bankalar arası virman işlemleri ----, bu işlemlerin toplam tutarlarının---olduğu bu tutarlar haricinde ---- çeşitli kalemlerin gider olarak gösterildiği, bu giderlerden ---- yılı kuruluş giderleri (kayıtsız) olarak belirtildiği, kayıtsız kuruluş giderinin mahsubu ile birlikte geriye ------ gider kaleminin kaldığı, bu tutara yönelik yapılan incelmelerde ise harcamalara ilişkin ödemelerin davalı şirketin ----- hesaplarından bir kısım ödemelerinde davalının ------ hesabından ödendiği, davalının gider tablosunun incelenmesi neticesinde ---- mükerrer işlemler tespit edilmiş olup bu tutarların mahsubu ile birlikte şirket hesaplarından yapılan ödeme tutarının-------olduğu, davalının gider tablosunda gösterilen belgesiz kuruluş harcaması haricindeki diğer gider kalemlerinin şirket hesaplarından ödenmiş olduğu, şirketin ticari defter kayıtlarına ise gider, sabit kıymet alışı, vergi ödemeleri olarak yansımış olduğu, davalı şirketin gelirleri ile ticari defter kayıtları ve beyanlar arasında belirgin fark olması, testlerden elde edilen gelirlerin şirket dışında farklı yöntemlerle tahsil edilmiş olması nedeniyle şirketin faaliyet süresince mali olarak sürdürülebilirlik sağlayamadığı, faaliyet giderlerini karşılayacak seviyede gelir üretemediği, faaliyet zararı, sermaye eksikliği ve kayıt dışı gelirlerin fazlalığı, muhasebe kayıtlarının yetersizliği vb. hususlar birlikte değerlendirildiğinde şirketin mali açıdan sürdürülebilirliği tehlikeye girdiği,----- Yönünden; Dava dilekçesinde, şirketin adresinde bulunan ofisin---- kişisel barınma/konaklama için kullanıldığı, bu amaçla yatak odası, beyaz eşya ve mutfak eşyalarının alındığı belirtilmiştir. Davalı şirketin incelenen --------dönemi mizana göre, davaya konu olan beyaz eşya, yatak, koltuk takımı, televizyon, telefon, bilgisayar gibi eşyaların tamamının şirketin yasal defterlerinde Demirbaşlar hesap grubunda----- kapsamında duran varlıklar) kayıtlı olduğu, şirket aktifine kayıtlı bu harcamaların şirket adına yapıldığını ve şirketin aktifine girdiğini gösterdiği, bu tür harcamaların kişisel amaçla değil, işyeri faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında kullanılmak üzere edinildiğinin kabul edilmesi gerektiği, kişisel amaçla yapılmış bir harcama olması durumunda, bu harcamaların şirket kayıtlarında gider veya duran varlık olarak gösterilemeyeceği, yukarıda detayları gösterilen toplam ------- tutarındaki harcamaların tamamının, şirket kayıtlarına uygun şekilde muhasebeleştirildiği, demirbaş hesabında yer aldığı ve şirketin aktifine işlendiği tespit edilmiş, yapılan incelemede, yatak odası takımına ilişkin herhangi bir muhasebe kaydına rastlanmadığı, dava dışı ---- şirket hesaplarından yapılmış olan ve---- işlemde---- işlemde ---- açıklamasıyla toplamda--------alımına ilişkin ödeme olduğu, ancak bu alımlara ilişkin davalı şirketin aktifine alındığına dair defterlerinde herhangi bir kayıt olmadığı, fiilen alınmış ama kayıt dışı bırakılmış bu harcamanın kişisel kullanım için yapıldığı sonucunu doğurduğu, Kaçırılan ------ Değerlendirme Davacı vekili dava dilekçesinde Şirketin tek gelir kaynağı olan test portalının kapatılması nedeniyle önemli müşteri kayıpları yaşandığı, sözleşmelerin feshedildiği ve potansiyel test gelirlerinden mahrum kalındığı iddia ettiği, yapılan inceleme ve tespitler neticesinde davalı şirketin tek gelir kaynağının test gelirleri olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ihtarnamelerde ---- ihtarları ile sözleşmelerini feshettiği, davalı şirketin ticari defter kayıtları ile davalı ---- test gelirleri incelendiğinde az yukarıda belirtilen noter ihtarı ile sözleşmeyi feshedenkişi ve kurumlardan ---------test geliri elde edildiği, diğer kurum ve kişilerden gelir elde edildiğine dair veri olmadığı, davacı vekili tarafından dava dilekçe ekinde ihtanameler sunulmuşsa da ihtarnameleri keşide eden kurum ve kişilerle ilgili dosya kapsamında sözleşme, protokol vb. belgelere ilişkin bilgi bulunmadığı açıklanan nedenlerle bu aşamada kaçırılan fırsat/kazanç kaybı yönünden bir hesaplama yapılamadığı, BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN Sayın Mahkemece birleşen dava bakımından bilirkişi heyetine tevdi edilen görev kapsamında; birleşen dava açılış tarihi olan ----itibariyle davalı ----- mal varlığının gerçek değerinin tespiti amacıyla yapılan mali inceleme neticesinde aşağıdaki tespit ve değerlendirmelere ulaşılmıştır: Davalı şirketin---- tarihli bilanço verilerine göre şirketin toplam varlıkları ----- olup, buna göre özkaynak (net varlık) değeri ----- olarak hesaplanmış, hesaplanan bu değerin, muhasebe kayıtlarına dayanan defter değeri olduğu, şirketin bilançosundaki maddi varlıkların borçlardan arındırılmış net toplamını yansıttığı, Davalı şirketin aktiflerinde----- olarak yer aldığı, şirketin---- sermayesinin tamamının ----- sonu itibariyle -------- hesabına mahsuben kaydedildiği yani sermaye taahhüdü yerine getirilmiş gibi muhasebeleştirildiği, ancak bu tutarın şirket hesaplarına nakden fiilen yatırılmadığı, sadece muhasebe kaydı olarak düzenlendiğinin görüldüğü, ---------- varlık gibi görünse de, Şirket faaliyetlerinden elde edilmemiş, şirket dışına aktarılmış bir değer tahsilat riski taşıdığı için değerleme dışı bırakılmasının uygun olacağı bu durumda ise şirketin özkaynaklarının aşağıdaki şekilde olacağı,
Kalem Tutar (TL)
Toplam Aktifler ------
Ortaklardan Alacaklar ---
Düzeltilmiş Aktifler ---
Toplam Yükümlülükler ---
Revize Özkaynak Değeri -------
Davalı şirketin kaydi verilerine göre --- tarihi itibariyle özkaynakları ---- görünmekle birlikte, "Ortaklardan Alacaklar" gibi tahsil edilebilirliği belirsiz kalemler bu değeri yapay olarak yükselttiği, Şirketin gerçek değerinin, aktiflerin işletmeye kattığı faydaya ve gelecekteki gelir yaratma potansiyeline bağlı olduğu, bu nedenle, piyasa odaklı değerleme yaklaşımlarında faaliyet dışı kalemlerin ayıklanması önemli olduğu, yine bilanço üzerinde yer alan maddi duran varlıkların, muhasebe kayıtlarında yer alan değerlerinin gerçek piyasa değerini tam olarak yansıtmayabileceği, şirketin----- yılı başı itibariyle nakit ve banka mevcudunun çok düşük seviyede olduğu, gelir yaratma kapasitesinin son yıllarda önemli ölçüde azaldığı da gözlemlendiği, davalı şirketin son iki yılda düzenlediği faturaların toplam tutarı ---- olup, faaliyet karı elde edemediği ve ciddi faaliyet zararları (toplam -----) ile geçmiş yıllar zararlarının (enflasyon muhasebesi sonrası - -----) bulunduğu, bu durum, şirketin devamlılık varsayımı açısından riskli bir mali yapıya sahip olduğunu gösterdiği, açıklanan nedenlerle, "Ortaklardan Alacaklar" kaleminin hesaplama dışı bırakılması durumunda davalı şirketin---- tarihi itibariyle özkaynakları ----- olarak hesaplanmış olup, hesaplanan özkaynak tutarının yalnızca şirketin muhasebe kayıtlarındaki varlık ve borçlarına göre hesaplanmış olduğu, bu hesaplamada uzmanlık alanı dışında olması nedeniyle şirketin marka değeri, yazılım, lisans, müşteri portföyü, teknoloji birikimi vb. değerlemelerinin yer almadığı, Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK”nin 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir. Heyete mobilyacı bilirkişinin eklenmesine, mobilyacı bilirkişi için ---- ücret taktirine, davacı vekili tarafından 2 haftalık süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmasına, mobilyacı bilirkişi eklendikten sonra taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ----- Psikolojik Danışman ---- Bilgisayar Mühendisi ----, Mobilya İmal Ve Tamirciliği ---- Nitelikli Hesap Uzmanı Prof.Dr. --- tarafından sunulan --- tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; "6-SONUÇ ve KANAAT Huzurdaki davanın konusu, yönetici olan davalının şirkete verdikleri iddia olunan zararın şirkete ödenmesi istemine ilişkin olduğu, Asıl Dava Yönünden; davacı ve davalı vekillerince kök bilirkişi raporuna yönelik olarak ileri sürülen beyan ve itirazlar, bilirkişi heyetimizce, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler esas alınmak suretiyle incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme neticesinde, taraflarca ileri sürülen itirazların, kök raporda yer alan tespitleri, hesaplamaları değiştirecek nitelikte yeni bir belge, bilgi veya somut maddi olgu içermediği, KÖK raporda varılan görüş ve kanaatlerin aynen korunduğu, ilave değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Birleşen Dava Yönünden; Birleşen dava kapsamında, davalı şirketin mali durumu dava tarihine en yakın ---- tarihli bilanço verileri esas alınarak incelenmiş; defter kayıtlarına göre özkaynak tutarının kök raporda şirketin kaydi özkaynak değeri ------ olarak hesaplanmıştır. Ek rapor aşamasında mobilya bilirkişisi tarafından belirlenen ve dava tarihi itibarıyla ----- olarak hesaplanan mobilya ve demirbaş rayiç değerlerinin hesaba dahil edilmesi suretiyle yapılan yeniden değerlendirmede, şirketin düzeltilmiş özkaynak tutarı ----- olarak hesaplanmış olup; şirketin ortaklık yapısı dikkate alındığında davacının %50 payına isabet eden tutarı ise ------ olarak hesaplanmıştır. Nitelikli Hesaplamalar yönüyle; birleşen ortaklıktan çıkma davası yönünden ise; şirket değerinin tespitinde defter değeri esaslı net varlık yaklaşımının benimsenmesi, ek rapor aşamasında mobilya ve demirbaşların dava tarihi itibarıyla rayiç değerlerinin dikkate alınarak özkaynak tutarının düzeltilmesi, akademik ve bilimsel değerleme ilkelerine uygun olup; davacının payına düşen bedelin bu yöntemle belirlenmesi yasal mevzuata uygundur. Öte yandan, kök raporda dava dosyasına suret olarak sunulmuş banka dekontları ve hesap ekstrelerinin incelenmesi neticesinde ise davalı ortak ----tarafından şirket hesaplarına toplam ----- ödeme yapıldığı, davacı -----tarafından ise şirkete doğrudan nakdi bir ödeme bulunmadığı, ancak davalı adına şirket hesaplarından maaş, avans ve masraf ödemesi açıklamalarıyla toplam------- tutarında ödeme gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak; taraf itirazlarının, kök ve işbu ek bilirkişi raporlarında ulaşılan maddi vakıa tespitlerini ve hesaplamaları sarsacak nitelikte yeni, somut ve objektif veri içermediği; raporların bilimsel yöntemlere, muhasebe ve değerleme standartlarına ve yürürlükteki mevzuata uygun şekilde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, ileri sürülen itirazların bilirkişi raporlarını hükümsüz kılacak veya yeni bir hesaplama yapılmasını zorunlu kılacak mahiyette olmadığı, zararın varlığı ve kapsamı ile şirket değerine ilişkin nihai hukuki takdirin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu değerlendirilmiştir. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK”nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir. Asıl dava ve birleşen dava davacı vekili ----tarihli duruşmadaki beyanında; sulh olunduğu için asıl ve birleşen davadan ayrı ayrı feragat ettiklerini beyan etmiştir. Asıl dava ve birleşen dava davalı---- tarihli beyan dilekçesinde; Müvekkili ile davacı tarafın sulh olduğunu, kendilerinin vekil olarak vekalet ücreti istemediklerini, yargılama gideri istemediklerini, vekalet ücreti ve yargılama gideri haklarından feragat ettiklerini beyan etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
: Asıl dava şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemi, birleşen dava payın gerçek değerinin ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkma istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller başlıklı 74 üncü maddesi "(1) Açıkça yetki verilmemiş ise vekil;-------davadan veya kanun yollarından feragat edemez ... ", Davaya Son Veren Taraf İşlemleri Davadan feragat başlıklı 307 nci maddesi "(1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.", Feragat ve kabulün şekli başlıklı 309 uncu maddesi "(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.", Feragat ve kabulün zamanı başlıklı 310 uncu maddesi "(1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.---- Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir. ------- Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.", Feragat ve kabulün sonuçları başlıklı 311 inci maddesi "(1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." ve Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri başlıklı 312 nci maddesi "(1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir. (2) Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez." hükmünü düzenlemiştir. Asıl dava ve birleşen dava davacı vekili sulh olunduğu için asıl ve birleşen davadan ayrı ayrı feragat ettiğini beyan ettiği anlaşıldığından asıl ve birleşen davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Birleşen ------------ Esas sayılı davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
Asıl Dava
3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 853,88 TL harçtan mahsubuyla fazla alınan 121,88 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Taraflarca yapılan masrafların üzerilerinde bırakılmasına ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ---- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,
Birleşen Dava
7-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 427,60 TL harçtan mahsubuyla bakiye 304,40 TL harcın davacı taraftan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Taraflarca yapılan masrafların üzerilerinde bırakılmasına ve davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
10-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde------------- Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!