Anahtar kelimeler: Satımdan Bam Yazim İzmir Sağlanması Eksiklik Özetle Geçildi Karara Yoluna

DOSYA NO
: █████████KARAR NO
: █████████KARAR TARİHİ
: █████/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)BAM KARAR TARİHİ
: █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil alacağının sağlanması amacıyla İzmir 24. İcra müdürlüğü ██████████ E. Dosyası ile borçlu hakkında ilamsız icra yoluyla icra takibine geçildiği, borçlunun süresi içinde takibe konu olan borca itiraz ederek takibi durdurduğu, davalının itirazının samimi olmadığı ile haksız itirazın iptali ve % 20 dan az olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen, cevap vermemiş ve davayı inkar etmiş sayılmıştır.MAHKEMECE
: "...,Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sayılı takip dosyası ile yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de dosya kapsamına ve alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre; Davacı tarafın 2015-2016 ve 2018 yıllarına ait defter ve belgelerinin usulüne uygun tutulduğu ve kapanış kaydının yapıldığından lehine delil teşkil edeceği, davacı tarafın 2017 yıllına ait defter ve belgelerinin usulüne uygun tutulduğu ancak kapanış kaydının yapılmadığından lehine delil teşkil etmeyeceği, davacı tarafın defter ve belgelerine göre takip tarihi olan 05.09.2018 tarihinde davalıya 5.999.53 TL borcunun bulunduğu, davacı tarafın defter ve belgelerine göre dava tarihi olan 27.03.2019 tarihinde davalıya her hangi bir borcunun ya da alacağının bulunmadığı, davacı tarafın takip öncesi her hangi bir ihtarı bulunmadığından, davalı tarafın takip öncesi faiz talebine itirazının yerinde olduğu, davalı borçlunun faiz oranına itirazının yerinde olduğu, takip tarihinden itibaren tespit edilecek asıl alacağa 3095 saylı yasanın 2/2 maddesi gereğince hesap edilecek artan ve azalan oranlarda TCMB'nın kısa vadeli avanslara uyguladığı %9 faiz oranı üzerinden alacaklının faiz talep hakkı olduğu, davacı tarafın defter ve belgelerine göre dava tarihi olan 27.03.2019 tarihinde davalıya her hangi bir borcunun ya da alacağının bulunmadığı, dava dosyasına sunulan ....Antetli 26.06.2016 tarihli yazıya göre davalı tarafın davacı tarafa 55.000 TL borcunun bulunduğu. Ancak davacı tarafa ait resmi defterler de bu husus hakkında her hangi bir kaydın bulunmadığı, davacı tarafın takip öncesi her hangi bir ihtarı bulunmadığından, davalı tarafın takip öncesi faiz talebine itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla davacının icra takibi yapmakta haklılığını ispat edemediği kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Davacının davasının REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir.Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Aliağa’da gemi söküm malzemesi satışı işiyle iştigal ettiğini, taraflar arasında geçmişten gelen karşılıklı ticari alış verişler olduğunu, davalının, müvekkilinden gemiden çıkma parçalar satın aldığını, müvekkilinin de davalıya kamyon üstü vinç yaptırdığını, taraflar arasında █████/2015 tarihinde yapılan sözleşme imzalandığını, müvekkilinin vinç yapım ücretini ödediğini, vincin de müvekkiline teslim edildiğini, ancak vincin beklenilen vasıfta imal edilmediğinden iyi çalışmadığını ve davalıya iade edildiğini, davalının, bu vinci başkasına sattığını, ancak müvekkilinin parasını iade etmediğini, yerel mahkeme kararı gerekçesine dayanak bilirkişi raporunda sadece müvekkilinin ticari defterlerine bakıldığını ve dava tarihi itibariyle davalının davacıya borcunun olmadığı belirtilmiş ve bu sebeple davanın reddine karar verildiğini, mahkemece müvekkilinin alacağının gerçek dayanağı araştırılıp irdelenmediğini, taraflar arasındaki gerçek ticari ilişkiye göre taraflar arasında imzalanan sözleşmeye ve davalı şirket yetkilisi ...’nun el yazısı ile yazıp imzaladığı 20.06.2016 tarihli yazıya göre davalının davacıya 55.000-TL anapara borcunun olduğunun sabit olduğunu, ticari defterlerin önemli bir delil olduğunu, zira ticari teamüllere göre tarafların her ticari faaliyetini muhasebe kayıtlarına tam ve zamanında intikal ettirmemekte, henüz tahsil edemediği alacağına fatura kesip üstüne üstlük bu faturanın KDV ve vergi külfeti altına girmek istemediğini, nihai olarak müvekkilinin alacaklı olduğunun ispatlanmış olmasına rağmen davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, cari hesaptan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.█████/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.Davacı tarafça, taraflar arasında geçmişten gelen karşılıklı ticari alış verişler olduğunu, davacının vinç yapım ücretini ödediğini, vinçin teslim edildiğini ancak beklenilen vasıfta imal edilmediğinden iyi çalışmadığını ve davalıya iade edildiğini, davalını, bu vinci başkasına sattığını ancak davacının parasını iade etmediğini, davalı şirketten olan alacağın tahsili amacıyla İzmir 24. İcra Müdürlüğünün ██████████ esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesi sunmayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı defter ve kayıtlarında alacağın yer almadığının, sunulan dava dışı .... ... antetli 26.06.2016 tarihli "2 adet baş pervanesi verilecek, Gelen müşteri çekleri 55.000-TL olarak ....’a verilecektir" şeklindeki belgede davalı şirket adına verildiğine ilişkin ibare olmadığı, sözleşme kapsamında verildiğine ilişkin bilgi olmadığı gibi imzası bulunan ....'nun da Ticaret Sicil Gazetesi yazısına göre şirket yetkilisi olmadığı, mahkemenin █████/2021 tarihli ara kararı ile █████/2016 tarihli belgenin vinç satımına ilişkin verildiği hususunda varsa başka yazılı belgeleri sunmak üzere süre verilmesine rağmen başkaca yazılı belge sunulmayarak beyan dilekçesi sunulduğundan belgenin davalı şirketi bağlayıcılığı bulunmadığının, ispat yükü üzerinde olan davacının davasını kanıtlayamadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2021 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 534,70 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın re'sen taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2025